confessions

gidiyorum bu

3. nesil Moderatör - - Moderatör -

  1. toplam entry 41040
  2. takipçi 3
  3. puan 791182

30 temmuz 2014 feyenoord beşiktaş maçı

gidiyorum bu
ideal 11'inden en önemli oyuncularını teker teker satan, hocaları ronald koeman'ı premier league'e[ybkz]swh[/ybkz] uğurlayan zayıf rakibimizi mağlup ettiğimiz karşılaşma. duran toptan bulunan bir gol ve kerim frei'in topu metrelerce götürürken harcadığı emeğin karşılığını alabildiğine sevindiğimiz bir şans golü dışında kayda değer pek bir şey yok. biz de organize olamadık onlar da. slaven bilic'in beşiktaş'a verdiği tek olumlu katkının baskılı alan savunması ve saha parselizasyonunda sağlanan gelişme olduğunu bir kez daha gördüğümüz maçtır aynı zamanda.

rövanşta[ybkz]swh[/ybkz] büyük acemilikler sergilemezsek turu geçeceğimizi düşünüyorum. ayrıca;

(bkz: her yer atiba her yer hutchinson)

robinho

gidiyorum bu
bugün birkaç italyan spor sitesinde beşiktaş'ın kendisi için teklif götürdüğü konuşulan oyuncu. bahsedilen meblağlar uçuk. (yıllık 3,5-4 milyon euro) umarım doğru değildir.

edit: neyse ki menajeri tarafından yalanlandı.

gökhan şirin

gidiyorum bu
--alıntı--

"Antrenörle yaşadığım bazı sorunlar performansımı etkiledi. Hoca tutumunu değiştirmeyince bu durumlara geldik. Geçen sezon başında Beşiktaş'a gelmeyi çok istiyordum. Siyah-beyazlı formayı giymekten mutluydum. Sezon başında bir maç sırasında hiç hak etmediğim şekilde hoca bana laflar söyledi. Ben de karakterime zarar verdiği için karşılıkta bulundum. Karşılık verince olay farklı bir boyuta geçti.

Tutum değişmeyince bazı maçlarda kadro dışı kaldım. Sonra ayrılma noktasına geldik. Beşiktaş'tan ayrılmak istemedim. Hakaret edildi. Hak etmediğim sözler olunca ayrılma kararı aldım. Sezon başında iyi oynuyordum ve ortalama 25 dakika süre alıyordum. Belki dört numarada milli takımda olabilirdim. Olaylar bu yönde gelişince bazı şeyler olmadı. Sonuçta yönetim elinden geleni yaptı."

--alıntı--

slaven bilic

gidiyorum bu
--alıntı--

futbol aynı zamanda bir ‘hayalkırıklığı oyunu’dur. Topun rakip kale çizgisini geçmediği her maçta büyüyen hayalkırıklığı kısa sürede geniş kitlenin kontrolsüz öfkesiyle istenmeyen sonuçlara taşır yönetimleri. O nedenle ‘takım mühendisliği’ denen şey yöneticilik makamı için en elzem bilgidir. Eğer bu bilgiye sahip değilsen ‘bir bilen’ ile çalışmak şarttır. Beşiktaş bu fırsatı Önder Özen ile yakaladı, ancak tahmin edilebilir gerekçelerle de hızla kaybetti.. Ve şimdi iş, ‘transfer sihirbazı yönetici’lerle hemen her yabancı oyuncu transferinde dedikoduların öznesi haline gelen ‘Slaven Bilic ve tanıdıkları’na gelip dayandı! Bilic ve ‘tanıdıkları’ top rakip kale çizgisini geçmediği takdirde bavullarını alıp gezegenin bir başka takımına yelken açarlar ve geride hasarını düşünmeyecekleri bir Beşiktaş bırakırlar. O kederin yükünü taşımak da her zaman olduğu gibi teknik direktör ya da yöneticilere değil, kalbi Beşiktaş'la atan insanlara kalır. Bilinen bir gerçeği bir kez daha hatırlatmakta fayda var.

--alıntı--

[ybkz]swh[/ybkz]

cedric simmons

gidiyorum bu
daha önce anlaştıklarını açıklamalarına rağmen trabzonspor medical park'ın transferinden vazgeçtiği oyuncu. mesele özetle şu:

Olympiacos'un kadrosunda düşünmediğini menajerine iletmesi üzerine Simmons, Trabzonspor ile anlaştı ve Olympiacos, Othello Hunter'ı kadrosuna kattı. Simmons'un Trabzonspor ile imzaladığının duyulması üzerine Olympiacos Trabzonspor'dan para koparmak için sözleşmedeki uzatma opsiyonunu kullandı. Bu beklenmedik gelişme üzerine Trabzonspor bonservis parası ödemeyi kabul etmeyerek transferden vazgeçti.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol