confessions

avcarlıçürük

2. nesil Yazar - - Yazar -

  1. toplam entry 13433
  2. takipçi 0
  3. puan 246733

psikoloji

avcarlıçürük
halk arasında, sadece klinik psikologların yaptığı işi kapsadığı zannedilen ama kapsamı çok daha geniş olan, davranış bilimi. öncelikli olarak insan davranışını inceler. google araştırıp wikipedia okuyarak uzman olunabileceği zannedilen bölümler top 10 listesinde, tıp doktorluğunun hemen ardında, ikinci sırada yer alır. benzer şekilde; karşıdaki kişinin psikolog olduğu öğrenildiği an "ahan da vallahi gökte ararken yerde buldum, benim yeğenimin şöyle bir sıkıntısı var, nasıl yapsak onu?" şeklinde kişiyi daraltma konusunda, tıp doktorluğu ile zirveyi paylaşır. anlaşıldığı üzere, mesleğimdir. bu arada başta bahsettiğim klinik psikologlar, dizilerde, filmlerde gördüğünüz işi yapan psikologlardır. ancak ben onlardan biri değilim. benim uzmanlık alanım gelişim psikolojisidir ama sanılmasın ki bu durum, ayaküstü bir şeyler danışma ihtiyacını ortadan kaldırıyor. ne de olsa binlerce ebeveyn var.

cam tavan sendromu

avcarlıçürük
yanlış anlaşılan veya çarpıtılan deney. pirelerin, kapasitelerinden yükseğe zıplamak gibi bir çabası zaten hiçbir zaman olmamıştır ve olmayacaktır. sadece, kapasitelerini gerçekleştirmeleri defalarca engellendiği için, en sonunda o kapasiteyi gerçekleştirebileceklerine inanmaktan vazgeçerler. dışarıdan bir pire aralarına katılsa ve "arkadaşlar mal mısınız, ne yapıyorsunuz burada böyle? haydi çıksanıza, hayat sokaklarda." dese, onu da kendilerine uyduracak kadar çaresiz bir durumdadırlar. kitlesel hareket edilerek şıp diye çözülebilecek bir olayı yeldeğirmeni gibi görüp, kendi çaresizliklerinde boğulduklarından habersizdirler.

öğrenilmiş çaresizlik

avcarlıçürük
"benim tepkim neyi değiştirecek?" deyip, böyle gelmiş böyle gider mantığıyla hareket etmek olarak tanımlanabilir. yanlış olana tepki koymamak da, doğru olanı yapmaya yanaşmamak da birer öğrenilmiş çaresizlik örneğidir. bir şeylerin değişeceğine inanan insanların, yakın çevresinden gördüğü alaycı tepkilerle çığ gibi büyür ve bir toplumun yaşam biçimi haline gelir.

4 mart 2012 beşiktaş trabzonspor maçı

avcarlıçürük
maç günü, maç saatinde inönü stadı'nın yakınından geçiyor olsam dahi gitmeyeceğim maçtır. olaya farklı pencereden bakmakla dar açıdan bakmak aynı şey değildir. gitmeme kararı, sezon boyunca oynanacak tüm süper lig maçlarını kapsayan bir karar benim için. hiçbirine de gitmedim, cezalı veya cezasız. bugünkü basketbol maçına [ybkz]swh[/ybkz] gidiyorum ama. herkesin de gitmesi ve o salonu doldurması gerektiğini düşünüyorum. bu da, bu takımı sahipsiz sananlara verilebilecek en güzel tepkidir ve yanlış olana verilecek hiçbir tepki, "sözümona" değildir. benim bu küfür olayına itirazım var ve işin kötüsü, orada kıçımızı da yırtsak, kadınların da küfür etmesine engel olamıyoruz. gidene mâni olacak hâlim yok. başından beri, adil bir yarıştan çok bir sirki andıran bu ligde, ciğerlerimizi söküp tribünlere bıraksak bile sonucu değiştiremeyiz zaten. bu sirkin bir kuklası olmaktansa, göz göre göre yapılan şikelere rapmen son topa kadar canını dişine takanları desteklemeyi tercih ederim. kimse de kimseyi, bu konuda kafasına göre yargılayamaz. demirören yüzünden bağrına taş basıp mabed'den ayrı kalanları yargılayamayacağımız gibi tıpkı.
481 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol