mor menekşelerin mahsunlaştığını bildiren süreç.
1 Bursaspor 24
2 Kayserispor 24
3 Trabzonspor 23
4 Fenerbahçe 18
6 Beşiktaş 16
şeklinde olan durum.
kayserinin maç fazlası olan tabloda 11.hafta oynanacak olan 8 kasım 2010 beşiktaş kasımpaşaspor maçı ile sıralamada ufak bir değişiklik olup, güzel bir seri yakalamamız halinde de üst sıralara doğru çok rahat akar gideriz.
2 Kayserispor 24
3 Trabzonspor 23
4 Fenerbahçe 18
6 Beşiktaş 16
şeklinde olan durum.
kayserinin maç fazlası olan tabloda 11.hafta oynanacak olan 8 kasım 2010 beşiktaş kasımpaşaspor maçı ile sıralamada ufak bir değişiklik olup, güzel bir seri yakalamamız halinde de üst sıralara doğru çok rahat akar gideriz.
2010-2011 ligi için geçerliliğini birkaç maçta deneylediğim teorim.
shuster in getirdiği sistemin anca bu koşulla meyvasını vereceğine inanıyorum.
shuster in getirdiği sistemin anca bu koşulla meyvasını vereceğine inanıyorum.
nihat kahveci ile alakalı anlamlı bir yazı.
---------------alıntı---------------
çok konuşuyoruz, çok tartışıyoruz. Nihat Kahveci, 97-98 sezonu A takıma çıkmış bir isim. 19 yaşına gelmeden A takım formasını sırtına geçirdi. Toshackın gençleştirme operasyonunun parıltılı dönemi, sağ kanatta oynuyor genelde. Kapalının önünde falan oynamak zordur. Kapalı altta maç izleyen bilir. Kendisine örnek aldığı isim şifo Mehmet. Toshack vazgeçemedi kendisinden, kapalıya çaktığı selamları bir kenara bırakmak durumunda kaldı Nihat. Henüz hazır hissetmiyordu ama gitmek durumundaydı.
Gidişine gelelim. Gitmek durumundaydı diyorum ya gitmek durumundaydı. 94-95 ten beri gel(e)meyen şampiyonluk, kulübün maddi açıdan inanılmaz derecede batakta olması. Yıl 2002, aylardan Ocak. Taze, nakit tam 5 milyon Euro. şimdi iyi para ki düşünün sene 2002. Kulübün alacaklıları rahatlıyor, kulüp rahatlıyor. Rahatlamayan insanlar var, beklentileri olanlar, başka baharlara bırakıyorlar beklentilerini. Gider gitmez formayı sırtına geçirdi diyemiyoruz. Yaklaşık bir sezon kadar beklemesi gerekti. ispanyaya gittiğinde tek kelime dahi ispanyolcayı bırakın ingilizce bilmeyen Nihat, ispanyolcayı söktü. Forvet oynamaya, oynatılmaya başlandı ve yabancılık çekti diyemeyiz. Süleyman Sebanın elini öpüp, helal hakkını aldıktan sonra oradaki gururumuz olmaya başlıyordu. 2 gol 1 asist, 1 gol 1 asist, 5 haftada 4 gol derken, 6. haftayı boş geçmiyor ve Sociedadda Nihat sesleri başlıyordu. Adını ezbere söylüyordu herkes. Sene 2002, Nihat Kahveci gol krallığında Ronaldo ile yarışıyor, takır takır ispanyolca konuşuyor, herkes de onu konuşuyor. 16 maçta 10 gol. Başlıklar atılıyor, koca puntolarla : ispanyada ki gururumuz
Sociedadı sırtladığı gibi zirveye çıkarıyor. Real Madridi 4-2 yendikleri maçta attığı gol, oyundan alınırken deliler gibi alkışlanması, tekrar tekrar izlenesi. Keşke gitmeseydi diyordu insanlar. Gitmek durumundaydı oysa. Barcelonanın transfer listesine girmiş, Real Madridin teklifini reddetmiş bir Türk futbolcudan bahsediyoruz bu yazıda.Türk Futbolunun yetiştirdiği en başarılı lejyonerden. Gel gelelim, ispanya sınırları içerisinde yarattığı fırtınayı istenilen şekilde yansıtamıyordu Milli Takım maçlarına. La Ligada 100 maçta 51 gole ulaşıyor. 3 sezonda Ronaldonun ardından en fazla gol atan oyuncu oluyor.
Sociedadda mali krizin ardından çoğu yere gidip geliyor Nihat. Valencia ile görüşüyor, olmuyor. Cska ile görüşüyor, olmuyor. O zamanlar Fenerbahçe falan talip. Beşiktaşın yüzü yok. Gitti, gidecek derken Kovacevicin sakatlığı sebebiyle sezon sonuna kadar kalıyor. Geçiriyor o formayı sırtına ve bask derbisinde bam bam atıyor gollerini.Tam 4.5 yıl. Ayrılmaya hazırlanırken yine Bask bölgesi gazetelerinden Diariovasco, Türkçe bir metin ve Yolun açık olsun başlığını kullanarak veda ediyor. Yeni bir Arif mi geldi derken. Aynı dönemde Mark Gonzalez, Liverpoola geri dönecek. Tarifi imkansız bir yıkım Sociedad için..
El Turco kardeşimizin işleri, önceleri pek iyi gitmedi Villarealde. Tomasson vardı babalar gibi zira. Rossi bir vardı bir yoktu. 4-3lük Atletico Madrid maçı ile döndü diyebiliriz. Birisi son dakikada olmak üzere 2 gole imza attı Nihat. Bütün transfer dönemlerinde geldi, gelecek söylentileri çıktı. Fenerbahçe Beşiktaş ve daha niceleri. O üzerine koydukça bir şekilde gururlanıyorduk. Büyük bir ciddiyet ve çalışma içinde sessiz sedasız büyük bir kariyeri sürüklüyordu ardında. Sessiz sedasız derken, tantanalı insanlarda kariyer peşindeydi gerek Türkiye, gerek ise Avrupa. Onlardan çok farklı Nihat. Karakter olarak farklı, görüş olarak farklı. şu üstte yazdıklarım Hakan ünsalın kariyerinden parçalar olsaydı şimdi bütün ak belediyeliklerinin parklarında bir şekilde heykelleri vardı. 2007-2008, Four Four Two en iyi 100 listesi, 39 numara. 2007-2008 derken çek Cumhuriyeti maçıyla tazeliyoruz hafızalarımızı. Zira formsuz Nihat. Sakatlıklarla boğuşuyor, hoca görev veriyor çıkıyor elinden geleni yapıyor ama olmuyor. Bir şekilde gol veya goller atıyor ama yapması gereken tam da bu iken beğenilmiyor. Sahne hatırlatmak istiyorum bu noktada, Colin-Kazım zırtapoz bir şut atıyor (orta bile olabilir) ve Nihata dönüyor kameralar, sakin oğlum sakin önde falan değiliz biz. Yenik durumdayız ve tepki bu. Atacağı galibiyeti getirecek gol veya gollerin habercisi bu özgüven.
Biraz daha öznel kısma geliyorum, uzun tuttum yazıyı çünkü. En basitinden başlıyorum. Hakan şükür, Emre, Okan 1 maç oynadığında fırtınalar koparken (aman gol falan atmasınlar kalbimiz var) La Ligada Nihat takır takır oynadı senelerce. Bütün bağları koptu, domuz bağı tedavisi ile sahalara döndü ama döndü. Sağ kanatta oynadı, forvet oynadı, tek forvet bile oynadı. Bir gün çıkıp, herhangi bir rahatsızlığını belirtti mi ? Bir tane yakınan demeç verdi mi haylaz basına ? Birilerinin gözüne girmek gibi bir çabası oldu mu ? Hadi onu geçtim onlarca maç izliyoruz. Bir tanesinde bir tartışması, kavgası, polemiği var mı ?
Geldi Beşiktaşa. Geliş sürecini falan yazmak istemiyorum çok bilindik şeyler. Uzun yazdığımdan dolayı bir sıkıntı var üzerimde zira. Beşiktaşa dönüşü ve kaptan rolü.Dönmesine hepimiz çok sevindik. şimdi çok üzülüyoruz. Ben dönmeseydi keşke derken Nihatı düşünüyorum, insanlar anlık skor ve puan durumu üzerinden düşünüyor. Patladı patlayacak, önümüzdeki sezon, kamp yapmadı falan filan biz kendimizi oyalarken Nihat gerçeği önümüze geldi. Olmadı. Olmuyor. Olmayacak. Her kötü Nihat hamlesinden sonra şöyle bir uzaklaşıp, Nihaaaat diyorum. Nihat demeye alışkın değiliz çünkü. Böyle sevdirmiş ismini, ben böyle telaffuz ettim hep. Attığında da kaçırdığında da bu değişmedi. Ayakta duramadı Nihat demedim. Yine Nihaaaaaat.
Bütün eleştirileri anlarım. Nihat kendine bakmıyor denilir, hak vermem ama mantıklıdır. Nihat yaşlandı be kardeşim denilir, ya harbiden sanırım öyle derim içimden. Nihat kim ? Nihat topçu mu ? Nihat cırt, Nihat pırt dersen ben bu yazıyı yazarım işte kardeşim. çok para alıyormuş dersin, hak veririm ama üzülmem hak ediyor o parayı çünkü. Beşiktaşta işler böyle gider(di) işte. Beşiktaşlının Beşiktaşlıda kredisi çoktur. Tükenmez bu kredi. Arabası tartışılır, hayatı tartışılır. Eh be kardeşim bu adam bütün varlığını Beşiktaş sayesinde mi yaptı ? Nihat iyi olsaydı La Ligadan döner miydi ? Bu sorunun cevabı çok karışık, Mehmet Topuz olaylarından sonra başkanın kapısında yattığı bir isimdir Nihat. (Diğeri Ferrari)
Bilmeniz gereken bir şeyler daha var. şuna emin olun ki, senden, benden, senin haftada 1 futbol izleyen dayından, amcandan, herkesten; daha çok ister Nihat gol atmayı. Eskisi gibi oynamayı, şöyle harbiden göğsünü gererek pıt pıt koşmayı en çok Nihat ister. Bu durumda olmasının tek sebebi Nihat mı ? Yeteneksiz mi ? çaba sarfetmiyor mu ? Sahada arkadaşlarının emeğini mi çalıyor ? Hayır. Olmuyor. Farkındayım, farkındasınız. ısrar ediyoruz ama olmayacak.
Beşiktaş taraftarına yakışan, Nihatın bütün emeklerine, bir dönem Beşiktaş kurtuluşuna imza attığını unutmadan konuşmaktır, davranmaktır, yaşamaktır. Amatör, Profesyonel bütün branşların bütün maçlarını kaçırmasan, hep tribünde bir şekilde yerini alsanda bu değişmeyecek. Nihatı ıslıklamaya, küfretmeye, yuhlamaya kimsenin hakkı olmamalı. Yok zaten. Biz nasıl diğerlerine benzemiyorsak onların kötü örneklerini kendimize emsal yapmayacağız. Nihat, Beşiktaş forması altında anlamlıdır, Beşiktaş forması Nihatın üzerinde anlamlıdır. Nihat, o tepkileri veren bütün insanlardan daha fazla Beşiktaşlıdır. Hiçbir zaman hiçbir yerde adı kötü bir şekilde anılmamıştır, anılmayacaktır. Nihat her dönem sadece işini yapmıştır. Türk futbolunu Avrupada en iyi temsil eden Türk futbolcudur. Sporcudur. Zekidir.
Mazeret ne olursa olsun, yuvasına dönen bir Beşiktaşlıyı ıslıklamak, yuhlamak, abartıp küfretmek Beşiktaş taraftarına yakışmaz. Yakışmıyor. Hasan şaş, Hakan şükür ve diğerlerinde olduğu gibi. Hiçbir taraftara yakışmıyor ama söz konusu Nihat olunca bir başka yakışmıyor. Yapmayın etmeyin.
Not:Bu yazının şimdi yazılmasının Nihatın Porto maçında attığı golle uzaktan yakından alakası yoktur.
---------------alıntı---------------
---------------alıntı---------------
çok konuşuyoruz, çok tartışıyoruz. Nihat Kahveci, 97-98 sezonu A takıma çıkmış bir isim. 19 yaşına gelmeden A takım formasını sırtına geçirdi. Toshackın gençleştirme operasyonunun parıltılı dönemi, sağ kanatta oynuyor genelde. Kapalının önünde falan oynamak zordur. Kapalı altta maç izleyen bilir. Kendisine örnek aldığı isim şifo Mehmet. Toshack vazgeçemedi kendisinden, kapalıya çaktığı selamları bir kenara bırakmak durumunda kaldı Nihat. Henüz hazır hissetmiyordu ama gitmek durumundaydı.
Gidişine gelelim. Gitmek durumundaydı diyorum ya gitmek durumundaydı. 94-95 ten beri gel(e)meyen şampiyonluk, kulübün maddi açıdan inanılmaz derecede batakta olması. Yıl 2002, aylardan Ocak. Taze, nakit tam 5 milyon Euro. şimdi iyi para ki düşünün sene 2002. Kulübün alacaklıları rahatlıyor, kulüp rahatlıyor. Rahatlamayan insanlar var, beklentileri olanlar, başka baharlara bırakıyorlar beklentilerini. Gider gitmez formayı sırtına geçirdi diyemiyoruz. Yaklaşık bir sezon kadar beklemesi gerekti. ispanyaya gittiğinde tek kelime dahi ispanyolcayı bırakın ingilizce bilmeyen Nihat, ispanyolcayı söktü. Forvet oynamaya, oynatılmaya başlandı ve yabancılık çekti diyemeyiz. Süleyman Sebanın elini öpüp, helal hakkını aldıktan sonra oradaki gururumuz olmaya başlıyordu. 2 gol 1 asist, 1 gol 1 asist, 5 haftada 4 gol derken, 6. haftayı boş geçmiyor ve Sociedadda Nihat sesleri başlıyordu. Adını ezbere söylüyordu herkes. Sene 2002, Nihat Kahveci gol krallığında Ronaldo ile yarışıyor, takır takır ispanyolca konuşuyor, herkes de onu konuşuyor. 16 maçta 10 gol. Başlıklar atılıyor, koca puntolarla : ispanyada ki gururumuz
Sociedadı sırtladığı gibi zirveye çıkarıyor. Real Madridi 4-2 yendikleri maçta attığı gol, oyundan alınırken deliler gibi alkışlanması, tekrar tekrar izlenesi. Keşke gitmeseydi diyordu insanlar. Gitmek durumundaydı oysa. Barcelonanın transfer listesine girmiş, Real Madridin teklifini reddetmiş bir Türk futbolcudan bahsediyoruz bu yazıda.Türk Futbolunun yetiştirdiği en başarılı lejyonerden. Gel gelelim, ispanya sınırları içerisinde yarattığı fırtınayı istenilen şekilde yansıtamıyordu Milli Takım maçlarına. La Ligada 100 maçta 51 gole ulaşıyor. 3 sezonda Ronaldonun ardından en fazla gol atan oyuncu oluyor.
Sociedadda mali krizin ardından çoğu yere gidip geliyor Nihat. Valencia ile görüşüyor, olmuyor. Cska ile görüşüyor, olmuyor. O zamanlar Fenerbahçe falan talip. Beşiktaşın yüzü yok. Gitti, gidecek derken Kovacevicin sakatlığı sebebiyle sezon sonuna kadar kalıyor. Geçiriyor o formayı sırtına ve bask derbisinde bam bam atıyor gollerini.Tam 4.5 yıl. Ayrılmaya hazırlanırken yine Bask bölgesi gazetelerinden Diariovasco, Türkçe bir metin ve Yolun açık olsun başlığını kullanarak veda ediyor. Yeni bir Arif mi geldi derken. Aynı dönemde Mark Gonzalez, Liverpoola geri dönecek. Tarifi imkansız bir yıkım Sociedad için..
El Turco kardeşimizin işleri, önceleri pek iyi gitmedi Villarealde. Tomasson vardı babalar gibi zira. Rossi bir vardı bir yoktu. 4-3lük Atletico Madrid maçı ile döndü diyebiliriz. Birisi son dakikada olmak üzere 2 gole imza attı Nihat. Bütün transfer dönemlerinde geldi, gelecek söylentileri çıktı. Fenerbahçe Beşiktaş ve daha niceleri. O üzerine koydukça bir şekilde gururlanıyorduk. Büyük bir ciddiyet ve çalışma içinde sessiz sedasız büyük bir kariyeri sürüklüyordu ardında. Sessiz sedasız derken, tantanalı insanlarda kariyer peşindeydi gerek Türkiye, gerek ise Avrupa. Onlardan çok farklı Nihat. Karakter olarak farklı, görüş olarak farklı. şu üstte yazdıklarım Hakan ünsalın kariyerinden parçalar olsaydı şimdi bütün ak belediyeliklerinin parklarında bir şekilde heykelleri vardı. 2007-2008, Four Four Two en iyi 100 listesi, 39 numara. 2007-2008 derken çek Cumhuriyeti maçıyla tazeliyoruz hafızalarımızı. Zira formsuz Nihat. Sakatlıklarla boğuşuyor, hoca görev veriyor çıkıyor elinden geleni yapıyor ama olmuyor. Bir şekilde gol veya goller atıyor ama yapması gereken tam da bu iken beğenilmiyor. Sahne hatırlatmak istiyorum bu noktada, Colin-Kazım zırtapoz bir şut atıyor (orta bile olabilir) ve Nihata dönüyor kameralar, sakin oğlum sakin önde falan değiliz biz. Yenik durumdayız ve tepki bu. Atacağı galibiyeti getirecek gol veya gollerin habercisi bu özgüven.
Biraz daha öznel kısma geliyorum, uzun tuttum yazıyı çünkü. En basitinden başlıyorum. Hakan şükür, Emre, Okan 1 maç oynadığında fırtınalar koparken (aman gol falan atmasınlar kalbimiz var) La Ligada Nihat takır takır oynadı senelerce. Bütün bağları koptu, domuz bağı tedavisi ile sahalara döndü ama döndü. Sağ kanatta oynadı, forvet oynadı, tek forvet bile oynadı. Bir gün çıkıp, herhangi bir rahatsızlığını belirtti mi ? Bir tane yakınan demeç verdi mi haylaz basına ? Birilerinin gözüne girmek gibi bir çabası oldu mu ? Hadi onu geçtim onlarca maç izliyoruz. Bir tanesinde bir tartışması, kavgası, polemiği var mı ?
Geldi Beşiktaşa. Geliş sürecini falan yazmak istemiyorum çok bilindik şeyler. Uzun yazdığımdan dolayı bir sıkıntı var üzerimde zira. Beşiktaşa dönüşü ve kaptan rolü.Dönmesine hepimiz çok sevindik. şimdi çok üzülüyoruz. Ben dönmeseydi keşke derken Nihatı düşünüyorum, insanlar anlık skor ve puan durumu üzerinden düşünüyor. Patladı patlayacak, önümüzdeki sezon, kamp yapmadı falan filan biz kendimizi oyalarken Nihat gerçeği önümüze geldi. Olmadı. Olmuyor. Olmayacak. Her kötü Nihat hamlesinden sonra şöyle bir uzaklaşıp, Nihaaaat diyorum. Nihat demeye alışkın değiliz çünkü. Böyle sevdirmiş ismini, ben böyle telaffuz ettim hep. Attığında da kaçırdığında da bu değişmedi. Ayakta duramadı Nihat demedim. Yine Nihaaaaaat.
Bütün eleştirileri anlarım. Nihat kendine bakmıyor denilir, hak vermem ama mantıklıdır. Nihat yaşlandı be kardeşim denilir, ya harbiden sanırım öyle derim içimden. Nihat kim ? Nihat topçu mu ? Nihat cırt, Nihat pırt dersen ben bu yazıyı yazarım işte kardeşim. çok para alıyormuş dersin, hak veririm ama üzülmem hak ediyor o parayı çünkü. Beşiktaşta işler böyle gider(di) işte. Beşiktaşlının Beşiktaşlıda kredisi çoktur. Tükenmez bu kredi. Arabası tartışılır, hayatı tartışılır. Eh be kardeşim bu adam bütün varlığını Beşiktaş sayesinde mi yaptı ? Nihat iyi olsaydı La Ligadan döner miydi ? Bu sorunun cevabı çok karışık, Mehmet Topuz olaylarından sonra başkanın kapısında yattığı bir isimdir Nihat. (Diğeri Ferrari)
Bilmeniz gereken bir şeyler daha var. şuna emin olun ki, senden, benden, senin haftada 1 futbol izleyen dayından, amcandan, herkesten; daha çok ister Nihat gol atmayı. Eskisi gibi oynamayı, şöyle harbiden göğsünü gererek pıt pıt koşmayı en çok Nihat ister. Bu durumda olmasının tek sebebi Nihat mı ? Yeteneksiz mi ? çaba sarfetmiyor mu ? Sahada arkadaşlarının emeğini mi çalıyor ? Hayır. Olmuyor. Farkındayım, farkındasınız. ısrar ediyoruz ama olmayacak.
Beşiktaş taraftarına yakışan, Nihatın bütün emeklerine, bir dönem Beşiktaş kurtuluşuna imza attığını unutmadan konuşmaktır, davranmaktır, yaşamaktır. Amatör, Profesyonel bütün branşların bütün maçlarını kaçırmasan, hep tribünde bir şekilde yerini alsanda bu değişmeyecek. Nihatı ıslıklamaya, küfretmeye, yuhlamaya kimsenin hakkı olmamalı. Yok zaten. Biz nasıl diğerlerine benzemiyorsak onların kötü örneklerini kendimize emsal yapmayacağız. Nihat, Beşiktaş forması altında anlamlıdır, Beşiktaş forması Nihatın üzerinde anlamlıdır. Nihat, o tepkileri veren bütün insanlardan daha fazla Beşiktaşlıdır. Hiçbir zaman hiçbir yerde adı kötü bir şekilde anılmamıştır, anılmayacaktır. Nihat her dönem sadece işini yapmıştır. Türk futbolunu Avrupada en iyi temsil eden Türk futbolcudur. Sporcudur. Zekidir.
Mazeret ne olursa olsun, yuvasına dönen bir Beşiktaşlıyı ıslıklamak, yuhlamak, abartıp küfretmek Beşiktaş taraftarına yakışmaz. Yakışmıyor. Hasan şaş, Hakan şükür ve diğerlerinde olduğu gibi. Hiçbir taraftara yakışmıyor ama söz konusu Nihat olunca bir başka yakışmıyor. Yapmayın etmeyin.
Not:Bu yazının şimdi yazılmasının Nihatın Porto maçında attığı golle uzaktan yakından alakası yoktur.
---------------alıntı---------------
rakı sofrasında da ya önden bardağı bitiren, ya da herkes bitirdiğinde bardağı hala ful olan kişi gibidir.
uyum sağlayabildiğinde, dengenin göz kamaştıran zevkine ulaşacaktır.
uyum sağlayabildiğinde, dengenin göz kamaştıran zevkine ulaşacaktır.
sakatlıktan yeni de çıkmış olsa, son zamanlarda oynadığı futbol istenileni veremese de büyük maçlarda tecrübesi nedeniyle formayı alan futbolculardır.
porto ya 33 m den attığı gol.
işallah 2 yılda bir olmaz. [ybkz]swh[/ybkz]
işallah 2 yılda bir olmaz. [ybkz]swh[/ybkz]
sözlükteki yeni furya.
asabiyet dolu yazılarının sebebi anlaşılmayan yazıcı.
ben misal belirtiyorum illa ki. [ybkz]swh[/ybkz]
ben misal belirtiyorum illa ki. [ybkz]swh[/ybkz]
3 dakikada doğrulayabileceğim ifade.
aksini iddaa edene de bir duble benden.
aksini iddaa edene de bir duble benden.
yemeden içmeden tüttüren, hatta çoğunlukla sigara içmek için yemek yiyen bünye.
kendisine bir vallahi pes çekiyorum burdan.
kendisine bir vallahi pes çekiyorum burdan.
bir daha kimbilir ne zaman onun gibisini bulucam üzüntüsü. [ybkz]swh[/ybkz]
ye sev dua et filminin en net özeti kanımca.kötürümü koşturur cinstten.
sözlüğümüzde 1 tanesini bile bulmak pek zor iken gözleri faltaşı gibi açtıran istek.
malüm gazete manşeti.
skor 1-1 de olsa a.koduk demeye getiriyor. [ybkz]swh[/ybkz]
skor 1-1 de olsa a.koduk demeye getiriyor. [ybkz]swh[/ybkz]
uykunun hakkını vermek.
geç de yatmış olsan üstüne bide erken de kalkmış olsan nafile, 3 saat bile uyusan 3 gün götürür seni. [ybkz]swh[/ybkz]
geç de yatmış olsan üstüne bide erken de kalkmış olsan nafile, 3 saat bile uyusan 3 gün götürür seni. [ybkz]swh[/ybkz]
maç esnasında bolca hata yaptıkları, hatalarının üstüne gitmeleri gereken eylemler bütünü.
(bkz: topu oyuna sokma)
(bkz: oyuna sokulan topu devam ettirebilme)
(bkz: serbest atış kullanabilme)
(bkz: korner kullanabilme)
(bkz: topu oyuna sokma)
(bkz: oyuna sokulan topu devam ettirebilme)
(bkz: serbest atış kullanabilme)
(bkz: korner kullanabilme)
içerisinde tabiki forzanarchy,dingoc,cihan1903 ve primus inter pares in bulunduğu eylemin en direk tanımı.
[ybkz]swh[/ybkz]
[ybkz]swh[/ybkz]
adam olan başka takım tutmaz zaten ile desteklenebilecek teori.
ispatı da gün be gün açık.
şu ömrünüzde kaç tane delikanlı,çamura yatmayan fenerli gördünüz hayatınızda?
3 mü ? ey maşşallah siz evet şanslılardansınız.
kaç tane delikanlı, her boşluğu kendine döndürmeye çalışmayan,çıkarı uğruna her fitneyi yapmayacak olan cimbomlu gördünüz?
evet gene 3 se tebriki bir borç bilriim bünyenize.
alayı oynak,alayı kahpe , arada çıkarsa da 3,5 tane helal olsun der geçeriz.
ispatı da gün be gün açık.
şu ömrünüzde kaç tane delikanlı,çamura yatmayan fenerli gördünüz hayatınızda?
3 mü ? ey maşşallah siz evet şanslılardansınız.
kaç tane delikanlı, her boşluğu kendine döndürmeye çalışmayan,çıkarı uğruna her fitneyi yapmayacak olan cimbomlu gördünüz?
evet gene 3 se tebriki bir borç bilriim bünyenize.
alayı oynak,alayı kahpe , arada çıkarsa da 3,5 tane helal olsun der geçeriz.
is hayatının hayati kuralı.
Tüküreyim afedersin böyle sisteme .
Neden insanlar cocuklarına onur,paylaşım, doğru insan olma gibi Temel özellikleri öğretmeden koyveriyor.
Ne hikmetse bu özellikleri olmayan herkes paso müdür falan gibi yerlerde oluyor.
Tüküreyim afedersin böyle sisteme .
Neden insanlar cocuklarına onur,paylaşım, doğru insan olma gibi Temel özellikleri öğretmeden koyveriyor.
Ne hikmetse bu özellikleri olmayan herkes paso müdür falan gibi yerlerde oluyor.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?