her derbi heyecana gebedir. ama bu maç uzun yıllar sonra bana bu denli heyecan yaşatıyor şimdiden.
cüneyt çakır'ın performansı çok önemli. fenerbahçe avrupa'nın en çok faul yapan 2 takımından biri. eğer cüneyt bunlara müsaade eder ve gerekli sarı kartları vermezse işler zorlaşır.
beşiktaş'ın heyecan yapmadan oyununu oynaması gerekiyor. ilk yarıda bulunacak bir gol işleri değiştirir.
ben beraberlik de olursa olur diyorum. fakat neden 3 puan olmasın ? 10 numara olur.
oscar'ı çok önceden alması gereken oyuncuydu; şimdiye nasipmiş.
the revenant'tan daha iyi performanslar gösterdiği filmler olmuştu.
(bkz: titanic)
(bkz: inception)
(bkz: the wolf of wall street)
(bkz: the departed)
(bkz: shutter ısland)
(bkz: django unchained)
the revenant'tan daha iyi performanslar gösterdiği filmler olmuştu.
(bkz: titanic)
(bkz: inception)
(bkz: the wolf of wall street)
(bkz: the departed)
(bkz: shutter ısland)
(bkz: django unchained)
galatasaray'dan istifa etmemesini umduğum hoca. kovulana kadar bekleyip tazminatı cukkalasın.
antep'in 2-0 kazandığı maç. goller emre nefiz ve larsson'dan geldi.
gol sesi çıkmayan maç.
gençlerbirliği'Nin 1-0 geriden gelerek 3-1 kazandığı mücadele.
goller: onur ayık, campos, stancu(2).
goller: onur ayık, campos, stancu(2).
--alıntı--
Maç adaletli mi oynanacak; adaletsiz mi oynanacak? Adaletli oynanırsa hak eden kazanacaktır. Ama "Beşiktaş alırsa, bu lig biterse, bazı kesimler için iyi olmaz heyecan biter, para biter" derlerse ne olur bilinmez.
Maç tempolu oynanırsa Beşiktaş'ın lehine döner; hakem maça hakim olacağım diye rosto gibi kıyım kıyım doğrarsa Fenerbahçe'nin lehine döner.
Maçta tempo artınca Fenerbahçeli oyuncular, oyunu taktik faullerle durduruyorlar. Hakem bunlara ne kadar göz yumacaktır ? Avrupa'nın en çok faul yapan iki takımından biri Fenerbahçe. En az faul yapan takım Beşiktaş. Yani Beşiktaş, Fenerbahçe'ye göre daha iyi futbol oynuyor. Böyle bir durumda iş hakeme kalıyor.
Ama tabii şu var; Aziz Yıldırım: 'Cüneyt Çakır hakem değil' demişti... 'Genç hakemleri verin' demişti. Genç hakemleri gördük. Ama aynı Cüneyt Çakır, Fenerbahçe-Başakşehir maçında tünelden giderken Aziz Yıldırım'ın sözlerine maruz kaldı ve bunları raporuna yazamadı. Aynı Çakır'a soyunma odasında Göksel Gümüşdağ, "Bu size yakışıyor mu?" diye konuşma yaptı... Şimdi böyle bir ortamdan sonra maç yönetecek. Herkesi göreceğiz. Fenerbahçe'yi de Beşiktaş'ı da Aziz Yıldırım'ı da... Herkesin boyu kaç santimmiş bakalım, ölçeceğiz. Maç dikdörtgenin içinde mi oynanacak, yoksa başka şeyler mi olacak? Kararlar pozisyona göre mi verilecek, yani hakem ne gördüyse onu mu çalacak ? Yoksa hakem düşündüğünü mü çalacak? Cüneyt Çakır, yurt dışında gördüğünü çalıyor, yurt içinde düşündüğünü çalıyor. Yani belki güzel bir maç olmayacak ama heyecanlı bir maç olacak. Aynı kartlar iki takıma da aynı şekilde gösterilebilecek mi?
--alıntı--
Maç adaletli mi oynanacak; adaletsiz mi oynanacak? Adaletli oynanırsa hak eden kazanacaktır. Ama "Beşiktaş alırsa, bu lig biterse, bazı kesimler için iyi olmaz heyecan biter, para biter" derlerse ne olur bilinmez.
Maç tempolu oynanırsa Beşiktaş'ın lehine döner; hakem maça hakim olacağım diye rosto gibi kıyım kıyım doğrarsa Fenerbahçe'nin lehine döner.
Maçta tempo artınca Fenerbahçeli oyuncular, oyunu taktik faullerle durduruyorlar. Hakem bunlara ne kadar göz yumacaktır ? Avrupa'nın en çok faul yapan iki takımından biri Fenerbahçe. En az faul yapan takım Beşiktaş. Yani Beşiktaş, Fenerbahçe'ye göre daha iyi futbol oynuyor. Böyle bir durumda iş hakeme kalıyor.
Ama tabii şu var; Aziz Yıldırım: 'Cüneyt Çakır hakem değil' demişti... 'Genç hakemleri verin' demişti. Genç hakemleri gördük. Ama aynı Cüneyt Çakır, Fenerbahçe-Başakşehir maçında tünelden giderken Aziz Yıldırım'ın sözlerine maruz kaldı ve bunları raporuna yazamadı. Aynı Çakır'a soyunma odasında Göksel Gümüşdağ, "Bu size yakışıyor mu?" diye konuşma yaptı... Şimdi böyle bir ortamdan sonra maç yönetecek. Herkesi göreceğiz. Fenerbahçe'yi de Beşiktaş'ı da Aziz Yıldırım'ı da... Herkesin boyu kaç santimmiş bakalım, ölçeceğiz. Maç dikdörtgenin içinde mi oynanacak, yoksa başka şeyler mi olacak? Kararlar pozisyona göre mi verilecek, yani hakem ne gördüyse onu mu çalacak ? Yoksa hakem düşündüğünü mü çalacak? Cüneyt Çakır, yurt dışında gördüğünü çalıyor, yurt içinde düşündüğünü çalıyor. Yani belki güzel bir maç olmayacak ama heyecanlı bir maç olacak. Aynı kartlar iki takıma da aynı şekilde gösterilebilecek mi?
--alıntı--
gökhan töre'nin yedek başlayacağına dair haberlere konu olan maç.
deplasmanda oynadığı 9 maçta mağlubiyet yüzü görmeyen kara kartal ile, evinde oynadığı 11 maçta mağlup olmayan fenerbahçe karşılaşacak.
içimden bir his fenerbahçe'ye 4-5 gol atacağımızı ve tarihi fark atacağımızı söylüyor.
ilk defa takımıma bir derbide bu kadar güveniyorum.
içimden bir his fenerbahçe'ye 4-5 gol atacağımızı ve tarihi fark atacağımızı söylüyor.
ilk defa takımıma bir derbide bu kadar güveniyorum.
stsl 23. hafta maçı. başlangıç saati 19:00.
hoca, yönetim ve takım olarak zor günler yaşayan cimbom ile, ligin ortalama ekiplerinden antep mücadele edecek.
beraberlik bekliyorum.
hoca, yönetim ve takım olarak zor günler yaşayan cimbom ile, ligin ortalama ekiplerinden antep mücadele edecek.
beraberlik bekliyorum.
stsl 23. hafta mücadelesi. saat 16:00'da başlayacak.
beşiktaş mağlubiyetiyle galibiyet serisi bozulan gençlerbirliği ile, uefa avrupa ligi'ne katılma hedefi olan akhisar karşılaşıyor.
tek farklı bir gençlerbirliği galibiyeti veya beraberlik bekliyorum.
beşiktaş mağlubiyetiyle galibiyet serisi bozulan gençlerbirliği ile, uefa avrupa ligi'ne katılma hedefi olan akhisar karşılaşıyor.
tek farklı bir gençlerbirliği galibiyeti veya beraberlik bekliyorum.
stsl 23. hafta mücadelesi. başlama saati 13:30.
kümede kalma savaşı veren ve mutlak galibiyet isteyen sivasspor ile, orta sıralara demirlemiş antalyaspor'un maçı.
2 farklı sivasspor galibiyeti bekliyorum. 3-1 gibi.
kümede kalma savaşı veren ve mutlak galibiyet isteyen sivasspor ile, orta sıralara demirlemiş antalyaspor'un maçı.
2 farklı sivasspor galibiyeti bekliyorum. 3-1 gibi.
çeşitli kanallarda ekonomi ve spor yorumu yapan, bir dönem zaman gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmış beşiktaşlı kişi.
çok güzel bir yazısına rastladım. yazı henüz çok taze. size de okumanızı tavsiye ederim.
--alıntı--
2003-2004 SEZONU
Bir sezon önce güzel futbolu ile sezonu şampiyon tamamlayan Beşiktaş 'ın kadrosu otoritelere göre uzun yıllar şampiyonluğun en büyük favorisidir.
Söylendiği gibi Beşiktaş rakiplerine 11 puanlık bir fark yapınca bazıları ligin bittiğini söylerken ligde de tuhaf şeyler olmaya başlar.Bu olaylar o dönemi bilen ve yaşayanların hafızasında hala tazeliğini korumaktadır.
O dönemlerin arka planlarından küçük bir kesit sunmak istiyorum.
TEŞVİKİN BELGESİ VAR
Alışkanlık olduğu üzere Beşiktaş'a verilen saha kapatma cezası nedeniyle İstanbul spor maçı Kocaeli İsmet paşa stadında oynanıyor.
Telefonum çaldı ,arayan Beşiktaş yönetim kurulundan önemli bir isimdi.
'Biz yönetim kurulu olarak falanca otelde toplanıyoruz ,oraya gel de maça birlikte gidelim 'dedi.
Bir minibüse atladık ve Nevzat Demir'den Hüsnü Güreli'yi de alarak yola çıktık. Gidiş yolunda hiç kimsenin maçtan endişesi yoktu.
O dönem yönetimde kim varsa ; Deniz Kaptanoğlu,H.Güreli,Serdar Bilgili,Behçet Ümitlen vb. gibi tecrübeli isimlerin hepsi minübüsteydi.
Beşiktaş maçı 2-1 kaybetti .
O dönemler' şike ve teşvik var ama belgesi yok ' deniyordu.
Usta gazeteci Kemal Belgin daha sonra bu maçın teşvik belgelerini her futbolcuya ne kadar dağıtıldığına varıncaya kadar Televizyonlarda çarşaf çarşaf gösterdi ,anlattı.
O zamanın parasıyla ALTI YÜZ MİLYARDAN daha fazla bir para futbolculara teşvik primi olarak dağıtılmıştı.
Maç dönüşü minibüste büyük bir şok hakimdi ve herkes kızacak sataşacak bir yer arıyordu.
Enteresan bir şekilde küfürlerden en çok payı alan ve hedef tahtasındaki isim de Lucescu'ydu. Ben ise şaşkınlık içerisindeydim.
Bu durumu Beşiktaş camiasından önemli bir isme danıştığımda :'O anda Bilgili ne yapıyordu ?'diye sordu.
'O çok düşünceliydi ve hiç konuşmadı 'dediğimde ;
'Bütün olay o suskunluğun ardında saklı' demişti.
Daha sonra Fanatik gazetesi yayın yönetmeni Necil Ülgen ,Patoganya'da bir takımın çalınan şampiyonluğunun öyküsünü çok güzel bir şekilde anlatmıştı.
Bu olayın ardı sıra Trabzonspor'a GS karşısında yapılan linç girişiminin çok daha büyüğü Beşiktaş'a kendi saha ve seyircisi önünde, Samsun karşısında yapılıyor ve maç tamamlanamıyordu.
