confessions

avcarlıçürük

2. nesil Yazar - - Yazar -

  1. toplam entry 13433
  2. takipçi 0
  3. puan 246735

haluk duranoğlu

avcarlıçürük
beşiktaş alt yapısından yetişmiş, 1986-87 sezonunda a takımda yer almış olan 1966 doğumlu eski futbolcu/antrenör.

4 yıldır beşiktaş u18 akademi futbol takımının başında olmuş, bu takımı 2 kere şampiyon yapmış ve şu anda da şampiyonluğa oynatan, tüm bunların mükâfatı olarak da, oldukça saçma bir gerekçeyle takımdan gönderilen hoca.

http://www.cumhuriyetspor.com.tr/ozel-besiktasta-altyapi-depremi.html

bu skandala sessiz kalınmamalı, bu kulüp kimsenin babasının çiftliği değil. bunun bir farkına varsak, her şey çok daha güzel olacak.

fazıl say

avcarlıçürük
tokyo'ya yerleşme kararı aldığını duyuran müzisyen. yakın kınaları hadi, yandaş basın, murat bardakçı, dinî inancı buluttan nem kapan kitle. sen mevcut devlet yönetim şekli ve eğitim sistemiyle çıkarabileceğin sayılı dahilerden birini çıkar, adam onca mallığa, onca saldırıya rağmen burada yaşamayı, sanatını burada icra etmeyi tercih etsin ve ülkeyi dar et adama. ondan sonra, vay efendim falanca futbolcu türk milli takımını seçmemiş de, filanca sanatçı kendini türk gibi hissetmiyormuş da, falan filan... adama sormazlar mı, sen hangi değerine sahip çıkabildin de, o değerlerin kendini sana ait hissetmesini istiyorsun? senin yeteneğe, başarıya saygın ve tahammülün var mı? üretmek gibi bir derdin var mı, yoksa üretene çamur atmak daha mı kolayına geliyor? sırf sanattan anlamadığın için yerden yere vurduğun adam [ybkz]swh[/ybkz] mesela, gidiyor yurtdışında ödüller alıyor, her şeye rağmen yalnız ve güzel ülkesine armağan ediyor. ama güzel ülke, güzel olmak istemiyor. çirkinleşmek, daha da çirkinleşmek, çamura bulanmak istiyor. sanatın sanat için yapıldığı, böyle yapıldığı sürece değerli olduğu kabul edilmediği sürece, daha çok beyin göçü olur bu ülkede. şehir tiyatrolarını belediye bürokratlarına emanet etmek de, sanatın halk için olduğu yanılgısının bir ürünü zaten. şunun artık anlaşılması gerekiyor; herkes sanatçı olamaz. sanatçı olmak, doğuştan gelen bazı yeteneklere ve bakış açısına sahip olmayı gerektirir. bilgisayarla hazırlanmış gürültülerin üzerine şarkı söyleyip, şarkıyı söyleyenin sesi üzerinde de oynayıp piyasaya sürmek, sanat değildir. ama bizim ülkemizde böyleleri yüceltiliyor işte. radyoda, televizyonda, her yerde, müzik yerine gürültüye maruz kalıyoruz. müzik yapan adamları da, gürültüden çorbaya dönmüş kafalarımızla eleştirmeye kalkıyoruz. bu popülizm sevdası bitmeli artık. sanatçı, sanatıyla var olur. her insan gibi, istediğini düşünmekte ve bunu dile getirmekte özgürdür, kimseye saygısızlık etmediği, kimsenin kişilik haklarına hakaret etmediği sürece elbette. siz hiç the simpsons izlediniz mi? ti'ye aldıkları ünlü kişiler, gelip kendilerini seslendiriyorlar bu dizide. yeri geliyor, isa'ya bile ayar veriyorlar ama kimsenin hiçbir duygusu incinmiyor. çünkü herkes kendi işini yapıyor ve insanların buna saygısı var. kimse anlamadığı işlere burnunu sokmuyor. işte bu yüzden onların yaptığı işler daha kaliteli. biz kendimize saygı duymuyoruz, biz kendimizden nefret ediyoruz. kendimiz olmamak için yaşıyoruz ve bu yüzden, kendi gibi olan, istediği gibi yaşayan herkesten nefret ediyoruz. güzel insanlar da bir yere kadar dayanabiliyor; sonra ya hayat alıyor onları bizden ya da kendileri gidiyorlar. meydan yine nefrete kalıyor...

---------------alıntı---------------
Uzun yıllar ABD Manhattan'da yaşamıştım. Kızım da 2000 yılında New York'ta doğmuştu. 1987-95 arası 8 yıl Almanya ve 7 yıl ABD yaşamından sonra 2002 yılında memleketimi özleyip Türkiye'ye dönmüştüm. Nerede yaşadığımız aslında çok da önemli değil, kim olduğumuz ve ne yaptığımız önemli. Berlin, New York ve istanbul gibi metropollerden sonra Tokyo? 10 yıllık Türkiye hayatımda, özellikle son 5 yılı çatışma ile geçti. Japonya, her zaman için kendi memleketimden sonra içsel olarak en çok bağlı olduğum ikinci memlekettir.

insanlara yöneltilen saçma sapan bir git/gitme muhabbetidir. Saçma bir cehalete teslimiyet devridir. Sürekli tehdit, hakaret, küfür etmecedir, maydonoz olmacadır. Sürekli tehlikeli iftiraların havalara savruldugu bir ortamdır. Din siperinden birbirini devirmecedir. Hukuk da din de benden yana nasıl olsa" diye kendinde her hakkı görmece ve de başkalarını istediği gibi ezebilme yetisine sahip olabilme... yıllarıdır, tatsızdır. Bunun adı 21. yüzyil Türkiye'sidir. Tatsız bir ortamdır. Artık az gelmek istediğim bir mekândır... Müziğimi , tam bir üretime dönüştürme, hiçbir etki altında kalmadan daha daha fazla devrimler yapabilme, kendimi geliştirme dönemimdir. Kızımın güzel bir ortamda büyüdüğünü görmeyi özlemle aradığım, endişe duymak istemedigim bir dönemdir. Bu durumda, git/gitme önerilerini dinlemediğim ve sadece nasıl iyiyse onu yapacagım dönemdir.
---------------alıntı---------------

beşiktaş u18 akademi futbol takımı

avcarlıçürük
son zamanlarda birtakım pis işlerin döndüğü, başarılı altyapı takımımız. iddialara bakılırsa, durum vahim. yönetimin acilen duruma el atması gerekir.

---------------alıntı---------------
Beşiktaş alt yapısı kimlerin inisiyatifinde?

Beşiktaş’ın en başarılı alt yapı takımlarından U-18’in Teknik Direktörü haluk duranoğlu’nun görevine son verildi. Kararı alan kişi Beşiktaş Alt Yapılarından Sorumlu Galatarasay orijinli emrah bayraktar… Kararı aldıran kişi bir BJK Kongre üyesi’nin kızı… Duranoğlu 12 yıldır Beşiktaş alt yapısında çalışıyordu ve birçok başarıya imza atıp, Türkiye liglerinde forma giyen birçok isim yetiştirdi…

Olay geçtiğimiz hafta Kayseri-istanbul uçuşunu yapan Pegasus uçağında gerçekleşiyor. Lider olan takımın hocası Haluk Duraoğlu uçak korkusu nedeniyle sakinleştirici ilaç alıyor ve uyuyor (Her hava yolculuğunda yaptığı gibi). O sırada takımın yardımcı antrenörü yasin sülün takımla ilgileniyor. Sonra uçakta oyuncularla diğer yolcular arasında bir takım vukuatlar olduğu iddia ediliyor ve basına uçakta oyuncuların hosteslere ve bayan yolculara sarkıntılık ettiği haberleri yayılıyor… Daha sonra uçak korkusu nedeniyle uyuyan Haluk Hoca’nın görevine son veriliyor ve o sırada takımla ilgilenen Yasin Sülün göreve getiriliyor.

Oyuncular ve Yasin Sülün dahil, antrenörler kesinlikle böyle bir şeyin yaşanmadığını, bu durumun gerek diğer yolculardan gerekse mürettebattan teyit edilebileceğini söylüyorlar.

Zülfikaroğlu döneminde alt yapının başına getirilen Emrah Bayraktar, bir BJK Kongre üyesi’nin kızının olayı anlatmasıyla Haluk Duranoğlu’nun görevine son veriyor. Ama Haluk hocayla bu durum konuşulmuyor, savunması dahi alınmıyor...

Olayı bir de Emrah Bayraktar’dan dinleyelim diyerek arıyoruz. Yaklaşık 15 dakika anlatıyor. “Sarkıntılık var demedim, oyuncular aralarında küfürleşip şakalaşırken diğer yolcular uyarmış, biri BJK Kongre üyesinin kızı. Onlar uyarınca, malzemeci de onlarla küfürleşmiş. Bu olaydan sonra Sorumlu olan Haluk Duranoğlu’nun görevine son verdim” diyor.

“Yönetim Kurulu’nun bu konudan haberi var mı?” diyoruz, “hesap mı vereceğiz?” diyor. “Uçak korkusu gayet insani bir durum. ilaç alınıp uyunması da gayet doğal. 12 yıldır çok başarılı olup A2’ye ve Süper Lig’e bir çok oyuncu yetiştiren Haluk Hoca’nın bu kadar kolay harcanması normal değil” diyoruz. “Bu bizim görevimiz” diyor. “Peki, o sırada uyanık olan Yasin Sülün neden takımın başına, Haluk Hoca’nın yerine getiriliyor” diyoruz, “Diploması uygun, sezon sonuna kadar getirdim” diyor.

Oyuncular ve hocalar ise durumu yalanlıyorlar… Son yılların en başarılı alt yapı hocası –sonuçlar ve şampiyonluklar ortada- Haluk Duranoğlu’nun görevine son vermek bu kadar ucuz değil. Bir insanın kariyeri, bundan sonraki mesleki hayatı hiç düşünülmüyor mu? Böyle bir konudan haberi bile yokken, günah keçisi ilan ediliyor. Belli ki ortada başka türlü bir şeyler var? Alt yapıyla ilgilenen Beşiktaşlı Eski Sporcular Derneği’ne sormak lazım!!!

Yani bu işler bu kadar kolay değil. 5 ay önce göreve gelen bir ismin, 12 yıllık hocayı göndermesi ve bu kararı kulüpten hiçbir yöneticiye sormadan alması kabul edilebilir bir durum değil. Hatta bunu "hesap mı vereceğiz?” şeklinde söylemesi yenilir yutulur değil. Görünen o ki, Başkan dahil hiçbir yöneticinin bu durumdan haberi, bilgisi yok. Bir an önce ilgilenmeli ve tarafları yan yana getirip konuşmalıdırlar… Oyunculara, uçak mürettebatına, hocalara sorup gerçeği öğrenmeleri çok kolay. Yoksa Demirören döneminde çiftliğe dönen ve isteyenin istediği gibi at koşturduğu kulüp, daha da başıboş hale gelecek? Konudan haberdar ettiğimiz ilgili yöneticilerimizin ilgilenmesi temennisiyle...
---------------alıntı---------------

http://serencebey.com/tr/detay.aspx?id=1659

mustafa kamil abitoğlu

avcarlıçürük
hakkında yazılanların çoğunluğunun tarihine bakıldığında, 12 maçlık yenilmezlik serisini sona erdiren ve 12 maçta 2 galibiyet almamızla son bulacak seriyi başlatan maçın hakemi olduğunu görüyoruz. [ybkz]swh[/ybkz]

http://www.bjk.com.tr/tr/mac_detay/225/84/1

kendisinin görevi, kritik maçlara atanarak, o maçı bir şekilde katletmektir. yani hakem değil tetikçidir, tıpkı hüseyin göçek gibi. 30 ocak'taki görevi olan, fernandes'i fenerbahçe maçında cezalı duruma düşürme görevini başarıyla yerine getirmesinin mükâfatı olarak, spor toto süper final'de yeniden karşımıza çıkmıştır.

(bkz: 21 nisan 2012 trabzonspor beşiktaş maçı)

eyyam nöbetindeyiz

avcarlıçürük
sezonun ilk yarısında lehimize yapılan ve milleti ayağa kaldıran hakem hatalarını düşününce, oldukça yerinde bir açıklama, hatta öngörüdür. ikinci yarıdaki puan kayıplarına rağmen ilk 4'e girebildiysek, ilk yarıdaki hakem hatalarının da bunda payı var. ha böyle bir açıklamanın maçtan önce yapılması ne kadar doğru, o tartışılır. ama bence yerinde bir tespit.

emre belözoğlu

avcarlıçürük
sırtını dayadığı kişi(ler) bu ülkede hakim güç olduğu sürece, adam da öldürse -ki yapmadı diyemeyiz- bir şekilde yırtacak olan futbolcu. hatta olay yeterince soğuduğunda, ödüllendirilmesi bile mümkün. milletvekilliği falan ne bileyim, nereden geldiyse aklıma, ilâhi.
445 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol