türkiye kadınlar basketbol ligi yedinci hafta karşılaşması olup; beşiktaş'ın 88-76 kaybettiği mücadeledir. özge kavurmacıoğlu'nun 28 sayı ve 12 ribaundluk performansı mağlubiyeti engelleyemedi. şu takıma hiç değilse orta karar bir oyun kurucu transfer edecek kadar batık durumda mı bu camia bilmiyorum.
bu sezon beşiktaş futbol takımının resmi yiyeceğidir. gece gece dokunmasa bari. tesisleri kokutmayın.[ybkz]swh[/ybkz]
hafızam beni yanıltmıyorsa, hector cuper 'in takımın başına gelişinden bu yana orduspor'un kendi sahasında ilk kez mağlup olduğu maçtır.
edit: tabii ya. gokcanz sağolsun uyardı. trabzonspor'a yenilmişler.
edit: tabii ya. gokcanz sağolsun uyardı. trabzonspor'a yenilmişler.
galatasaray mp koçu ergin ataman'ın, transferi için temasta olduklarını açıkladığı arjantin'li şutör. jaka lakovic ile takas edilebileceği söylentileri var. ancak caja laboral'in böylesine önemli bir oyuncuyu neden elden çıkarmak istediğini anlamak güç. bir ihtimal ispanya'nın ülke olarak yaşadığı ekonomik kriz sebebiyle, takımın yüksek kontratlı oyunculardan kurtulmak istemesi gererekçe olabilir.
23 kasım 2012 beşiktaş brose baskets bamberg maçı esnasında murat kosova için edilen küfürleri ima ederek genel bir serzenişte bulunmuştur.
http://tinyurl.com/c4lwl2y
iligili maçta olup bitenler beşiktaş'ı ilgilendiren pek çok sanal platformda yine beşiktaşlılar tarafından eleştiriye tabi tutulmuştur. yalnız sizin dostunuz fuat akdağ'ın bu konuda beşiktaş taraftarını terbiye etmeye çapı da el vermez, haddi de. bunda bir anlaşırsak, zaten sizinle her türlü anlaşırız. elbette siz derken ercan taner olarak sizin şahsınızı kastediyoruz. yoksa bize o maçları izlettirdiğini söylettiğiniz medya patronlarını değil. ne biçim bir argüman bu? yani o medya patronları hiçbir maddi kaygı gütmeden yalnızca türkiye'deki futbol izleyicisinin görsel zevkini tatmin edebilmek amacıyla mı bu maçların yayın haklarını satın alıyor?
şunu mu diyorsunuz "bu adamlar sizden beş kuruş talep etmeden la liga, euroleague maçlarını ayağınıza getiriyor. nankörlük ediyorsunuz. yetmiyor küfrediyorsunuz.". yapmayın güzel ağabeyim, siz de biliyorsunuz biz de biliyoruz. modern dünya, merkezinde daha çok kâr etme ve daha çok tüketme arzusunu kamçılayan bir ekonomik işleyiş üzerine kuruludur. doğuş grubu'nun kanalları aracılığıyla bu karşılaşmaları yayınlamasını, nazife teyze'nin aşure kaynatıp mahalleliye dağıtması gibi lanse etmeyin. gülünç duruma düşersiniz.
murat kosova'ya gösterilen tepki özünde doğrudur. bu tepkinin arkasında yatan saikler de son derece nettir. ancak seçilen yöntem yanlıştır. en azından yaratıcı zekâsıyla övünen beşiktaş taraftarına hiç yakışmamıştır. hiç yakışmadığı da aile içinde defaatle dile getirilmiştir. ancak dostunuz, genel yayın yönetmeniniz olan zatın değneksiz gezmeye kalktığı köy beşiktaş'ın köyiçi olursa, kimse bunu sineye çekemez.
bize ne düşman, ne mensubu olduğunuz grubun lûtufları lâzım. ancak çalıştığınız kanalın; beşiktaş'ın içinde yer aldığı basketbol hazırlık turnuvalarının, hentbol takımı maçlarının yayın politikalarına, beşiktaş'ın euroleague galibiyetleri sonrası spor gecesi vs. programlarda kendisine kaçıncı sırada yer bulduğuna bir bakın.
sonra da dönüp aynaya bakın. size ne lâzım?
not: ha bir de zamanında süleyman seba'ya edilen küfürler üzerinden bildik alan işaretlemelerine meyletmişsiniz. ben o dönem hiç bu organizasyonların içinde olmamış bir beşiktaş taraftarı olarak gönül rahatlığıyla söylüyorum. herhangi bir vesileyle bir yerlerde karşılaştığınız beşiktaş tribünlerinin bir çok önemli ismi o hakaret içeren tezahüratların bir şekilde içinde olmuştur. mutlaka onlarla görüştüğünüzde bu siteminizi yüksek sesle dile getiriyorsunuzudur değil mi?
tabii tabii. mutlaka...
http://tinyurl.com/c4lwl2y
iligili maçta olup bitenler beşiktaş'ı ilgilendiren pek çok sanal platformda yine beşiktaşlılar tarafından eleştiriye tabi tutulmuştur. yalnız sizin dostunuz fuat akdağ'ın bu konuda beşiktaş taraftarını terbiye etmeye çapı da el vermez, haddi de. bunda bir anlaşırsak, zaten sizinle her türlü anlaşırız. elbette siz derken ercan taner olarak sizin şahsınızı kastediyoruz. yoksa bize o maçları izlettirdiğini söylettiğiniz medya patronlarını değil. ne biçim bir argüman bu? yani o medya patronları hiçbir maddi kaygı gütmeden yalnızca türkiye'deki futbol izleyicisinin görsel zevkini tatmin edebilmek amacıyla mı bu maçların yayın haklarını satın alıyor?
şunu mu diyorsunuz "bu adamlar sizden beş kuruş talep etmeden la liga, euroleague maçlarını ayağınıza getiriyor. nankörlük ediyorsunuz. yetmiyor küfrediyorsunuz.". yapmayın güzel ağabeyim, siz de biliyorsunuz biz de biliyoruz. modern dünya, merkezinde daha çok kâr etme ve daha çok tüketme arzusunu kamçılayan bir ekonomik işleyiş üzerine kuruludur. doğuş grubu'nun kanalları aracılığıyla bu karşılaşmaları yayınlamasını, nazife teyze'nin aşure kaynatıp mahalleliye dağıtması gibi lanse etmeyin. gülünç duruma düşersiniz.
murat kosova'ya gösterilen tepki özünde doğrudur. bu tepkinin arkasında yatan saikler de son derece nettir. ancak seçilen yöntem yanlıştır. en azından yaratıcı zekâsıyla övünen beşiktaş taraftarına hiç yakışmamıştır. hiç yakışmadığı da aile içinde defaatle dile getirilmiştir. ancak dostunuz, genel yayın yönetmeniniz olan zatın değneksiz gezmeye kalktığı köy beşiktaş'ın köyiçi olursa, kimse bunu sineye çekemez.
bize ne düşman, ne mensubu olduğunuz grubun lûtufları lâzım. ancak çalıştığınız kanalın; beşiktaş'ın içinde yer aldığı basketbol hazırlık turnuvalarının, hentbol takımı maçlarının yayın politikalarına, beşiktaş'ın euroleague galibiyetleri sonrası spor gecesi vs. programlarda kendisine kaçıncı sırada yer bulduğuna bir bakın.
sonra da dönüp aynaya bakın. size ne lâzım?
not: ha bir de zamanında süleyman seba'ya edilen küfürler üzerinden bildik alan işaretlemelerine meyletmişsiniz. ben o dönem hiç bu organizasyonların içinde olmamış bir beşiktaş taraftarı olarak gönül rahatlığıyla söylüyorum. herhangi bir vesileyle bir yerlerde karşılaştığınız beşiktaş tribünlerinin bir çok önemli ismi o hakaret içeren tezahüratların bir şekilde içinde olmuştur. mutlaka onlarla görüştüğünüzde bu siteminizi yüksek sesle dile getiriyorsunuzudur değil mi?
tabii tabii. mutlaka...
30 kasım 2012 beşiktaş barcelona regal maçı'nda hem hücum hem savunma yönünde ayakta kalabilen tek oyuncudur. serbest atışlarda yine 2/2 ile başlayınca hastaneye telefon açmaya hazırlanıyordum. neyse ki ilerleyen dakikalarda ritmini buldu ve 4/11 ile maçı tamamladı.[ybkz]swh[/ybkz] büyük bir aferini hakediyor dün akşam için. tebrikler koca ayak.
son çeyrekteki etkili oyunuyla[ybkz]swh[/ybkz] real madrid'in 77-61 kazandığı müsabakadır. nikola mirotic 18, marcus slaughter 12, felipe reyes ve jaycee carroll 10'ar sayı ile karşılaşmayı tamamladılar.
30 kasım 2012 beşiktaş barcelona regal maçı kadrosuna dahil edilmiş genç yıldız. xaiver pascual, juan carlos navarro'nun yerine bu akşam kendisine süre verecektir diye düşünüyorum.
lise bittikten hemen sonra çıktığınız zaman, ergen dönemlerde erken tecrübelerle donatılmanıza ön ayak olacak girişimdir. mesela yemeyi içmeyi çok seven ve hâliyle yemek yapmakta da oldukça hünerli babanızdan işin tüm püf noktalarını öğrenebilirsiniz. pazar/market alışverişleri, kira/elektirik/su/apartman aidatı gibi çok da yabancısı olmadığınız ama o zamana kadar da aktif olarak içinde de yer almadığınız aktivitelerin odağında birinci tekil şahıs olarak kendinizi bulmanız söz konusudur.
"kaça domates?", "aa çok dedin", "pilavlık bulgur ne zaman gelecek?" tarzı cümle kalıplarını içselleştirip, sigara böreği yapmadan önce "lan yufkayı kaça bölüyorduk? önce ortadan ikiye, sonra onları dörde, sonra sekize hoyda breee" şeklinde içsel devinimler yaşayabilirsiniz. bu sayede "sigara böreği" ve "içsel devinimler" şeklindeki söz öbeklerini aynı cümlede kullanabilme imkânınız doğar.
fakülte kantinindeki kız arkadaşlarınızın "benim pilavım tane tane düşmüyor" yakınmalarına işlevsel öneriler getirip, karşı taraftan "vayyy seni alan yaşadı" tarzı klişe sululuklara maruz kalabilirsiniz. öğrenci olmanıza rağmen aidatı zamanında ödemeniz bina yöneticisini, kirayı zamanında ödemeniz ev sahibi fazalsıyla memnun edecektir ki, sizi evlatlık olarak düşünenlerin sayısının hiç de azımsanmayacak seviyeye ulaştığına şahit olursunuz.
sosyal hayatınıza harket getirmek açısından "ya daniel amokachi'nin ikizlerinin sünnet düğününü benim evde yapsak mı acaba?" tarzı fantastik düşüncelere kapılınabilir. elektrik süpürgesinin çok güzel bir buluş olduğuna kanaat getirip; bal mumundan heykelini yaparak çamaşır odasının ortasına diktikten sonra, en yakın mezarlıkltan çelenk kaçırıp her yıl sabit bir tarihte önüne koyabilirsiniz.
en kötüsü ne biliyor musunuz? bunca cümleden sonra yazdığınız yazının içeriğinin "tek başına evde yaşamak" ile ilgili olduğunu farkedip başlık uyumsuzluğunu gerekçe göstererek yetkili mercilerden ilgili girinin silinmesini talep edebilirsiniz.[ybkz]swh[/ybkz]
"kaça domates?", "aa çok dedin", "pilavlık bulgur ne zaman gelecek?" tarzı cümle kalıplarını içselleştirip, sigara böreği yapmadan önce "lan yufkayı kaça bölüyorduk? önce ortadan ikiye, sonra onları dörde, sonra sekize hoyda breee" şeklinde içsel devinimler yaşayabilirsiniz. bu sayede "sigara böreği" ve "içsel devinimler" şeklindeki söz öbeklerini aynı cümlede kullanabilme imkânınız doğar.
fakülte kantinindeki kız arkadaşlarınızın "benim pilavım tane tane düşmüyor" yakınmalarına işlevsel öneriler getirip, karşı taraftan "vayyy seni alan yaşadı" tarzı klişe sululuklara maruz kalabilirsiniz. öğrenci olmanıza rağmen aidatı zamanında ödemeniz bina yöneticisini, kirayı zamanında ödemeniz ev sahibi fazalsıyla memnun edecektir ki, sizi evlatlık olarak düşünenlerin sayısının hiç de azımsanmayacak seviyeye ulaştığına şahit olursunuz.
