bir dönemin "altın çocuk" lâkaplı beşiktaş yıldızı, ilerleyen yıllardaki futbol şube sorumlusu. şimdinin mhk başkanı.
şimdi sevgili ağabeyciğim. beşiktaş ile olan tüm mazinden, organik bağından bağımsız olarak söylüyorum. çok değil on küsür gün önce oynanan 17 kasım 2012 adana demirspor 1461 trabzon maçı'nı izleme imkânın oldu mu? seyretmediysen ve sana ulaşan gözlemci raporları olumluysa bilesin ki seni bariz bir şekilde yanıltmışlar. zira senin başında bulunduğun kurumun 1 aralık 2012 orduspor beşiktaş maçı'na atadığı mustafa kamil abitoğlu ve ekibi, söz konusu maçta ev sahibi takımın aleyhine oldukça kritik hatalara imza atmışlar ve karşılaşmayı adeta bir taraftan alıp ötekine elleriyle teslim etmişlerdir.
şimdi beşiktaş'ın sergilediği performansla taraflı tarafsız herkesin takdirini kazandığı bir süreçte, en önemli virajlardan birisi olan orduspor deplasmanına hakem atamalarında tek yetkili olan yardımcın yüksel okçuoğlu'nun, böylesine formsuz bir abitoğlu'nu uygun görmesinin; kafalarda tahmin ettiğinizden büyük bir soru işareti doğurmayacağına dair tek bir beşiktaş taraftarını ikna edemezsiniz. ha böyle bir derdiniz yoksa bilemem. zaten okçuoğlu hakkında çok küçük bir internet taraması yapanın da midesi büsbütün kalkacaktır emin olunuz zekeriya ağabey.
ne yapmaya çalışıyorsunuz ağabey? az çok tahmin ediyorum ki siz orada edilgen bir konumdasınız. maalesef kumanda söz konusu kişide. ancak bilin ki ateşle oynuyorsunuz. şu maçta beşiktaş ya da orduspor aleyhine oyunun kaderine etki edecek herhangi bir hatada vebâl hepinize aittir.
umarız biz yanılırız. umarız ne beşiktaş ne orduspor şu maçta bir kazaya kurban gitmez. orduspor'u da sayıyorum çünkü bizim prestijimiz abitoğlu etkisiyle gelecek bir galibiyetten çok çok daha önemlidir. hele ki bir de tam tersi olursa; öfkemizi bundan daha mükemmel sınayamayacağınızı söyleyebilirim.
men dakka dukka.[ybkz]swh[/ybkz]
bu sezon panathinaikos forması giyen 30 yaşında ve 2.03 boyundaki gabon'lu power forward. bilhassa blok ve ribaund tehdidi olarak; geldiğinden bu yana yoncalarda gerçekten güzel işler çıkarıyor.
anadolu yakasında oturanlar için alternatif olarak, kadıköy'den eminönü'ne vapurla geçildikten sonra - bostancı'dan eminönü'ne vapur vs. var mı emin değilim varsa o da olabilir- sirkeci garı'ndan trene binilip kazlıçeşme istasyonunda inilebilir. (sanırım sirkeci - kazlıçeşme 25-30 dk sürüyor) oradan yürüyerek 10 dk içerisinde salona ulaşabilirsiniz.
nizam-ı edit: tanım olarak böyle de ulaşımı sağlanabilecek bir karşılaşmadır.[ybkz]swh[/ybkz]
nizam-ı edit: tanım olarak böyle de ulaşımı sağlanabilecek bir karşılaşmadır.[ybkz]swh[/ybkz]
türkiye saati ile 23.00'te başlayacak ve ntvspor'dan canlı olarak yayınlanacak madrid derbisi/la liga 14.hafta mücadelesi.
---------------alıntı---------------
Barcelona maçı için de taraftarın galibiyet beklentisi içine girmemesi gerekir. iyi mücadeleyle maçta farkı açmamak, bir CSKA mağlubiyetinin benzerini yaşamamak önemli olan.
---------------alıntı---------------
köşelerinde bu tarz ifadelere yer veren yazarları vardır.
Barcelona maçı için de taraftarın galibiyet beklentisi içine girmemesi gerekir. iyi mücadeleyle maçta farkı açmamak, bir CSKA mağlubiyetinin benzerini yaşamamak önemli olan.
---------------alıntı---------------
köşelerinde bu tarz ifadelere yer veren yazarları vardır.
cedevita zagreb takımında kendisinden boşalan koçluk koltuğuna drazen petrovic'in ağabeyi aleksandar "aco" petrovic getirilmiştir.
son toronto raptors maçında ufak bir şanssızlık yaşamıştır. nazar boncuğu olsun.[ybkz]swh[/ybkz]
http://tinyurl.com/bwr9bgj
edit: 13 sayı, 18 ribaund ile karşılaşmayı tamamlamıştır.
http://tinyurl.com/bwr9bgj
edit: 13 sayı, 18 ribaund ile karşılaşmayı tamamlamıştır.
yugoslav basketbolunda; dusan ivkovic, zeljko obradovic, bogdan tanjevic, bozidar maljkovic ve dusko vujosevic ile birlikte voltranı tamamlayan sırp kökenli koç. 1987 dünya gençler basketbol şampiyonası'nda birinciliğe uzanan yugoslav milli takımının çalıştırıcılığını yapmış ve ismini uluslararası arenada ilk kez böyle duyurmuştur. tabii aynı turnuvada onunla birlikte basketbol dünyasının adını duymaya başlayacağı talebelerini de unutmamak gerekir. .
sonra uzun yıllarını geçireceği ve başarılarıyla herkeste hayranlık uyandıracak almanya yılları başlar.
milli takımdan teklif alır. ev sahibi oldukları 1993 avrupa basketbol şampiyonasında altın madalyayı kazanan takımın koçu kendisiydi. hemen peşinden almanya'nın kulüpler düzeyinde ses getirmesini sağlayacak alba berlin efsanesinin temellerini atmaya başlar ki 1995 yılında teoman alibegovic, sasa obradovic (şu anda euroleague oynayan alba berlin takımının koçudur) ve wendell alexis'li kadrosu ile koraç kupasını kaldırır.
2000'lerin başı yugoslavya milli takımı yıllarıdır. 2001'de türkiye'de düzenlenen avrupa basketbol şampiyonası'nda aydın örs'ün yönetimindeki milli takımımızı, 2002 indianapolis'teki dünya basketbol şampiyonası'nda ise arjantin'i mağlup ederek birinciliği elde eder. aynı dünya şampiyonasında henüz 22 yaşındaki porto riko'lu bir taze de asist kralı olacaktır.
dünya şampiyonası sonrası barcelona ile anlaşır pesic. 2003 yılında dejan bodiroga, gregor fucka (ki bu ikisi bogdan tanjevic'in stefanel milano'dan talebeleriydi. anımsayın efesle oynan 1996 koraç kupası finali. flavio portaluppi, ferdinando gentile, rolando blackman vs.), sarunas jasikevicius ve o dönemin çömezi juan carlos navarro gibi isimlerle; denis marconato, ricardo pittis, tyus edney, jorge garbajosa ve trajan langdon'u bünyesinde barındıran benetton treviso'yu yenerek euroleague şampiyonluğunu elde etti.
geçen sezon kızılyıldız'ı çalıştırmıştı. zannedersem dün itibariyle, oğlu marko pesic'in genel menajerliğini yaptığı bayern münih'in başına koç olarak getirildiği açıklandı. acaba ikinci devrim bavyera ekibi ile mi geliyor? bekleyip göreceğiz.
sonra uzun yıllarını geçireceği ve başarılarıyla herkeste hayranlık uyandıracak almanya yılları başlar.
milli takımdan teklif alır. ev sahibi oldukları 1993 avrupa basketbol şampiyonasında altın madalyayı kazanan takımın koçu kendisiydi. hemen peşinden almanya'nın kulüpler düzeyinde ses getirmesini sağlayacak alba berlin efsanesinin temellerini atmaya başlar ki 1995 yılında teoman alibegovic, sasa obradovic (şu anda euroleague oynayan alba berlin takımının koçudur) ve wendell alexis'li kadrosu ile koraç kupasını kaldırır.
2000'lerin başı yugoslavya milli takımı yıllarıdır. 2001'de türkiye'de düzenlenen avrupa basketbol şampiyonası'nda aydın örs'ün yönetimindeki milli takımımızı, 2002 indianapolis'teki dünya basketbol şampiyonası'nda ise arjantin'i mağlup ederek birinciliği elde eder. aynı dünya şampiyonasında henüz 22 yaşındaki porto riko'lu bir taze de asist kralı olacaktır.
dünya şampiyonası sonrası barcelona ile anlaşır pesic. 2003 yılında dejan bodiroga, gregor fucka (ki bu ikisi bogdan tanjevic'in stefanel milano'dan talebeleriydi. anımsayın efesle oynan 1996 koraç kupası finali. flavio portaluppi, ferdinando gentile, rolando blackman vs.), sarunas jasikevicius ve o dönemin çömezi juan carlos navarro gibi isimlerle; denis marconato, ricardo pittis, tyus edney, jorge garbajosa ve trajan langdon'u bünyesinde barındıran benetton treviso'yu yenerek euroleague şampiyonluğunu elde etti.
geçen sezon kızılyıldız'ı çalıştırmıştı. zannedersem dün itibariyle, oğlu marko pesic'in genel menajerliğini yaptığı bayern münih'in başına koç olarak getirildiği açıklandı. acaba ikinci devrim bavyera ekibi ile mi geliyor? bekleyip göreceğiz.
sert şarkıdır. zırhınız olmadan yaklaşmayınız. sağolsun usta, yanına bir de deli alıp düet yapmış[ybkz]swh[/ybkz]; ört ki ölem.
http://tinyurl.com/c2osc2d
http://tinyurl.com/c2osc2d
hangi vasfına binaen ptt 1.lig takımlarından boluspor'un başına getirildiğini pek anlamadığım içten pazarlıklı.
---------------alıntı---------------
Aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Maçlardan sonra deşarj oluyoruz. Euroleague maçlarını oyuncular çok istiyor. Euroleagueden sonra bunu hep yaşıyoruz. Doğal karşılamak lazım. Türkiye maçlarında Tutku ve Cevher yok. Rotasyonda bu bize sıkıntı veriyor ve diğer oyunculara yük oluyor. Tutkunun en az 10 günü daha var. Bu iki dezavantajı yaşıyoruz. Diğer takımlar gibi düşünen ve oynamaya çalışan takımlar değiliz. Herkesin oyunun içinde olmasını istiyoruz. Makina düzeninde işlemesi gerekiyor. ilk yarı bu savunmayı yapsaydık 20 sayıyla kazanırdık. Konsantrasyon eksikliği savunma ve top kayıplarına yansıyor.
Ders çıkarmak gerekiyor. Neden bu hataları yapıyoruz. istediğimiz düzeyde henüz oynamıyoruz. Boş hafta var orada da lig maçları var. Kadroyu taze tutmak gerekiyor. Oyun sürelerine dikkat edeceğiz. Bir takviye yapmayı planlıyoruz. Bu şu an proje aşamasında. Daha tercih yapmış değiliz. Bir arayışımız var. Dışarıya bir oyuncu alabiliriz. Yaparsak bir takviye dışarıya olacaktır.
Euroleaguede çeyrek finali zorlayacağız. 3 maçımız kaldı Euroleague tecrübesi olan bir forvet arayışımız var.
Cevher Galatasaray maçına yetişebilir. Tutkunun bir sonraki lig maçında oynaması muhtemel.
---------------alıntı---------------[ybkz]swh[/ybkz]
Aynı sıkıntıları yaşıyoruz. Maçlardan sonra deşarj oluyoruz. Euroleague maçlarını oyuncular çok istiyor. Euroleagueden sonra bunu hep yaşıyoruz. Doğal karşılamak lazım. Türkiye maçlarında Tutku ve Cevher yok. Rotasyonda bu bize sıkıntı veriyor ve diğer oyunculara yük oluyor. Tutkunun en az 10 günü daha var. Bu iki dezavantajı yaşıyoruz. Diğer takımlar gibi düşünen ve oynamaya çalışan takımlar değiliz. Herkesin oyunun içinde olmasını istiyoruz. Makina düzeninde işlemesi gerekiyor. ilk yarı bu savunmayı yapsaydık 20 sayıyla kazanırdık. Konsantrasyon eksikliği savunma ve top kayıplarına yansıyor.
Ders çıkarmak gerekiyor. Neden bu hataları yapıyoruz. istediğimiz düzeyde henüz oynamıyoruz. Boş hafta var orada da lig maçları var. Kadroyu taze tutmak gerekiyor. Oyun sürelerine dikkat edeceğiz. Bir takviye yapmayı planlıyoruz. Bu şu an proje aşamasında. Daha tercih yapmış değiliz. Bir arayışımız var. Dışarıya bir oyuncu alabiliriz. Yaparsak bir takviye dışarıya olacaktır.
Euroleaguede çeyrek finali zorlayacağız. 3 maçımız kaldı Euroleague tecrübesi olan bir forvet arayışımız var.
Cevher Galatasaray maçına yetişebilir. Tutkunun bir sonraki lig maçında oynaması muhtemel.
---------------alıntı---------------[ybkz]swh[/ybkz]
26 kasım 2012 beşiktaş hacettepe maçı'nda 17 sayı 10 ribaund ile double double yapan oyuncumuz. takıma artık iyice ısındı ve itiraf etmek gerekir ki son haftaların bazen görünen bazen de görünmeyen kahramanıdır. müthiş faydalı oynuyor ve açıkçası azami saygıyı hakediyor. 30 kasım 2012 beşiktaş barcelona regal maçı'nda da bu yükselen grafiğini sürdürmesi dileğiyle...
yanılmıyorsam maçın ilk hücumunda bulduğumuz sayıdan sonra bitime 4.46 sn kala ilk kez öne geçtiğimiz maçtır.[ybkz]swh[/ybkz]
2005-2006 ve 2006-2007 sezonlarında beşiktaş kadın basketbol takımı'nın da formasını giymiş olan 32 yaşındaki oyun kurucu. bu sezon (vurgula: istanbul üniversitesi bgd ) bünyesinde kariyerine devam ediyor. maşallah diyelim, nice koç yiğite taş çıkarmış şu ana kadar.[ybkz]swh[/ybkz]
http://tinyurl.com/bqqummk
http://tinyurl.com/bqqummk
boston celtics'in orlando magic'i deplasmanda -uzatmalarda- 116-110 yendiği maçta yapmış olduğu 16 asistle "en az 10 asist" serisini üst üste 37 maça çıkaran akıllı bıdık.
aynı sarının hem kırmızısıyla hem lacivertiyle yaptıkları şirket evliliğinden çıkma defolu ürünlerin hasar fotoğraflarını beşiktaş tribünleriyle karıştırarak kenarlarından kırpmak suretiyle kendi özgeçmiş formlarındaki ilgili kutucuğa sığdırmaya çalışan üçüncü sınıf manipülasyon erbapları.
yerleştirildikleri makamların sorumluluklarını duyacak yeteneklerle donatılmadıklarından dönemsel egemen gücün uzantısı olma hukukuyla hareket etmeyi marifet bellemeleri kendilerinin ayırt edici özelliği olmakla kalmayıp; konu siyah beyaz ise ıslıkları da dağı taşı geçiyor. beşiktaş'ın içinde bulunduğu şartlardan aldıkları cüretin, kapladıkları hacimden hayli büyük olduğu söz konusu zat-ı muhteremler; sevgilimize hoş gözükmek için bu takımı tuttuğumuzu zannediyorlar muhtemelen. aksi takdirde böylesine çirkince bir yönlendirmeyi taca çıkaracak sayıda ve bilinçte beşiktaş taraftarının hem inönü stadı'na hem de abdi ipekçi spor salonu'na geldiğini bilmeyecek kadar cahîl olamazlar. yoksa?
futbol takımının içinde bulunulan an itibariyle umduklarından çok farklı bir konumda olmasının sindirim sistemlerinde meydana getirdiği tahribatı tahmin etmek güç değil. ancak belli ki basketbol takımının da geçen seneden sonra gücüyle doğru orantılı olarak yakaladığı ivme, pişkinlik düzeneklerinde kireçlenmeye yol açmış. şahsen " ne var yani, spalding marka basketbol topu, hummel marka formayla pertevniyal lisesi de kalır top 16'ya" başlığı içeren bir manşet de bekliyordum kendilerinden. o mevzuda kendilerine vaadedilen düşünsel ödenek henüz tahsis edilmemiş olsa gerek.
ne rahatsız etti sizi sahi? samet aybaba'nın kimseden lütuf beklemeksizin gösterdiği gayret mi? erman kunter'in hiç bir şartta beyefendiliğinden ve ilkelerinden ödün vermeden takımı getirdiği nokta mı? yoksa aynı akşam iki maç arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılan beşiktaş taraftarı'nın takımlarıyla bütünleşerek alınlarının akıyla stadtan/salondan çıkması mı?
sayfalarınızda daha fazla yer alıp almamayı zerre umursamayan bir oluşuma, dandik temalar barındıran reklam filimlerinizle şirinlik muskalığı taslamaktan rahatsızlık duysanız ya biraz da. ne bu hâl kuzum? zayıf dersinin farkına varıp kurtarma yazılısı talep eden öğrenciler gibisiniz. veliniz döver mi yoksa evinize gittiğinizde? evinizi tercih etmeyin siz de olsun bitsin. nasılım?
ez cümle, rahat bırakın beşiktaş'ı da beşiktaş'a gönül verenleri de.
son sözümüz, başta aynı yayın grubunda bulunup da bu yapılanlara sessiz kalanlar olmak üzere tüm beşiktaş yazarlarına gitsin;
sportif aidiyet bağlarını üzerine bina ettikleri yuvaya karşı takınılan tavra, reaksiyonel duruş geliştiremeyenler; yarın öbür gün aile albümünün dışında kalmaktan şikayet etmemelidirler.
yerleştirildikleri makamların sorumluluklarını duyacak yeteneklerle donatılmadıklarından dönemsel egemen gücün uzantısı olma hukukuyla hareket etmeyi marifet bellemeleri kendilerinin ayırt edici özelliği olmakla kalmayıp; konu siyah beyaz ise ıslıkları da dağı taşı geçiyor. beşiktaş'ın içinde bulunduğu şartlardan aldıkları cüretin, kapladıkları hacimden hayli büyük olduğu söz konusu zat-ı muhteremler; sevgilimize hoş gözükmek için bu takımı tuttuğumuzu zannediyorlar muhtemelen. aksi takdirde böylesine çirkince bir yönlendirmeyi taca çıkaracak sayıda ve bilinçte beşiktaş taraftarının hem inönü stadı'na hem de abdi ipekçi spor salonu'na geldiğini bilmeyecek kadar cahîl olamazlar. yoksa?
futbol takımının içinde bulunulan an itibariyle umduklarından çok farklı bir konumda olmasının sindirim sistemlerinde meydana getirdiği tahribatı tahmin etmek güç değil. ancak belli ki basketbol takımının da geçen seneden sonra gücüyle doğru orantılı olarak yakaladığı ivme, pişkinlik düzeneklerinde kireçlenmeye yol açmış. şahsen " ne var yani, spalding marka basketbol topu, hummel marka formayla pertevniyal lisesi de kalır top 16'ya" başlığı içeren bir manşet de bekliyordum kendilerinden. o mevzuda kendilerine vaadedilen düşünsel ödenek henüz tahsis edilmemiş olsa gerek.
ne rahatsız etti sizi sahi? samet aybaba'nın kimseden lütuf beklemeksizin gösterdiği gayret mi? erman kunter'in hiç bir şartta beyefendiliğinden ve ilkelerinden ödün vermeden takımı getirdiği nokta mı? yoksa aynı akşam iki maç arasında bir tercih yapmak zorunda bırakılan beşiktaş taraftarı'nın takımlarıyla bütünleşerek alınlarının akıyla stadtan/salondan çıkması mı?
sayfalarınızda daha fazla yer alıp almamayı zerre umursamayan bir oluşuma, dandik temalar barındıran reklam filimlerinizle şirinlik muskalığı taslamaktan rahatsızlık duysanız ya biraz da. ne bu hâl kuzum? zayıf dersinin farkına varıp kurtarma yazılısı talep eden öğrenciler gibisiniz. veliniz döver mi yoksa evinize gittiğinizde? evinizi tercih etmeyin siz de olsun bitsin. nasılım?
ez cümle, rahat bırakın beşiktaş'ı da beşiktaş'a gönül verenleri de.
son sözümüz, başta aynı yayın grubunda bulunup da bu yapılanlara sessiz kalanlar olmak üzere tüm beşiktaş yazarlarına gitsin;
sportif aidiyet bağlarını üzerine bina ettikleri yuvaya karşı takınılan tavra, reaksiyonel duruş geliştiremeyenler; yarın öbür gün aile albümünün dışında kalmaktan şikayet etmemelidirler.
vicente del bosque döneminde celta vigo'dan beşiktaş'a transfer edilen ispanyol sol bek. an itibariyle 25 kasım 2012 levante barcelona maçı'nda levante formasıyla kendisini izlemekte olunca garip bir tebessüm belirmiştir yüzümde.
edit: 35 yaşına gelmesine rağmen, uğur boral'a kök söktürür o ayrı. bizden sonra ajax'a kiralanmıştı yanılmıyorsam.
edit: 35 yaşına gelmesine rağmen, uğur boral'a kök söktürür o ayrı. bizden sonra ajax'a kiralanmıştı yanılmıyorsam.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?