2013-2014 sezonunun ilk yarısının sonlarına doğru "acaba?" dedirterek, daha önceki yargılarımızı bize sorgulattıktan sonra; ikinci yarısında yine kendini bulmuş ve doğu dürüst gol atamamış olan futbolcudur.
artık tartışmanın gereği kalmadı bence. yolu açık olur umarım...
2014-2015 sezonu için, eğer ki aynı taktik düzen içerisinde hareket edilecekse, ilk 11 için düşünülmemesi gereken futbolcumuz.
istatistikleri gayet iyi aslında ama, mevcut rakamlarını 2'ye katlaması işten dahi değildi.
bu taktik ve diziliş uygulandığı sürece, ancak 3-4 maçta 1 kez parlayabildi. fiziksel anlamda şahane durumda olsa da, mental olarak eksiklikleri de göze çarpıyor. tıpkı, takımımızdaki oyuncuların en az %80'inde olduğu gibi...
işte iğne, işte çuvaldız; nereye, kime batıracaksan batır.
istatistikleri gayet iyi aslında ama, mevcut rakamlarını 2'ye katlaması işten dahi değildi.
bu taktik ve diziliş uygulandığı sürece, ancak 3-4 maçta 1 kez parlayabildi. fiziksel anlamda şahane durumda olsa da, mental olarak eksiklikleri de göze çarpıyor. tıpkı, takımımızdaki oyuncuların en az %80'inde olduğu gibi...
işte iğne, işte çuvaldız; nereye, kime batıracaksan batır.
kendisi ile 5 senelik sözleşme imzalanarak, futbol hayatını kulübümüzde noktalaması gerektiğini düşündüğüm futbolcu.
profesyonellik, iş ahlâkı, hırs, mücadele, disiplin, pozisyonunun gerekliliklerini aşacak raddede yetenek... hepsi var bu adamda. kaprisini falan da görmedik 1 sezon boyunca. kaç farklı mevkide görev aldı, gıkı çıkmadı. görev aldığı her mevkide de, elinden geleni en üst derecede sergiledi. bu tip futbolcuları türkiye'ye transfer etmeniz oldukça zordur, hele mütevazı bütçeler ışığında...
edit: bazı özelliklerinden, önceki entry'lerimde de bahsetmişim. demek ki hiç bozmamış kendini.[ybkz]swh[/ybkz]
profesyonellik, iş ahlâkı, hırs, mücadele, disiplin, pozisyonunun gerekliliklerini aşacak raddede yetenek... hepsi var bu adamda. kaprisini falan da görmedik 1 sezon boyunca. kaç farklı mevkide görev aldı, gıkı çıkmadı. görev aldığı her mevkide de, elinden geleni en üst derecede sergiledi. bu tip futbolcuları türkiye'ye transfer etmeniz oldukça zordur, hele mütevazı bütçeler ışığında...
edit: bazı özelliklerinden, önceki entry'lerimde de bahsetmişim. demek ki hiç bozmamış kendini.[ybkz]swh[/ybkz]
"nazar" mı dersiniz, yoksa "gudûbetlik" mi[ybkz]swh[/ybkz] bilmem ama, olur olmadık sakatlıklar ve fiziksel yıpranmaların kendisini bulduğu kalecimiz; güzel insan.
2013-2014 sezonunda kadromuzda yer alan futbolculardan, kendisini geliştirebilen yegânesidir.
belki veli kavlak'ı koyabiliriz bir de yanına; fakat onun zaten hâlihazırda iyi seviyede bir ortalaması vardı 2012-2013'te de.
belki veli kavlak'ı koyabiliriz bir de yanına; fakat onun zaten hâlihazırda iyi seviyede bir ortalaması vardı 2012-2013'te de.
genellikle insanlıktan nasibini almamış, ahlâksız savunma oyuncularıdır.
(bkz: kepler laveran lima ferreira)
(bkz: fabio bilica)
(bkz: ryan henk donk)
(bkz: renato civelli)
(bkz: emmanuel eboue)
(bkz: bekir irtegün)
(bkz: bruno alves)
(bkz: diego alfredo lugano moreno)
[ybkz]swh[/ybkz][ybkz]swh[/ybkz]
(bkz: kepler laveran lima ferreira)
(bkz: fabio bilica)
(bkz: ryan henk donk)
(bkz: renato civelli)
(bkz: emmanuel eboue)
(bkz: bekir irtegün)
(bkz: bruno alves)
(bkz: diego alfredo lugano moreno)
[ybkz]swh[/ybkz][ybkz]swh[/ybkz]
haftalık kahkaha gereksinimimi karşılayan dizi. oyunculuklar, replikler falan aldı yürüyor ya la.[ybkz]swh[/ybkz]
gitsek iyi olacak maç.
(bkz: diyemedim ya la)
doğum günü kutlu olası vefalı yazar.
daha nice mutlu yıllar dilerim.
daha nice mutlu yıllar dilerim.
yüzyüzeyken konuşuruz'un, sanırım yeni şarkısı. şöyle der:
bir gün yolda duran adama sormuşlar
"ne için geçmez buradan otobüsler, dolmuşlar?"
bi' cevap vermemiş adam
deli sanmışlar
delirir insan, diğer insanlar da bunu alkışlar
arayanlar, onu hep aynı yerde bulmuşlar
adını ondan değil, başkasından duymuşlar
ve yemek yemezmiş adam
zorla doyurmuşlar
doyarken insan, diğer insanlar da bunu alkışlar
hep böyle değilmiş adam
konuşmuş çocukken falan
küçücük ağzından çıkan her lâfa kızmışlar
günler günler geçmiş adama alışmışlar
gittikleri bazı yerlere onu da çağırmışlar
ama çok karanlık adam
onlar da kararmışlar
kararır insan, diğer insanlar da bunu alkışlar
hep böyle değilmiş adam
konuşmuş çocukken falan
küçücük ağzından çıkan her lâfa kızmışlar
onu çok yanlış anlamışlar...
http://www.youtube.com/watch?v=OySZ37afEtA
bir gün yolda duran adama sormuşlar
"ne için geçmez buradan otobüsler, dolmuşlar?"
bi' cevap vermemiş adam
deli sanmışlar
delirir insan, diğer insanlar da bunu alkışlar
arayanlar, onu hep aynı yerde bulmuşlar
adını ondan değil, başkasından duymuşlar
ve yemek yemezmiş adam
zorla doyurmuşlar
doyarken insan, diğer insanlar da bunu alkışlar
hep böyle değilmiş adam
konuşmuş çocukken falan
küçücük ağzından çıkan her lâfa kızmışlar
günler günler geçmiş adama alışmışlar
gittikleri bazı yerlere onu da çağırmışlar
ama çok karanlık adam
onlar da kararmışlar
kararır insan, diğer insanlar da bunu alkışlar
hep böyle değilmiş adam
konuşmuş çocukken falan
küçücük ağzından çıkan her lâfa kızmışlar
onu çok yanlış anlamışlar...
http://www.youtube.com/watch?v=OySZ37afEtA
yeterince yükseklerden, en derinlere kadar vurdum 1 sene içinde; ruhsal anlamda, sosyal anlamda, statü anlamında. statünün amına koyayım gerçi de...
olabilecek en kötü senaryoyu yaşıyorum belki, o kadar "paralel evren" içerisinde. birçok risk aldım, birçok kritik karar vermek durumunda kaldım kısa süreler zarfında. özellikle son 7-8 ay içinde geldiğim noktaya bakıyorum da, hayatım boyunca dibe bu kadar yaklaşmamıştım sanırım. daha derini var mı, onu da bilmiyorum. bir noktadan sonra düşüncelerini, empati ve ileri görüş yetilerini, sezgilerini falan flu bir şekilde hissetmeye başlıyorsun. bulunduğun boşluğun izin verdiği sınıra kadar düşüyorsun. elini attığın dalı da kırıyorsun, çaresizlik içerisinde her zaman yanlış kararlar alır insan. içine attığı kelimeleri, dışarıya gözyaşı olarak kusar. bazen kusamaz, içini yiyen kanseri emer gözyaşlarını da.
kaç yarın daha bekleyeceğiz?
olabilecek en kötü senaryoyu yaşıyorum belki, o kadar "paralel evren" içerisinde. birçok risk aldım, birçok kritik karar vermek durumunda kaldım kısa süreler zarfında. özellikle son 7-8 ay içinde geldiğim noktaya bakıyorum da, hayatım boyunca dibe bu kadar yaklaşmamıştım sanırım. daha derini var mı, onu da bilmiyorum. bir noktadan sonra düşüncelerini, empati ve ileri görüş yetilerini, sezgilerini falan flu bir şekilde hissetmeye başlıyorsun. bulunduğun boşluğun izin verdiği sınıra kadar düşüyorsun. elini attığın dalı da kırıyorsun, çaresizlik içerisinde her zaman yanlış kararlar alır insan. içine attığı kelimeleri, dışarıya gözyaşı olarak kusar. bazen kusamaz, içini yiyen kanseri emer gözyaşlarını da.
kaç yarın daha bekleyeceğiz?
en büyük problemi, yıllardır, dengesizlik ve süreksizlik olan takım.
ayrıca, kadrosunda "winner" veya farklı bir tâbirle "kaybetmeyi kabullenemeyen" oyuncu tipinin neredeyse hiç olmaması da bunun öncelikli nedenlerinden.
ayrıca, kadrosunda "winner" veya farklı bir tâbirle "kaybetmeyi kabullenemeyen" oyuncu tipinin neredeyse hiç olmaması da bunun öncelikli nedenlerinden.
sıçrayabilmek için, dibi görmek gerekliliğini kanıtlayan önemli örneklerden biri.
nerede manisaspor, nerede atletico madrid, nerede şampiyonlar ligi finali...
nerede manisaspor, nerede atletico madrid, nerede şampiyonlar ligi finali...
futbolculuğundaki seyyah ve gel-gitli yapısını, teknik direktörlük hayatında da sürdürecek gibi görünen solak.
yine polis şiddetinin yaşanmakta olduğu gün. istanbul ve ankara'da yine zor bir gün yaşanıyor bugün. oysa ki tek istenilen, bayramı kutlamak ve işçilerin haklarını savunma çağrısı yapmaktı, evet, yine...
emeği geçenlerin...
emeği geçenlerin...
"artık hem bayram hem taksim'de" diyenlerin, bırakın taksim'i, hiçbir yerde ve hiçbir şekilde kutlanmasına izin vermediği bayram.
ya siyah ya da beyaz olabilen taraftar topluluğumuz.
gri formayı futbol takımı bile 1 kez dahi giymedi 2013-2014 sezonunda, çok da şaşırmamak lâzım.[ybkz]swh[/ybkz][ybkz]swh[/ybkz]
gri formayı futbol takımı bile 1 kez dahi giymedi 2013-2014 sezonunda, çok da şaşırmamak lâzım.[ybkz]swh[/ybkz][ybkz]swh[/ybkz]
#350906 ile "her yerinden öpüyorum rüştü" dedirtmese de son derece mantıklı ve vicdanlı soru/cevaplarıyla bir kez daha "helâl olsun" dedirtmiştir.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?