Beşiktaş'a atletik yapılanmayı kurdurmak istemiş olan çalıştırıcı... sonra ne oldu; haber alınamadı.
zeki önder özen
Kod adı Tırt. Parası ve lobisiyle paraların oluk oluk aktığı futbol sanayisinde kan emen bir işe yaramaz.
3. kez ntv'de oturmuş koltuğuna ahkam kesmeye başlamış palavracı. halen bu adamı televizyonlara falan çıkarıyorlar... ne kadar boktan bir ülkeyiz, her yerimiz kokuştu.
kameralar karşısında iyi sallayan adam. allah var iyi konuşuyor. ama sadece konuşsun. kime elini atsa kurutuyor.
those who can't do, teach insanı.
yapamaz; ama öğretir.
birincisi çok daha zor olmakla birlikte 2si de farklı meziyettir.
mesela bizim bölümde bir hoca vardı, istediğin soruyu götür çözer,
kendi ismini verdiği bir teorem bulmuştu, dahi bir insan; ama verdiği
linear algebra dersine giden sayısı 10-15'i geçmez.
işte önder özen de bunun tam tersi.
yapamaz; ama öğretir.
birincisi çok daha zor olmakla birlikte 2si de farklı meziyettir.
mesela bizim bölümde bir hoca vardı, istediğin soruyu götür çözer,
kendi ismini verdiği bir teorem bulmuştu, dahi bir insan; ama verdiği
linear algebra dersine giden sayısı 10-15'i geçmez.
işte önder özen de bunun tam tersi.
değişik bir imaj yapan yorumcu.
https://pbs.twimg.com/media/Cp0KLY0WYAAKQqw.jpg
hayatı boyunca yorumcu kalması temennisiyle. zira öbür türlü sıçıp sıvıyor.
https://pbs.twimg.com/media/Cp0KLY0WYAAKQqw.jpg
hayatı boyunca yorumcu kalması temennisiyle. zira öbür türlü sıçıp sıvıyor.
bıraktığı sakal bıyık ile saçma sapan bir imaja bürünen futbol yorumcusu.
http://fotocdncube.fanatik.com.tr/images/16x9/2016/08/14/5047723.jpg?w=658&h=370
sakal bırakmanında bir adabı var mk. ne yaptın sen öyle!
olamamış teknik direktör.
sakal bırakmanında bir adabı var mk. ne yaptın sen öyle!
olamamış teknik direktör.
19 şubat 2017 beşiktaş akhisar belediyespor maçı'ndan sonra
"Beşiktaş u15 takımı gibi. oynamaya doyamıyorlar. Bugün lig bitse kendi aralarında whatsapp grubu kurarlar, toplanıp halı sahaya para verip bir arada oynarlar. Beraber oynamaktan da çok keyif alıyorlar. Çok ilginç. Uzun süredir beraber oynamaktan bu kadar keyif alan bir Türk takımı seyretmemiştim."
diyen eski sportif direktörümüz.
"Beşiktaş u15 takımı gibi. oynamaya doyamıyorlar. Bugün lig bitse kendi aralarında whatsapp grubu kurarlar, toplanıp halı sahaya para verip bir arada oynarlar. Beraber oynamaktan da çok keyif alıyorlar. Çok ilginç. Uzun süredir beraber oynamaktan bu kadar keyif alan bir Türk takımı seyretmemiştim."
diyen eski sportif direktörümüz.
bilmediği bir siyaset boku kalmıştı derken, bizi yanıltan bir nevi herbokolog, hasan şaş umursamaz bir ex sportif direktör...
tanrı parçacığı olup olmadığı konusunda bir karar vardığım eskinin spor şimdinin siyaset adamı. kesinlikle tanrı parçacığı değilsin dostum, sorry.
Beşiktaş bir film olsaydı hangisi olurdu? Sorusunu yanıtlayan eski sportif direktör.
"Zeki Demirkubuz'dan seçeriz. Yeraltı filmi olur. Beşiktaş biraz 'underground' bir ekiptir. Taraftarı da kendine özgüdür. Şampiyon olan takımları da öyledir. Diğerlerine benzemez. Yer üstünde, birbirine benzer şeyler daha çok."
"Zeki Demirkubuz'dan seçeriz. Yeraltı filmi olur. Beşiktaş biraz 'underground' bir ekiptir. Taraftarı da kendine özgüdür. Şampiyon olan takımları da öyledir. Diğerlerine benzemez. Yer üstünde, birbirine benzer şeyler daha çok."
beşiktaş kulübü başkanı serdal adalı'nın futbol direktörlüğü görevi için görüşüp prensip anlaşmasına vardığı isim.
"Beşiktaş'tan dün akşam saatlerinde bir telefon geldi. Bekleyip göreceğiz. Hayat ne gösterir bilemeyiz. Konuşulur, bir karar çıkar. Aslolan kulüplerdir, şahıslar değil. Özellikle Beşiktaş söz konusu olduğunda benim duygularım yüksektir. Saygım ve minnettarlığım da yüksektir. Aslolan Beşiktaş'tır, gerisi teferruattır.
Beşiktaş, son birkaç yıldır acının etrafından dolanarak çözüm arıyor. Ancak başarılı olmanın yolu bu değil. Acının içine gireceksiniz, bedel ödeyeceksiniz.
Bunun iki yolu var. Birincisi kestirme yol. Çok büyük bir bütçe ortaya koyarsınız, ihtiyaç duyduğunuz tüm oyuncuları alırsınız. Ancak bunun da ciddi bir finansal yükü olur. Galatasaray, ligi 13. sırada bitirdiği sezonun ardından bu yolu tercih etti.
Beşiktaş'ın tarihinde ise farklı örnekler var. Metin-Ali-Feyyaz'lı kadro kurulurken genç oyunculara yatırım yapıldı. İlk yıllar sancılı geçti ama sonrasında o takım Türkiye Ligi'ne damga vurdu.
Daha sonra Feda dönemi yaşandı. Olcay, Oğuzhan, Gökhan Töre, Atiba gibi isimlerle kurulan kadro da ilk etapta sıkıntılar yaşadı ama o sürecin karşılığı ilerleyen yıllarda alındı.
Beşiktaş, geçmişteki başarılarını hiçbir zaman acıdan kaçarak değil, o sürecin içinden geçerek elde etti.
Bugün de önünde iki seçenek var. Ya ciddi bir bütçe ayırıp yıldız oyuncularla hemen yarışın içine girer ya da istikrarlı bir yapılanmanın sancısını çeker. Ancak artık camianın tek bir konuda birleşmesi gerekiyor. Çünkü Beşiktaş çok fazla bölündü.
Yabancı teknik direktör seçerken sadece kariyerine değil, farklı ülkelerdeki performansına da bakmak gerekiyor. Özellikle kendi ülkesi dışında çalıştığında ne kadar hızlı uyum sağladığı ve ilk sezonunda hedefe ulaşıp ulaşamadığı iyi analiz edilmeli. Bu süreç çok detaylı araştırılmalı.
Mesela bir isim çıktı, Fenerbahçe ve Beşiktaş için de yazıldı. O ismi çıkan teknik direktörün takım formasyonuyla ilgili hiçbir araştırma yapmamış kulüpler. Çünkü bu kulüp taraftarlarının ve yorumcularının takım formasyonu konusunda öyle bir perspektifi var ki adam taban tabana zıt. Yani 1. hafta infial kopacak. Çok değerli bir teknik direktör ama tutucu. Takım formasyonu da net: 3-4-3.
Yeni ve keskin fikirleri olmayan hiçbir teknik direktör, büyük kulüplerde başarılı olamıyor artık; markası ne kadar kuvvetli olursa olsun. Jose Mourinho, Portekiz Ligi'nde 35 yaşında bir gence geçildi. Neden? Çünkü fikirleri keskin."
Beşiktaş, son birkaç yıldır acının etrafından dolanarak çözüm arıyor. Ancak başarılı olmanın yolu bu değil. Acının içine gireceksiniz, bedel ödeyeceksiniz.
Bunun iki yolu var. Birincisi kestirme yol. Çok büyük bir bütçe ortaya koyarsınız, ihtiyaç duyduğunuz tüm oyuncuları alırsınız. Ancak bunun da ciddi bir finansal yükü olur. Galatasaray, ligi 13. sırada bitirdiği sezonun ardından bu yolu tercih etti.
Beşiktaş'ın tarihinde ise farklı örnekler var. Metin-Ali-Feyyaz'lı kadro kurulurken genç oyunculara yatırım yapıldı. İlk yıllar sancılı geçti ama sonrasında o takım Türkiye Ligi'ne damga vurdu.
Daha sonra Feda dönemi yaşandı. Olcay, Oğuzhan, Gökhan Töre, Atiba gibi isimlerle kurulan kadro da ilk etapta sıkıntılar yaşadı ama o sürecin karşılığı ilerleyen yıllarda alındı.
Beşiktaş, geçmişteki başarılarını hiçbir zaman acıdan kaçarak değil, o sürecin içinden geçerek elde etti.
Bugün de önünde iki seçenek var. Ya ciddi bir bütçe ayırıp yıldız oyuncularla hemen yarışın içine girer ya da istikrarlı bir yapılanmanın sancısını çeker. Ancak artık camianın tek bir konuda birleşmesi gerekiyor. Çünkü Beşiktaş çok fazla bölündü.
Yabancı teknik direktör seçerken sadece kariyerine değil, farklı ülkelerdeki performansına da bakmak gerekiyor. Özellikle kendi ülkesi dışında çalıştığında ne kadar hızlı uyum sağladığı ve ilk sezonunda hedefe ulaşıp ulaşamadığı iyi analiz edilmeli. Bu süreç çok detaylı araştırılmalı.
Mesela bir isim çıktı, Fenerbahçe ve Beşiktaş için de yazıldı. O ismi çıkan teknik direktörün takım formasyonuyla ilgili hiçbir araştırma yapmamış kulüpler. Çünkü bu kulüp taraftarlarının ve yorumcularının takım formasyonu konusunda öyle bir perspektifi var ki adam taban tabana zıt. Yani 1. hafta infial kopacak. Çok değerli bir teknik direktör ama tutucu. Takım formasyonu da net: 3-4-3.
Yeni ve keskin fikirleri olmayan hiçbir teknik direktör, büyük kulüplerde başarılı olamıyor artık; markası ne kadar kuvvetli olursa olsun. Jose Mourinho, Portekiz Ligi'nde 35 yaşında bir gence geçildi. Neden? Çünkü fikirleri keskin."
beşiktaş futbol direktörlüğü görevine getirildiği resmî olarak açıklanmıştır.
"Benim için daha önce çalıştığım yerden tekrar istenmek mutluluk verici. Bir şey başardık da mı istendik, hayır. Nasıl iz bıraktığımız galiba kupayla ölçülmüyor, en azından Beşiktaş'ta. Beşiktaş'ın başka kriterleri var. O dönemde çok uyumlu, geçimli olmadım. Umarım bu dönem daha uyumlu olurum.
Beşiktaş için iyi olur mu? Bunu bilemiyorum. Sadece şunu söyleyebilirim, ben elimden geleni yapacağım. Elimden gelen neye yetecek onu bilmiyorum. Onu da bekleyip göreceğiz."
Beşiktaş için iyi olur mu? Bunu bilemiyorum. Sadece şunu söyleyebilirim, ben elimden geleni yapacağım. Elimden gelen neye yetecek onu bilmiyorum. Onu da bekleyip göreceğiz."
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?