sosyal hayatınıza harket getirmek açısından "ya daniel amokachi'nin ikizlerinin sünnet düğününü benim evde yapsak mı acaba?" tarzı fantastik düşüncelere kapılınabilir. elektrik süpürgesinin çok güzel bir buluş olduğuna kanaat getirip; bal mumundan heykelini yaparak çamaşır odasının ortasına diktikten sonra, en yakın mezarlıkltan çelenk kaçırıp her yıl sabit bir tarihte önüne koyabilirsiniz.
en kötüsü ne biliyor musunuz? bunca cümleden sonra yazdığınız yazının içeriğinin "tek başına evde yaşamak" ile ilgili olduğunu farkedip başlık uyumsuzluğunu gerekçe göstererek yetkili mercilerden ilgili girinin silinmesini talep edebilirsiniz.[ybkz]swh[/ybkz]
royal halı gaziantep bşb. ile anlaşmaya çok yakın olduğunu açıklayan basketbol koçu.
ergin ataman'ın beyanatı ışığında bu sezon transfere 11 milyon dolar harcadığını öğrendiğimiz takım.
---------------alıntı---------------
Ne yalan söyleyeyim Dasicten sonra Erman hoca yine transferde beni ters köşeye yatırdı. Beklediğim oyuncu tipi 3 numarayken ki açıklamalarda o yöndeydi 1 ve 2 numaraya takviye olarak Ewing alındı. Muhtemelen Dasicle değişecekler gibi. Ewing mevkisel olarak aynı olmasa da Türkiye Ligi maçlarında Falkerdan gelmeyen sayı katkısını fazlasıyla verebilecek bir oyuncu.Muhtemelen lig maçlarında Falker ile değişecekler. Ona bağlı olmasa da onun gelişi zaten hasarlı olan boyalı alan savunmasını sekteye uğratacak gibi. Kendi savunması da pek iyi seviyede değildir.özellikle 1 ve 2 numarada Jerrellsla birlikte sahada olurlarsa dış savunma baya sıkıntı çeker.Bu yüzden birlikte oynamalarına çok ihtimal vermiyorum. Jerrells dışarıdayken topun dolaşımı daha rahat olurken,skor yapacak oyuncu eksikliğimiz oluyordu.Ewing bunu daha üst seviyede yapabilecek bir oyuncu.Penetreleri kuvvetlidir, skorer yanı Jerrellstan bile iyidir ama bazen bireyselliği abartması kabak tadı verir. Top paylaşımı yönünden Jerrellsa nazaran iyidir ama bir Tutku Açık havasında organizasyonlar beklemek hayal olur. Jerrellsla beraber birbirlerinin ikamesi olurlarsa ne ala, ama aynı anda sahada olmaları hücum setlerini kabusa çevirebilir. çift guarda dönen bir yapıda Tutku ve Can süreleri paylaşıp,bunların yanında Jerrells ve Ewing 2 numarada rotasyona girerlerse bir sıkıntı olmaz. Ama Muratcanın rolünde bir sıkıntı olabilir. Muhtemelen Serhatla beraber 3 numaraya geçecekler. Aslında iş yapabilecekleri bölgeler ama 2 numara onlar için daha elzem olur diye düşünüyorum. işin özü ihtiyaç olan bir bölgeye yapılmış transfer mi zaman gösterecek ama Christopherın istikrarsız performansında bu tarz skorer bir oyuncu iş yapabilir düşüncesindeyim.
---------------alıntı---------------[ybkz]swh[/ybkz]
Ne yalan söyleyeyim Dasicten sonra Erman hoca yine transferde beni ters köşeye yatırdı. Beklediğim oyuncu tipi 3 numarayken ki açıklamalarda o yöndeydi 1 ve 2 numaraya takviye olarak Ewing alındı. Muhtemelen Dasicle değişecekler gibi. Ewing mevkisel olarak aynı olmasa da Türkiye Ligi maçlarında Falkerdan gelmeyen sayı katkısını fazlasıyla verebilecek bir oyuncu.Muhtemelen lig maçlarında Falker ile değişecekler. Ona bağlı olmasa da onun gelişi zaten hasarlı olan boyalı alan savunmasını sekteye uğratacak gibi. Kendi savunması da pek iyi seviyede değildir.özellikle 1 ve 2 numarada Jerrellsla birlikte sahada olurlarsa dış savunma baya sıkıntı çeker.Bu yüzden birlikte oynamalarına çok ihtimal vermiyorum. Jerrells dışarıdayken topun dolaşımı daha rahat olurken,skor yapacak oyuncu eksikliğimiz oluyordu.Ewing bunu daha üst seviyede yapabilecek bir oyuncu.Penetreleri kuvvetlidir, skorer yanı Jerrellstan bile iyidir ama bazen bireyselliği abartması kabak tadı verir. Top paylaşımı yönünden Jerrellsa nazaran iyidir ama bir Tutku Açık havasında organizasyonlar beklemek hayal olur. Jerrellsla beraber birbirlerinin ikamesi olurlarsa ne ala, ama aynı anda sahada olmaları hücum setlerini kabusa çevirebilir. çift guarda dönen bir yapıda Tutku ve Can süreleri paylaşıp,bunların yanında Jerrells ve Ewing 2 numarada rotasyona girerlerse bir sıkıntı olmaz. Ama Muratcanın rolünde bir sıkıntı olabilir. Muhtemelen Serhatla beraber 3 numaraya geçecekler. Aslında iş yapabilecekleri bölgeler ama 2 numara onlar için daha elzem olur diye düşünüyorum. işin özü ihtiyaç olan bir bölgeye yapılmış transfer mi zaman gösterecek ama Christopherın istikrarsız performansında bu tarz skorer bir oyuncu iş yapabilir düşüncesindeyim.
---------------alıntı---------------[ybkz]swh[/ybkz]
---------------alıntı---------------
Beşiktaş'ı bırakıp kaçmadım. şampiyon takımdan gitmek pek görülen bir durum değildi. Sponsor sıkıntısı vardı. Takım dağılacaktı ve bu yüzden ayrıldım. Geçen sezon da çok sıkıntılar çekmiştik. Bunun en canlı şahitlerinden biriyim.
Sokaktaki taraftar bilmez. Oyuncuları geçtim. Ekibinizin huzurlu olması önemlidir. Ben, etrafımdaki insanların eve ekmek götüremediği zamanları yaşadım. Bizzat onlara kendi gücümle destek oldum. Bunlar çok acı şeyler. Bu şartlarda çalıştım.
MiLANGAZ sponsorluktan çekilmese Galatasarayın hocası Erman Kunter olacaktı. Profesyonellikte bu tip ani gelişmeler var.
---------------alıntı---------------
tuttuğu takımla ilgili "erman kunter'i benim beşiktaş'taki durumum belli olana kadar oyalarak; milangaz'ın sponsor olmayacağı netleşip ayrılacağım kesinleştikten sonra yüz üstü bıraktılar." tarzı ani profesyonel gelişmelerden bizleri anında haberdar eden galatasaray mp koçu.
(i: hadi sen git işine de herkes kendi işine.)
Beşiktaş'ı bırakıp kaçmadım. şampiyon takımdan gitmek pek görülen bir durum değildi. Sponsor sıkıntısı vardı. Takım dağılacaktı ve bu yüzden ayrıldım. Geçen sezon da çok sıkıntılar çekmiştik. Bunun en canlı şahitlerinden biriyim.
Sokaktaki taraftar bilmez. Oyuncuları geçtim. Ekibinizin huzurlu olması önemlidir. Ben, etrafımdaki insanların eve ekmek götüremediği zamanları yaşadım. Bizzat onlara kendi gücümle destek oldum. Bunlar çok acı şeyler. Bu şartlarda çalıştım.
MiLANGAZ sponsorluktan çekilmese Galatasarayın hocası Erman Kunter olacaktı. Profesyonellikte bu tip ani gelişmeler var.
---------------alıntı---------------
tuttuğu takımla ilgili "erman kunter'i benim beşiktaş'taki durumum belli olana kadar oyalarak; milangaz'ın sponsor olmayacağı netleşip ayrılacağım kesinleştikten sonra yüz üstü bıraktılar." tarzı ani profesyonel gelişmelerden bizleri anında haberdar eden galatasaray mp koçu.
(i: hadi sen git işine de herkes kendi işine.)
olacağı ameliyat sonrası 6 ay sahalardan uzak kalacağı açıklanmıştır.
kendisini falker yapan özelliklerini sahaya yansıtamadığı zaman eleştirilmesinin daha doğru olacağına inandığım pota altı oyuncusu. şöyle ki her oyuncunun bir takıma trasnfer ediliş amacı vardır. bu amaç doğrultusunda takımda kendisine belli bir rol biçilir ve o rolün gerektirdiği işlevleri yerine getirip getirememesi üzerinden bir performans değerlendirmesi yapılır.
randal falker'ın takıma transfer ediliş amacı nedir? erman kunter kendisinin gelişi esnasında "ribaund özelliği ön plâna çıkacak" yorumunda bulunmuş. yani kendisine biçilen rol ağırlıklı olarak işin savunma kısmında üstleneceği sorumluluk. oynadığı maç sayısı, aldığı süre göz önünde bulundurulduğunda falker bunu yapabilmiş mi yapamamış mı? ona bakmak gerekir. falker eleştirilebilir. ama nasıl? örneğin 30 dk süre aldığı bir maçı bir ribaund, sıfır blok ile tamamlıyorsa kesinlikle eleştirilmelidir. çünkü kendisinin oyun karakteristiğini meydana getiren özelliği bu alanlarda somutlaşmıştır. zira pozisyon bilgisi çok güçlü olduğu için eşleştiği adamlara karşı ne kadar kısa kalsa da hiçbir şey yapamasa dahi kolay sayı imkânı vermiyor.
erman kunter'in sezon öncesinde takımın skor yükünü çekecek oyuncuları zaten kafasında tasarladığını söyleyebiliriz. kim bunlar? curtis jerrells, vladimir dasic ve patrick cristopher. ekstra katkı için damir markota, gasper vidmar, tutku açık, cevher özer ve serhat çetin. şimdi bu isimlerden belki de en çok güvenileni bekleneni hiç mi hiç verememiş. jerrells ve markota dışındakiler de türlü sebeplerden dolayı istikrarsız. yani 6-7 tane isim kendilerine bu noktada güvenildiği hâlde pas geçilip de, kariyerinde hiçbir zaman hiçbir yerde başat skor opsiyonu olmamış bir randal falker'ın potayı düşünmemesini eleştirmek haksızlık olur. bir başka deyişle falker bundan önce oynadığı takımlarda her sezon 15-20 arası bir sayı ortalaması yakalayıp da beşiktaş'a geldiğinde hücumda skor bulamayan bir adam olmadı ki? falker hep buydu. bakın hep hücumda "skora" katkı dedim. çünkü sadece sayıyla değil başka şekilde de hücuma katkı verebilirsiniz.[ybkz]swh[/ybkz]
anlatmaya çalıştığım her oyuncu için geçerli. mesela curtis jerrells için "oyunun ritmini kontrol edemiyor, asist özelliği yok" tarzı eleştiriler geliyor. yanlış değil. ancak jerrels zaten hiçbir zaman böyle bir oyuncu olmadı. potaya 10 kere penetre edip birini sayıyla sonuçlandırıyorsa eleştirebilirsin. çünkü bu tip hücumları bitiriciliğiyle tanınır. en iyi yaptığı işlerden birisidir.
zaafları yok mudur falker'ın? elbette var. örneğin bana göre avrupa'nın üst düzey uzunlarına karşı boy dezavantajını fazlasıyla hissettiğinden doğru pozisyon alsa bile savunmakta çok çok zorlanabiliyor. bu yüzden bu tip eşleşmelerde çok kısa sürede faul problemine giriyor. zira bu adamlara sayı attırmamak onun için adeta bir onur meselesine dönüşüyor.
toparlarsak, şu an ki rotasyonda pota altı savunmasında ve hücum ribaundlarında gösterdiği performansla rahatlıkla kendisine yer bulabilecek, sağlam bir beş numaranın yanında gözü kapalı bir şekilde tüm "pis" işleri kotarabilecek kapasitede bir adam. oyun stili bakımından beşiktaş'ın dennis rodman'ıdır işte. "rodman niye sayı atmıyor?" diye eleştirildi mi?[ybkz]swh[/ybkz]
randal falker'ın takıma transfer ediliş amacı nedir? erman kunter kendisinin gelişi esnasında "ribaund özelliği ön plâna çıkacak" yorumunda bulunmuş. yani kendisine biçilen rol ağırlıklı olarak işin savunma kısmında üstleneceği sorumluluk. oynadığı maç sayısı, aldığı süre göz önünde bulundurulduğunda falker bunu yapabilmiş mi yapamamış mı? ona bakmak gerekir. falker eleştirilebilir. ama nasıl? örneğin 30 dk süre aldığı bir maçı bir ribaund, sıfır blok ile tamamlıyorsa kesinlikle eleştirilmelidir. çünkü kendisinin oyun karakteristiğini meydana getiren özelliği bu alanlarda somutlaşmıştır. zira pozisyon bilgisi çok güçlü olduğu için eşleştiği adamlara karşı ne kadar kısa kalsa da hiçbir şey yapamasa dahi kolay sayı imkânı vermiyor.
erman kunter'in sezon öncesinde takımın skor yükünü çekecek oyuncuları zaten kafasında tasarladığını söyleyebiliriz. kim bunlar? curtis jerrells, vladimir dasic ve patrick cristopher. ekstra katkı için damir markota, gasper vidmar, tutku açık, cevher özer ve serhat çetin. şimdi bu isimlerden belki de en çok güvenileni bekleneni hiç mi hiç verememiş. jerrells ve markota dışındakiler de türlü sebeplerden dolayı istikrarsız. yani 6-7 tane isim kendilerine bu noktada güvenildiği hâlde pas geçilip de, kariyerinde hiçbir zaman hiçbir yerde başat skor opsiyonu olmamış bir randal falker'ın potayı düşünmemesini eleştirmek haksızlık olur. bir başka deyişle falker bundan önce oynadığı takımlarda her sezon 15-20 arası bir sayı ortalaması yakalayıp da beşiktaş'a geldiğinde hücumda skor bulamayan bir adam olmadı ki? falker hep buydu. bakın hep hücumda "skora" katkı dedim. çünkü sadece sayıyla değil başka şekilde de hücuma katkı verebilirsiniz.[ybkz]swh[/ybkz]
anlatmaya çalıştığım her oyuncu için geçerli. mesela curtis jerrells için "oyunun ritmini kontrol edemiyor, asist özelliği yok" tarzı eleştiriler geliyor. yanlış değil. ancak jerrels zaten hiçbir zaman böyle bir oyuncu olmadı. potaya 10 kere penetre edip birini sayıyla sonuçlandırıyorsa eleştirebilirsin. çünkü bu tip hücumları bitiriciliğiyle tanınır. en iyi yaptığı işlerden birisidir.
zaafları yok mudur falker'ın? elbette var. örneğin bana göre avrupa'nın üst düzey uzunlarına karşı boy dezavantajını fazlasıyla hissettiğinden doğru pozisyon alsa bile savunmakta çok çok zorlanabiliyor. bu yüzden bu tip eşleşmelerde çok kısa sürede faul problemine giriyor. zira bu adamlara sayı attırmamak onun için adeta bir onur meselesine dönüşüyor.
toparlarsak, şu an ki rotasyonda pota altı savunmasında ve hücum ribaundlarında gösterdiği performansla rahatlıkla kendisine yer bulabilecek, sağlam bir beş numaranın yanında gözü kapalı bir şekilde tüm "pis" işleri kotarabilecek kapasitede bir adam. oyun stili bakımından beşiktaş'ın dennis rodman'ıdır işte. "rodman niye sayı atmıyor?" diye eleştirildi mi?[ybkz]swh[/ybkz]
merkez hakem komitesi'nde hakem atamalarından sorumlu başkan yardımcısı hakem eskisi. oğuz sarvan'ın en yakın mesai arkadaşlarından. şu an mhk'yı oğuz sarvan adına "pek güzel" idare ettiği ve zekeriya alp'in hiçbir fonksiyonunun olmadığı hemen herkesin dilinde. kendisi 1 aralık 2012 orduspor beşiktaş maçı yönetimi için mustafa kamil abitoğlu'nu uygun görmüş. zamanlama çok uygun.
okçuoğlu aynı zamanda bir önceki başkan vekilliği döneminde fenerbahçe'nin maçları için sıklıkla görev verdiği yan hakem (b: nihat mızrak ) ile çokça dikkati çekti. neler yaptı nihat mızrak? uzun yazmayalım. değmez. üstün körü bir bir internet taraması kâfi gelecektir. bizi ilgilendiren kısmı ile ilgili küçük bir anısı var kendisinin ama:
---------------alıntı---------------
"birisi 2003-2004 sezonunda inönü stadı'nda oynanan beşiktaş-samsunspor maçı. o karşılaşmada beşiktaş'tan 5 oyuncu kırmızı kart görmüş ve maç yarıda kalmıştı. maça cem papila ile birlikte çıkmıştık. benim için asla unutulmayacak, mükemmel bir maçtı.
zago'ya gösterilen ilk kırmızı kart benim katkımla olmuştu. cem hoca, zago'ya ilk sarı kartı gösterdikten bir süre sonra, aynı oyuncu 3-5 metre yanımda bir mesafede rakibe faul yaptı. faulden hemen sonra hocayla göz göze geldik ama kendisinde kart gösterme yönünde bir hareketlenme yoktu. hocanın faulü açıdan dolayı tam olarak göremediğini düşündüm ve pozisyon çok yakınımda gerçekleştiği için zago'nun ikinci sarı kartla cezalandırılması gerektiğini ilettim. cem hoca da bunun üzerine kendisini oyundan ihraç etti. bu ihraçtan sonra daha da dikkatli olmalıydık."
---------------alıntı---------------
hangi zamanlarda hangi karşılaşmalara hangi hakem trioları görevlendiriliyor özenle takip edilsin. gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.
okçuoğlu aynı zamanda bir önceki başkan vekilliği döneminde fenerbahçe'nin maçları için sıklıkla görev verdiği yan hakem (b: nihat mızrak ) ile çokça dikkati çekti. neler yaptı nihat mızrak? uzun yazmayalım. değmez. üstün körü bir bir internet taraması kâfi gelecektir. bizi ilgilendiren kısmı ile ilgili küçük bir anısı var kendisinin ama:
---------------alıntı---------------
"birisi 2003-2004 sezonunda inönü stadı'nda oynanan beşiktaş-samsunspor maçı. o karşılaşmada beşiktaş'tan 5 oyuncu kırmızı kart görmüş ve maç yarıda kalmıştı. maça cem papila ile birlikte çıkmıştık. benim için asla unutulmayacak, mükemmel bir maçtı.
zago'ya gösterilen ilk kırmızı kart benim katkımla olmuştu. cem hoca, zago'ya ilk sarı kartı gösterdikten bir süre sonra, aynı oyuncu 3-5 metre yanımda bir mesafede rakibe faul yaptı. faulden hemen sonra hocayla göz göze geldik ama kendisinde kart gösterme yönünde bir hareketlenme yoktu. hocanın faulü açıdan dolayı tam olarak göremediğini düşündüm ve pozisyon çok yakınımda gerçekleştiği için zago'nun ikinci sarı kartla cezalandırılması gerektiğini ilettim. cem hoca da bunun üzerine kendisini oyundan ihraç etti. bu ihraçtan sonra daha da dikkatli olmalıydık."
---------------alıntı---------------
hangi zamanlarda hangi karşılaşmalara hangi hakem trioları görevlendiriliyor özenle takip edilsin. gerisi çorap söküğü gibi gelecektir.
pınar karşıyaka'nın bu sezon başında fransa'nın dijon takımından transfer ettiği 1983 doğumlu ve 1.78 boyundaki abd'li point guard. aslında izmir ekibinin saha içindeki komutanı, bazı zamanlarda her şeyi. tabii bu durum, her şeyi tek başına yapma isteğinden de kaynaklanıyor olabilir. başardığı sürece el üstünde tutulur ki, şu ana kadar yeşil kırmızılılarda bunu fazlasıyla yerine getiriyor.
galatasaray mp'nin eurocup kapsamında lokomotiv kuban'ı 76-52 mağlup ettiği maçta bu sezon üçüncü kez dizinden sakatlanan basketbolcu.
beşiktaş erkek basketbol takımı'nın anlaştığı haberleri gelen 29 yaşında ve 1.91 boyundaki abd'li shooting guard. los angeles clippers, bc khimki, asseco prokom takımlarında forma giydikten sonra geçen seneyi azovmash mariupol ekibinde tamamlamış.
http://tinyurl.com/c5dr6m8
http://tinyurl.com/cdhtlp8
http://tinyurl.com/c5dr6m8
http://tinyurl.com/cdhtlp8
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?