bir adet botokslu beyanı. yine zırvalamakla meşgul.
10 eylül 2014 ispanya fransa maçında takımını sırtlayan oyuncudur.
son derece kötü yönetilen mağazalar zinciridir. fikret orman'ın hep arkasında olanlardanım, fakat olumsuz şeyleri de görmeyecek değiliz.
fikret orman kartal yuvası eleştirisi üzerine bu mağazalarla ilgili ''evet kötü yönetiyoruz, eskiden buranın yıllık cirosu 11 milyon tl idi, şimdi 30 milyon tl bu mu kötü yönetmek'' gibi bir açıklama yapmıştı.
bu noktaya getirdiği için teşekkürler, fakat asla yeterli değil. ürün çeşitliliği nispeten artsa da hala çok az. mağaza sayısı asla yeterli değil. geçen gün bursa'da gezerken tsclub gördüm. 3-4 ay önce gstore da 2. mağazasını açtı, fenerium da var. biliyorum bu konuyu çok yazdım ama cidden delirmemek elde değil. ulan türkiye'nin en büyük 4. kenti olan 3 milyon nüfuslu şehirde nasıl kartal yuvası olmaz ? ulan tsclub açıldı be, yazıklar olsun.
kartal yuvası'nın olduğu yerlere bakıyoruz şimdi de. karabük, diyarbakır, sakarya, kıbrıs, söke, susurluk, samsun, izmit, izmir, ankara, istanbul, antalya, adana.
Konya, gaziantep, bursa, kayseri, mersin, eskişehir, denizli, van, urfa, malatya, erzurum, balıkesir'de neden yok ? milyon küsürlü yerlere yatırım yapmamak nasıl bir akıl kaybıdır ? stad yaparken en büyük gelir kapın olacak yuvanı nasıl ihmal edersin ? gerçi stad yapılmasa da neden ihmal edersin ? mal mısın lan her yerde taraftarın var para basacaksın işte.
bu konuda çığır açmamız gerekiyor. bırakın şehirleri ilçelere kadar inmen lazım senin. sen halkın takımısın, halkla bütünleşmen lazım. büyük ilçeler olan; bandırma, inegöl, tarsus, iskenderun, çorlu, lüleburgaz, bafra gibi yerlere de açılmalıdır. balıkesir susurluk'a açmışsın, balıkesir merkeze açmamışsın. bu nasıl iş ? bu nasıl program ?
ulan internet mağazasına bir ürün getiriyorsunuz 40 yılda bir. beğeniyoruz, diyoruz 1 haftaya elime para geçer, sipariş veririm. ne 1 haftası 2 güne bedeni tükeniyor. ulan 50 tane falan mı ürettiniz acaba ? aylarca o beden gelmiyor. aylarcayı geçtim hiç gelmiyor. bütün bedenler tükenince de o ürün satıştan kalkıyor. şaka mısınız lan ?
evet bunu hiçbir yetkili okumayacak. ama ben içimi boşalttım, o da yeter.
fikret orman kartal yuvası eleştirisi üzerine bu mağazalarla ilgili ''evet kötü yönetiyoruz, eskiden buranın yıllık cirosu 11 milyon tl idi, şimdi 30 milyon tl bu mu kötü yönetmek'' gibi bir açıklama yapmıştı.
bu noktaya getirdiği için teşekkürler, fakat asla yeterli değil. ürün çeşitliliği nispeten artsa da hala çok az. mağaza sayısı asla yeterli değil. geçen gün bursa'da gezerken tsclub gördüm. 3-4 ay önce gstore da 2. mağazasını açtı, fenerium da var. biliyorum bu konuyu çok yazdım ama cidden delirmemek elde değil. ulan türkiye'nin en büyük 4. kenti olan 3 milyon nüfuslu şehirde nasıl kartal yuvası olmaz ? ulan tsclub açıldı be, yazıklar olsun.
kartal yuvası'nın olduğu yerlere bakıyoruz şimdi de. karabük, diyarbakır, sakarya, kıbrıs, söke, susurluk, samsun, izmit, izmir, ankara, istanbul, antalya, adana.
Konya, gaziantep, bursa, kayseri, mersin, eskişehir, denizli, van, urfa, malatya, erzurum, balıkesir'de neden yok ? milyon küsürlü yerlere yatırım yapmamak nasıl bir akıl kaybıdır ? stad yaparken en büyük gelir kapın olacak yuvanı nasıl ihmal edersin ? gerçi stad yapılmasa da neden ihmal edersin ? mal mısın lan her yerde taraftarın var para basacaksın işte.
bu konuda çığır açmamız gerekiyor. bırakın şehirleri ilçelere kadar inmen lazım senin. sen halkın takımısın, halkla bütünleşmen lazım. büyük ilçeler olan; bandırma, inegöl, tarsus, iskenderun, çorlu, lüleburgaz, bafra gibi yerlere de açılmalıdır. balıkesir susurluk'a açmışsın, balıkesir merkeze açmamışsın. bu nasıl iş ? bu nasıl program ?
ulan internet mağazasına bir ürün getiriyorsunuz 40 yılda bir. beğeniyoruz, diyoruz 1 haftaya elime para geçer, sipariş veririm. ne 1 haftası 2 güne bedeni tükeniyor. ulan 50 tane falan mı ürettiniz acaba ? aylarca o beden gelmiyor. aylarcayı geçtim hiç gelmiyor. bütün bedenler tükenince de o ürün satıştan kalkıyor. şaka mısınız lan ?
evet bunu hiçbir yetkili okumayacak. ama ben içimi boşalttım, o da yeter.
iktisadi ve idari bölümler fakültesi'nde bir bölüm. aynı zamanda zor olarak nitelendirilen bir ders.
2014-2015 öğretim yılında, 2. sınıf iktisat öğrencisi olarak üstten alacağım. zor olduğunu bilerek seçtim. fakat öyle şeyler yazılmış ki epey gözüm korktu. hayırlısı bakalım.
2014-2015 öğretim yılında, 2. sınıf iktisat öğrencisi olarak üstten alacağım. zor olduğunu bilerek seçtim. fakat öyle şeyler yazılmış ki epey gözüm korktu. hayırlısı bakalım.
fransa'nın tarih yazarak 65-52 kazandığı maç.
(bkz: tracy mcgrady)
emine erdoğan'a bir mektup yazmış olan kişi.
--alıntı--
Pek Muhterem Hanımefendi;
Uzun süredir beklediğinizi bildiğimiz Cumhurbaşkanlığı mertebesine erişmenizden dolayı eşinizi ve sizi kutlarız. Hayırlı uğurlu olur inşallah. Hem ailenize hem de ülkemize!
Atamızın mirasını, ona en küçük zarar getirilmesine izin vermeden koruyup kollama görevini seçmen size ve ailenizin diğer fertlerine verdi. Çok iyi bilirsiniz ki emanete hıyanet olmaz!
Seçmenlerin size verdiği bu kutsal emaneti koruma kollama görevini, hâttâ vatan nöbetini, ikbalinizin son gününe dek hakkıyla yapacağınıza adımız gibi emin olmak isteriz. Aksini düşünmek bize, hıyanet size yakışmaz yoksa!
Değerli eşinizin Başbakan olduğu yıllar içinde siz daima müspet bilimlerden yana olduğunuzu bu toplumdan esirgemediniz.
Özellikle modern hastanelere olan ilginiz ve değerli katkılarınızdan bu konuyu iyi biliyoruz.
Hastanelerin daha fazla kazanması için seçmen kitlenizin büyük bölümünü oluşturan üfürükçülere asla taviz vermediniz.
Ekonomi müspet bilimdir. ‘Beyler, özel hastaneler özel statü taşır!’ diye düşündüğünüzden eminiz. Ah Emine Hanımefendi ahh! Keşke sizin yönetiminde olduğunuz, hatta ortak veya sahip olduğunuz şık, modern ama ucuz hastanelerimiz, pastanelerimiz olabilseydi de yufka yüreğiniz sayesinde orada tüm seçmenleriniz, modern koşullarda sağlık hizmeti alabilseydi! Ahhh… Ahhh… Keşke! Neredesiniz Emine Hanım?
Size olan özlemimizden sonra gelelim devlette verdiğiniz ekonomi savaşına… Olur mu? Emine Hanım? Biraz kızabilirsiniz ama…
Emine hanım; bu ülke nereden nereye geldi, nasıl geldi, sanırım size pek anlatan olmadı. Bu bilgisizlik her halinizden pek belli oluyor. Aaa, durun kızmayın hemen. Cahiller hemen köpürür, siz aydınsınız biliyoruz… Vallahi… Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp! Oysa siz öğreniyorsunuz işte!
Hayrünnisa Hanımın hazinemizden devasa harcamalarla, vergilerimizle, dekore ettirdiği, hepimizin, lânet ne kelime, kem sözlerle kutsadığımız Cumhurbaşkanlığı konutunu kasvetli bularak, AK SARAY adını verdiğiniz Atamızın mirası topraklara yerleşme isteğinizi pek anlayamadık.
İstanbul’un bir zamanlar suç, fuhuş ve uyuşturucu baronlarının yaşadığı semtini anımsatan AK SARAY isminin siyasî mekânda ne işi var?
Bakın Hanımefendi, eşiniz Beyefendi daha cenin bile değilken kazanılan zaferlerin, yüce zaferlerin adresi olan bu güzel ülkeyi biz ATATÜRK’ÜN askerleri, kimseye peşkeş çektirmeyeceğiz. Bunu siz iyi biliyorsunuz.
Pek Muhterem Hanımefendi, eşinizin getirttiği uçağın bu ülkeye maliyetini acaba kendisine sordunuz mu? Biz biliyoruz ama sanırım size söylememişler. Emine Hanım, bu uçağın 400 milyon dolar olduğu belirtiliyor.
Biz bu parayı duyunca düşüp bayılacaktık. Olamaz, bu ülkenin parasını böyle çar çur edemezler dedik.
Siz duyunca kızmadınız mı eşiniz beyefendiye. Kasımpaşa nireee Aksaraylar, köşkler, villalar, lüks otolar, sayısız uçaklar nireee?
“Recep, biz kimiz? Duyan bize sonradan görmeler, aç gözlüler, edepsizler derse çok üzülürüz” demediniz mi?
Yandaş gazetecilerin o uçaklara binebilmek, etrafa Recep Beyle seyahatteydik diyebilmek için alkış tuttuğunu unutmayın. İnanın Emine Hanım hepsi kan emici, kan. Yarın iktidar sizden gittiğinde yanınızda o yağcı tayfanın tozunu bile bulamayacaksınız.
Gelelim konumuza...
Pek Muhterem Hanımefendi, çocuklarınızı ne büyük yoksulluklar içinde büyüttüğünüzü biliyoruz. Yoksulluk ayıp değil. Ama sonradan görmelerin görgüsüzlüğü hem ayıp hem de alay konusu yapar insanı. Bu duruma düşmek isteyeceğinizi hiç sanmayız.
Size bu ülkenin bir kadını olarak, kadın kadına dertleşmek için yazdım. Ayıp oluyor bu kadar müsriflik. Çok ayıp.
Gelin bizi dinleyin. Şakşakçılarınızı, kralın soytarılarını etrafınızdan kovalayın. Dost acı söyler.
Eşinizi uyarın. Harcadığı milyarlar, bizim paramız. Türkiye’nin kaynakları.
“Recep, bu ülkenin parasını babanın mirası gibi harcama” diyin.
“Bak tarih müsriflerin acı öyküleriyle dolu. Gel tarih okuyalım, öğrenelim” diyin.
“Bazen bir şeyler söylüyorsun tarih bilmediğin ortaya çıkıyor. Ayıp oluyor” diyin.
“Sen günah nedir biliyor musun? Bizi Allah affetmeyecek. Yazık olacak imam hatip eğitimine” diyin.
Ne derseniz diyin Emine Hanım. Bu kör yolculuğa bir son verin. İnanın o zaman ülkenin kahramanı olursunuz.
Size bir kitap bile önerebilirim. Şah Rıza Pehlevi’nin dul eşi, Farah Pehlevi’nin yaşam öyküsü. Bir çırpıda okunuyor.
Saygılar
--alıntı--
--alıntı--
Pek Muhterem Hanımefendi;
Uzun süredir beklediğinizi bildiğimiz Cumhurbaşkanlığı mertebesine erişmenizden dolayı eşinizi ve sizi kutlarız. Hayırlı uğurlu olur inşallah. Hem ailenize hem de ülkemize!
Atamızın mirasını, ona en küçük zarar getirilmesine izin vermeden koruyup kollama görevini seçmen size ve ailenizin diğer fertlerine verdi. Çok iyi bilirsiniz ki emanete hıyanet olmaz!
Seçmenlerin size verdiği bu kutsal emaneti koruma kollama görevini, hâttâ vatan nöbetini, ikbalinizin son gününe dek hakkıyla yapacağınıza adımız gibi emin olmak isteriz. Aksini düşünmek bize, hıyanet size yakışmaz yoksa!
Değerli eşinizin Başbakan olduğu yıllar içinde siz daima müspet bilimlerden yana olduğunuzu bu toplumdan esirgemediniz.
Özellikle modern hastanelere olan ilginiz ve değerli katkılarınızdan bu konuyu iyi biliyoruz.
Hastanelerin daha fazla kazanması için seçmen kitlenizin büyük bölümünü oluşturan üfürükçülere asla taviz vermediniz.
Ekonomi müspet bilimdir. ‘Beyler, özel hastaneler özel statü taşır!’ diye düşündüğünüzden eminiz. Ah Emine Hanımefendi ahh! Keşke sizin yönetiminde olduğunuz, hatta ortak veya sahip olduğunuz şık, modern ama ucuz hastanelerimiz, pastanelerimiz olabilseydi de yufka yüreğiniz sayesinde orada tüm seçmenleriniz, modern koşullarda sağlık hizmeti alabilseydi! Ahhh… Ahhh… Keşke! Neredesiniz Emine Hanım?
Size olan özlemimizden sonra gelelim devlette verdiğiniz ekonomi savaşına… Olur mu? Emine Hanım? Biraz kızabilirsiniz ama…
Emine hanım; bu ülke nereden nereye geldi, nasıl geldi, sanırım size pek anlatan olmadı. Bu bilgisizlik her halinizden pek belli oluyor. Aaa, durun kızmayın hemen. Cahiller hemen köpürür, siz aydınsınız biliyoruz… Vallahi… Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp! Oysa siz öğreniyorsunuz işte!
Hayrünnisa Hanımın hazinemizden devasa harcamalarla, vergilerimizle, dekore ettirdiği, hepimizin, lânet ne kelime, kem sözlerle kutsadığımız Cumhurbaşkanlığı konutunu kasvetli bularak, AK SARAY adını verdiğiniz Atamızın mirası topraklara yerleşme isteğinizi pek anlayamadık.
İstanbul’un bir zamanlar suç, fuhuş ve uyuşturucu baronlarının yaşadığı semtini anımsatan AK SARAY isminin siyasî mekânda ne işi var?
Bakın Hanımefendi, eşiniz Beyefendi daha cenin bile değilken kazanılan zaferlerin, yüce zaferlerin adresi olan bu güzel ülkeyi biz ATATÜRK’ÜN askerleri, kimseye peşkeş çektirmeyeceğiz. Bunu siz iyi biliyorsunuz.
Pek Muhterem Hanımefendi, eşinizin getirttiği uçağın bu ülkeye maliyetini acaba kendisine sordunuz mu? Biz biliyoruz ama sanırım size söylememişler. Emine Hanım, bu uçağın 400 milyon dolar olduğu belirtiliyor.
Biz bu parayı duyunca düşüp bayılacaktık. Olamaz, bu ülkenin parasını böyle çar çur edemezler dedik.
Siz duyunca kızmadınız mı eşiniz beyefendiye. Kasımpaşa nireee Aksaraylar, köşkler, villalar, lüks otolar, sayısız uçaklar nireee?
“Recep, biz kimiz? Duyan bize sonradan görmeler, aç gözlüler, edepsizler derse çok üzülürüz” demediniz mi?
Yandaş gazetecilerin o uçaklara binebilmek, etrafa Recep Beyle seyahatteydik diyebilmek için alkış tuttuğunu unutmayın. İnanın Emine Hanım hepsi kan emici, kan. Yarın iktidar sizden gittiğinde yanınızda o yağcı tayfanın tozunu bile bulamayacaksınız.
Gelelim konumuza...
Pek Muhterem Hanımefendi, çocuklarınızı ne büyük yoksulluklar içinde büyüttüğünüzü biliyoruz. Yoksulluk ayıp değil. Ama sonradan görmelerin görgüsüzlüğü hem ayıp hem de alay konusu yapar insanı. Bu duruma düşmek isteyeceğinizi hiç sanmayız.
