tertemiz geçmişine , onuruna ve gururuna sahip çıkan milyonların hayata bakış açısını diğer tribün conconlarına her defasında yüzlerine atılmış bir tokat gibi gösteren hayat görüşü.
beşiktaşlılık felsefesi
skora değil mücadeleye
kupalara değil alın terine
başarılara değil mentaliteye
lisansa değil renklere
bireylere değil değerlere
futbola değil beşiktaş'a
inanmaktır, önem vermektir.
kupalara değil alın terine
başarılara değil mentaliteye
lisansa değil renklere
bireylere değil değerlere
futbola değil beşiktaş'a
inanmaktır, önem vermektir.
bugünlerde en çok ihtiyaç duyulandır, özlenendir
(bkz: http://www.youtube.com/watch?v=BJJAFotVb6Y ) izlemek yeterli..
seba'dan sonra bir daha görülemeyen.
türkiye'de her alandaki birçok yozlaşmaya rağmen ucundan muhafaza edilen güzel yapı. mamafih adam çıkartamadıkça, başarısız olsak dahi saha içi bir ekol yakalayamadıkça imrenilecek bir tarafı yok.
Bir karakter türüdür aslında.Dürüstlüğümüz,bağlılığımız,sakinliğimiz ve bunun aksine damarımıza basıldığında kimseyi tanımamamız sadece bu yüzdendir.
Not:Duruşu bozuk olanları çok rahatsız eder.
Not:Duruşu bozuk olanları çok rahatsız eder.
(bkz: şerefli ikincilik)
adam gibi tebrik etmeyi bilen rakip takim taraftari oldukca kazandiginiz derbi sonrasi buyukluk kompleksi utancindan cekinip giyip gezemedigimiz formayi, kapkara leke olan liverpool macindan sonra gururla tasimak buna iyi bir ornektir.
(bkz: arma aşkı)
"Bu tamamen şahsi düşüncemdir. Elbette Mario Gomez gibi büyük yıldız Beşiktaş'ta oynadı ve şampiyonluk yaşadı. Quaresma gibi bir süper yıldız Beşiktaş'ta top oynadı ve şampiyonluk yaşadı. Ben çocuktum; Beşiktaş'ın şampiyonlukları daha düşük maliyetli, belki şöhreti çok yüksek olmayan ama ciğerden oynayan oyuncularla gelmişti. Çoğu öz kaynak üzerinde veya yerli, kulüp aidiyeti yüksek oyuncularla gelmişti. Beşiktaş'ın taraftarları ile futbol takımı arasında gerçek bir organik bağ var, diğerlerine göre daha fazla organik. Hiç inorganik olmayan bir yıldızın peşinden sürüklenerek gidilmiş bir bağ değil; bir kimliğin peşinden giderek kurulmuş bir bağ var. Ben böyle görüyorum.
Elbette zaman değişiyor, elbette bir Z kuşağı gerçeğimiz var, elbette hayat değişiyor. Ben şunun değişmesine bir türlü razı gelemiyorum: Beşiktaş'ın taraftarı ile kurduğu bağın tipinin değişmesine ben razı gelmiyorum. Buna razı gelmeyecek çok sayıda Beşiktaşlı olduğunu da düşünüyorum. Bu arada ben bunu bir Beşiktaşlı olarak söylemiyorum, Beşiktaş'a dışarıdan bakan birisi olarak söylüyorum. Gıpta ile bakan, imrenerek bakan birisi olarak söylüyorum. Bu bağ değişmemeli. Bir yıldızın, bir ışıltının peşinden giden insanlar değil Beşiktaşlılar; alın terinin peşinden giden insanlar. Ben böyle gördüm çocukluğumda da gençliğimde de hatta yetişkinliğimde de. Beşiktaş'ın bütün şampiyonlukları daha az maliyetli kadrolarla, ışıltısı daha düşük ama enerjisi büyük, yüreği büyük oyuncularla gerçekleşti. Ben öyle gördüm. Son şampiyonluk buna dahil. Rıdvan oradaydı, çocuktu daha. Ersin kardeşimiz oradaydı, çocuktu daha. Yaşıtları babalarından harçlık alıp okula gidiyorlardı. O iki tane gencimiz Beşiktaş ile şampiyonluk yaşadılar. Atiba 40 yaşına geliyordu ama alnından ter akıyordu, böyleydi. Onlar getirdiler, Sergen Hoca ile beraber onlar getirdiler son şampiyonluğu. O sırada diğer ekiplerin minimum 2 katı maaş bütçesi vardı. Maaş bütçeleri çok daha kalabalıktı, yıldızları vardı, büyük oyuncuları vardı ama Beşiktaş şampiyonlukları bu şekilde kazandı."
Elbette zaman değişiyor, elbette bir Z kuşağı gerçeğimiz var, elbette hayat değişiyor. Ben şunun değişmesine bir türlü razı gelemiyorum: Beşiktaş'ın taraftarı ile kurduğu bağın tipinin değişmesine ben razı gelmiyorum. Buna razı gelmeyecek çok sayıda Beşiktaşlı olduğunu da düşünüyorum. Bu arada ben bunu bir Beşiktaşlı olarak söylemiyorum, Beşiktaş'a dışarıdan bakan birisi olarak söylüyorum. Gıpta ile bakan, imrenerek bakan birisi olarak söylüyorum. Bu bağ değişmemeli. Bir yıldızın, bir ışıltının peşinden giden insanlar değil Beşiktaşlılar; alın terinin peşinden giden insanlar. Ben böyle gördüm çocukluğumda da gençliğimde de hatta yetişkinliğimde de. Beşiktaş'ın bütün şampiyonlukları daha az maliyetli kadrolarla, ışıltısı daha düşük ama enerjisi büyük, yüreği büyük oyuncularla gerçekleşti. Ben öyle gördüm. Son şampiyonluk buna dahil. Rıdvan oradaydı, çocuktu daha. Ersin kardeşimiz oradaydı, çocuktu daha. Yaşıtları babalarından harçlık alıp okula gidiyorlardı. O iki tane gencimiz Beşiktaş ile şampiyonluk yaşadılar. Atiba 40 yaşına geliyordu ama alnından ter akıyordu, böyleydi. Onlar getirdiler, Sergen Hoca ile beraber onlar getirdiler son şampiyonluğu. O sırada diğer ekiplerin minimum 2 katı maaş bütçesi vardı. Maaş bütçeleri çok daha kalabalıktı, yıldızları vardı, büyük oyuncuları vardı ama Beşiktaş şampiyonlukları bu şekilde kazandı."
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?