sabah sabah ağlama sebebi beşiktaş'ımızın muhteşem bestesi.
birden aklıma düşen, canımı acıtan, yetmiş küsur gündür yoğun bakımda olan güzel çocuk.
kişilikleriyle avrupa ve dünyada iz bırakanlara verilen medya ödülünün sahibi olmuştur.http://www.radikal.com.tr/dunya/duran_adama_almanyadan_odul-1147970
başına aldığı darbe sonucu devre arasında tedbir amaçlı hastaneye götürülen ve sağlık durumunun iyi olduğunu öğrendiğimiz kalecimiz.
"önce sevdiğiniz terk eder sizi, ardından uykunuz.sonra ne sevdiğiniz geri gelir ne de uykunuz."
trabzonspor' un yollarını ayırma kararı aldığı oyuncu.
(bkz: ali ismail korkmaz)
doğru bulmadığım bir söylem keza daha iyi şeyler izlenmek isteniliyorsa destek olmalı.
kalp atışlarının tavan yapmasına sebebiyet.
içinde biriktirip söyleyemediklerini söyleyemeyecek olmanın bilincine varıldığında hasıl olan istek.
birçok insanın yaşadığı ancak farkında olanların az olduğu durum.(bkz: ben yalnızım)
3. gol escude ye 4. gol almeida ya sallayanlara gelsin dediğim maç.
bir kez daha insan canının ne kadar önemsenmediğini gösteren olaydır. tedbirsizlik ve iş güzarlık sebebiyle 35 çocuğun şehit olması ve bu haberin gazetelerde yer almasa uttuğumuz acı olay.
bu geceye yarenlik eden bir hoş içki.
alkol masalarında "sevdiğini görmesin" diye devam eden cümle başı.
gece gece hüzünlendiren şair.
ayrilik ne biliyor musun? ne araya yollarin girmesi, ne kapanan kapilar, ne yildiz kaymasi gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katari gökte.
insanin içini dökmekten vazgeçmesi ayrilik!
ipi kopmus boncuklar gibi yollara döktügü gözlerini, birer damla düs kirikligi olarak toplamasi içine. ardinda dünyalar isiyan camlar dururken, duvarlara dalip dalip gitmesi. türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrilik. saçina rüzgar, sesine isik düsürememek kimsenin. çiçekçilerden uzaga düsmesi insanin yolunun. günesin bir ceza gibi dogmasi dünyaya. iki adimdan biri insanin, sevincin kundakçisi, hüznün armasi ayrilik.
o küçük ölüm!
usta dokunuslarla bizi büyük ölüme hazirlayan.
ayrilik, o köpüklü öpüslerin ardindan gidip agzini yikadiginda baslamisti. ben bulutlari gösterirken, “bulmacanin bes harfli yemek sorusuna” yanit aramanla halkalanmis, “askin sarabinin agzini açtim, yar yüzünden içti murt bende kaldi” türküsü tenimde dügümlenirken, odadan çikisinla yolunu tutmus, daglarda öldürülen çocuklarin fotograflarini bir kenara itip, “bu etegin üstüne bu bluz yakisti mi? ” diye sordugunda varacagi yere varmisti çoktan.
simdi anliyormusun gidisinin neden ayrilik olmadigini, bir yapragin düsmesi kadar ancak, acisi ve agirligi oldugunu. bir toplama isleminin sonucunu yazmak gibi bir deger tasidigini. bosluga bir bosluk katmadigini, kar yagdirmadigini yaz ortasinda....
ne mi yapacagim bundan sonra?
ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yollari tersinden yürüyecegim önce. siir yazmayacagim bir süre, fotograflarini günese koyacagim, bir an önce sararsinlar diye. hediyelik esya satan dükkanlarin önünden geçmeyecegim. senin için biriktirdigim yagmur suyunu, bir gül agacinin dibine dökecegim. falci kadinlara inanmayacagim artik. trafik polislerine adres sormayacagim, gelecege isik düsüren bir gülüsle gülmeyecegim kimseye....
ne yapacagimi saniyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmisken, ömrüm azala azala önümden akarken, gittigin gerçek bu kadar herkese benzerken.. senin korkularini, benim inceligimi doldurup yüregime, biraktigin boslugu yonta yonta binlerce heykelini yapacagim.
ayrilik ne biliyor musun? ne araya yollarin girmesi, ne kapanan kapilar, ne yildiz kaymasi gecede, ne ceplerde tren tarifesi, ne de turna katari gökte.
insanin içini dökmekten vazgeçmesi ayrilik!
ipi kopmus boncuklar gibi yollara döktügü gözlerini, birer damla düs kirikligi olarak toplamasi içine. ardinda dünyalar isiyan camlar dururken, duvarlara dalip dalip gitmesi. türküsünü söylecek kimsesi kalmamak ayrilik. saçina rüzgar, sesine isik düsürememek kimsenin. çiçekçilerden uzaga düsmesi insanin yolunun. günesin bir ceza gibi dogmasi dünyaya. iki adimdan biri insanin, sevincin kundakçisi, hüznün armasi ayrilik.
o küçük ölüm!
usta dokunuslarla bizi büyük ölüme hazirlayan.
ayrilik, o köpüklü öpüslerin ardindan gidip agzini yikadiginda baslamisti. ben bulutlari gösterirken, “bulmacanin bes harfli yemek sorusuna” yanit aramanla halkalanmis, “askin sarabinin agzini açtim, yar yüzünden içti murt bende kaldi” türküsü tenimde dügümlenirken, odadan çikisinla yolunu tutmus, daglarda öldürülen çocuklarin fotograflarini bir kenara itip, “bu etegin üstüne bu bluz yakisti mi? ” diye sordugunda varacagi yere varmisti çoktan.
simdi anliyormusun gidisinin neden ayrilik olmadigini, bir yapragin düsmesi kadar ancak, acisi ve agirligi oldugunu. bir toplama isleminin sonucunu yazmak gibi bir deger tasidigini. bosluga bir bosluk katmadigini, kar yagdirmadigini yaz ortasinda....
ne mi yapacagim bundan sonra?
ayak izlerimi silmek için sana gelen bütün yollari tersinden yürüyecegim önce. siir yazmayacagim bir süre, fotograflarini günese koyacagim, bir an önce sararsinlar diye. hediyelik esya satan dükkanlarin önünden geçmeyecegim. senin için biriktirdigim yagmur suyunu, bir gül agacinin dibine dökecegim. falci kadinlara inanmayacagim artik. trafik polislerine adres sormayacagim, gelecege isik düsüren bir gülüsle gülmeyecegim kimseye....
ne yapacagimi saniyorsun ki?
tenin tenime bu kadar sinmisken, ömrüm azala azala önümden akarken, gittigin gerçek bu kadar herkese benzerken.. senin korkularini, benim inceligimi doldurup yüregime, biraktigin boslugu yonta yonta binlerce heykelini yapacagim.
halihazırda varolan durumdur.
buika - volver volver
tromsö mağlubiyetinin ardından 06:30 'da istanbul' a inen takımı serbest bırakmayıp aynı gün tesislere götürerek idman yaptırarak kayseri maçı hazırlıklarına başlayan teknik adam.
genellikle hiç gelmeyecek olan insanlardır.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?