tam da "millet işin amacını unuttu" derken, recep tayyip erdoğan'ın tunus'tan el atması ile, yeniden alevlenecek olan direniş. zira başbakanın inadı inat. halen "karar verdik, topçu kışlası olacak." deyip duruyor. aynen böyle devam tayyip, direniş ateşimiz hiç sönmeyecek sayende.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23447682.asp
taksim gezi parkı'nda bu akşam konser vermeyeceğini açıklayan sanatçılardan biri. sadece galatasaray lisesi'nden taksim meydanına yürüyecek. sosyal medyadan gelen büyük tepkiler üzerine, konser fikrinden vazgeçildi.
(bkz: taksim gezi parkı direnişi)
20 yıl önce madımak'ta yaşananların bire bir aynısının, adım adım yaşandığı şehir. tam 20 yıl sonra. ve hâlâ, gezi parkı'nda festival yapanları eleştirince eksileyen var. siktirin gidin abi. sikerler sözlüğünü de her şeyini de.
he gezi parkı'ndaki panayır çok güzel he. ulan rize'de bir binada direnişçiler mahsur kaldı ve etrafını eli sopalılar kuşattı. polis de binanın önündeydi ve 1 saate yakın bir süre boyunca müdahale etmedi. ikinci bir madımak vakası yaşatmak istediler! ve gezi'dekiler hâlâ lay lay lom. biraz vicdanlı olun, ayıptır be. o insanlar sizin için döküldü sokaklara. insanlar katliam tehlikesiyle baş başa kalmış, ana akım medya yine uykuya geçmiş, gezi parkı kendi havasında. ayıp be.
https://fbcdn-sphotos-g-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn1/922793_10151775267816844_1642617781_n.jpg
al sana rize'deki manzara. daha da "gezi parkı'ndaki eylem daha mantıklı bence yeaea" diyenin de vicdanını siksinler.
https://fbcdn-sphotos-g-a.akamaihd.net/hphotos-ak-prn1/922793_10151775267816844_1642617781_n.jpg
al sana rize'deki manzara. daha da "gezi parkı'ndaki eylem daha mantıklı bence yeaea" diyenin de vicdanını siksinler.
fiba tarafından transfer yasağı getirilen takımımız. sebep ve detaylar:
http://www.kartalbasket.org/2013/06/05/besiktas-ve-fenerbahce-ulkere-fibadan-transfer-yasagi/#more
http://www.kartalbasket.org/2013/06/05/besiktas-ve-fenerbahce-ulkere-fibadan-transfer-yasagi/#more
bazen tek başına yeterli değildir. pekiştireç kullanma ihtiyacı hissedebilirsiniz. o zamanlar için: "ya he amk he he".
taksim gezi parkı direnişi ile başlayan ve ülkeye yayılan olaylarda görülen ve fotoğraflarla belgelenen durum.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23430325.asp
eminim başka ülkelerde de örnekleri olan, aşırı demokratik ve haklı bir uygulamadır.
http://www.hurriyet.com.tr/gundem/23430325.asp
eminim başka ülkelerde de örnekleri olan, aşırı demokratik ve haklı bir uygulamadır.
hafiften sulandırılmaya başlayan direniş. şahsen canımı sıkan bazı şeyler var.
- gezi parkı'ndaki ortamın, iyiden iyiye, dış dünyadan bağımsız bir şenlik ortamı hâlini alması. tamam, bu bir savaş değil, direniş. ama son 1 haftadır en çok bıktığım laf da şu: "provokasyonlara gelmeyin arkadaşlaaağğğğr!" yahu senin 500 metre ötende, insanlar ölümle burun buruna gelmiş, göz gözü görmüyor, sen orada halaylar çekip şarkılar falan söylüyorsun bir de üstüne ahkâm kesiyorsun. dün mesela, şöyle bir olay oldu. semt bizim aşk bizim ile akşam gezi parkı'nda buluştuk. biraz takıldık orada. sonra dolaşalım dedik, meydanda çarşı'nın gelişine denk geldik. akm'nin çatısındakilerle karşılıklı tezahüratlar falan. güzel bir ortam. sonra gümüşsuyu'ndan aşağı inmeye başladık. kurulan barikatlara ağzımız açık bakarak. aşağılara doğru kalabalık gruplar vardı, tezahüratlar yapıp sloganlar atıyorlardı. beleştepe'ye kadar inip, karşıya geçip stadın önünde durduk. tam o sırada, karşı tarafta, beleştepe'de duran çocuklar "toma geliyor, bu tarafa gelin." diye seslendi. aşağıda, sahil tarafında bir tane gördük. telaşlanmadan karşıya geçmeye çalışırken, sağıma baktım ve yukarıdan da bir tane geldiğini gördüm. 50 metre kadar yakınımdaydı ve yolun ortasında ikimizden başka kimse yok. koşmaya başladık mecburen, onlar da aynı anda su sıkmaya başladı. bayır yukarı koşmaktan, kalbimiz ağzımızdan çıkacak noktaya geldi ama tehlikeyi atlatıp tekrar taksim'e çıkmayı başardık. sonra da evlere döndük zaten. eve gelip twitter'a baktığımda, gümüşsuyu'ndan haberler gelmeye devam ediyordu. gaz atılıyor, çatışma başladı, vs. ntv'yi açtım, canlı yayın yapıyor dolmabahçe'den. "bir grubun polisi kışkırtmasıyla başlayan olaylar" şeklinde veriyor haberi. twitter'a bakıyorum, aynı ağız. millet "provokasyon" deyip duruyor. bizzat şahidiyim olayın başlangıcının ve en ufak bir kışkırtma olmadı. herkes kendi halinde takılırken, durduk yerde, geçerken su sıktı millete. sırf zevk için. yani evet, provokasyon var ama yapan halk değil, polis. yazdım yazdım, fazla yankı uyandırmadı. sonra olayın içinde olan birkaç kişi daha yazınca inanmaya başladı millet. kısacası, bu "provokasyonlara gelmeyelim" olayının tamamen boku çıkmış durumda. yukarıda anlattığım olayın aynısı, aynı saatlerde adana'da yaşandı. gece boyunca atatürk parkı'nda olan arkadaşım arayıp anlattı. parkta çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kendi halinde oturan insanlara, birden bire gelip gaz ve su sıkmış polis. kalabalığı dağıtmış ve gitmiş. ne bu şimdi? kim provokatör?
- artı, istanbul dışındaki şehirlerde yaşanan olaylarda resmen katliam yaşanmış, 3 kişi ölmüş ama gezi parkı'nda hâlâ, rahatsız edici bir "hayat sevince güzel" havası. tamam "abdullah cömert onurumuzdur" pankartı asmışsın ama ortam, bir şenlik ortamı. ayıp. polis, insanların kafasına sıkıyor, insanlar ölüyor ve sen orada, dış dünyayla bağlantılarını koparmış bir yerde oturup "yapmayın, amacından sapmasın" diyorsun. kim saptırıyor, kim yapıyor?
- "kandil günü" vurgusu. bu mesele o kadar büyüdü ki, kandil üzerinden vurmaya çalışanlardan çok, buradan vurulmasından korkanlar konuştu bunu. adeta eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürüldü. anladık anasını satayım, kandil günü ortalıkta içki içip, millete malzeme verilmeyecek. sağır sultan duydu. tamam. abartıp, malzemeyi kendi ellerinle verme.
- medyanın, olayları yayınlamaya başladığı günden (6. gün) itibaren aniden ortaya çıkan "polisle uzlaşma" vakaları. iki gün önce beşiktaş'ta başladı. sonra başka yerlerde de olmuş. polisle sohbet eden vatandaş videoları çıkmaya başladı ortaya. bu konudaki rahatsızlığımı, ekşi sözlük'te yazılan bir entry, çok güzel anlatmış:http://eksisozluk.com/entry/34350839?utm_source=facebook&utm_medium=wall&utm_campaign=social&utm_content=4+haziran+2013+ankara+eylemleri&utm_term=0 sosyal medyayı takip etmeyen ve olayları ana akım medyadan duyan insanlarda, polisin nefsi müdafaa yaptığı kanısı oluşturulmaya çalışılıyor. içişleri bakanı ve bülent arınç'ın açıklamaları da bunun bir kanıtı.
- gezi parkı'ndaki lay lay lom havanın, sosyal medyaya da sıçraması ve insanların yavaş yavaş, goygoya geri dönmesi. abdullah cömert'in cenazesi kaldırılalı 24 saat bile olmadı oysaki.
- atatürk kültür merkezi'ne asılan siyasi içerikli pankartlar. pazar günü, chp mitingi iptal edip alana gelecek diye kıyamet koptu. "kimse bunu siyasi bir direniş haline getiremez. kimse bundan nemalanamaz!!" diye atıp tutanlardan geçilmedi ortalık. ama akm'de asılı duran pankartlara, birkaç kişi dışında kimseden tepki yok. bu tavır, başbakan'ın tavrına çok benziyor. o da takmış kafayı "cehape"ye; ne olsa onlar suçlu. direnişe chp katılınca ortalığı ayağa kaldırıp, türlü türlü sol partiler alanı işgal edince susmanın da bundan pek bir farkı yok sanki.
şu an aklıma gelenler bunlar. iş, gittikçe amacından sapmaya başladı. umarım böyle böyle insanlar olayın amacını unutup da, sonunda sessizce evlere dağılmaz.
edit: en önemlisini unuttum; çarşı muhabbeti. bitirin artık şunu. hayranlık duyma demiyorum, hobi olarak yine duy [ybkz]swh[/ybkz] ama bokunu çıkarma. önüne geleni "çarşı" etiketi altında toplayıp, insanları zor durumda bırakma.
- gezi parkı'ndaki ortamın, iyiden iyiye, dış dünyadan bağımsız bir şenlik ortamı hâlini alması. tamam, bu bir savaş değil, direniş. ama son 1 haftadır en çok bıktığım laf da şu: "provokasyonlara gelmeyin arkadaşlaaağğğğr!" yahu senin 500 metre ötende, insanlar ölümle burun buruna gelmiş, göz gözü görmüyor, sen orada halaylar çekip şarkılar falan söylüyorsun bir de üstüne ahkâm kesiyorsun. dün mesela, şöyle bir olay oldu. semt bizim aşk bizim ile akşam gezi parkı'nda buluştuk. biraz takıldık orada. sonra dolaşalım dedik, meydanda çarşı'nın gelişine denk geldik. akm'nin çatısındakilerle karşılıklı tezahüratlar falan. güzel bir ortam. sonra gümüşsuyu'ndan aşağı inmeye başladık. kurulan barikatlara ağzımız açık bakarak. aşağılara doğru kalabalık gruplar vardı, tezahüratlar yapıp sloganlar atıyorlardı. beleştepe'ye kadar inip, karşıya geçip stadın önünde durduk. tam o sırada, karşı tarafta, beleştepe'de duran çocuklar "toma geliyor, bu tarafa gelin." diye seslendi. aşağıda, sahil tarafında bir tane gördük. telaşlanmadan karşıya geçmeye çalışırken, sağıma baktım ve yukarıdan da bir tane geldiğini gördüm. 50 metre kadar yakınımdaydı ve yolun ortasında ikimizden başka kimse yok. koşmaya başladık mecburen, onlar da aynı anda su sıkmaya başladı. bayır yukarı koşmaktan, kalbimiz ağzımızdan çıkacak noktaya geldi ama tehlikeyi atlatıp tekrar taksim'e çıkmayı başardık. sonra da evlere döndük zaten. eve gelip twitter'a baktığımda, gümüşsuyu'ndan haberler gelmeye devam ediyordu. gaz atılıyor, çatışma başladı, vs. ntv'yi açtım, canlı yayın yapıyor dolmabahçe'den. "bir grubun polisi kışkırtmasıyla başlayan olaylar" şeklinde veriyor haberi. twitter'a bakıyorum, aynı ağız. millet "provokasyon" deyip duruyor. bizzat şahidiyim olayın başlangıcının ve en ufak bir kışkırtma olmadı. herkes kendi halinde takılırken, durduk yerde, geçerken su sıktı millete. sırf zevk için. yani evet, provokasyon var ama yapan halk değil, polis. yazdım yazdım, fazla yankı uyandırmadı. sonra olayın içinde olan birkaç kişi daha yazınca inanmaya başladı millet. kısacası, bu "provokasyonlara gelmeyelim" olayının tamamen boku çıkmış durumda. yukarıda anlattığım olayın aynısı, aynı saatlerde adana'da yaşandı. gece boyunca atatürk parkı'nda olan arkadaşım arayıp anlattı. parkta çoluk-çocuk, genç-yaşlı, kendi halinde oturan insanlara, birden bire gelip gaz ve su sıkmış polis. kalabalığı dağıtmış ve gitmiş. ne bu şimdi? kim provokatör?
