confessions

gidiyorum bu

3. nesil Moderatör - - Moderatör -

  1. toplam entry 40107
  2. takipçi 3
  3. puan 774504

malcolm delaney

gidiyorum bu
bayern münih'in, ukrayna ekibi budivelnik kiev'den trasnfer ettiği 1.91 boyunda ve 24 yaşındaki abd'li combo guard. kiev'de gösterdiği performansla geçtiğimiz sezonki eurocup organizasyonunun birinci takımına seçilmeyi başarmıştır.

keith simmons

gidiyorum bu
dört sezondur banvit forması giyen 1.96 boyunda ve 28 yaşındaki abd'li point guard. aynı zamanda türk pasaportu da bulunduğu için yerli statüsünde oynayabiliyor. anadolu efes kendisi için bandırma ekibine teklif götürmüş. yanıt bekleniyor.

johan elmander

gidiyorum bu
olympiacos'un gündeminde olan forvet.

http://www.footballhellas.com/2013/07/08/galatasaray-striker-johan-elmander-ready-to-join-olympiacos/?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=galatasaray-striker-johan-elmander-ready-to-join-olympiacos

vasilije micic

gidiyorum bu
sırbistan'ın kk mega vizura takımda oynayan 1.91 boyunda ve 19 yaşındaki yetenekli point guard. 2013 u19 dünya erkekler basketbol şampiyonası finalinde abd'ye kaybeden sırbistan u19 takımının saha içi direksiyonunu elinde bulunduran genç komutan.

aaron gordon

gidiyorum bu
prag'da düzenlenen 2013 u19 dünya erkekler basketbol şampiyonasında birinciliği göğüsleyen abd'nin yıldızı olarak gösterebileceğimiz 2.06 boyunda ve 18 yaşındaki power forward. aynı zamanda turnuvanın en değerli oyuncusu seçilen bu çocuk nba'e tek değil iki gözünü birden kırpıyor.

ahmet kandemir

gidiyorum bu
beşiktaş erkek basketbol takımı için 2013-2014 sezonuna dair lütfedilen bütçenin beraberinde getirdiği zorunlu tercihten ibaret olan basketbol antrenörü. taktisyenlik açısından öyle ahım şahım bir isim değildir. kenarda her daim heyecanlı ve dinamik olup, özellikle hakemlerle konuşmayı çok sever ve trash talk işini iyi becerir. mesela rüştü nuran'ın baş hakem olduğu bir maçta minimum iki teknik faul alabilir. hoş, bu işin ustasını fenerbahçe ülker koçluğa getirdi. o da ayrı mesele.

peki kendisini pek çok yerli meslektaşından ayıran nedir? galiba şudur: oyuncu gözü çok iyidir. bugün euroleague'in sayılı oyun kurucularından birisi olarak gösterilen bo mccalebb, san antonio spurs'te oldukça önemli süreler alan gary neal, real madrid'in kilit oyuncularından marcus slaughter, her ne kadar eski günlerinden uzak olsa da avrupa'nın önemli skorerleri arasında gösterebileceğimiz quinton hosley gibi isimleri kimseler tanımazken bayağı düşük rakamlarla türkiye'ye getiren kişi bu vatandaştır.

açıkçası şimdi de kendisinden bu referanslara dayanılarak aynı zarları atması bekleniyor/isteniyor.

buradan sonrası türkiye'deki sporseverlerin başarıyla doğru orantılı olarak gözardı ettikleri prensip ve etik anlayış ile bağlantılıdır. 2012-2013 sezonunda beşiktaş erkek basketbol takımı'nın mağlup olduğu çoğu maçtan sonra sosyal medya yoluyla sürekli lâf soktuğu erman kunter'in altında çalışmayı kabûl eden kişi de ahmet kandemir'dir. hatta bir keresinde artık öylesine ipin ucunu kaçırmıştır ki "beşiktaş erkek basketbol takımı en son ne zaman küme düşmüştü bilen var mı?" şeklinde bel altı vurmaya kadar işi götürmüştür. (erman kunter'in sonradan geldiği ve beşiktaş'ın küme düştüğü 1996-1997 sezonuna gönderme yapıyor. o dönemin ne şartlarda geçtiğini takip edenler bilir.) bir sezon boyunca erman kunter'in beşiktaş'taki işine son verilmesini ve kendisinin koçluğa getirilmesini kimi zaman sabırla kimi zaman sabırsızlıkla beklemiş; istediği olmayınca da soluğu kosova'da almıştır.

gelinen nokta gösteriyor ki ahmet kandemir, karşıtlığını prensipleri doğrultusunda şekillendirememiş ve samimiyet tabanına oturtamamıştır. bir insan aynı işi yaptığı birisinin anlayışını, sistemini, tarzını beğenmiyor ve eleştiriyorsa; o kişinin yönetsel pozisyonu altında çalışmayı kesinlikle kabûl etmez. peki bir yılda ne değişmiştir ki kandemir, geçen sene her seferinde "erman kunter beceremiyor, onu gönderin beni alın" alt metinli çıkışlarıyla yıpratmaya çalıştığı bir adam ile çalışmakta bir an bile tereddüt etmemiştir? "beşiktaş aşkı" falan demesin. inandırıcı değil. "profesyonellik" hiç demesin. geçerli akça değil.

şimdi eline beklediği fırsat geçmiştir. madem ki keramet kavuktadır. giysin ve okusun mektubu.

edit: keşfettiği oyuncuları sayarken atlamışız. henry domercant'i de bulup karşıyaka'ya getiren kendisidir. o açıdan hakkını teslim edelim.

bryant dunston

gidiyorum bu
geçtiğimiz sezon italya'nın varese takımıyla oldukça parlak bir dönem geçiren 1986 doğumlu ve 2.03 boyundaki abd'li power forward/center. cska moskova'ya giden "sir" kyle hines'ın yerine olympiacos'un kendisini transfer etmek istediği konuşuluyor. erken konuşmamak gerekir ama alındığı takdirde hines'ı aratacağını hiç zannetmiyorum.

arvydas sabonis

gidiyorum bu
zalgiris kaunas, real madrid, portland trail blazers, sscb ve litvanya milli takımı ile dolu dolu geçirdiği kariyerinden şık bir özetine rastladığım efsane. özellikle final sahnesi oldukça duygusal olmuş.

http://www.youtube.com/watch?v=18tnToDLHV4

carlos delfino

gidiyorum bu
daha önceden de forma giydiği milwaukee bucks ile senelik 3.250.000 dolar'dan üç yıllık anlaşma imzalayan 1.98 boyunda ve 31 yaşındaki arjantinli shooting guard/small forward. benim gözümde en az manu ginobili kadar yetenekli bir oyuncu olmasına rağmen hakettiği değeri ve ilgiyi görememiş adamlardandır delfino. şut mekaniği oldukça iyidir, uzun kollara ve atlet bir yapıya sahip olduğu için bilhassa man to man savunmada rakibini bezdirebilecek kadar diridir. pek çok pivottan daha caydırıcı bir blok tehdidi vardır.

italya kariyerinden sonra nba'deki ilk takımı detroit pistons oldu. oradaki inişli çıkışlı üç sezondan sonra belli bir ekipte istikrar yakalayamadı. hatta bir ara sergio scariolo yönetiminde deli paralar harcamaya karar veren rus takımı bc khimki'ye gitti. 2008'de senelik 10 milyon dolar tutarındaki üç yıllık sözleşmeye kimse hayır diyemezdi elbette. bc khimki formasıyla eurocup'ta bize karşı oynamışlığı vardır. akatlar'ın parkesine bastı bilinsin yaneee. iki yıl önceki nba lokavtında ismi milangaz sponsorluğundaki beşiktaş erkek basketbol takımı ile de anılmıştı.

sonra ciddi bir hastalığı yendi, üstüne bir de ikiz çocukları dünyaya geldi. oyunu daha bir olgunlaştı. daha bir dadından yinmez oldu.

hade baken, tango'ya devam gari.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol