zeki önder özen

28 /
gidiyorum bu
"Futbol takımlarının normalde bir sezona hazırlanırken teknik anlamda bir takım planlaması olur. Biz bu planlamayı göreve başladığımızdan itibaren yaptık. İlk hamlemiz Vincenzo Italiano idi. 6 Haziran'daki imza töreninden 20 dakika sonra Alexander Nübel ile görüşmelere başladık.

Transfer dönemini üçe böldük. 1. bölüm; o dönemde hiç kalecimiz yoktu, sadece 1 sol bekimiz vardı ve sol kanat oyuncumuz yoktu. 17 Temmuz'a kadar olan bölümü 1. bölüm olarak değerlendirdik ve tamamen eksikleri gidermeye odaklandık. Birinci aşama bitti bizim için. 2. Aşama, 15 Ağustos'a kadar sürecek olan kadromuzu güçlendirme dönemi. Bazı mevkilere transferler yapacağız. Son aşama ise 4 Eylül'e kadar olacak. O dönemde varsa fırsatları bekleyeceğiz.

Bu tamamen şahsi düşüncemdir. Elbette Mario Gomez gibi büyük yıldız Beşiktaş'ta oynadı ve şampiyonluk yaşadı. Quaresma gibi bir süper yıldız Beşiktaş'ta top oynadı ve şampiyonluk yaşadı. Ben çocuktum; Beşiktaş'ın şampiyonlukları daha düşük maliyetli, belki şöhreti çok yüksek olmayan ama ciğerden oynayan oyuncularla gelmişti. Çoğu öz kaynak üzerinde veya yerli, kulüp aidiyeti yüksek oyuncularla gelmişti. Beşiktaş'ın taraftarları ile futbol takımı arasında gerçek bir organik bağ var, diğerlerine göre daha fazla organik. Hiç inorganik olmayan bir yıldızın peşinden sürüklenerek gidilmiş bir bağ değil; bir kimliğin peşinden giderek kurulmuş bir bağ var. Ben böyle görüyorum.

Elbette zaman değişiyor, elbette bir Z kuşağı gerçeğimiz var, elbette hayat değişiyor. Ben şunun değişmesine bir türlü razı gelemiyorum: Beşiktaş'ın taraftarı ile kurduğu bağın tipinin değişmesine ben razı gelmiyorum. Buna razı gelmeyecek çok sayıda Beşiktaşlı olduğunu da düşünüyorum. Bu arada ben bunu bir Beşiktaşlı olarak söylemiyorum, Beşiktaş'a dışarıdan bakan birisi olarak söylüyorum. Gıpta ile bakan, imrenerek bakan birisi olarak söylüyorum. Bu bağ değişmemeli. Bir yıldızın, bir ışıltının peşinden giden insanlar değil Beşiktaşlılar; alın terinin peşinden giden insanlar. Ben böyle gördüm çocukluğumda da gençliğimde de hatta yetişkinliğimde de. Beşiktaş'ın bütün şampiyonlukları daha az maliyetli kadrolarla, ışıltısı daha düşük ama enerjisi büyük, yüreği büyük oyuncularla gerçekleşti. Ben öyle gördüm. Son şampiyonluk buna dahil. Rıdvan oradaydı, çocuktu daha. Ersin kardeşimiz oradaydı, çocuktu daha. Yaşıtları babalarından harçlık alıp okula gidiyorlardı. O iki tane gencimiz Beşiktaş ile şampiyonluk yaşadılar. Atiba 40 yaşına geliyordu ama alnından ter akıyordu, böyleydi. Onlar getirdiler, Sergen Hoca ile beraber onlar getirdiler son şampiyonluğu. O sırada diğer ekiplerin minimum 2 katı maaş bütçesi vardı. Maaş bütçeleri çok daha kalabalıktı, yıldızları vardı, büyük oyuncuları vardı ama Beşiktaş şampiyonlukları bu şekilde kazandı.

Biz eğer kendi planlamamıza devam edebilirsek, transfer hedeflerimize ulaşabilirsek, bir yılı tamamlayabilirsek; Beşiktaş çok acımasız bir takım olacak önümüzdeki sezonun başında. Eğer bu proje devam ederse, Beşiktaş bu ligin en acımasız takımı olacak. Bunu biliyorum. İçinde yıldız olur olmaz, onu bilmiyorum ama çok acımasız bir takım olacağını biliyorum. beşiktaş'ın yıldızı oyunu olacak."
gidiyorum bu
"Yabancı kuralı (10+4) konusu suni bir gündem. Böyle bir gündeme gerek yok. Kurallar açık. Geçen sene anlatıldı. Herkes biliyor. Üzerinde spekülasyon yapmanın hiç manası yok. Boş konuşma olur. TFF kuralı açıkladı. Kontrat stokunuz var diye buna itiraz edemezsiniz. O zaman stok yapmasaydınız. Popülist kararlar vererek kontrat stoku yaptıktan sonra, birçok oyuncudan kurtulmak zorunda kaldığınızda buna itiraz etmek haksızlıktır. "Beşiktaş'ın günahı nedir?" diye sorarlar. Suni gündem bu. Bu gündeme asla girmeyeceğiz. tff'den, koyduğu kuralın bekçisi olmasını bekliyoruz. biz de beşiktaş olarak kuralın bekçisi olacağız."
28 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol