çeyrek finale çıkan takımlar:
Hannover 96
Athletic Bilbao
AZ Alkmaar
Valencia
Schalke 04
Sporting Lisbon
Metalist Kharkiv
Atletico Madrid
başlama saati 13.00 olan beko basketbol ligi 23. hafta karşılaşmamız.
son yıllarda goygoycular tarafından işgal edilmiş olan tribün. sebepleri hepimizin malumu. 15 mart 2012 beşiktaş atletico madrid maçında bir silkelenme olacak, bir şeyler değişecek sanmıştık. yanılmışız. zaten şöyle gerizekâlıca hazırlanmış görselden anlamamız gerekirdi aslında:
http://tinyurl.com/84ngb5f
bu görsel ilk ortaya çıktığında da söylemiştim; maçı izlemeden rakibe nasıl baskı kuracaksın ve takımı nasıl destekleyeceksin? nitekim ilk golü yiyene kadarki süreçte, kapalı dışındaki tribünler sayesinde, top rakipteyken yoğun bir ıslık ve bizdeyken de ateşleyici tezahüratlar vardı. golü yedikten sonra ise, inönü cehenneminin mazide kaldığı, dakikalar geçtikçe daha da acı bir şekilde anlaşıldı. televizyona ses çok güzel gelmiş olabilir, bilemiyorum ama hep söyledim, yine söylüyorum: "koy şu madrid'e, koy şu madrid'e, koy şu götveren madrid'e de, inşallah!" tezahüratını, topun hangi tarafta olduğuna bile bakmadan transa geçmiş gibi söyleyerek hangi amaca hizmet ediliyor? şimdi söyleyeceğim şey nedeniyle çoğu kişi kızacaktır bana ama, ben artık kapalı'da tezahüratları yönlendiren kitlenin, takımı sabote ettiğini düşünüyorum. takımı desteklemek gibi bir dertleri olduğuna inanmıyorum. rakip taraftarlar ve bazı yorumcularca da sık sık dile getirildiği gibi, çarşı artık sadece kendini eğlendirmektedir. ne kadar beste varsa arka arkaya söyleyerek, yaratıcı besteleriyle övünerek egosunu şişirmektedir. oysa dünkü maçta, o ıslık ve destek işe yaramıştı ilk dakikalarda. baskılı oynuyorduk, ne olursa olsun azalmamalıydı bu destek. demek ki paint terk görsellerle artistlik yaparak olmuyormuş bu işler. beşiktaş ne yazık ki, ruhuyla birlikte kalbini [ybkz]swh[/ybkz] de kaybetmiştir. beşiktaş'ın kalbi, ne idüğü belirsiz boş beleş adamların oyuncağı olmuştur ve ne yazık ki uzun süredir can çekişmektedir. ne kadar dayanabileceğini, hep birlikte göreceğiz ya da izlemekle yetinmeyip bir şeyler yapacağız.
http://tinyurl.com/84ngb5f
bu görsel ilk ortaya çıktığında da söylemiştim; maçı izlemeden rakibe nasıl baskı kuracaksın ve takımı nasıl destekleyeceksin? nitekim ilk golü yiyene kadarki süreçte, kapalı dışındaki tribünler sayesinde, top rakipteyken yoğun bir ıslık ve bizdeyken de ateşleyici tezahüratlar vardı. golü yedikten sonra ise, inönü cehenneminin mazide kaldığı, dakikalar geçtikçe daha da acı bir şekilde anlaşıldı. televizyona ses çok güzel gelmiş olabilir, bilemiyorum ama hep söyledim, yine söylüyorum: "koy şu madrid'e, koy şu madrid'e, koy şu götveren madrid'e de, inşallah!" tezahüratını, topun hangi tarafta olduğuna bile bakmadan transa geçmiş gibi söyleyerek hangi amaca hizmet ediliyor? şimdi söyleyeceğim şey nedeniyle çoğu kişi kızacaktır bana ama, ben artık kapalı'da tezahüratları yönlendiren kitlenin, takımı sabote ettiğini düşünüyorum. takımı desteklemek gibi bir dertleri olduğuna inanmıyorum. rakip taraftarlar ve bazı yorumcularca da sık sık dile getirildiği gibi, çarşı artık sadece kendini eğlendirmektedir. ne kadar beste varsa arka arkaya söyleyerek, yaratıcı besteleriyle övünerek egosunu şişirmektedir. oysa dünkü maçta, o ıslık ve destek işe yaramıştı ilk dakikalarda. baskılı oynuyorduk, ne olursa olsun azalmamalıydı bu destek. demek ki paint terk görsellerle artistlik yaparak olmuyormuş bu işler. beşiktaş ne yazık ki, ruhuyla birlikte kalbini [ybkz]swh[/ybkz] de kaybetmiştir. beşiktaş'ın kalbi, ne idüğü belirsiz boş beleş adamların oyuncağı olmuştur ve ne yazık ki uzun süredir can çekişmektedir. ne kadar dayanabileceğini, hep birlikte göreceğiz ya da izlemekle yetinmeyip bir şeyler yapacağız.
benim gibi şimdi bana kaybolan beşiktaş ruhunu verseler diyenlerin izlemesi ve desteklemesi gereken takımımız. dün [ybkz]swh[/ybkz] akatlar'daki atmosfer inanılmazdı. inönü'de [ybkz]swh[/ybkz] yanına bile yaklaşılamadı bu ortamın (ilk dakikalar hariç). artarak devam etmeli bu destek. ben mesela önümüzdeki sezon basketbol kombinesi almayı bile düşünüyorum.
15 mart 2012 beşiktaş milangaz artland dragons maçını tribünden takip eden ve "deli ibo beyaz desene" diyen bizleri kırmayıp, tribünlerle karşılıklı siyah beyaz çeken, ruhuna kurban olunası adam. duydum ki 15 mart 2012 beşiktaş atletico madrid maçında da tribündeymiş.
asla unutulmaması gereken pankarttır. beşiktaş taraftarı bunu hiçbir zaman unutmamalıdır. 2004 ve 2009 yıllarıyla birlikte, beşiktaş için 3 önemli dönüm noktasından biridir, bunların son halkasıdır bu olay.
trt spor'dan yayınlanacak olan maç. ancak yeri geldiğinde atmosferle ilgili bilgiler paylaşabilirim tabi, o ayrı. [ybkz]swh[/ybkz]
beşiktaş'ımı akatlar'da destekleyeceğim mücadele. az sonra yola koyuluyorum.
(bkz: gücüne güç katmaya geldik)
(bkz: saldır beşiktaş ım oley)
(bkz: gücüne güç katmaya geldik)
(bkz: saldır beşiktaş ım oley)
batesmotelpro ekibinin beklenen filmi. yarın [ybkz]swh[/ybkz] gösterime giriyor. gidiniz, izleyiniz efendim.
http://www.patlaksokaklar.com/
http://www.patlaksokaklar.com/
5 şubat 2012 fenerbahçe beşiktaş maçında tutuşan pankartımız.
süleyman seba'nın, hakkında çıkan "yalçın karadeniz'i aday gösterdi" haberleriyle ilgili yaptığı açıklamada kullandığı ifade.
---------------alıntı---------------
Beşiktaşlılık terbiyesi nedeniyle herhangi bir adaya emir vermem mümkün değildir.
---------------alıntı---------------
şu sıralar gerek bir kısım taraftar, gerekse kulübü yönetmeye talip olanlar tarafından, ayaklar altında çiğnenmekte olan terbiyedir.
---------------alıntı---------------
Beşiktaşlılık terbiyesi nedeniyle herhangi bir adaya emir vermem mümkün değildir.
---------------alıntı---------------
şu sıralar gerek bir kısım taraftar, gerekse kulübü yönetmeye talip olanlar tarafından, ayaklar altında çiğnenmekte olan terbiyedir.
(bkz: biz büyüyünce gol atarız)
koşmanın değil mücadelenin önemsendiğini anlamayanların vardığı sonuçtur.
klibi çekilen ve bugün yayınlanan şarkı.
http://vimeo.com/38544077
http://vimeo.com/38544077
---------------alıntı---------------
hayat bir şınavsa, beş tane çeker giderim.
---------------alıntı---------------
hayat bir şınavsa, beş tane çeker giderim.
---------------alıntı---------------
uefa'nın, 2012-2013 sezonunun sonundan itibaren hayata geçireceği, kulüplerin ekonomik olarak daha eşit şartlarda mücadele etmesini öngören kurallar bütünü.
---------------alıntı---------------
1. Yöneticiler kulüp için ceplerinden harcama yapamayacak. ( (b: Paralı başkan dönem sona eriyor).)
2. Yöneticilere, şirket ortaklarına veya ilişkili şirketlere olan borçlar, 201213 sezonuna kadar kaynaklarına ödenecek. (Borçlar kaynaklarına iade olunacak)
3. 2012-2013ten itibaren kulüpler transfere gelirlerinden daha fazla harcama yapamayacak. (Denk Bütçe uygulaması esas olacak.)
4. Mali tablolarda parasal olmayan gelirler yer alırsa, (örneğin, ( b: başkan veya ortakların borç verdiği paralar) ) bu gelirler futbol dışı gelir kabul edilecek ve kulüp gelirleri içinde sayılmayacak. (Sadece kulübe hibe edilen tutarlar gelir sayılacak.)
5. Hiçbir futbolcu, kulüp ya da yasal otoriteye vadesi geçmiş borç bulunmayacak. (Gelirlerden daha fazla borçlanılmayacak. -Denk Bütçe ilkesi-). Bu durumda transfer yasağı geliyor.
6. öz sermayenin eksiye düşmesine izin verilmeyecek. Kulüplerin başa baş noktasını yakalamalarına olanak sağlamak için kulüplerin belirli bir dönem zarar etmelerine izin verilecek.
7. Futbolculara yapılacak ücret, maaş ve prim ödemeleri, toplam gelirin yüzde 70ini geçemeyecek.
8. Kulübün toplam borcu, toplam gelirinin yüzde 100ünü geçemeyecek. (Denk Bütçe Uygulaması)
9. Bütçesi 5 milyon Euronun altındaki kulüpler finansal kriterlerden muaf tutulacak.
10. Kulüplerin ilişkili şirketleri ile yaptıkları her türlü ticari işlemde geçerli olan fiyatların piyasa emsallerinden oldukça yüksek veya düşük olması durumunda, bu rakamların gelir veya gider hesaplarına herhangi bir etkisi olmayacak, söz konusu işlem için bir emsal piyasa fiyatı bulunarak gelir ve giderin tespitinde bu fiyat dikkate alınacak. (örneğin, Mancester City sahibi Mansour bin Zayed Al Nahyanın firması Etihad ile sahibi olduğu kulübün 10 yıllığına 642 milyon dolarlık sponsorluk sözleşmesi gibi sözleşmeler Nitekim bu sponsorluk sözleşmesi UEFA tarafından inceleme altına alınmıştır)
11. Kulüpler transfer ettikleri futbolculara ödeyecekleri bonservis ücretlerini, işlemin gerçekleştiği yılda tek seferde değil, futbolcu ile yapılan sözleşmenin süresi boyunca, amortisman mantığı içinde giderleştirecek. Ancak, söz konusu oyuncunun sözleşmesi devam ederken satılması halinde oluşacak kar veya zarar rakamı, içinde bulunulan senede dikkate alınacak.
12. Kulüplerin altyapı, stadyum veya antrenman sahası gibi yatırım amaçlı harcamaları başa baş noktası hesaplamalarına dahil edilmeyecek.
Yukarıdaki maddelerden de anlaşılacağı üzere, Finansal Fair Play kriterlerinin temel ve genel amacı: Kulüplerin gelirlerinden daha fazla para harcamamasını sağlamak. Bu hedefin arka planında ise kulüplerin ekonomik ve finansal kapasitelerini artırmak; kulüpleri, gelirlerini korumaya teşvik etmek, bonservis ve futbolcu ücretlerini sınırlandırmak, kulüplerde mali disiplini artırmak, altyapı gelişimine imkân vermek ve sonunda da kulüplerin daha uzun ömürlü ve sürdürülebilir bir finansal yapıya sahip olmalarını sağlamak suretiyle eşit koşullar içinde rekabet edebilmelerine olanak ve ortam hazırlamak.
---------------alıntı---------------
http://www.uefa.com/uefa/footballfirst/protectingthegame/financialfairplay/index.html
http://spor.milliyet.com.tr/ornek-oldu-/spor/spordetay/29.01.2011/1345627/default.htm
http://spor.milliyet.com.tr/futbol-alarm-veriyor/spor/spordetay/26.01.2012/1493976/default.htm?ver=73
---------------alıntı---------------
1. Yöneticiler kulüp için ceplerinden harcama yapamayacak. ( (b: Paralı başkan dönem sona eriyor).)
2. Yöneticilere, şirket ortaklarına veya ilişkili şirketlere olan borçlar, 201213 sezonuna kadar kaynaklarına ödenecek. (Borçlar kaynaklarına iade olunacak)
3. 2012-2013ten itibaren kulüpler transfere gelirlerinden daha fazla harcama yapamayacak. (Denk Bütçe uygulaması esas olacak.)
4. Mali tablolarda parasal olmayan gelirler yer alırsa, (örneğin, ( b: başkan veya ortakların borç verdiği paralar) ) bu gelirler futbol dışı gelir kabul edilecek ve kulüp gelirleri içinde sayılmayacak. (Sadece kulübe hibe edilen tutarlar gelir sayılacak.)
5. Hiçbir futbolcu, kulüp ya da yasal otoriteye vadesi geçmiş borç bulunmayacak. (Gelirlerden daha fazla borçlanılmayacak. -Denk Bütçe ilkesi-). Bu durumda transfer yasağı geliyor.
6. öz sermayenin eksiye düşmesine izin verilmeyecek. Kulüplerin başa baş noktasını yakalamalarına olanak sağlamak için kulüplerin belirli bir dönem zarar etmelerine izin verilecek.
7. Futbolculara yapılacak ücret, maaş ve prim ödemeleri, toplam gelirin yüzde 70ini geçemeyecek.
8. Kulübün toplam borcu, toplam gelirinin yüzde 100ünü geçemeyecek. (Denk Bütçe Uygulaması)
9. Bütçesi 5 milyon Euronun altındaki kulüpler finansal kriterlerden muaf tutulacak.
10. Kulüplerin ilişkili şirketleri ile yaptıkları her türlü ticari işlemde geçerli olan fiyatların piyasa emsallerinden oldukça yüksek veya düşük olması durumunda, bu rakamların gelir veya gider hesaplarına herhangi bir etkisi olmayacak, söz konusu işlem için bir emsal piyasa fiyatı bulunarak gelir ve giderin tespitinde bu fiyat dikkate alınacak. (örneğin, Mancester City sahibi Mansour bin Zayed Al Nahyanın firması Etihad ile sahibi olduğu kulübün 10 yıllığına 642 milyon dolarlık sponsorluk sözleşmesi gibi sözleşmeler Nitekim bu sponsorluk sözleşmesi UEFA tarafından inceleme altına alınmıştır)
11. Kulüpler transfer ettikleri futbolculara ödeyecekleri bonservis ücretlerini, işlemin gerçekleştiği yılda tek seferde değil, futbolcu ile yapılan sözleşmenin süresi boyunca, amortisman mantığı içinde giderleştirecek. Ancak, söz konusu oyuncunun sözleşmesi devam ederken satılması halinde oluşacak kar veya zarar rakamı, içinde bulunulan senede dikkate alınacak.
12. Kulüplerin altyapı, stadyum veya antrenman sahası gibi yatırım amaçlı harcamaları başa baş noktası hesaplamalarına dahil edilmeyecek.
Yukarıdaki maddelerden de anlaşılacağı üzere, Finansal Fair Play kriterlerinin temel ve genel amacı: Kulüplerin gelirlerinden daha fazla para harcamamasını sağlamak. Bu hedefin arka planında ise kulüplerin ekonomik ve finansal kapasitelerini artırmak; kulüpleri, gelirlerini korumaya teşvik etmek, bonservis ve futbolcu ücretlerini sınırlandırmak, kulüplerde mali disiplini artırmak, altyapı gelişimine imkân vermek ve sonunda da kulüplerin daha uzun ömürlü ve sürdürülebilir bir finansal yapıya sahip olmalarını sağlamak suretiyle eşit koşullar içinde rekabet edebilmelerine olanak ve ortam hazırlamak.
---------------alıntı---------------
http://www.uefa.com/uefa/footballfirst/protectingthegame/financialfairplay/index.html
http://spor.milliyet.com.tr/ornek-oldu-/spor/spordetay/29.01.2011/1345627/default.htm
http://spor.milliyet.com.tr/futbol-alarm-veriyor/spor/spordetay/26.01.2012/1493976/default.htm?ver=73
hâlâ inatla, kendisi hakkında yapılan, hiçbir yere varmayacağı aşikâr olan tartışmalara, yeter lan yeter diyerek isyan ettiğim futbolcu.
(bkz: beşiktaş ın borcunun 700 milyon tl olduğu gerçeği)
bu gerçeği dile getirenleri romantiklikle itham edip aşağılamakla, sorunlar çözülmüyor. uefa, mali fair play kriterlerini uygulamaya koyup da beşiktaş avrupa kupalarından men edildiğinde, bunun sorumlusu quaresma'nın oynaması ya da oynamaması olmayacak. bugün turu atlasak ve hatta sonuna kadar gitsek bile, bu tehlike önümüzde durmaya devam edecek. ülkenin durumu gibi düşünebiliriz; kentsel dönüşüm, istikrar, büyüme masallarıyla hepimizi uyutuyorlar ama bir büyük depremlik işimiz var aslında. çünkü altyapı yok.
(bkz: beşiktaş ın borcunun 700 milyon tl olduğu gerçeği)
bu gerçeği dile getirenleri romantiklikle itham edip aşağılamakla, sorunlar çözülmüyor. uefa, mali fair play kriterlerini uygulamaya koyup da beşiktaş avrupa kupalarından men edildiğinde, bunun sorumlusu quaresma'nın oynaması ya da oynamaması olmayacak. bugün turu atlasak ve hatta sonuna kadar gitsek bile, bu tehlike önümüzde durmaya devam edecek. ülkenin durumu gibi düşünebiliriz; kentsel dönüşüm, istikrar, büyüme masallarıyla hepimizi uyutuyorlar ama bir büyük depremlik işimiz var aslında. çünkü altyapı yok.
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?