confessions

avcarlıçürük

2. nesil Yazar - - Yazar -

  1. toplam entry 13432
  2. takipçi 0
  3. puan 246866

sevgilisi olan dul kadına maaş yok

avcarlıçürük
"alın o vereceğiniz sadakayı, münasip bir yerinize sokun." dedirten yasa. bunu destekleyenler de çok rica edeceğim, 8 mart dünya kadınlar günü gibi başlıklardan uzak dursunlar. bir kadının bedeni, yalnızca kendisine aittir; ne babasına, ne kocasına ne de bir başkasına. onunla ne yaptığı da sadece kendisini ilgilendirir. ne yapması gerektiğini yasalarla belirleme hakkı yoktur kimsenin. belirlenmeye kalkışılıyorsa, bunun tek bir adı vardır: ahlak polisliği. zaten bana göre bu yasa da, bu tür uygulamaların ön hazırlıklarından biri. kararı yerinde bulanları, sokakta el ele gezen gençlere polis tarafından "uyarı"da bulunulduğunda da görmek isteriz, kafa aynı kafa ne de olsa. son olarak bir de hatırlatma yapayım; dul sadece eşini kaybedenler için değil, boşananlar için de kullanılan bir tabirdir.

futbol takımındaki tüm sorunu quaresma'ya bağlamak

avcarlıçürük
zaten böyle bir durum olsaydı, veli kavlak, necip uysal, ismail köybaşı gibi oyuncuların verimliliğini tartışmıyor; carvalhal'in hocalık yetisini sorgulamıyor olurduk. aynı şekilde, beşiktaş taraftarı başlığı altında da, tribünün şovu bırakması gerekliliği konuşulmazdı. sözün özü, ters giden ne varsa, zaten konuşulmakta. ricardo quaresma da ters giden şeylerden sadece biri. konuşulmamasını gerektirecek bir ayrıcalığı olduğunu düşünmüyorum.

futbol takımındaki tüm sorunu quaresma'ya bağlamak

avcarlıçürük
var olmayan bir durumdur. bu sadece türk spor basınının yapmaya çalıştığı şeydir. tıpkı guti'de yaptıkları gibi. takımdaki, kulüpteki bütün yanlışların herkes farkında ve her fırsatta da dile getiriliyor bu. lakin şu an quaresma günah keçisi olduysa, bunun hesabını taraftardan değil de, soyunma odasında yaşananları an be an hürriyet gazetesi spor servisi'ne yetiştirenden sormak lazım. şu başlık bile hâlâ quaresma'yı tartışmamız anlamına geliyor, en basitinden. saygıdeğer medyamızın istediği gibi tam da.

forza beşiktaş

avcarlıçürük
15 mart 2012 beşiktaş atletico madrid maçı için yaptıkları çağrıda, "sırf izlemek isteyenler; lütfen bu maçlık gelmesin... " ve "ayakta duramayacak kadar içen maça gelmesin!" kısımlarını oldukça saçma buldum. maçla ilgin olmadan nasıl baskı kuracaksın acaba? hiç bakma sahaya, sonra rakip atağa çıkarken "kartal gol gol gol" deriz artık yine, her zaman olduğu gibi. alkol konusuna ise girmek dahi istemiyorum, işin ucunun dokunacağı yerleri düşünmek istemiyorum çünkü. umarım ben yanılırım ya da umarım öyle bir maç çıkarırız ki bunları konuşmaya gerek bile kalmaz.

bir takımın düşüş öyküsü

avcarlıçürük
bugünkü taraf gazetesi'nde yer alan, nurullah öztürk imzalı köşe yazısı. 100. yıl şampiyonluğunun ardından bugünlere nasıl gelindiğini çok net bir biçimde özetler ve okunması şiddetle tavsiye edilir.

---------------alıntı---------------
Aslında her şey Beşiktaş’ın 100.yıl şampiyonluğundan sonra başladı. çok iyi bir ekip ve iyi bir yönetimle yola devam ederken ne olduysa oldu.

Beşiktaş’ın yolu dahili ve harici işbirlikçileri eliyle kesildi.

Herkesin‘Metin, Ali, Feyyaz’lı kadro gibi uzun yıllar şampiyonluğun en güçlü adayı olarak gördüğü hatta bazılarının Cumhurbaşkanından itibaren iktidarın tepe yönetiminin de Beşiktaşlı olması nedeniyle hiç kimsenin Beşiktaş’tan şampiyonluğu alamayacağını öngördüğü bir dönemde; Kartal

Tam 11 puan önde ve rakiplerine göre de daha iyi futbol oynarken, yönetimiyle futbolcusuyla teknik direktörüyle birlikte tarumar edildi.

Bu tarih Beşiktaş tarihinin en büyük kırılma noktasını oluşturmaktadır.

Beşiktaş’ın altyapı ve kurumsallaşmasına imza atabilecek bir teknik adam olan LUCESCU; Türk futbolunu çavuşesku dönemindeki Romanya’da olup bitenlere benzettiğinde, tepki gösterenlerin bugünkü şike davasının sanıkları ya da onların işbirlikçileri olduğunu gördüğümüzde hiç şaşırmadık.

Beşiktaş’a verilen uyduruk bir ceza sonrası izmit’te oynanan ,’belgeli teşvik primi’ motivasyonuyla Beşiktaş’ın istanbulspor’a 2-1 kaybettiği maç.

Ve sonrasında yaşananlar tam olarak anlaşılmadan bugünkü anlamlı (!)çöküş tam olarak anlaşılamaz.
izmit’te kaybedilen o maçta da daha sonra Fenerbahçe ile oynanan organize küfür ve su şişeli Serdar Bilgili protestosunun da çok yakınında ve yakın tanığıydım.

Serdar Bilgilinin ayrılması ‘Bir daha Beşiktaş maçlarına bile gitmem’ açıklaması, ardından iş dünyasındaki hızlı yükselişi de manidardır…

Beşiktaş’ın sadece borçlarını yükselten Demirören yönetiminin ardına bile bakmadan senetleri alıp kaçarcasına giderken kulübe bıraktığı kısa vadeli 305.milyon uzun vadeli 446.milyon Toplam 751 milyon borç fazla bir söze hacet bırakmamaktadır.

Gelinen nokta bu tabloya çözüm bulunabileceğine inanan ciddi bir Başkan ve Yönetim Kurulu’nun ortaya çıkışını zorlaştırmaktadır.

Beşiktaş bugün zor zamanda ortaya çıkacak; cesur, bilgi, deneyim ve sermaye ihtiyacına çözüm bulabilecek büyük liderini adeta kurtarıcısını aramaktadır.

Yıllar önce Beşiktaş camiasının içine bırakılan tahrip gücü yüksek bomba, bugün Türk futbolunun tamamını kuşatmış adeta esir almıştır.

Gelinen noktadaTürk futbol tarihindeki en büyük temizlik hareketi, maalesef hem Beşiktaş’ı hem de Türk futbolunu batağa sürükleyenlerin istediği mecraya girmiştir...

Beşiktaş’ı batıran zihniyet kendi kurtuluşunu garantiye alırken milyonların sevgi ve saygısına aleni olarak tecavüz ve ihanet etmektedir.

Bütün bu olumsuz tabloya rağmen mutlaka bir çıkış yolu bulunacaktır. Fakat bu yol oldukça meşakkatli ve çileli bir yol ve yolculuk olacaktır.
---------------alıntı---------------

beşiktaş taraftarı

avcarlıçürük
ne sadece bu sözlükteki yazarlardan ibarettir, ne yıldırım demirören in paralı köpekleri'nden, ne de başarıya endekslenen, kendi futbolcusuna küfür eden densizlerden. her takım gibi beşiktaş'ın da taraftarları içinde her türden insan vardır. şu halde, kendiniz gibi düşünmeyen her insanı "hepiniz aynısınız" şeklinde değerlendirmek, takdir edersiniz ki pek de mantıklı bir hareket olmayacaktır. hele ki maç çıkışında futbolcusunu protesto eden taraftar ile, burada özkaynak düzenini savunan yazarları bir tutmak, bildiğin abesle iştigaldir. kendimizi kaybetmemekte fayda görüyorum ben, zira daha gidecek çok yolumuz var birlikte.

beşiktaş futbol takımı özkaynak düzeni

avcarlıçürük
Beşiktaş A2, Beşiktaş A Genç Takımı, Beşiktaş B Genç Takımı, Beşiktaş Minik Takımı, Beşiktaş Mini Minik Takımı, Beşiktaş U-14 Takımı, Beşiktaş U-14 Akademi Takımı, Beşiktaş U-15 Takımı ve Beşiktaş U-15 Akademi Takımı'nı içinde barındıran sistem.

türk futbolunda, gerek beşiktaş'ta gerekse diğer takımlarda önemli başarılar elde etmiş türk futbolcuların büyük çoğunluğu, bu altyapıda yetişmiştir. yanılmıyorsam yakın zamanda fatih terim de, şu an için halen en iyi altyapının beşiktaş'ta olduğunu söyledi. günümüzde, portekizli artizlerin baş tacı edilmesinin tek sebebi, özkaynak'a gereken önemin verilmemesi, orada oynayan çocuklara yeterli şans verilmemesidir. verilmeyince de haliyle, hayatında hiç a2 maçı izlememiş taraftarlar çıkıp "bizim altyapımızdan xavi'ler, iniesta'lar, messi'ler çıkmaz!!11" diyor. çıkmadığı için muhammed demirci el kadarken fc barcelona peşine düştü; çıkmadığı için demirören muhammed'in, atınç nukan'ın, necip uysal'ın haklarının yarısını fona devretmeye kalktı, değil mi? çıkar arkadaşım, bal gibi de çıkar altyapıdan yıldız. bunun için tek ihtiyacımız, bu vizyona sahip bir başkan. ondan sonra gerisi gelir zaten. bu taraftar ahmet dursun seba gitsin, iki kupayı unutma vefasızlık yapma, çıldırt bizi başkan çıkart bizi baştan diyebilecek kadar evrim geçirebildiyse, her şeye alışır. kaldı ki, 5-10 yılda bir gelen şampiyonluklara zaten alışkın. e sen, uğruna kulübü batağa sürüklediğin transferlerle de 10 yılda 1-2 kere şampiyon olabiliyorsun, onlarsız da. o zaman neden her şeyi göze alıp şans vermeyelim ki gençlere?

altyapı ile alâkası olmayan mustafa pektemek, 26 şubat 2012 galatasaray beşiktaş maçının sonunda sahada olduğu yere çöktü ve hırsından ağladı. altyapımızda da bu ruhla oynayacak onca çocuk var ama, "nasıl olsa hiçbir yere gelemeyecekler!" diye onlara şans vermeyeceğiz öyle mi? o ruh olmadan 100. yıl şampiyonluğunu nah görürdük biz. biraz kendinizi o çocukların yerine koyun, azıcık vicdanınız olsun. hayatını beşiktaş'a adamış, adayacak adamlar lazım bize. burası ticarethane değil, burası beşiktaş.
474 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol