(bkz: stv)
gazetelerde yer alan beşiktaş haberlerine sitesinde yer verdiği için, ister istemez türk spor basını'nın şaklabanlığını gözler önüne seren site. okunan haberin kaynağı önemli.
cumhuriyetimiz'in 88. yılı için kadıköy belediyesi tarafından düzenlenen, her yıl geleneksel olarak gerçekleştirilen yürüyüş ve fener alayı. şahsımın da katıldığı yürüyüştür elbette ki. bu yıl rekor bir katılım sağlanmıştır. bu rekorda, resmi törenler dahil her türlü kutlamanın, deprem bahanesi ile, devlet tarafından iptal edilmesinin payı elbette ki büyüktür. ama asla küçümsenemeyecek bir katılımdır bu. gel gör ki, sindirilmiş, bastırılmış, susturulmuş medyamız tarafından, küçümsenmeyi bırak açıkça görmezden gelinmiş, yok sayılmıştır. yine de o kalabalık çok şey anlatmaktadır, tabi anlayana. yürüyüş bitiminde, kadıköy belediye başkanı selami öztürk'ün yaptığı konuşma ve ettirdiği cumhuriyet yemini ise, kesinlikle görülmeye değerdi:
http://tinyurl.com/cdnnezp
http://tinyurl.com/cdnnezp
rakı eşliğinde dinlenilmesi gereken şarkılardır.
3 kasım 2011 beşiktaş dinamo kiev maçında, özellikle kiev'in çirkefliğin doruklarına ulaştığı anlarda, büyük bir hazla söylenmiş olan tezahürattır. [ybkz]swh[/ybkz]
tuzlu leblebi olarak da bilinen bir çerez türü. mustafa kemal atatürk'ün çok sevdiği bilinir, rakıya da çok yakışır.
pek çok konuda ortak bir bakış açısı yakaladığımız yazar. ilgiyle takip ediyoruz efendim. ayrıca tabii ki hala madrid. [ybkz]swh[/ybkz]
##154642
bugünkü [ybkz]swh[/ybkz] yazısında, başta nagehan alçı olmak üzere, pek çok kişiye damacana kapağını monte etmiş olan yazardır.
---------------alıntı---------------
ATATüRK DiKTATöRDü!..
Onun için damadına kalkıp devletin parası ile gazete televizyon grubu aldı da kimse sesini çıkartamadı...
*
Mesela bu Meclis... Sülalen karşı çıkarken canını dişine takıp diktatördediğin Atatürk açtı bu Meclisi...
Yasaları yapsın diye...
Ama sen; açık meclisi yok sayarak, daha geçen gün KHKlerle kanunları kendisi yapanı yalıyorsun, arsız...
*
Atatürk diktatördü!..
O yıllarda Almanya ve Avusturyadan kaçan tam 142 bilim adamı, birçok Batı ülkesi dururken Türkiyeye gelip ilimlerini sürdürebilmişlerdi... Ama daha on gün önce bilim özgürlüğü yok edildi diye 50 bilim adamımız TüBAdan istifa etti, senin ileri demokratın elinden...
Gazetelerde yazamadılar, televizyonlarda söyleyemediler bile korkularından...
insan biraz utanır...
*
Bir test yap istersen...
çık sokağa şu sözcükleri bağır, bak bakalım insanların aklına kim geliyor:
Korku...
Gemicik...
Kayıp trilyon...
Evrakta sahtecilik...
Villa, mücevherat, ticaret...
Hapisteki gazeteciler...
Bağımlı yargı...
Baskı...
Nefret...
Faşizm...
*
çık dene, diktatörü gör...
*
Bugün 10 Kasım...
Hayatta olmayan, silinmek istenen, hakaret edilen, artık hiçbir yaptırım gücü bulunmayan diktatör için bir millet sokaklara dökülüp onu özlemle, saygıyla, minnetle anacak...
Onun için ağlayanları göreceksin...
istersen herhangi bir köy kahvesine girip ona bir laf söyle, başına geleni göreceksin...
Senin Atatürk diktatördü diyerek yalakalık yaptığın, altmış koruma arasında sokağa çıkamazken...
*
şimdi mi aklına geldi Atatürkün diktatör olduğu?...
üç çeyrek asır sonra...
Ama daha dünkü hukuksuzluğu, baskıyı, tehdidi, korkuyu duymadın...
Mesela; yazılmamış kitapların suç sayıldığından, gazete patronlarına yazar kovdurulduğundan, ayağa kalkmayanların hapse atıldığından, hırsızlık dosyasının kapağını açan savcıların sürülmesinden, muhalefet şerhi koyan hâkimlerin gönderilmesinden, yargının iktidara bağlanmasından, insanların yatak odalarına kamera sokulmasından, on binlerce insanın telefonlarının dinlenmesinden haberin olmadı...
*
çünkü...
Utanman yok...
---------------alıntı---------------
---------------alıntı---------------
ATATüRK DiKTATöRDü!..
Onun için damadına kalkıp devletin parası ile gazete televizyon grubu aldı da kimse sesini çıkartamadı...
*
Mesela bu Meclis... Sülalen karşı çıkarken canını dişine takıp diktatördediğin Atatürk açtı bu Meclisi...
Yasaları yapsın diye...
Ama sen; açık meclisi yok sayarak, daha geçen gün KHKlerle kanunları kendisi yapanı yalıyorsun, arsız...
*
Atatürk diktatördü!..
O yıllarda Almanya ve Avusturyadan kaçan tam 142 bilim adamı, birçok Batı ülkesi dururken Türkiyeye gelip ilimlerini sürdürebilmişlerdi... Ama daha on gün önce bilim özgürlüğü yok edildi diye 50 bilim adamımız TüBAdan istifa etti, senin ileri demokratın elinden...
Gazetelerde yazamadılar, televizyonlarda söyleyemediler bile korkularından...
insan biraz utanır...
*
Bir test yap istersen...
çık sokağa şu sözcükleri bağır, bak bakalım insanların aklına kim geliyor:
Korku...
Gemicik...
Kayıp trilyon...
Evrakta sahtecilik...
Villa, mücevherat, ticaret...
Hapisteki gazeteciler...
Bağımlı yargı...
Baskı...
Nefret...
Faşizm...
*
çık dene, diktatörü gör...
*
Bugün 10 Kasım...
Hayatta olmayan, silinmek istenen, hakaret edilen, artık hiçbir yaptırım gücü bulunmayan diktatör için bir millet sokaklara dökülüp onu özlemle, saygıyla, minnetle anacak...
Onun için ağlayanları göreceksin...
istersen herhangi bir köy kahvesine girip ona bir laf söyle, başına geleni göreceksin...
Senin Atatürk diktatördü diyerek yalakalık yaptığın, altmış koruma arasında sokağa çıkamazken...
*
şimdi mi aklına geldi Atatürkün diktatör olduğu?...
üç çeyrek asır sonra...
Ama daha dünkü hukuksuzluğu, baskıyı, tehdidi, korkuyu duymadın...
Mesela; yazılmamış kitapların suç sayıldığından, gazete patronlarına yazar kovdurulduğundan, ayağa kalkmayanların hapse atıldığından, hırsızlık dosyasının kapağını açan savcıların sürülmesinden, muhalefet şerhi koyan hâkimlerin gönderilmesinden, yargının iktidara bağlanmasından, insanların yatak odalarına kamera sokulmasından, on binlerce insanın telefonlarının dinlenmesinden haberin olmadı...
*
çünkü...
Utanman yok...
---------------alıntı---------------
bu gece için konuşuyorsak, tabii ki mustafa kemal atatürk.
size adım atmış, elini uzatmış bir insana bile bunu yapabiliyorsanız, üstelik de boktan bir sebep yüzünden yapıyorsanız, o dakikadan sonra görüp görebileceğiniz yegâne tavır olacaktır.
bu akşam rakı ve sarı leblebi eşliğinde dinlenilmesi elzem olan müzik sitesi.
bazı anaokullarında kıyma ile yapılıp, afiyetle yenen bir yemek türüdür. yapmasını bilmek önemlidir.
umursamayanlara, rahatsız olanlara, güzellik uykusu bölündü diye üzülenlere inat, her sene hayatın 1 dakikalığına duracağı gündür. dünya üzerinde bu saygı duruşunu gerçekleştirecek 1 kişi bile kalsa, böyle olacaktır bu. umursamayanlar, basıp gidenler, uyuyanlar olmaya devam edecektir. onlar atatürk'ü yok sayıyorsa, ben de kendilerini yok sayacağım kendi adıma. atatürk'ü gerçekten yüreğinde taşıyanlar için, o'nu anmak, o'nu anlamak sadece 1 dakikadan ibaret değildir. o bir yaşam biçimidir, yaşama sebebidir, umudunu kaybetmeme nedenidir.
ayrıca, bundan önceki büyük depremin ardından bölgeye gidip orada boy gösteren devlet büyükleri(!)nin, boy göstermekten başka bir bok yapmadığının kanıtı olan depremdir.
edit: bundan önceki deprem derken, 23 ekim 2011'de yaşanan van depremi kastedilmiştir.
edit: bundan önceki deprem derken, 23 ekim 2011'de yaşanan van depremi kastedilmiştir.
hasar tespit çalışmalarını adam gibi yapmayanların, binalara girilebilir raporu verenlerin, en az o enkazlar kadar ağır bir vebalin altında kalmalarına neden olmasını dilediğim deprem.
ne mutlu türk üm diyene sözünün altında fesatlık arayanların, mütemadiyen düştükleri (düşürüldükleri) hata. en çok karşı çıktıkları zihniyet, bilinçli olarak bazı şeyleri çarpıtır, kavramların içini boşaltır ve bu insanlar da bu tuzağa şıp diye düşerler. sorsan, bunu yapan zihniyetin en büyük düşmanı onlardır ama onların ağzından konuştuklarının farkına varamazlar.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?