- artı, istanbul dışındaki şehirlerde yaşanan olaylarda resmen katliam yaşanmış, 3 kişi ölmüş ama gezi parkı'nda hâlâ, rahatsız edici bir "hayat sevince güzel" havası. tamam "abdullah cömert onurumuzdur" pankartı asmışsın ama ortam, bir şenlik ortamı. ayıp. polis, insanların kafasına sıkıyor, insanlar ölüyor ve sen orada, dış dünyayla bağlantılarını koparmış bir yerde oturup "yapmayın, amacından sapmasın" diyorsun. kim saptırıyor, kim yapıyor?
- "kandil günü" vurgusu. bu mesele o kadar büyüdü ki, kandil üzerinden vurmaya çalışanlardan çok, buradan vurulmasından korkanlar konuştu bunu. adeta eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürüldü. anladık anasını satayım, kandil günü ortalıkta içki içip, millete malzeme verilmeyecek. sağır sultan duydu. tamam. abartıp, malzemeyi kendi ellerinle verme.
- medyanın, olayları yayınlamaya başladığı günden (6. gün) itibaren aniden ortaya çıkan "polisle uzlaşma" vakaları. iki gün önce beşiktaş'ta başladı. sonra başka yerlerde de olmuş. polisle sohbet eden vatandaş videoları çıkmaya başladı ortaya. bu konudaki rahatsızlığımı, ekşi sözlük'te yazılan bir entry, çok güzel anlatmış:http://eksisozluk.com/entry/34350839?utm_source=facebook&utm_medium=wall&utm_campaign=social&utm_content=4+haziran+2013+ankara+eylemleri&utm_term=0 sosyal medyayı takip etmeyen ve olayları ana akım medyadan duyan insanlarda, polisin nefsi müdafaa yaptığı kanısı oluşturulmaya çalışılıyor. içişleri bakanı ve bülent arınç'ın açıklamaları da bunun bir kanıtı.
- gezi parkı'ndaki lay lay lom havanın, sosyal medyaya da sıçraması ve insanların yavaş yavaş, goygoya geri dönmesi. abdullah cömert'in cenazesi kaldırılalı 24 saat bile olmadı oysaki.
- atatürk kültür merkezi'ne asılan siyasi içerikli pankartlar. pazar günü, chp mitingi iptal edip alana gelecek diye kıyamet koptu. "kimse bunu siyasi bir direniş haline getiremez. kimse bundan nemalanamaz!!" diye atıp tutanlardan geçilmedi ortalık. ama akm'de asılı duran pankartlara, birkaç kişi dışında kimseden tepki yok. bu tavır, başbakan'ın tavrına çok benziyor. o da takmış kafayı "cehape"ye; ne olsa onlar suçlu. direnişe chp katılınca ortalığı ayağa kaldırıp, türlü türlü sol partiler alanı işgal edince susmanın da bundan pek bir farkı yok sanki.
şu an aklıma gelenler bunlar. iş, gittikçe amacından sapmaya başladı. umarım böyle böyle insanlar olayın amacını unutup da, sonunda sessizce evlere dağılmaz.
edit: en önemlisini unuttum; çarşı muhabbeti. bitirin artık şunu. hayranlık duyma demiyorum, hobi olarak yine duy [ybkz]swh[/ybkz] ama bokunu çıkarma. önüne geleni "çarşı" etiketi altında toplayıp, insanları zor durumda bırakma.
2 haziran günü dolmabahçe'de polis tarafından linç edilmeye çalışılan gencin kaleminden, o gece yaşananlar ve öncesi:
http://www.selcukuygur.com/2013/06/04/dolmabahce-polis-siddeti-goruntulerinin-marjinal-capulcusu-neden-orada-dusen-son-adamdim/
http://www.selcukuygur.com/2013/06/04/dolmabahce-polis-siddeti-goruntulerinin-marjinal-capulcusu-neden-orada-dusen-son-adamdim/
tmsf'nin el koyduğu televizyon kanallarından biri. ilk icraatlarından biri, kemal kılıçdaroğlu'nun parti grup toplantılarının yayınını yasaklamak olmuş. dünkü konuşması, bu sebeple yayınlanmadı. ama biz götümüzün keyfi için direniyoruz bir haftadır. hiç böyle faşist uygulamalar olduğundan değil yani.
https://pbs.twimg.com/media/BL6vrg5CYAA6IgG.jpg:large
taksim gezi parkı direnişinde, sivil polisler tarafından yapıldığına gözlerimizle şahit olduğumuz olay. 31 mayıs cumartesi günü, tarlabaşı'nda, tek bir kişi, otobüs durağına onlarca taş atıp, durağın camlarını aşağı indirdi, gözümüzün önünde. kimse ona katılmadı. hedefini belirlemişti ve işini yapıyordu. ayrıca sivil olmayan polislerin yaptığının kanıtı bile var:http://www.youtube.com/watch?v=ovLwE3Nf0Gg
bir de şöyle bir şey var:http://www.youtube.com/watch?v=K_wBWJg9Yq0
bir de şöyle:https://pbs.twimg.com/media/BLx7qMMCAAAAqPJ.jpg:large
bir de şöyle:https://pbs.twimg.com/media/BL4BtcTCUAAqLGt.jpg:large
şöyle:https://twitter.com/janickthepriest/status/341694353422577667/photo/1
şöyle:https://twitter.com/cemmumcu/status/341228346866270209
şöyle:https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10151503181473752&set=a.153538058751.118203.638103751&type=1&theater
şöyle:https://twitter.com/banuguven/status/341116070398140416/photo/1
istisnaları bilemem ama istanbul'da günlerdir gaz manyağı olmuş birine gidip de "polis provake etmiyor" derseniz, o kişinin size kafa atması bile mümkün.
bir de şöyle bir şey var:http://www.youtube.com/watch?v=K_wBWJg9Yq0
bir de şöyle:https://pbs.twimg.com/media/BLx7qMMCAAAAqPJ.jpg:large
bir de şöyle:https://pbs.twimg.com/media/BL4BtcTCUAAqLGt.jpg:large
şöyle:https://twitter.com/janickthepriest/status/341694353422577667/photo/1
şöyle:https://twitter.com/cemmumcu/status/341228346866270209
şöyle:https://www.facebook.com/photo.php?fbid=10151503181473752&set=a.153538058751.118203.638103751&type=1&theater
şöyle:https://twitter.com/banuguven/status/341116070398140416/photo/1
istisnaları bilemem ama istanbul'da günlerdir gaz manyağı olmuş birine gidip de "polis provake etmiyor" derseniz, o kişinin size kafa atması bile mümkün.
#279460
1 haftadır, polislerin "meşru müdafaa" durumuna geçmesini gerektirecek tek bir an bile yaşanmadı. hikâye anlatma arınç. ama gerçi senin derdin, hikâye anlatmak. özür kılıfına geçirilmiş çarpıtma. bu saçma sapan açıklamaya cevap olacak, dünya kadar video ve fotoğraf var. şöyle alalım seni, sevgili duygusal bülent:
http://delilimvar.tumblr.com/archive
1 haftadır, polislerin "meşru müdafaa" durumuna geçmesini gerektirecek tek bir an bile yaşanmadı. hikâye anlatma arınç. ama gerçi senin derdin, hikâye anlatmak. özür kılıfına geçirilmiş çarpıtma. bu saçma sapan açıklamaya cevap olacak, dünya kadar video ve fotoğraf var. şöyle alalım seni, sevgili duygusal bülent:
http://delilimvar.tumblr.com/archive
olayların, ilk kıvılcımdan itibaren [ybkz]swh[/ybkz] kronolojik olarak sıralandığı bir site yapmışlar:
http://taksimdeneleroluyor.tumblr.com/homepage
http://taksimdeneleroluyor.tumblr.com/homepage
polis kurşunuyla başından vurularak katledilen genç. valiliğe göre ise, faili meçhul. bizim için faili meçhul demek, "katil devlet" demek. biz mesajı aldık, sayın hatay valiliği. redhack de aldı. merak etmeyin. (hatay valiliğinin sitesi çökertildi.)
taksim gezi parkı direnişinin başladığı andan itibaren beklenen ve ortaya çıkmasına şaşırılmayan kişilerin yaptığı eylem. bunlar ya sivil polistir ya da onların maşası olarak çalışan kişilerdir. görevleri, pasif ve kararlı bir direnişi, silahlı çatışmaya dönüştürmektir. taksim'de;
- arkadaşlaaarr! herkes beşiktaş'a, herkes beşiktaş'a!
diye bağırıp, taksim'deki kalabalığı oraya çekip, orada da polisi kışkırtıp kaçmakla başlarlar. oraya sürükledikleri insanlar cehennemi yaşarken, kendileri çoktan kaçmıştır. sonra bakarlar ki, gezi parkı'ndaki kalabalık dağılmamış, taksim hâlâ direniş nöbetinde. kışkırtmanın dozunu arttırırlar. kasti olarak başı boş bırakılmış araçları yakarlar. siyasi, ırkçı vb sloganlar atarlar.
- gezi parkı savaş alanına döndü, gazdan göz gözü görmüyor!!!!!11
diye haberler yayarlar. polise taş atarlar. daha bir sürü şey. biliyoruz, görüyoruz hepimiz. başbakan da çıkıp "%50'yi evlerinde zor tutuyoruz." diye kışkırtıcı açıklamalarla iyice karıştırır ortalığı ve sonra da ülkeden kaçıp gider. "döndüğümde bu iş bitmiş olsun." der. polis beşiktaş'tan çekilir ama dolmabahçe'yi, ankara'yı, adana'yı, antakya'yı yangın yerine çevirir. gerçek mermiyle adam öldürür. diyeceğim o ki, sizin o provakatör dediğiniz, aslında polisin ve iktidarın ta kendisidir. olayları alevlendirmek istemelerinin sebebi, bu direnişi direniş olmaktan çıkarıp, çatışmaya dönüştürmektir. böylelikle, sergiledikleri, izin verdikleri vahşeti, yaptıkları katliamları, cinayetleri meşru kılacaklar.
şimdi bütün bunlar delillerle ortada olduğu halde "bu iş amacından saptı, ben gidiyorum." diyen varsa -ki var, görüyorum- gidebilir. ama kimsenin de peşinden gelmesini beklemesin. 10 gün öncesine kadar birbirini boğazlayacak kadar büyük fikir ayrılıklarına sahip olup da, 1 haftadır omuz omuz omuza olan ve bunu kimsenin bozmasına izin vermeyen insanların direnişine kimse engel olamayacak. bu insanlar, bu kadar kolay pes etmeyecek. bu direnişin hedefinde olanlar, köşeye sıkıştı. birbirinden çelişkili ve saçma açıklamalar yapmaları, bu yüzden. korktular ve korktukça da şiddetin dozunu arttırıyorlar. "%50'yi salarım" dediği kişiler, o polislerin yanında eli sopalı gezen tipler zaten. direnişe katılan hiç kimse provakatörlük, partizanlık ve yandaşlık yapmıyor. bu direniş bir devrime dönüşecekse, bu öyle 1 haftada olup bitecek bir iş değil. kolay olmayacak. kolay olacağını kimse söylemedi. daha da zorlaşacak. "güneşi zaptetmek" istiyorsanız, dayanacaksınız. sabredeceksiniz. "hofff siz işi amacından saptırdınız. gidiyom ben." diyenlerle, devrim falan olmaz. son söz:
direne direne kazanacağız.
- arkadaşlaaarr! herkes beşiktaş'a, herkes beşiktaş'a!
diye bağırıp, taksim'deki kalabalığı oraya çekip, orada da polisi kışkırtıp kaçmakla başlarlar. oraya sürükledikleri insanlar cehennemi yaşarken, kendileri çoktan kaçmıştır. sonra bakarlar ki, gezi parkı'ndaki kalabalık dağılmamış, taksim hâlâ direniş nöbetinde. kışkırtmanın dozunu arttırırlar. kasti olarak başı boş bırakılmış araçları yakarlar. siyasi, ırkçı vb sloganlar atarlar.
- gezi parkı savaş alanına döndü, gazdan göz gözü görmüyor!!!!!11
diye haberler yayarlar. polise taş atarlar. daha bir sürü şey. biliyoruz, görüyoruz hepimiz. başbakan da çıkıp "%50'yi evlerinde zor tutuyoruz." diye kışkırtıcı açıklamalarla iyice karıştırır ortalığı ve sonra da ülkeden kaçıp gider. "döndüğümde bu iş bitmiş olsun." der. polis beşiktaş'tan çekilir ama dolmabahçe'yi, ankara'yı, adana'yı, antakya'yı yangın yerine çevirir. gerçek mermiyle adam öldürür. diyeceğim o ki, sizin o provakatör dediğiniz, aslında polisin ve iktidarın ta kendisidir. olayları alevlendirmek istemelerinin sebebi, bu direnişi direniş olmaktan çıkarıp, çatışmaya dönüştürmektir. böylelikle, sergiledikleri, izin verdikleri vahşeti, yaptıkları katliamları, cinayetleri meşru kılacaklar.
şimdi bütün bunlar delillerle ortada olduğu halde "bu iş amacından saptı, ben gidiyorum." diyen varsa -ki var, görüyorum- gidebilir. ama kimsenin de peşinden gelmesini beklemesin. 10 gün öncesine kadar birbirini boğazlayacak kadar büyük fikir ayrılıklarına sahip olup da, 1 haftadır omuz omuz omuza olan ve bunu kimsenin bozmasına izin vermeyen insanların direnişine kimse engel olamayacak. bu insanlar, bu kadar kolay pes etmeyecek. bu direnişin hedefinde olanlar, köşeye sıkıştı. birbirinden çelişkili ve saçma açıklamalar yapmaları, bu yüzden. korktular ve korktukça da şiddetin dozunu arttırıyorlar. "%50'yi salarım" dediği kişiler, o polislerin yanında eli sopalı gezen tipler zaten. direnişe katılan hiç kimse provakatörlük, partizanlık ve yandaşlık yapmıyor. bu direniş bir devrime dönüşecekse, bu öyle 1 haftada olup bitecek bir iş değil. kolay olmayacak. kolay olacağını kimse söylemedi. daha da zorlaşacak. "güneşi zaptetmek" istiyorsanız, dayanacaksınız. sabredeceksiniz. "hofff siz işi amacından saptırdınız. gidiyom ben." diyenlerle, devrim falan olmaz. son söz:
direne direne kazanacağız.
direnişe destek olarak değiştirilmesi gereken organizasyon. gezi parkı nöbeti sürecektir. bu bir süreç ve daha yolun başındayız. üç kişiyi kaybettik, üçü de gencecik. polis geri çekilse, insanlar nöbeti bıraksa bile, bu insanların kanı bile kurumamış olacak o gün. direnişe başından beri destek veren; bu uğurda mayıs ayında kendi rekorunu kıran sözlüğü bir kenara bırakan; gaz yiyen, uyku uyumayan yazarlar olarak, 5 gün sonra orada lay lay lom yapmak, bize yakışmaz. benim fikrim budur.
"bu daha başlangıç; mücadeleye devam."
"bu daha başlangıç; mücadeleye devam."
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?