orduspor'dan gosso ve culio'nun topsuz alanda birbirine girdiği maç. itiş-kakışa varan bir tartışma yaşandı ancak hakem uyarı bile vermedi, adeta görmezden geldi.
15 mart 2012 beşiktaş atletico madrid maçı ile ilgili tüm umutları bir anda söndüren bir futbol sergilediğimiz maç.
bir karşı devrim mottosu. faşist ve zorbaca yöntemlerle komisyondan geçirilen "4+4+4 kesintili eğitim" yasasının altında yatan gerçek amaçtır. vatana millete hayırlı uğurlu olsun.
4+4+4 kesintili zorunlu eğitim yasasının az önce, tüm itirazlara ve kavga-gürültüye rağmen komisyondan geçirilmesiyle, en büyük darbeyi alarak çöküş dönemine girmiştir. haydi kızlar eve.
sene olmuş 2012, hâlâ ilk 11 haberinin linki ilk verildiği anda, sayfa aşırı yoğunluk nedeniyle çökmekte ve açılamamaktadır. madem twitter'ı facebook'u bu kadar aktif kullanıyorsun, link vereceğine direkt oralara yaz 11'i, real madrid gibi.
ilk 11: rüştü, Ekrem, Egemen, Sidnei, Ismail, Veli, Ernst, fernandes, Simao, Holosko, Mustafa.
dizinin; ezgi asaroğlu ve ushan çakır'ın ayrılmasından sonra, mecnun'un gidişatı konusunda ciddi anlamda sıkıntıya girdiği, gün geçtikçe daha net anlaşılıyor. bir kere şu bir gerçek: sedef-mecnun-şirin üçgeni, asla ama asla leyla-mecnun-arda üçgeni olamaz, olamayacaktır. burak aksak çok büyük saygı duyduğum bir insan, ancak sedef ve şirin mevzusunda ciddi anlamda seyirci baskısından etkilendiğini düşünüyorum. bu ikilinin diziye dahil olduğu ilk bölümleri, açın bir daha izleyin. mesela, mecnun'un, sedef'in anneannesinin dizlerine yatıp, leyla ile yaşadığı aşkı anlattığı bölümü izleyin. anneanne hiç mi tepki vermez "leyla" adını duyunca, keza sedef? sedef'in diğer adının leyla olmasına sonradan karar verildiğini göreceksiniz. sonra, şirin ve mecnun'un, benzin bidonu eşliğinde yemek yedikleri sahneyi izleyin mesela; su gibi akıp giden bir muhabbet. daha da öncesine, leyla'nın öldüğü bölüme gidersek; mecnun'un şirin'i ilk gördüğü anda verdiği tepki: "allah'ım!.." (hayranlıkla). ki henüz leyla ölmemiş o esnada. leyla'ya da ilk gördüğü anda vurulmuştu kendisi. velhasıl, leyla'nın kalbinin şirin'e takılması, o kalbin "mecnun.. mecnun.." diye atması, mecnun'un labirent duvarlarını yıkıp masal çiçeğini şirin'e vermesi ve en önemlisi de çiçeği verirken yaptığı konuşma; bariz şekilde hikâye şirin üzerine kurulacakken, neymiş efendim sedef'in diğer adı leyla'ymış. beşiktaşlı'ymış, mecnun gibi serseriymiş falan. adam hâlâ kıza muhtar diyor yahu, ne aşkı? şahsım adına en talihsiz olan kısmı ise, herkesin bayıldığı o ferdi tayfur'un sanane şarkısından önceki bağırış-çağırışlı diyalog, mecnun'un düğün basması gibi detaylarla, eski leyla hikâyesiyle sedef leyla hikâyesinin bağdaştırılmaya çalışılması. her şey olsaydı ama bunu yapmasalardı keşke. ama yine de fuzuli ile çölde yaptıkları konuşmayı ve çölde dolaşan o meçhul mecnun'u düşünerek, mecnun'un eninde sonunda sedef'i de sevmediğini fark edip tam anlamıyla mecnun olacağını ve gerçek leyla'sına kavuşacağını düşünüyorum ben. bu da zaten dizinin finali olacaktır. şu an diziyi ayakta tutan, ismail abi, erdal bakkal, yavuz, iskender ve mecnun arasında geçen diyaloglar ve maceralardır. yine eski bölümlere bakarak, bu adamların, leyla gittikten sonra diziyi nasıl sırtladığını daha net görebiliriz. örneğin erdal bakkal böyle pislik bir adam değildi eski bölümlerde, yalnızca patavatsızdı, açık sözlüydü. hatta bir bölümde, müşteriye bozuk mal satarak maliyeti ucuza getirip müşteri çeken kaan'a "olur mu öyle şey, bize yakışır mı? buraya kilit vuralım daha iyi." şeklinde tepki göstermiştir kendisi. şimdiki paragöz erdal yoktu yani o zamanlar. neyse, sonuç olarak ne olursa olsun bir şekilde kendini izletiyor bu dizi, güldürüyor, gülmekten katılırken ağlatıyor, tam ağlarken bir daha güldürüyor falan. sadece bunun için bile sevebilirim, kendi adıma. leyla konusunun da bu kadar basitçe geçiştirildiğine inanmak istemiyorum, "bekleyeceğim leyla. seni geri getiremiyorum madem, yanına geleceğim günü bekleyeceğim." cümlelerini boşuna kurmuş olamaz mecnun. onunla birlikte bekleyip göreceğiz artık.
sözlük yazarlarıyla birlikte yeni açık'taki yerimizi alacağımızı düşündüğüm mücadele.
10 mart 2012 real betis real madrid maçındaki son müdahalesinde, top dizine çarpıp yukarı doğru sekmektedir. aşağıda duran eline değmemiş bile. elinin o konumda olmasının, yere kontrollü düşebilmek için zorunlu yaptığı bir refleks olduğu kanısıdayım. kısacası, topa elle müdahale yok o pozisyonda. zaten o konumda duran eline çarpmış olsa, yukarı doğru o şekilde sekmesi imkânsız olurdu, direkt yere düşerdi.
---------------alıntı---------------
herkesin farkında olduğu eksikliklerim var ve bunları saklamak benim karakterim değil.
---------------alıntı---------------
-10 mart 2012 real betis real madrid maçı sonrası.-
herkesin farkında olduğu eksikliklerim var ve bunları saklamak benim karakterim değil.
---------------alıntı---------------
-10 mart 2012 real betis real madrid maçı sonrası.-
(bkz: egemen korkmaz)
ramos'un uzatma dakikalarındaki pozisyonu, el ile değil diz ile müdahale olduğu için, betis'in penaltısının verilmemesi gibi bir durum söz konusu değildir. yavaş çekim tekrarında, topun dize değdiği net bir şekilde görüldü. ama önceki dakikalarda, çizgide eliyle yaptığı bir müdahale vardı ve o penaltıydı, ancak verilmemişti.
real madrid ile çıktığı 100. maçını [ybkz]swh[/ybkz] kazanan reis.
real madrid'in 3-2 kazanarak, üst üste 10. deplasman galibiyetini alarak bu alanda bir rekora imza attığı maç.
10 mart 2012 real betis real madrid maçını 3-2 kazanarak, 2011-2012 sezonunda üst üste 10. deplasman galibiyetini alan takım. 25 maçta 22 galibiyet, 2 mağlubiyet ve 1 beraberlik.
73'te ronaldo attı ve real madrid 3-2 öne geçti.
derken 55'te betis cevap verdi: 2-2.
52. dakikada ronaldo'nun golüyle real madrid 2-1 öne geçti. ronaldo hem betis'e gol atamama geleneğini sonlandırdı, hem de üst üste 5 maçında da gol atmış oldu.
türkiye'nin, özellikle son 10 yılı olmak üzere, pek çok döneminin en kısa özetidir.
10 mart 2012 beşiktaş milangaz aliağa petkim maçında 25 sayı, 10 ribaundla oynayarak double-double yapan oyuncumuz.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?