Araba almak için gittiğim bir galeride, o maçta takımda olan Beşiktaş'lı bir futbolcu ile karşılaştık.
3 Temmuz süreciydi ve konu Samsun maçına geldi:
Ağabey dedi' Samsun maçında maçtan önce Lucescu'nun yaptığı maç konuşması ve taktiği 'Çocuklar sizin de benim de iş dünyasından önemli tanıdıklarım var ve bunlar bazı işlerinin çözümünde sporu alet ediyorlar. Ben sizden bu maçta sadece sahaya çıktığımız gibi soyunma odasına 11 kişi olarak dönmenizi istiyorum,maçı kaybetsek bile sizi kaybetmeyeyim zaten puan farkı ve avantaj hala bizde şeklindeydi 'dedi.
Sonra ...
Sonra film koptu
Beşiktaş bu travmayı uzun süre üzerinden atamadı.
TS'un 1995-96 sezonunda çalınan şampiyonluğun ardından , uzun süre bu travmanın etkisinden kurtulamaması gibi...
2010-2011 yılı ..
Trabzonspor açık ara ligin en iyi futbol oynayan takımı ve 9 puan farkla ilk yarı lideri.
STAR gazetesinde Genel müdürlük yapıyorum .Üst yönetim olarak önce Aykut Kocaman ve ardından Sadri Şener'i misafir ediyoruz.
Yayın yönetmeni Mustafa Karaalioğlu iyi bir Trabzonsporlu ve başkana ' Başkan Fb maçında Onur, Egemen ,Giray ve Burak'a tembih etmeyi unutmuşsunuz herhalde 'diye takılıyor.
Başkan da Burak'ın kendisine 'Orta yaptığını fakat gol oldu 'dediğini her zamanki esprili dille anlatıyor.
Kendisine '9 puanlık farka güvenmemesi gerektiğini ve özellikle arkasındaki takıma dikkat etmesini ,göz açıp kapatıncaya kadar farkın kapanıp fark yiyebileceğini' söylüyorum.
Başkan da 'Aziz Yıldırım'ın iyi dostu olduğunu ve böyle şeylerin olmasına ihtimal vermediğini 'söyleyince; Karaalioğlu başkana dönüp, benim söylediklerimi dikkate almasını öneriyor.
Sonra ....
Sonrası malum...
Dünya futbol tarihinde ender rastlanan bir olay yaşanıyor ve doğru düzgün futbol oynayamayan bir takım 17'de 16 galibiyet ve bir beraberlik alıyor ve ardından da 3 temmuz süreci başlıyor...
YIL 2016
Beşiktaş ilk yarıyı oyun ve puan farkıyla tüm futbol aleminden tam not alarak önde bitiriyor.
Aynı Beşiktaş havadan sudan sebeplerle ikinci yarıya rakiplerine göre tam 43 gün geç başlıyor.
Maç eksikliği nedeniyle de liderlik koltuğunu emanete veriyor.
Ve yine anlattığım sezonlardaki güçlü emareler belirmeye başlıyor.
Hakemler Beşiktaş maçlarında tesadüfü aşan tuhaf kararlara her hafta yenisini ekleyerek takımı parka çekmeye çalışıyor.
Bu arada ,belki de bütün oyunu bozacak beklenmedik bir olay oluyor...
TS -GS maçında göz göre göre parçalarına ayrılarak doğranıyor.
Salih Dursun isminde bir futbol kahramanı iğrenç futbol düzenini sembolik olarak yerle bir edecek kırmızı kartı çekiyor ,kritik maçlarını bu şekilde kazanmaya alışkın bir takımı ve futbol alemini Dünyanın gözü önünde 'işte siz busunuz' diyerek aşağılayıp yerin dibine batırıyor.
Bu olay belki de Beşiktaş üzerine oynanacak daha kapsamlı oyunlar için bir paratoner görevi görebilir.
Olayların seyrini FB -BEŞİKTAŞ maçının düdüğü Cüneyt Çakır'ın kararlarıyla test edeceğiz.