Size bu ülkenin bir kadını olarak, kadın kadına dertleşmek için yazdım. Ayıp oluyor bu kadar müsriflik. Çok ayıp.
Gelin bizi dinleyin. Şakşakçılarınızı, kralın soytarılarını etrafınızdan kovalayın. Dost acı söyler.
Eşinizi uyarın. Harcadığı milyarlar, bizim paramız. Türkiye’nin kaynakları.
“Recep, bu ülkenin parasını babanın mirası gibi harcama” diyin.
“Bak tarih müsriflerin acı öyküleriyle dolu. Gel tarih okuyalım, öğrenelim” diyin.
“Bazen bir şeyler söylüyorsun tarih bilmediğin ortaya çıkıyor. Ayıp oluyor” diyin.
“Sen günah nedir biliyor musun? Bizi Allah affetmeyecek. Yazık olacak imam hatip eğitimine” diyin.
Ne derseniz diyin Emine Hanım. Bu kör yolculuğa bir son verin. İnanın o zaman ülkenin kahramanı olursunuz.
Size bir kitap bile önerebilirim. Şah Rıza Pehlevi’nin dul eşi, Farah Pehlevi’nin yaşam öyküsü. Bir çırpıda okunuyor.
Saygılar
--alıntı--
(bkz: tecavüz)
(bkz: yaran başlıklar)
sözlüğün en güzel nickli yazarlarından. ne zaman şairler parkına tıklayıp kendisini görsem ''ulan ne güzel nick'' diyorum.
futbola realist bir şekilde bakabilen nadir insanlardan. keskin ve gerçekçi olan eleştirilerini büyük bir dikkatle takip ediyorum.
ön kol kaslarını geliştirmek için yapılan hareket.
https://www.youtube.com/watch?v=RTKBbtWRZgw
https://www.youtube.com/watch?v=RTKBbtWRZgw
teknik direktörlük yerine artistlik yapması gereken kasıntı insan.
https://pbs.twimg.com/media/BxHeUXAIIAA6eaU.jpg
https://pbs.twimg.com/media/BxHeUXAIIAA6eaU.jpg
ortalama 1-2 senede bir sakatlanan topçu.
http://www.transfermarkt.com.tr/jose-sosa/verletzungen/spieler/20137
2007-2008 ve 2008-2009'da 1 kere sakatlanmış. 2009-2010 sezonunda hiç sakatlanmamış. 2010-2011'de 1 kere sakatlanmış. 2011-2012'de hiç sakatlanmamış. 2012-2013'te 1 kere sakatlanmış, 2013-2014'te hiç sakatlanmamış.
böyle bir oyuncu bile beşiktaş'a geldiği gibi sakatlanıyorsa yanlış olan şeyler vardır. ozi'ye falan kızıyoruz çok sakatlanıyorsun kendine bakmıyorsun diye ama tesislerden antrenmanlara birçok yanlış var demekki.
2 yıldır bu sorunu çözemeyenler en büyük suçlulardır.
http://www.transfermarkt.com.tr/jose-sosa/verletzungen/spieler/20137
2007-2008 ve 2008-2009'da 1 kere sakatlanmış. 2009-2010 sezonunda hiç sakatlanmamış. 2010-2011'de 1 kere sakatlanmış. 2011-2012'de hiç sakatlanmamış. 2012-2013'te 1 kere sakatlanmış, 2013-2014'te hiç sakatlanmamış.
böyle bir oyuncu bile beşiktaş'a geldiği gibi sakatlanıyorsa yanlış olan şeyler vardır. ozi'ye falan kızıyoruz çok sakatlanıyorsun kendine bakmıyorsun diye ama tesislerden antrenmanlara birçok yanlış var demekki.
2 yıldır bu sorunu çözemeyenler en büyük suçlulardır.
israfçıdır. 2 bin küsür liraya aldığı iphone ile gezer.
galatasaray'ın paralarını cukkalamak dışında olumlu bir hareketi bulunmayan topçu.
haram para yiyen emek hırsızı.
milli takım yenilince üzülmemek durumunun bir ileri versiyonu. normaldir. milli takımın; gerek kadrosu, gerek teknik ekibi, gerekse yönetenlerinin hali ortada. öyle göte böyle yarak afedersin.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?