confessions

avcarlıçürük

2. nesil Yazar - - Yazar -

  1. toplam entry 13432
  2. takipçi 0
  3. puan 246835

ercan saatçi

avcarlıçürük
geniş aile dizisindeki koyu bilal misali, sarı lacivert renkteki at gözlüklerini hiç çıkarmayan, çıkaramayan insandır. öyle ki bariz ofsayt olan pozisyonun ofsayt olmadığını, penaltıyla ilgisi olmayan pozisyonun penaltı olduğunu iddia etmektedir. öyle bir haldedir ki, pes'te de hakem hataları oluyor diyecek kadar düşmüştür. öyle bir haldedir ki ahmet çakar'ı beşiktaş'ı savunmak zorunda bırakmıştır. kendisine söyleyecek laf bulamıyorum, müsaadenizle istifra edip geleceğim.

edit: eksik yazdığını fark edip, sayfa kitlenince editleyemeyip hasta olan yazar modeli.

ricardo quaresma

avcarlıçürük
renkli basınımızın son bombasına göre, kendisinin 6 mart 2011 beşiktaş trabzonspor maçında oynayamamasının esas nedeni, kaşlarını aldırırken mikrop kapması imiş. üstelik de bu durum schuster'den gizlenmiş ama üstün gazetecilik anlayışıyla hürriyet, ortaya çıkarmış bu gerçeği. şimdi aynı titizlik ve duyarlılıkla, kaş aldırma eyleminin, mikrop kapmaya nasıl yol açabileceğini de açıklamalarını bekliyoruz kendilerinden. zira kaş almak, kesip biçerek yapılan bir iş değil ve quaresma'nın da mücella manikür salonu'nda kaş aldırması gibi bir olasılık söz konusu değil. bir de güzelleşeyim derken mikrop kaptı diye başlık atmışlar. [ybkz]swh[/ybkz][ybkz]swh[/ybkz][ybkz]swh[/ybkz]

bernd schuster

avcarlıçürük
kendisine bazı laflar hazırladığım teknik adamımız:

sevgili dayı,
fernandes'i çıkarıp nobre'yi almanın mantığını, "Rakibimiz 10 kişi kaldığı için fazladan orta saha oyuncusunu alıp, forvet oyuncusunu sokmak istedim." şeklinde açıklamışsın. fakat oyundan aldığın oyuncunun oyuna katkısıyla, oyuna soktuğun adamın katkısını da kıyaslamak gerekir sanki bir teknik adam olarak, ne dersin? mesela fernandes'in orta saha ile sınırlı kalmayıp, her yerde oynayabilen ve gerektiğinde gol bile atabilen bir adam olup, nobre'nin ise bir golcü olarak ayağında top tutmayı bile beceremeyip bize mütemadiyen saç baş yoldurduğunu ve arada sırada şansa attığı gollerin de o yolunan saçları geri getirmeyeceğini hesaba katmak gerek sanki bir teknik adam olarak, ne dersin? ha o değişiklik haricinde pek çok inadından vazgeçtiğin için takdir ederim seni, o ayrı. gitsen ne değişir, onu hiç bilmiyorum. sen geldiğinden beri karmaşık duygular içindeyiz sana karşı hep. şu an iyice bir karıştı işler. bir yandan, son birkaç maçtır yüzündeki heyecana, isyana ve isteğe bakıyorum ve tamam diyorum dayı sonunda o ruhu yakaladı. sonra bir hafta erhan güven değişikliği, bir hafta ferrari, bir hafta nobre derken bütün duygular yerle bir. sözün özü şu hocam, biz hâlâ üşüyoruz ve bu gidişle mayıs da gelse ısınamayacağız. artık tek dileğimiz, kupa finalinde (tabi çıkabilirsek) karşımıza ibb'nin çıkmaması.
saygılarımla.

6 mart 2011 beşiktaş trabzonspor maçı

avcarlıçürük
erbakan için açılan pankart, hiçbir akla, hiçbir mantığa sığdırılamaz. kimse de çıkıp sosyal duyarlılık martavalları okumaya kalkmamalı, öyle düşünenler için şöyle bir şeyler var çünkü:

(bkz: halkın takımı)
(bkz: 1 mayıs)

kapalı'nın bittiğinin, kimlerin ve nasıl bir zihniyetin elinde oyuncak olduğunun apaçık göstergesinden başka bir şey değildir bu pankart. yalakalıktır, eyyamcılıktır. bir de 1600 trabzonspor taraftarının, onbinlerce beşiktaş taraftarını susturması var ki bu cümleyi bi 10 sene önce kursam, ağzını bırakıp bilimum uzuvlarıyla gülerdi sanırım herkes. yani sözün özü:

(bkz: neresinden tutsan elinde kalıyor)
656 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol