14 ekim 2012 beşiktaş türk telekom maçı

gidiyorum bu
beşiktaş erkek basketbol takımı'nın beko basketbol ligi 2012-2013 sezonunda oynayacağı ilk karşılaşma olup; başlama saati 18.00 olarak belirlenmiştir. tbf'nin sitesinde maçın (b: beşiktaş akatlar spor kompleksi)'nde oynanacağı duyurulurken, bu sezon tüm iç saha ve euroleauge maçlarımızın abdi ipekçi arena'da oynanacağından federasyondaki çaycının dahi haberi olduğunu düşündüğümü belirterekten bu yazıyı sonlandıryorum.
huzur tribünde
---------------bjk.com.tr--------------

Maçların bilet fiyatları şu şekilde:

Partizan / T.Telekom / 2'si 1 arada
Tribün 1 30 15 35
Tribün 2 25 12,5 30
Tribün 3 20 10 25

Partizan / T.Telekom /2'si 1 arada
Saha içi 1 100 75 130
Saha içi 2 75 50 95
Saha içi 3 50 35 65

---------------bjk.com.tr---------------
artin
61-60 kazandığımız maç.

taraftarın fazla ilgi göstermediği oyuncularında pek ciddiye almadıkları son hücumda Dee Brown(21 sayı) ve Ceyhun Altay(14 sayı) ikilisiyle hücumu değerlendiremeyince kazandığımız maç.

yerli oyuncularımızın kötü yabancıların vasat olduğu bir günde kazanmak güzel dediğim. 1250 civarında ki kombineli taraftarın salona girişte tek tek fişlendiği değişik uygulamalar olan maç.2 kişi durmuş elde kağıt kalem kapıda isim yazıyorlar.
forzaquila
kötü oynadığımız ve fakat kazanabildiğimiz maç.
dee brown'un kaçırdığı üçlüklerden sadece birisi girse kaybediyorduk maçı. neyse ki telekom ona muhtaçtı ve adam olanca bencilliğiyle sahada takıldı. savunma ribaundu almakta inanılmaz zorlandık ki,bunu yapamayınca galibiyet zor oluyor. christopher,dasic,markota,cevher..aslında kimseyi devreye sokamadık. ama olsun kazandık,bu da bamberg maçı öncesi ders olsun bize.
deniztarafindakikale
christopher'ın gününde olmadığı her maçı böyle izleyeceğimizin resmi olan karşılaşma. takım savaşçı evet ama yıldız isimler ( oyunlarıyla yıldız olanlar ) olmadan çok fazla hayale kapılmamak lazım. euroleague maçı sonrası lige dönmek genel olarak zaten kolay olmuyor ama dün bunun da ötesinde kötüydük sanki.

kötü oynasak bile kazanmak ayrıca güzel ama bu hep böyle olmaz.
hurremsoultan
başa baş giden sayısal mücadelede, nasıl olduysa, mutlu sona ulaştığımız maç.

nasıl oldu bilemedim, gitti maç diye umudumu bile kestiydim.

vuay anasını..
hsercan
Cuma günü önemli bir Euroleague maçından sonra bu performansa bakıp yorum yapmak pek de sağlıklı olmayan bir maç. ilk haftalar böyle süpriz sonuçlar çıkabilir hatta son hucümda Brown yada Ceyhun basketi atsa Beşiktaş kaybedebilirdi de. Yine de önemli olan kötü oynarken de kazanıp eksikleri görüp ders almak. üstelik 61 sayı atıp kazanabilmek büyük başarı ki kolay kolay çıkmaz bu ligde. Yine de Jerrels'in performansı hala yeterli değil gözler Arroyo'yu arıyor..
gidiyorum bu
ciddi efor harcadığımız 12 ekim 2012 beşiktaş partizan euroleague maçı sonrasında konsantre olmakta sıkıntılar yaşadığımız karşılaşma olmuştur. yanılmıyorsam türk telekom'a 13 hücum ribaundu verdik ki bu bizim savunma esnasında pozisyon almada sıkıntılar yaşadığımıza işarettir. zira ankara ekibinin kadro yapısı açısından boyalı alanda bize karşı öyle müthiş bir boy üstünlüğü yok. net ribaundlar çekmekte çok zorlandık, kazandıklarımızın önemli bir kısmı da ikinci, üçüncü hamleden sonra gerçekleşti. galiba bunun üzerinde biraz daha çalışmamız gerekecek.

bu maçla birlikte kanaatlerim daha da pekişti. curtis jerrells bu takımın iki numarası, oyun kurucusu değil. oynadığı dakikalarda takımın pas trafiği birden kesiliyor. screen'den faydalanarak içeriye penetre veya dripling gösterir gibi yapıp da bir adım geriye çekilip kullandığı jump shotlarla sayı bulduğu sürece belki eleştirilerden en az şekilde etkilenir. ancak sayı kaydına muvaffak olamadığı andan itibaren çekilmez bir adam hâline de gelebilir. çünkü ister hızlı hücum ister set hücumu olsun boştaki yahut hareket hâlinde arkadaşını görmek gibi bir alışkanlığı yok.

vladimir dasic, yapabileceklerinin henüz yüzde 10'nu sahaya yansıtmış durumda. erman kunter de bunun farkında olduğu için kredi vadesini olabildiğince uzun tutuyor. kendini bulmuş bir dasic bu tip maçları son hücuma/savunmaya bırakmadan kazanmamızda etkili bir faktör olacaktır.

takım hâlinde iyi oynamadan[ybkz]swh[/ybkz] takım hâlinde kazanmayı bildi beşiktaş. dikkat ederseniz ortak sözcük "takım". ki maçı izlerken gözüme takılan birkaç enstantane aslında bu noktada bizi bir fikir sahibi yapacaktır:

* bir hücum esnasında top serhat çetin'in elindeyken vladimir dasic kendisini boşa çıkarıyor ve adeta yırtınarak pas istiyor. serhat çetin topu boyalı alana, damir markota'ya indirmeyi tercih ediyor ve hırvat dört numarada hücumu sayıyla noktalıyor. o an gözüm dasic'e takılıyor. dasic, serhat çetin'i alkışlayarak kendi yarısı sahasına, savunmaya koşuyor.

* ilk çeyrekte bir hücumda gasper vidmar'ın basket faul ile neticelendirdiği pozisyon sonrası bütün beşiktaş benchi ayağa kalkarak coşkuyla kendisini alkışlıyor. bu önemli çünkü, vidmar'ı geçen sene oynadığı takım ve taraftarı pek çok maçta ıslıklayıp protesto ederek oyundan düşmesine, özgüvenini kaybetmesine neden olmuştu. şimdi her şeyden ve herkesten önce vidmar'ın koçu ve takım arkadaşları kale gibi arkasında duruyor.

* başta patrick christopher olmak üzere; vladimir dasic, cevher özer, serhat çetin'in skor yönünden bu kadar verimsiz olduğu bir maçı beşiktaş, türk telekom gibi önemli bir rakibe karşı kazanıyorsa, erman kunter'in bir takım yaratma sürecinde emin adımlarla ilermekte ve belli bir noktaya gelmekte olduğunu düşünmememiz için hiçbir neden yok.

şimdi on puanlık uzmanlık sorusu: david hawkins'in, carlos arroyo'nun, zoran erceg'in hücum açısından hiç de gününde olmadığı bir maçı beşiktaş milangaz kazanabilir miydi? geçen sezon ile bire bir bu sezonki kadroyu kıyaslayan taraftarların mutlaka bir karşılaştırma yapacaklarsa işin bu yanına da kafa yormalarına ihtiyaç var.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol