akp insanları ve başbakanın anlayışı gerçekten garip olan olgu. aldığı oyu %38'i , halkın iradesi olarak görüyor ve buna göre yaptığı tüm şeyleri kendinde hak görüyor. misal yolsuzluklar ortaya saçılıyor, halk buna kara verir diyor, ne yani mahkemelere ne oldu, adalet mülkün temeli değil miydi? Bir usulsüzlük oluyor, savcılar ,valiler haksız olarak görevden alınıyor, suçsuz insanlar sahte belgeler ile hapislere tıkılıyor, soruyorsun milli iradeye saygı duyalım. şimdi ben soruyorum başbakana seçimlerden galip çıkmak, tek partili iktidar demek , her şeyde o seçilenlerin hakkı olduğunu mu gösterir?
sayıştay kamu kuruluşlarını denetleyemezken, savcı sorgulama yapamazken, insanlar fikrini söyleyemez, eleştiri yapmak suç sayılmışken bunun neresi demokrasidir.
şu unutulmamalıdır istersen %95 oy al, eğer kanunsuz işlere karışmış isen senin hesap vereceğin yer sandık değil yüce divandır.
son kazandığımız ve en tempolu oynadığımız maçlardan elazığ maçında sahada olmayan karaktersiz. ben artık bu adam değil, kulübün içine bir sıçmadığı kalan bu adama teslim olan ve her maç formayı veren biliç'e kızıyorum.
tıpkı ''hepimiz hrant'ız , hepimiz ermeniyiz'' lafında olduğu gibi saçma ve anlamsız bulduğum sözdür. çünkü aslında hepimiz farklıyız, dinimiz, kökenimiz , hayat görüşlerimiz farklı, önemli olan hepimizin ermeni veya türk olması değil, önemli olan hepimizin birbirimizin farklılıklarına saygı duymayı öğrenmesi , ve bizim de farklılıklara saygı duymamızdır. yoksa hepimiz şuyuz , hepimiz buyuz benim gözümde sahte ve ''türkiye seninle gurur duyuyor'' gibi anlamsız bir söz olmaktan öteye gitmiyor. ne zaman bu ülkede biz ermeni değiliz, ama hrantı da seviyoruz ona kucak açıyoruz diyebiliriz, bunları tartışmaya gerek kalmaz. Ha o gün gelir mi??? hiç sanmıyorum.
higuita
cafu maldini gökhan keskin brehme
metin tekin sergen yalçın cantona ginola
hugo sanchez batistuta
benim sempati duyduğum ilk 11 bu olurdu herhalde. daha yüzlerce adam olmasına rağmen bir çırpıda aklıma gelenler bunlar.
cafu maldini gökhan keskin brehme
metin tekin sergen yalçın cantona ginola
hugo sanchez batistuta
benim sempati duyduğum ilk 11 bu olurdu herhalde. daha yüzlerce adam olmasına rağmen bir çırpıda aklıma gelenler bunlar.
malum logosu bilezik ve güneş ile birlikte akp'yi andıran parti. parti yetkileri yaptıkları açıklamada
''al parti olarak seçmenlerimizi uyarıyoruz. bize oy atacakken yanlışlıkla mührü ak parti'ye basmayınız. en çok bundan endişeleniyoruz." demişlerdir. yürü al parti, bileziğine kurban.
http://www.alparti.org.tr/index.php
''al parti olarak seçmenlerimizi uyarıyoruz. bize oy atacakken yanlışlıkla mührü ak parti'ye basmayınız. en çok bundan endişeleniyoruz." demişlerdir. yürü al parti, bileziğine kurban.
http://www.alparti.org.tr/index.php
kemal kılıçdaroğlunun, tayyip erdoğana atıf ettiği kelime. ''sen yürütmenin başısın, sen başçalansın'' diye seslenmiştir. hem de elindeki belgeler ile , imzalar ile, mit raporları ile gerçekleri ortya dökerek bunu yapmaktadır.
2009 yerel seçimlerinde ki tablo aşağıdadır;
chp %31.5 , mhp %27 oy almıştır. ,yani melihe oy atmayanlar %58 .şimdi mhp adayı chp'de. durum çok daha kritik.
http://secim.haberler.com/2009/sonuc.asp?il=ankara
chp %31.5 , mhp %27 oy almıştır. ,yani melihe oy atmayanlar %58 .şimdi mhp adayı chp'de. durum çok daha kritik.
http://secim.haberler.com/2009/sonuc.asp?il=ankara
ardından toromanın boruyu döşediği, daha sonrasında her zamanki gibi almeida'nın sıçıp sıvayarak maçın kopmasını önlediği, sonrasında cüneyt çakır'ın hinlikleri ve ferrari'nin şerefsizliği ile oyunun terse döndüğü ve topluca kahır olduğumuz maçtır.dolayısı ile bu gol arda kaynadı gitti.
bir çoğunun gerçek ve saf müslüman, kendi hallerinde bir yaşam sürdüğünü biliyorum ve onlar adına çok üzülüyorum. çünkü kendileri akp'ye oy vermenin çok önemli olduğuna, aksi durumda müslümanlığın yok edileceğine, kızlarının ona buna peşkeş çekileceklerine, camilerin ahır olacaklarına inandırılmış. devletin kaynakaları sınırsız şekilde harcanarak, ekonominin, sağlığın ve diğer her şeyin iyi gittiğine inandırmıştır, bu laflar artık karın doyurmayınca , ve ortaya dökülen pislikler sonrasında dış mihraklar ve paralel devlet söylemleri kendilerine anlatılmaya başlanmıştır.
Ben bu kesimi çok iyi anlıyorum sonuçta kendilerine ne empoze edilirse bunu bir yerden sonra kabul ediyorlar, çünkü televizyonlar , medya hep onlara aynı şeyi tekrarlıyor.
Bir dönem düşman asker oldu, sonra çapulcular sonra cemaat. Benim burada akp seçmeni saf insanlara sormak istediğim soru, neden herkesin akp hükümetine düşman olduğu, neden bu partinin sürekli mağdur olduğunu propoganda yapmasını düşünmeleri. nasıl oluyor da başbakan, tüm ailesi ve tüm milletvekillerinin bu dönemde nasıl bu kadar zenginleştiklerini düşünmeleri. yargıya dahi müdahallerin başladığı bu ülkede, kısıtlanan demokratik hakların ve gün be gün tahrip edilen cumhuriyetinin değerini bilip bilmediklerini kendisine sormasını ve tüm bunların bir başkanın zenginleşmesine alet olmaktan önemli olup olmadığını düşünüp buna göre oyunu kullanmasıdır.
Ben bu kesimi çok iyi anlıyorum sonuçta kendilerine ne empoze edilirse bunu bir yerden sonra kabul ediyorlar, çünkü televizyonlar , medya hep onlara aynı şeyi tekrarlıyor.
Bir dönem düşman asker oldu, sonra çapulcular sonra cemaat. Benim burada akp seçmeni saf insanlara sormak istediğim soru, neden herkesin akp hükümetine düşman olduğu, neden bu partinin sürekli mağdur olduğunu propoganda yapmasını düşünmeleri. nasıl oluyor da başbakan, tüm ailesi ve tüm milletvekillerinin bu dönemde nasıl bu kadar zenginleştiklerini düşünmeleri. yargıya dahi müdahallerin başladığı bu ülkede, kısıtlanan demokratik hakların ve gün be gün tahrip edilen cumhuriyetinin değerini bilip bilmediklerini kendisine sormasını ve tüm bunların bir başkanın zenginleşmesine alet olmaktan önemli olup olmadığını düşünüp buna göre oyunu kullanmasıdır.
gerektiğinde kendi oyuncusunu, hocasını, başkanını hatta kendisini bile eleştirmekten kaçınmayan, her zaman hakkın ve şerefin yanında olan,hiç bir hesap kitap yapmadan ve önemlisi kimseye biat etmeyen ve bu yönüyle diğer taraftarlardan ayrılan taraftar grubudur. ayrıca kimsenin bu taraftarlara susun, şunu bunu öğrenin demeye hakkı yoktur. beşiktaş taraftarı bir ümmet veya biat eden bir grup değildir, türkiye'nin bir mozağidir ve hepsinin ayrı ayrı fikirlerini söyleme, ve istedikleri gibi eleştirme hakları vardır, nasıl ki 7 aydır tek bir maçta hocası tarafından forma almayan bir oyuncunun, halen iyi olduğu iddia ediliyorsa, önder hocanın gerçek bir fenerli ve futbol cahili bir kondisyoner olduğunu söyleme hakkı olduğu gibi.
yerel seçim anketinde toplam oya bakılmaz. önemli olan istanbul,ankara,izmir, antalya,bursa, mersin, samsun, erzurum gibi şehirlerde belediyeyi kimin aldığıdır , hangi partinin hangi yeni belediyeleri kazandığıdır. sonuçta belediye başkanlık seçimlerinde parti ve ideolojiden çok adaya oy verilir. bu seçimleri genel milletvekili seçimleri ile karıştırmamak gerekir.
ha bana soruyorsanız izmir, ve ankara chp'nin olacaktır, ama istanbul için tam bir bıçak sırtı yarış devam ediyor ve sonucu ufak bir fark belirleyecektir. diğer illerle ilgili bir fikrim maalesef yok.
ha bana soruyorsanız izmir, ve ankara chp'nin olacaktır, ama istanbul için tam bir bıçak sırtı yarış devam ediyor ve sonucu ufak bir fark belirleyecektir. diğer illerle ilgili bir fikrim maalesef yok.
bence başlığı toptan silinmeli, hatta kainat üzerinden bile silinmesi gereken nefes alan organizma.
çocukluk yıllarımdan beri saat takmayı çok sevmediğim ve sonrasında cep telefonun yattığım yerden uzak tuttuğum ve saat tıkırtısından nefret etmem dolayı ile zaman içersin de profesörü olduğum hadise.Bunu yaparken dışarıya bakmama hiç lüzum yok, yani öyle hava aydınlanmış mı? yoksa karanlık mı gibi şeylerle uğraşmam, daha doğrusu bunun için özellikle kış aylarında yataktan kalkmaya üşenirim. ben bunun yerine sesleri dinlerim. Öncelikle kuşlar, özellikle kargalar benim öncelikli kaynaklarımdır ve saatleri asla şaşmaz. ayrıca arabaların geçiş sıklığı da saat ile ilgili çok faydalı bilgiler sağlar ancak bunu yaparken hafta sonu ve okulların tatil olduğu dönemlere dikkat edilmeli ve hata yapılmamalıdır.Ayrıca diğer bir önemli husus yaşadığın apartmana aşina olman, komşuların çıkış saatlerine göre kapı seslerini, asansör sesini takip etmendir. mesela karşı komşu 7.15'de çıkıyorsa onun kapı sesi sana saati söyler. ayrıca bakkallara malzeme getiren kamyon tarzı araçların seslerinin farkı, kedi miyavlamaları ve sokakta yaşanan hareketlilik saatin kaç olduğunu bana anlatır.
#334297 entrysi ile hem güldürmüş hem de gerçeklere parmak basmıştır. ayrıca komşu komşu daha neler var söyle bakayım, aytende her akşam eve geç geliyormuş diyorlar günahı boynuna
delillerin sahte ve uydurma olduğunu bütün geri zekalıların bile bildiği konuları ortaya atıp , bir de özür dileyecekmiş, bu şark kurnazı adamın taktiği belli, sap ile samanı karıştırmak. hani porno kasedi çıkınca piyasaya bir sürü sahte kaset sürülüp bakın hepsi sahte imajı verilir ya, işte bu adam kendilerinin kurduğu düzmece belgeler ve düzmece mahkemeler ile yargıladıkları bu insanları, şimdi kendi rezillikleri ortaya çıkınca ortay atıyor, ahhh bunlarıda biz yargılamadık yazık özür dileriz , ama bakım bize de kumpas kuruldu diye bebeklerin bile anlayacağı basit ve adi bir oyun hazırladığını düşünüyor, sivri zekası ile. yemezler kuzucuk yemezler..
büyük bir ihtimal ile fenerbahçe şükrü saraçoğlu stadı'nda oynanacak maç.
her yerde karşımıza çıkan abuk subuk söylem, bunları görünce ulan ne çok domalan varmış ki, herkes dik dur eğilme diyor birbirine diye geçiyor içimden.
ankara'da melihi devirebilecek tek adam mansur yavaş'tır ve önemli olan da budur, hanedanlığın yıkılması ve partizanlığın sona ermesi. bu yönden chp tarafından aday gösterilmesini yürekten destekliyorum aynen istanbul'da mustafa sarıgül'ü aday yapması gibi.ayrıca chp kuruluşu esansında tüm siyasi görüşleri, hatta tarikat liderlerini bile günün koşullarında bir çatı altında toplayan bir partiydi. partinin amacı komunizim veya soyalizimden çok, türkiye cumhuriyetini sağlam temellere oturtmak ve medeni bir ülke haline getirmekti. bu bakımdan bakıldığında mansur yavaş tüm bu kriterlere uyuyor.ayrıca belediye başkanı'nın siyasi görüşünden çok , çalışkan, dürüst ve ahlaklı olması daha önemlidir ve bir siyasi partinin amacı seçim kazanmaktır, yoksa koymuş saf sosyalisti almış %20 oy, kime neye faydası var. yine akp hanedanlığı devam etsin, yine rantlar, vurgunlar, talanlar devam etsin, yani istenilen bu mudur? anlamış değilim. beğenmeyen varsa gitsin faşist mansura değil, çok sevdikleri İ.melih'e oyunu atsın, veya başka bir partiye oyunu atıp akp'nin ekmeğine yağ sürsün.
bazı arkadaşların ısrarla , orta sahanın ortasında oynayan arkadaşlar için kullandıkları ,aslında hiç bir zaman var olmamakla beraber , anlaşıldığı manada kullanımı da günümüz futbolunda geçerliliğini yitirmiş bir tanımdır.aslında yetmişli yıllarda yıllarda ortaya çıkmıştır. , o zamana kadar defansın arkasında alan savunması yaparak stoperlerden sarkan topları toplayan ve oyuna sokan futbolcuların ki bunlara libero denilirdi ve defansın en arkasında oynarlardı, ancak bu savunmanın sıkıntıları belirip artık eskisi gibi iş yapmadığı anlaşılınca, bu arkadaşlar yerini bu sefer defansın arkasında değil de, önünde görev yapan topu oyuna sokma becerisi gelişmiş ve defansif yönü kuvvetli oyunculara bıraktılar. Bu sistemi kullanan takımlar 4-1-3-2 veya 4-1-4-1 dizilişiyle sahaya çıkarlardı. Takımda ön libero diye adlandırılan oyuncu 1 taneydi ve defansın hemen önünde yer alırdı. Ancak bu adamlar hiç bir zaman ön libero olarak adlandırılmadılar.
Çünkü bunun adı da ön libero değildi, zira libero (libre latince serbet demektir) yani serbet adam manasına gelir , ve dünyada hiç bir dilde ön libero diye bir tanım yoktur. Ön libero kavramının çıktığı ve dafnstan gelerek oyuna katılan oyuncular o yıllarda zaten defansda görev yapıyorlar ancak klişelerin aksine hucüma da katkı veriyorlardı.
1970 meksika dünya kupasında brezilyalı oyuncu clodoaldo ile başlayan defans oyuncusunun hücuma katkı yapma olayı, daha sonra, franz beckenbauer ile zirve yapmış, 1994 dünya kupasında dunga bu görevde çok başarılı olmuştu.Bunların çoğu aslında salt defans oyuncuları idiler ancak hücuma da katkı vermeye başlayarak, rakiplerin tüm planlarını alt üst etmişlerdi. Bunun üzerine herkes bazı arayışlara girdi.
Ancak bu sistemin sakıncaları zamanla su yüzüne çıktı ve ön libero( tekli ve sadece defans yönü kuvvetli ve savunmanın önünden ayrılmayan oyuncular) yerini bizim anladığımız manası ile defansif orta saha oyuncularına bıraktı, burada ki fark defansif orta saha oyuncularının aslında orta saha oyuncuları olup , defansa da yardım edebilme yeteneklerinin, pozisyon alma bilgilerinin olmasıydı, ancak ön liberolar gibi bu oyuncular aslında birer defans oyuncuları değildiler ve asıl görevleri orta sahayı kapatmak ve pozisyon oluşmadan pozisyonları önlemekti.
Yani sonuçta ön libero diye bir şey aslında yok, kullanımı tamamen yanlış ve literatürde yer almıyor. DMC diye adlandırılan oyuncular defansif midfielder yani defansif orta saha oyuncularıdır.
Anchorman diye adlandırılan oyuncular vardır bunlar defansın hemen önünde yer alırlar ve aslında bizim söylemek istediğimiz , türkçeye geçen terimi ile ön libero budur, ancak bu da serbest adam değildir ve libero tabiri yanlıştır. günümüzde bu sistemi kullanan takım yoktur.
Fabian ernest, veli kavlak, emre belözoğlu, xavi bunlar asla ve asla ön libero değildirler .defansif orta saha oyuncularıdır.
Çünkü bunun adı da ön libero değildi, zira libero (libre latince serbet demektir) yani serbet adam manasına gelir , ve dünyada hiç bir dilde ön libero diye bir tanım yoktur. Ön libero kavramının çıktığı ve dafnstan gelerek oyuna katılan oyuncular o yıllarda zaten defansda görev yapıyorlar ancak klişelerin aksine hucüma da katkı veriyorlardı.
1970 meksika dünya kupasında brezilyalı oyuncu clodoaldo ile başlayan defans oyuncusunun hücuma katkı yapma olayı, daha sonra, franz beckenbauer ile zirve yapmış, 1994 dünya kupasında dunga bu görevde çok başarılı olmuştu.Bunların çoğu aslında salt defans oyuncuları idiler ancak hücuma da katkı vermeye başlayarak, rakiplerin tüm planlarını alt üst etmişlerdi. Bunun üzerine herkes bazı arayışlara girdi.
Ancak bu sistemin sakıncaları zamanla su yüzüne çıktı ve ön libero( tekli ve sadece defans yönü kuvvetli ve savunmanın önünden ayrılmayan oyuncular) yerini bizim anladığımız manası ile defansif orta saha oyuncularına bıraktı, burada ki fark defansif orta saha oyuncularının aslında orta saha oyuncuları olup , defansa da yardım edebilme yeteneklerinin, pozisyon alma bilgilerinin olmasıydı, ancak ön liberolar gibi bu oyuncular aslında birer defans oyuncuları değildiler ve asıl görevleri orta sahayı kapatmak ve pozisyon oluşmadan pozisyonları önlemekti.
Yani sonuçta ön libero diye bir şey aslında yok, kullanımı tamamen yanlış ve literatürde yer almıyor. DMC diye adlandırılan oyuncular defansif midfielder yani defansif orta saha oyuncularıdır.
Anchorman diye adlandırılan oyuncular vardır bunlar defansın hemen önünde yer alırlar ve aslında bizim söylemek istediğimiz , türkçeye geçen terimi ile ön libero budur, ancak bu da serbest adam değildir ve libero tabiri yanlıştır. günümüzde bu sistemi kullanan takım yoktur.
Fabian ernest, veli kavlak, emre belözoğlu, xavi bunlar asla ve asla ön libero değildirler .defansif orta saha oyuncularıdır.
kendisi aynı cumhuriyet halk partisi gibi komunizimin karşısında olan, ve i.melihi koltuğundan çok yakında def edecek olan mhp kökenli, beypazarı belediyesinde yaptığıkları ile taraflı ,tarafsız herkesin takdirini toplamış dürüst bir siyasetçidir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?