zor anlarda, sıkışık dakikalarda heyecan yaparak, hepimize sekte-i kalp yaşatan takım. biraz soğuk kanlı olmayı öğrenmek lazım.
beşiktaş taraftarının son icadı. bir şey demek gelmiyor içimden artık, saçma sapan 19 mayıs gösterilerinize.
çok ağır bir karar olmasına rağmen, kişinin yaptığı bilinçli bir tercih olabilir. mesela ben y.d var iken, maçlara gitmemeye karar verdim. o adam başkan oldukça, canım ne kadar acırsa acısın, ben o stada girmem dedim. henüz de adımım atmadım
yönetim tarafından, desteklenen kişilere veya gruplara, maddi çıkar yaratabilmek için uygulanan yöntem. belirli kişilere elden teslim edilen bu biletleri karaborsada satan kişiler, stadta da kendini besleyenlere en güzel desteği verirler.
23 şubat 2012 beşiktaş sc braga maçında oyun alınırken, tepkisini çok açık biçimde ortaya koyan oyuncu
artık beşiktaş taraftarının yapmaya başladığına inandığım eylem. nerede uefa, şampiyonlar ligi maçları; bir hazırlık, bir çalışma, ardı arkası bitmeyen cin fikirler. geri kalan maçlar veya takıma sahip çıkma sıfır
23 şubat 2012 beşiktaş sc braga maçında beni yenilen golden daha çok kahreden tribündür. öyle ya da böyle, saha da mücadele eden 11 tane adamı resmen yalnız bırakmışlardır. destek adına, takımı itmek adına bugüne kadar defalarca destan yazan kapalı, bu maçı izlemiştir.
dün akşam[ybkz]swh[/ybkz] 3 stoper ile maça başlayan, bu yetmezmiş gibi, ikinci yarı sidnei iyi oyuna alarak, toplamda 7 savunmacı ile kalesini gole kapayan teknik adam.
(bkz: beşiktaş tribünlerinin sosyal mesaj verme alışkanlığı)
maça giden kısmı veya tribünde bulunan ve bütün stadı yöneten kısmı için söylüyorum, ne yazık ki kendilerini beşiktaşın önünde görmeye başlayan taraftardır. sen her avrupa maçına ayrı bir görsel şölen hazırlamak için uğraşırken, içeri de oynanan tükiye ligi maçlarında ortada yoksan, esas görevin olan takımı desteklemek işini bırakıp, saçma sapan 19 mayıs görsel şovları ile uefa nın resmi sitesine girmeye çalışıyorsan, rakip takım veya hakem üzerinde en ufak bir baskı oluşturamıyorsan bu işin suyu çıkmıştır.
herkesin hatırlaması ve asla unutmaması gereken konu tribüne gelenlerin temel derdinin takım olmasıdır. takım nasıl desteklenir, zor anlarda nasıl oyuncu yüreklendirilir gibi meselelerin peşinde olmamız gerekiyor. daha önce de çok kez yazdığım gibi, birilerine sosyal mesaj vermek, televizyonlara çıkmak, saçma sapan görsel şovlar yapmak, medyada kulübün önüne geçmek taraftarın işi değil. ve biz ne yazık ki her geçen gün destek adına temelimizden uzaklaşıyoruz.
23 şubat 2012 beşiktaş sc braga maçında en gerekli anlarda, efsane olarak adlandırdığımız kutudan ses çıkmıyor. ne bir saldır beşiktaşım ne bir kartal gol gol gol. varsa yoksa gereksiz ağır bir melodi. herkesin gözü sahada, oyuncuda. hata yapsada sövsem, ıslıklasam diye. karşılıksız sevgi, itaat nerede kaldı. biz değil miydik tezahüratla, düşen topçuyu ayağa kaldıran, biz değil miydik giden maçı çeviren?
son olarak, pfdk sahamızı gene kapatmış. ettiği küfürleri cümle aleme duyurarak ceza aldıran bu taraftar, bu akşam niye maç izledi, sesini tezahürat olarak yansıtmadı anlamadım
maça giden kısmı veya tribünde bulunan ve bütün stadı yöneten kısmı için söylüyorum, ne yazık ki kendilerini beşiktaşın önünde görmeye başlayan taraftardır. sen her avrupa maçına ayrı bir görsel şölen hazırlamak için uğraşırken, içeri de oynanan tükiye ligi maçlarında ortada yoksan, esas görevin olan takımı desteklemek işini bırakıp, saçma sapan 19 mayıs görsel şovları ile uefa nın resmi sitesine girmeye çalışıyorsan, rakip takım veya hakem üzerinde en ufak bir baskı oluşturamıyorsan bu işin suyu çıkmıştır.
herkesin hatırlaması ve asla unutmaması gereken konu tribüne gelenlerin temel derdinin takım olmasıdır. takım nasıl desteklenir, zor anlarda nasıl oyuncu yüreklendirilir gibi meselelerin peşinde olmamız gerekiyor. daha önce de çok kez yazdığım gibi, birilerine sosyal mesaj vermek, televizyonlara çıkmak, saçma sapan görsel şovlar yapmak, medyada kulübün önüne geçmek taraftarın işi değil. ve biz ne yazık ki her geçen gün destek adına temelimizden uzaklaşıyoruz.
23 şubat 2012 beşiktaş sc braga maçında en gerekli anlarda, efsane olarak adlandırdığımız kutudan ses çıkmıyor. ne bir saldır beşiktaşım ne bir kartal gol gol gol. varsa yoksa gereksiz ağır bir melodi. herkesin gözü sahada, oyuncuda. hata yapsada sövsem, ıslıklasam diye. karşılıksız sevgi, itaat nerede kaldı. biz değil miydik tezahüratla, düşen topçuyu ayağa kaldıran, biz değil miydik giden maçı çeviren?
son olarak, pfdk sahamızı gene kapatmış. ettiği küfürleri cümle aleme duyurarak ceza aldıran bu taraftar, bu akşam niye maç izledi, sesini tezahürat olarak yansıtmadı anlamadım
şu boktan geçen günün sonunda yüzümün güleceğine inandığım maç. beşiktaşım moral verecek bana aldığı galibiyetle.
kimin beşiktaş a daha çok hizmet ettiği ile doğru orantılı olan sorunsal. zira hepimiz beşiktaş ı seviyoruz ve onun için elimizden ne geldiği değişir durumda. mesele kendinden ne kadar fedarkarlık ettiğin, sevgine ne kattığın
topluca istifaları, etkilerini silmeye yetmeyecek olan yönetimdir. kulübü içine soktukları borç batağı, her branşta ayrı ayrı ortaya çıkan sorunlar, istifa ile çözülmeyecek cinsten
langırt masalarının, metroda ki yiyecek içecek veren otonmatların temel besin kaynağı. metro müzisyenlerine katkı amacıyla da kullanılır
elinde şarabı bir kenarda ölü bulunması pek muhtemel adamdır. kış mevsimlerinde üşümesi de cabası
aşık olabilecek adam. üstelik milletin karısı da bu adama aşık olabilir.
deplasman yasağının uygulanıp uygulanmayacağını merak ettiğim maç
genelde sonu felaket ile bitecek durumların hemen başında duyulan söz. rahat olmanızı tavsiye eder, güvenip felaketi yaşayan çok tanıdık oldu
(bkz: kartalım nice senelere)
21 şubat 2012 beşiktaş milangaz nizhny novgorod maçının ilk 15 dakikasını benchte oturarak geçiren koç. taraftarın gitmemesini protesto etmiş gelen haberlere göre
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?