FEDERASYONDAKİ BEŞİKTAŞLILAR
Beşiktaş yönetim kuruluna diyeceğim o ki; stat önemli bir iş ,fakat bundan daha önemlisi takımın hakkını ve hukukunu savunmak, Beşiktaş'ın tek puanı ve kuruşunu çalmadan çalınmasının önüne geçmektir.
Taraftar başkan ve yönetimi medyada en çok takımın hakkını savunurken görmek istiyor .
Türkiye futbol federasyonunda Türk futbolunu yönetme ve adalet dağıtma makamında bulunan başta Sayın Demirören olmak üzere ,Sayın Zülfikaroğlu, Güreli ve Mete Düren'e
demem o ki ; Beşiktaş'ı yönetirken bu kitapsız düzenden en çok mağdur olmuş kişiler olarak şu an adalet dağıtma ve futbolu yönetme makamındasınız.
Mağduru olduğunuz bu düzenin şimdi mağrurusunuz.
Beşiktaş taraftarı sizi unutmuş değil, sizden ayrıcalık değil adaleti sağlamanızı bekliyor ,bunu sadece Beşiktaş değil Türk futbolunun tüm paydaşları istiyor.
Eğer yetki makamındayken de bu adaleti tesis edemiyorsanız Beşiktaşlılığınız da ,yöneticiliğiniz de sadece bir formaliteden ibarettir.
Toplumun ayrıştığı ,bölündüğü ve pimi çekilmeye hazır bir bombaya dönüştürüldüğü bir dönemde, bu bombanın piminin futbol eliyle çekilmesini istemiyorsanız mutlaka ama mutlaka adaleti zağlayınız...
Bu aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur...
--alıntı--
çok güzel bir yazısına rastladım. yazı henüz çok taze. size de okumanızı tavsiye ederim.
--alıntı--
2003-2004 SEZONU
Bir sezon önce güzel futbolu ile sezonu şampiyon tamamlayan Beşiktaş 'ın kadrosu otoritelere göre uzun yıllar şampiyonluğun en büyük favorisidir.
Söylendiği gibi Beşiktaş rakiplerine 11 puanlık bir fark yapınca bazıları ligin bittiğini söylerken ligde de tuhaf şeyler olmaya başlar.Bu olaylar o dönemi bilen ve yaşayanların hafızasında hala tazeliğini korumaktadır.
O dönemlerin arka planlarından küçük bir kesit sunmak istiyorum.
TEŞVİKİN BELGESİ VAR
Alışkanlık olduğu üzere Beşiktaş'a verilen saha kapatma cezası nedeniyle İstanbul spor maçı Kocaeli İsmet paşa stadında oynanıyor.
Telefonum çaldı ,arayan Beşiktaş yönetim kurulundan önemli bir isimdi.
'Biz yönetim kurulu olarak falanca otelde toplanıyoruz ,oraya gel de maça birlikte gidelim 'dedi.
Bir minibüse atladık ve Nevzat Demir'den Hüsnü Güreli'yi de alarak yola çıktık. Gidiş yolunda hiç kimsenin maçtan endişesi yoktu.
O dönem yönetimde kim varsa ; Deniz Kaptanoğlu,H.Güreli,Serdar Bilgili,Behçet Ümitlen vb. gibi tecrübeli isimlerin hepsi minübüsteydi.
Beşiktaş maçı 2-1 kaybetti .
O dönemler' şike ve teşvik var ama belgesi yok ' deniyordu.
Usta gazeteci Kemal Belgin daha sonra bu maçın teşvik belgelerini her futbolcuya ne kadar dağıtıldığına varıncaya kadar Televizyonlarda çarşaf çarşaf gösterdi ,anlattı.
O zamanın parasıyla ALTI YÜZ MİLYARDAN daha fazla bir para futbolculara teşvik primi olarak dağıtılmıştı.
Maç dönüşü minibüste büyük bir şok hakimdi ve herkes kızacak sataşacak bir yer arıyordu.
Enteresan bir şekilde küfürlerden en çok payı alan ve hedef tahtasındaki isim de Lucescu'ydu. Ben ise şaşkınlık içerisindeydim.
Bu durumu Beşiktaş camiasından önemli bir isme danıştığımda :'O anda Bilgili ne yapıyordu ?'diye sordu.
'O çok düşünceliydi ve hiç konuşmadı 'dediğimde ;
'Bütün olay o suskunluğun ardında saklı' demişti.
Daha sonra Fanatik gazetesi yayın yönetmeni Necil Ülgen ,Patoganya'da bir takımın çalınan şampiyonluğunun öyküsünü çok güzel bir şekilde anlatmıştı.
Bu olayın ardı sıra Trabzonspor'a GS karşısında yapılan linç girişiminin çok daha büyüğü Beşiktaş'a kendi saha ve seyircisi önünde, Samsun karşısında yapılıyor ve maç tamamlanamıyordu.
Araba almak için gittiğim bir galeride, o maçta takımda olan Beşiktaş'lı bir futbolcu ile karşılaştık.
3 Temmuz süreciydi ve konu Samsun maçına geldi:
Ağabey dedi' Samsun maçında maçtan önce Lucescu'nun yaptığı maç konuşması ve taktiği 'Çocuklar sizin de benim de iş dünyasından önemli tanıdıklarım var ve bunlar bazı işlerinin çözümünde sporu alet ediyorlar. Ben sizden bu maçta sadece sahaya çıktığımız gibi soyunma odasına 11 kişi olarak dönmenizi istiyorum,maçı kaybetsek bile sizi kaybetmeyeyim zaten puan farkı ve avantaj hala bizde şeklindeydi 'dedi.
Sonra ...
Sonra film koptu
Beşiktaş bu travmayı uzun süre üzerinden atamadı.
TS'un 1995-96 sezonunda çalınan şampiyonluğun ardından , uzun süre bu travmanın etkisinden kurtulamaması gibi...
2010-2011 yılı ..
Trabzonspor açık ara ligin en iyi futbol oynayan takımı ve 9 puan farkla ilk yarı lideri.
STAR gazetesinde Genel müdürlük yapıyorum .Üst yönetim olarak önce Aykut Kocaman ve ardından Sadri Şener'i misafir ediyoruz.
Yayın yönetmeni Mustafa Karaalioğlu iyi bir Trabzonsporlu ve başkana ' Başkan Fb maçında Onur, Egemen ,Giray ve Burak'a tembih etmeyi unutmuşsunuz herhalde 'diye takılıyor.
Başkan da Burak'ın kendisine 'Orta yaptığını fakat gol oldu 'dediğini her zamanki esprili dille anlatıyor.
Kendisine '9 puanlık farka güvenmemesi gerektiğini ve özellikle arkasındaki takıma dikkat etmesini ,göz açıp kapatıncaya kadar farkın kapanıp fark yiyebileceğini' söylüyorum.
Başkan da 'Aziz Yıldırım'ın iyi dostu olduğunu ve böyle şeylerin olmasına ihtimal vermediğini 'söyleyince; Karaalioğlu başkana dönüp, benim söylediklerimi dikkate almasını öneriyor.
Sonra ....
Sonrası malum...
Dünya futbol tarihinde ender rastlanan bir olay yaşanıyor ve doğru düzgün futbol oynayamayan bir takım 17'de 16 galibiyet ve bir beraberlik alıyor ve ardından da 3 temmuz süreci başlıyor...
YIL 2016
Beşiktaş ilk yarıyı oyun ve puan farkıyla tüm futbol aleminden tam not alarak önde bitiriyor.
Aynı Beşiktaş havadan sudan sebeplerle ikinci yarıya rakiplerine göre tam 43 gün geç başlıyor.
Maç eksikliği nedeniyle de liderlik koltuğunu emanete veriyor.
Ve yine anlattığım sezonlardaki güçlü emareler belirmeye başlıyor.
Hakemler Beşiktaş maçlarında tesadüfü aşan tuhaf kararlara her hafta yenisini ekleyerek takımı parka çekmeye çalışıyor.
Bu arada ,belki de bütün oyunu bozacak beklenmedik bir olay oluyor...
TS -GS maçında göz göre göre parçalarına ayrılarak doğranıyor.
Salih Dursun isminde bir futbol kahramanı iğrenç futbol düzenini sembolik olarak yerle bir edecek kırmızı kartı çekiyor ,kritik maçlarını bu şekilde kazanmaya alışkın bir takımı ve futbol alemini Dünyanın gözü önünde 'işte siz busunuz' diyerek aşağılayıp yerin dibine batırıyor.
Bu olay belki de Beşiktaş üzerine oynanacak daha kapsamlı oyunlar için bir paratoner görevi görebilir.
Olayların seyrini FB -BEŞİKTAŞ maçının düdüğü Cüneyt Çakır'ın kararlarıyla test edeceğiz.
FEDERASYONDAKİ BEŞİKTAŞLILAR
Beşiktaş yönetim kuruluna diyeceğim o ki; stat önemli bir iş ,fakat bundan daha önemlisi takımın hakkını ve hukukunu savunmak, Beşiktaş'ın tek puanı ve kuruşunu çalmadan çalınmasının önüne geçmektir.
Taraftar başkan ve yönetimi medyada en çok takımın hakkını savunurken görmek istiyor .
Türkiye futbol federasyonunda Türk futbolunu yönetme ve adalet dağıtma makamında bulunan başta Sayın Demirören olmak üzere ,Sayın Zülfikaroğlu, Güreli ve Mete Düren'e
demem o ki ; Beşiktaş'ı yönetirken bu kitapsız düzenden en çok mağdur olmuş kişiler olarak şu an adalet dağıtma ve futbolu yönetme makamındasınız.
Mağduru olduğunuz bu düzenin şimdi mağrurusunuz.
Beşiktaş taraftarı sizi unutmuş değil, sizden ayrıcalık değil adaleti sağlamanızı bekliyor ,bunu sadece Beşiktaş değil Türk futbolunun tüm paydaşları istiyor.
Eğer yetki makamındayken de bu adaleti tesis edemiyorsanız Beşiktaşlılığınız da ,yöneticiliğiniz de sadece bir formaliteden ibarettir.
Toplumun ayrıştığı ,bölündüğü ve pimi çekilmeye hazır bir bombaya dönüştürüldüğü bir dönemde, bu bombanın piminin futbol eliyle çekilmesini istemiyorsanız mutlaka ama mutlaka adaleti zağlayınız...
Bu aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur...
--alıntı--
saat 13:30 başlayan stsl 23. hafta maçı.
deplasman ekibi konya 2-0 kazandı. goller: traore, bajic.
deplasman ekibi konya 2-0 kazandı. goller: traore, bajic.
saat 13:30'da başlayan stsl 23. hafta mücadelesi.
2-0 rize kazandı. 2 golü de deniz kadah kaydetti.
2-0 rize kazandı. 2 golü de deniz kadah kaydetti.
bursaspor'un 1-0 kazandığı maç. gol dakika 25'te batalla'dan geldi.
2-1 osmanlı'nın kazandığı maç. goller: sefa yılmaz, rusescu(2).
tahmin edildiği gibi kısır bir maç olmuştur.
öncesinde şu maç izlenerek havaya girilebilir:
http://www.ligtv.com.tr/video-galeri/besiktas-fenerbahce-6/fenerbahce-besiktas-3-4
(bkz: 17 nisan 2005 fenerbahçe beşiktaş maçı)
http://www.ligtv.com.tr/video-galeri/besiktas-fenerbahce-6/fenerbahce-besiktas-3-4
(bkz: 17 nisan 2005 fenerbahçe beşiktaş maçı)
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?