nurullah öztürk

blackeagle1903
çeşitli kanallarda ekonomi ve spor yorumu yapan, bir dönem zaman gazetesi'nde köşe yazarlığı yapmış beşiktaşlı kişi.

çok güzel bir yazısına rastladım. yazı henüz çok taze. size de okumanızı tavsiye ederim.

--alıntı--

2003-2004 SEZONU

Bir sezon önce güzel futbolu ile sezonu şampiyon tamamlayan Beşiktaş 'ın kadrosu otoritelere göre uzun yıllar şampiyonluğun en büyük favorisidir.

Söylendiği gibi Beşiktaş rakiplerine 11 puanlık bir fark yapınca bazıları ligin bittiğini söylerken ligde de tuhaf şeyler olmaya başlar.Bu olaylar o dönemi bilen ve yaşayanların hafızasında hala tazeliğini korumaktadır.

O dönemlerin arka planlarından küçük bir kesit sunmak istiyorum.

TEŞVİKİN BELGESİ VAR

Alışkanlık olduğu üzere Beşiktaş'a verilen saha kapatma cezası nedeniyle İstanbul spor maçı Kocaeli İsmet paşa stadında oynanıyor.

Telefonum çaldı ,arayan Beşiktaş yönetim kurulundan önemli bir isimdi.

'Biz yönetim kurulu olarak falanca otelde toplanıyoruz ,oraya gel de maça birlikte gidelim 'dedi.

Bir minibüse atladık ve Nevzat Demir'den Hüsnü Güreli'yi de alarak yola çıktık. Gidiş yolunda hiç kimsenin maçtan endişesi yoktu.

O dönem yönetimde kim varsa ; Deniz Kaptanoğlu,H.Güreli,Serdar Bilgili,Behçet Ümitlen vb. gibi tecrübeli isimlerin hepsi minübüsteydi.

Beşiktaş maçı 2-1 kaybetti .

O dönemler' şike ve teşvik var ama belgesi yok ' deniyordu.

Usta gazeteci Kemal Belgin daha sonra bu maçın teşvik belgelerini her futbolcuya ne kadar dağıtıldığına varıncaya kadar Televizyonlarda çarşaf çarşaf gösterdi ,anlattı.

O zamanın parasıyla ALTI YÜZ MİLYARDAN daha fazla bir para futbolculara teşvik primi olarak dağıtılmıştı.

Maç dönüşü minibüste büyük bir şok hakimdi ve herkes kızacak sataşacak bir yer arıyordu.

Enteresan bir şekilde küfürlerden en çok payı alan ve hedef tahtasındaki isim de Lucescu'ydu. Ben ise şaşkınlık içerisindeydim.

Bu durumu Beşiktaş camiasından önemli bir isme danıştığımda :'O anda Bilgili ne yapıyordu ?'diye sordu.

'O çok düşünceliydi ve hiç konuşmadı 'dediğimde ;

'Bütün olay o suskunluğun ardında saklı' demişti.

Daha sonra Fanatik gazetesi yayın yönetmeni Necil Ülgen ,Patoganya'da bir takımın çalınan şampiyonluğunun öyküsünü çok güzel bir şekilde anlatmıştı.

Bu olayın ardı sıra Trabzonspor'a GS karşısında yapılan linç girişiminin çok daha büyüğü Beşiktaş'a kendi saha ve seyircisi önünde, Samsun karşısında yapılıyor ve maç tamamlanamıyordu.

Araba almak için gittiğim bir galeride, o maçta takımda olan Beşiktaş'lı bir futbolcu ile karşılaştık.

3 Temmuz süreciydi ve konu Samsun maçına geldi:

Ağabey dedi' Samsun maçında maçtan önce Lucescu'nun yaptığı maç konuşması ve taktiği 'Çocuklar sizin de benim de iş dünyasından önemli tanıdıklarım var ve bunlar bazı işlerinin çözümünde sporu alet ediyorlar. Ben sizden bu maçta sadece sahaya çıktığımız gibi soyunma odasına 11 kişi olarak dönmenizi istiyorum,maçı kaybetsek bile sizi kaybetmeyeyim zaten puan farkı ve avantaj hala bizde şeklindeydi 'dedi.

Sonra ...

Sonra film koptu

Beşiktaş bu travmayı uzun süre üzerinden atamadı.

TS'un 1995-96 sezonunda çalınan şampiyonluğun ardından , uzun süre bu travmanın etkisinden kurtulamaması gibi...

2010-2011 yılı ..

Trabzonspor açık ara ligin en iyi futbol oynayan takımı ve 9 puan farkla ilk yarı lideri.

STAR gazetesinde Genel müdürlük yapıyorum .Üst yönetim olarak önce Aykut Kocaman ve ardından Sadri Şener'i misafir ediyoruz.

Yayın yönetmeni Mustafa Karaalioğlu iyi bir Trabzonsporlu ve başkana ' Başkan Fb maçında Onur, Egemen ,Giray ve Burak'a tembih etmeyi unutmuşsunuz herhalde 'diye takılıyor.

Başkan da Burak'ın kendisine 'Orta yaptığını fakat gol oldu 'dediğini her zamanki esprili dille anlatıyor.

Kendisine '9 puanlık farka güvenmemesi gerektiğini ve özellikle arkasındaki takıma dikkat etmesini ,göz açıp kapatıncaya kadar farkın kapanıp fark yiyebileceğini' söylüyorum.

Başkan da 'Aziz Yıldırım'ın iyi dostu olduğunu ve böyle şeylerin olmasına ihtimal vermediğini 'söyleyince; Karaalioğlu başkana dönüp, benim söylediklerimi dikkate almasını öneriyor.

Sonra ....

Sonrası malum...

Dünya futbol tarihinde ender rastlanan bir olay yaşanıyor ve doğru düzgün futbol oynayamayan bir takım 17'de 16 galibiyet ve bir beraberlik alıyor ve ardından da 3 temmuz süreci başlıyor...

YIL 2016

Beşiktaş ilk yarıyı oyun ve puan farkıyla tüm futbol aleminden tam not alarak önde bitiriyor.

Aynı Beşiktaş havadan sudan sebeplerle ikinci yarıya rakiplerine göre tam 43 gün geç başlıyor.

Maç eksikliği nedeniyle de liderlik koltuğunu emanete veriyor.

Ve yine anlattığım sezonlardaki güçlü emareler belirmeye başlıyor.

Hakemler Beşiktaş maçlarında tesadüfü aşan tuhaf kararlara her hafta yenisini ekleyerek takımı parka çekmeye çalışıyor.

Bu arada ,belki de bütün oyunu bozacak beklenmedik bir olay oluyor...

TS -GS maçında göz göre göre parçalarına ayrılarak doğranıyor.

Salih Dursun isminde bir futbol kahramanı iğrenç futbol düzenini sembolik olarak yerle bir edecek kırmızı kartı çekiyor ,kritik maçlarını bu şekilde kazanmaya alışkın bir takımı ve futbol alemini Dünyanın gözü önünde 'işte siz busunuz' diyerek aşağılayıp yerin dibine batırıyor.

Bu olay belki de Beşiktaş üzerine oynanacak daha kapsamlı oyunlar için bir paratoner görevi görebilir.

Olayların seyrini FB -BEŞİKTAŞ maçının düdüğü Cüneyt Çakır'ın kararlarıyla test edeceğiz.

FEDERASYONDAKİ BEŞİKTAŞLILAR

Beşiktaş yönetim kuruluna diyeceğim o ki; stat önemli bir iş ,fakat bundan daha önemlisi takımın hakkını ve hukukunu savunmak, Beşiktaş'ın tek puanı ve kuruşunu çalmadan çalınmasının önüne geçmektir.

Taraftar başkan ve yönetimi medyada en çok takımın hakkını savunurken görmek istiyor .

Türkiye futbol federasyonunda Türk futbolunu yönetme ve adalet dağıtma makamında bulunan başta Sayın Demirören olmak üzere ,Sayın Zülfikaroğlu, Güreli ve Mete Düren'e

demem o ki ; Beşiktaş'ı yönetirken bu kitapsız düzenden en çok mağdur olmuş kişiler olarak şu an adalet dağıtma ve futbolu yönetme makamındasınız.

Mağduru olduğunuz bu düzenin şimdi mağrurusunuz.

Beşiktaş taraftarı sizi unutmuş değil, sizden ayrıcalık değil adaleti sağlamanızı bekliyor ,bunu sadece Beşiktaş değil Türk futbolunun tüm paydaşları istiyor.

Eğer yetki makamındayken de bu adaleti tesis edemiyorsanız Beşiktaşlılığınız da ,yöneticiliğiniz de sadece bir formaliteden ibarettir.

Toplumun ayrıştığı ,bölündüğü ve pimi çekilmeye hazır bir bombaya dönüştürüldüğü bir dönemde, bu bombanın piminin futbol eliyle çekilmesini istemiyorsanız mutlaka ama mutlaka adaleti zağlayınız...

Bu aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur...

--alıntı--

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol