bölgeden haber veren gönüllü muhabir, ölü sayısının 2'ye çıktığını, medeni yıldırım adlı kişinin de hayatını kaybettiğini söylüyor.
http://www.cnnturk.com/2013/turkiye/06/28/diyarbakirin.lice.ilcesinde.gerginlik/713449.0/index.html
gerginlik? size artık denecek laf kalmadı ya.
gerginlik? size artık denecek laf kalmadı ya.
lice'den bir görüntü:
https://fbcdn-sphotos-c-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/q71/s720x720/1000999_498637620209376_113555060_n.jpg
https://fbcdn-sphotos-c-a.akamaihd.net/hphotos-ak-ash4/q71/s720x720/1000999_498637620209376_113555060_n.jpg
türkiye'de genellikle ölümle veya ciddi yaralanmalarla sonuçlanan hareket. bir polis havaya ateş açar, bir vatandaş kafasından vurulur ve ölür. askerler havaya ateş açar, 5 kişi (vurgula: ayağından) yaralanır. hayat gerçekten çok garip.
diyarbakır'ın lice ilçesine bağlı hezan köyüne inşa edilen karakolu protesto etmek için karakola yürüyen halka, askerlerin ateş açması sonucu gerçekleşen olay. çok sayıda yaralı var ve bu yaralılardan 32 yaşındaki salih bedirhan'ın, hayatını kaybettiği söyleniyor. boşuna demiyoruz "tüm devletler katildir" diye. huylu, huyundan vazgeçmiyor işte.
ersun yanal özelinde konuşursak, fenerbahçe'nin iki artı bir yıl avrupa kupalarından men edilmesi kararının bir sonucu olsa gerek. fenerbahçe bu yıl, şampiyonlar ligi veya avrupa ligi'ne katılım hakkı elde etmek için uğraşacak ki, cezanın bir yılını doldurabilsin. koyduğu hedef kısa vadeli olduğu için, anlaştığı teknik adamın sözleşmesi de bununla doğru orantılı.
an itibariyle devam eden basın toplantısında, henüz bir tane bile adam gibi soru soran çıkmamıştır. yok fatih terim, yok taraftarın yarattığı atmosfer, yok che tişörtü ve gitar... bunun adı da gazetecilik.
http://www.youtube.com/watch?v=UB14fMuV0vk
zaman zaman hepimizin yaptığı eylem. gerektiğinde, üstteki entrye cevap niteliğindeki entry'leri, formata uydurup yazmak da buna dahil. bu olay, herhangi bir yazara özel bir tavır olmayıp, gerek burada gerekse diğer sözlüklerde sıkça rastlanan bir durumdur. en ufak bir fikir uyuşmazlığında küsmek, yazarın kendi tercihidir. kimseye gitmesine yönelik bir baskı uygulandığını görmedim ben burada 2 buçuk senedir. tam tersi; eğer "aman şimdi şöyle dersem şu alınır" dersek, esas bu otosansüre girer. melih gökçek'in de dediği gibi; "BiRBiRiMiZE HAKARET ETMEDEN HER ŞEYi KORKMADAN TARTIŞMALIYIZ. iŞTE DEMOKRASi BUDUR..." [ybkz]swh[/ybkz] hakaret olursa, gereği yapılır zaten. ama x bir yazar, buradaki çoğunluktan farklı düşünüyor diye onun baskıya uğradığını ve hatta bu sebeple nice insanın buradan "kaçırıldığını" söylemek haksızlık. en başta, sözlüğün, interaktif sözlükler sıralamasında yükselmesinde en büyük pay sahibi olan kişiye haksızlık. onun aklı yok mu, baskıya uğradığını düşünse bunu kendi dile getiremez mi? biraz ayıp oluyor artık, anlamadan dinlemeden gelip ortalığa sallamak. ha, sallamayın demiyorum. neden? çünkü "baskı". sadece ayıp edildiği bilinsin istedim. ben, beşiktaş haricinde hiçbir ortak noktamın olmadığı insanı, nick altı girerek savunuyorum ama buna rağmen suçlu olabiliyorum. insan gerçekten hayret ediyor.
dersim katliamı konusunda, aşağıdaki açıklamaların sahibi olan chp milletvekili. ayrıca 'Dersim 1938 ve Zorunlu İsyan' ile '0.0.1938, Resmiyet ve Hakikat' kitaplarının yazarı.
http://www.zaman.com.tr/politika_chpli-huseyin-aygun-dersim-katliaminin-sorumlusu-devlet-ve-chpdir_1200334.html
kafalarında, aleviler ve chp ile ilgili soru işaretleri olan kişiler için önemli bir kaynak olacaktır, yazdığı kitaplar ve yaptığı açıklamalar.
http://www.zaman.com.tr/politika_chpli-huseyin-aygun-dersim-katliaminin-sorumlusu-devlet-ve-chpdir_1200334.html
kafalarında, aleviler ve chp ile ilgili soru işaretleri olan kişiler için önemli bir kaynak olacaktır, yazdığı kitaplar ve yaptığı açıklamalar.
#284740
başlıklarda öne sürdüğü fikirler üzerine, kendisinin bakmadığı bakış açısından görüşler öne sürülen yazar. bunun neresi baskı? zaman zaman üslup sert olabilir, şahsımla ilgili böyle bir sorun mevcut. ama ben baskının bunun neresinde olduğunu anlayamadım. saygısızlık olarak algılanabilecek entry'ler zaten ya silinir ya düzenlenir. misal ben geçen gün, sınırı aştığım bir entry'mi düzenledim. ama, yazarla aynı fikirde olmamayı bir baskı unsuru olarak görmek, akla mantığa sığmayacak bir düşünce. en yakın örnek: başbakanın halk tv'ye dava açması üzerine, bu kanalın provokatif yayınlar yaptığını iddia etmiş. bunun üzerine birkaç yazar, bu konuda kendi fikirlerini söylemiş ve bu fikirleri, kanıt ve örneklerle desteklemiş. yani şimdi bu mantıkla, sırf blackeagle1903 bu başlığa entry girdi diye, başbakanın bir tv kanalına dava açması konusunda söz söyleme hakkımız yok mu? bence esas baskı bu. kaldı ki blakeagle1903 de aynı şeyi yapıyor bu durumda. yani kendisine karşıt görüşlü fikirlerin bulunduğu başlıklara girip, o gün girilen entry'lere cevap sayılabilecek fikirler yazıyor. iki tarafın da bir itirazı yok. herkes fikirlerini söylemeye devam ediyor. ben ortada bir saygısızlık veya ezme göremiyorum. kendisi gibi düşünenlerin, sözlükte çoğunlukta olmaması nedeniyle böyle bir algı oluştu herhalde. saygısızlık olarak gördüğünüz entry varsa ispitleyebilir veya yazarı mesajla uyarabilirsiniz. ama bu şekilde bir nick altı girip de ortalığı karıştırmak, hoş bir davranış değil.
başlıklarda öne sürdüğü fikirler üzerine, kendisinin bakmadığı bakış açısından görüşler öne sürülen yazar. bunun neresi baskı? zaman zaman üslup sert olabilir, şahsımla ilgili böyle bir sorun mevcut. ama ben baskının bunun neresinde olduğunu anlayamadım. saygısızlık olarak algılanabilecek entry'ler zaten ya silinir ya düzenlenir. misal ben geçen gün, sınırı aştığım bir entry'mi düzenledim. ama, yazarla aynı fikirde olmamayı bir baskı unsuru olarak görmek, akla mantığa sığmayacak bir düşünce. en yakın örnek: başbakanın halk tv'ye dava açması üzerine, bu kanalın provokatif yayınlar yaptığını iddia etmiş. bunun üzerine birkaç yazar, bu konuda kendi fikirlerini söylemiş ve bu fikirleri, kanıt ve örneklerle desteklemiş. yani şimdi bu mantıkla, sırf blackeagle1903 bu başlığa entry girdi diye, başbakanın bir tv kanalına dava açması konusunda söz söyleme hakkımız yok mu? bence esas baskı bu. kaldı ki blakeagle1903 de aynı şeyi yapıyor bu durumda. yani kendisine karşıt görüşlü fikirlerin bulunduğu başlıklara girip, o gün girilen entry'lere cevap sayılabilecek fikirler yazıyor. iki tarafın da bir itirazı yok. herkes fikirlerini söylemeye devam ediyor. ben ortada bir saygısızlık veya ezme göremiyorum. kendisi gibi düşünenlerin, sözlükte çoğunlukta olmaması nedeniyle böyle bir algı oluştu herhalde. saygısızlık olarak gördüğünüz entry varsa ispitleyebilir veya yazarı mesajla uyarabilirsiniz. ama bu şekilde bir nick altı girip de ortalığı karıştırmak, hoş bir davranış değil.
#284737 kürtlerin yıllarca zulüm gördüğü bölgelerde, bdp haricindeki partilere de oy çıkmasından pek farkı yoktur. dersim katliamı ile ilgili olarak da, mustafa kemal atatürk'ün o dönem ağır hasta olduğunu belirten tarihçiler var. bir de şöyle bir şey var ki; "milli görüş gömleğimi çıkardım." diyen recep tayyip erdoğan'ın değişmesi mümkün ama neredeyse 80 sene önce yaşanmış bir olay nedeniyle chp'nin asla değişmeyeceğine inanmak? ben savunmuyorum veya hatasız olduğunu iddia etmiyorum ama tayyip erdoğan'ın "cehape zihniyeti" ezberi, sıktı artık. bu memleket, onca katliama rağmen, hatta sırf yaptığı katliamlar nedeniyle kahraman ilan edilen onlarca kişi gördü, görmeye de devam edecek. ama başbakana ve onun gibi düşünen insanlara sorsan, memleketteki tek sorun, chp'nin bin yıl önce yaptıkları. "nereden baksan tutarsızlık, nereden baksan ahmakça"...
edit: düzeltme ve ekleme
--alıntı--
Hukukçu yazar Hüseyin Aygün, Dersim Harekâtı ve sonuçları hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı bir araştırma olarak nitelendirilen Dersim 1938 ve Zorunlu İskân adlı kitabında, isyanın açıkça kışkırtılarak çıkarıldığını, Cumhuriyet dönemi ayaklanmaları içerisinde sivillere yönelik eziyetin ve kıyımın en şiddetlisine uğradığını, ardından da isyancılarla beraber aileleri ve hatta isyana iştirak etmeyenlerin eziyete ve kıyıma maruz kaldığını, binlerce sivil vatandaşın öldürülmüş ve kalan on binlercesinin de sürgün edilmiş olduğunu belirtmiştir.
Bölgeden Ankara'ya gönderilen raporlarda kadın ve çocuklar dahil olmak üzere insanların zehirli gaz ve yangın bombaları kullanılarak imha edildiği yazılmaktadır. 30 Mart 1937'de, Tunceli Valisi Abdullah Alpdoğan'ın Başbakanlığa yazdığı yazının 2. maddesinde şu yazı geçmektedir: "Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa'dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Kasım 2011 günü yaptığı konuşmada, 9 Ağustos 1939 tarihli bir belgede Dersim'de 13 bin 806 kişinin öldürüldüğünün ifade edildiğini belirtmiş ve Dersim'de yaşananlar için; "eğer devlet adına özür dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum" diyerek "devlet adına" özür dilemeyi kabul edebileceğini belirtmiştir. Başlangıçtan Günümüze Dersim Tarihi kitabının yazarı tarihçi Ali Kaya'ya göre, harekatın sorumlusu dönemin Başbakanı Celal Bayar'dır. Asıl yaşanan büyük olayların daha çok 15 Mayıs-15 Eylül 1938 tarihleri arasında meydana geldiğini belirten Ali Kaya, Atatürk'ün o dönemde ciddi olarak hasta olduğunu, doktor raporlarının bulunduğunu ve Atatürk'ün son gelişmelerden haberi olmadığını ileri sürmüştür. Baskın Oran, Dersim'de bir isyanın dahi olmadığını ileri sürmüştür.
--alıntı--
edit: düzeltme ve ekleme
--alıntı--
Hukukçu yazar Hüseyin Aygün, Dersim Harekâtı ve sonuçları hakkında bugüne kadar yapılmış en kapsamlı bir araştırma olarak nitelendirilen Dersim 1938 ve Zorunlu İskân adlı kitabında, isyanın açıkça kışkırtılarak çıkarıldığını, Cumhuriyet dönemi ayaklanmaları içerisinde sivillere yönelik eziyetin ve kıyımın en şiddetlisine uğradığını, ardından da isyancılarla beraber aileleri ve hatta isyana iştirak etmeyenlerin eziyete ve kıyıma maruz kaldığını, binlerce sivil vatandaşın öldürülmüş ve kalan on binlercesinin de sürgün edilmiş olduğunu belirtmiştir.
Bölgeden Ankara'ya gönderilen raporlarda kadın ve çocuklar dahil olmak üzere insanların zehirli gaz ve yangın bombaları kullanılarak imha edildiği yazılmaktadır. 30 Mart 1937'de, Tunceli Valisi Abdullah Alpdoğan'ın Başbakanlığa yazdığı yazının 2. maddesinde şu yazı geçmektedir: "Tayyare Alay Kumandanından yangın ve Milli Müdafaa'dan yakıcı ve boğucu gaz bombaları istedim.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, 23 Kasım 2011 günü yaptığı konuşmada, 9 Ağustos 1939 tarihli bir belgede Dersim'de 13 bin 806 kişinin öldürüldüğünün ifade edildiğini belirtmiş ve Dersim'de yaşananlar için; "eğer devlet adına özür dilenecekse, böyle bir literatür varsa ben özür dilerim, diliyorum" diyerek "devlet adına" özür dilemeyi kabul edebileceğini belirtmiştir. Başlangıçtan Günümüze Dersim Tarihi kitabının yazarı tarihçi Ali Kaya'ya göre, harekatın sorumlusu dönemin Başbakanı Celal Bayar'dır. Asıl yaşanan büyük olayların daha çok 15 Mayıs-15 Eylül 1938 tarihleri arasında meydana geldiğini belirten Ali Kaya, Atatürk'ün o dönemde ciddi olarak hasta olduğunu, doktor raporlarının bulunduğunu ve Atatürk'ün son gelişmelerden haberi olmadığını ileri sürmüştür. Baskın Oran, Dersim'de bir isyanın dahi olmadığını ileri sürmüştür.
--alıntı--
başlıklarda artı simgesini ( + ) kullanamıyoruz. kullandığımız zaman, sözlük, o artıları otomatik olarak kaldırıyor ve başlığı görmek mümkün olmuyor. sanırım artı, yüzde gibi simgelerin link'lerde kullanılması nedeniyle oluyor bu. o nedenle bu tarz başlıklarda, yazıyla "artı" yazmamız gerekiyor.
ödülü 24 maaş ikramiye olan destanı anlatan söz.
taksim gezi parkı direnişi'ndeki üstün başarılarından dolayı [ybkz]swh[/ybkz] 24 maaş ikramiye alacakmış. haberi, samanyolu haber kanalı duyurmuş. harika. bunun üzerine, artık taksim'de nefes alsak arıza çıkar herhalde.
http://proleter.net/katliamci-polislere-para-odulu/
http://proleter.net/katliamci-polislere-para-odulu/
recep tayyip erdoğan'ın, 2 haziran 2013 tarihinde katıldığı "teke tek özel" programında, "her içki içen alkolik midir?" sorusunu soran fatih altaylı'ya verdiği cevap. ardından f. altaylı, arada sırada içen ve akp'ye oy verenleri hatırlatmış ve bunun üzerine "yok, onlar alkolik olmuyor." demiştir başbakan.
https://www.youtube.com/watch?v=s5DQvIZhjU4
edit: link değişti.
https://www.youtube.com/watch?v=s5DQvIZhjU4
edit: link değişti.
adalet ve kalkınma partisi'nin, 2002 yılında iktidara gelirken, kaldırma sözü verdiği dokunulmazlık türü. 11 yıl oldu, halen kaldırılması bekleniyor. ama kaldırılması bir yana, seçildiği halde 2 yıldır hapiste olan milletvekilleri var.
2 temmuz 2013 tarihinde ihaleye çıkarılacak olan tarihî mekân. bölgeye; yat limanı, otel, cami ve avm yapılması planlanıyor...
--alıntı--
Haliç tersanelerinin Türk denizciliği açısından büyük önemi olduğunu anlatan Sennur Sezer, bu alanın kesinlikle yaşayan bir müzeye dönüştürülmesi gerektiğini söylüyor. Taşkızak Tersanesi’ne adını veren mermerden oyulmuş kızağın mermerinin Manisa Salihli yakınlarındaki ünlü Lidya kenti Sardes’ten getirildiğini anlatan Sezer, tersanedeki havuzun volkanik taşlarının ise İtalya’daki Vezüv yanardağından getirtildiğini ve harç kullanılmadan inşa edildiğini söylüyor.
Haliç bölgesinin ‘ecdadın’ tarihi açısından çok daha önemli olduğunu vurgulayan Sezer, Fatih Sultan Mehmet döneminde kuruluşuna başlanan ve Tersane-i Amire adıyla anılan İstanbul tersanelerinin geçmişinin İstanbul’un fethinden yüzlerce yıl öncesine dayandığını dile getirdi. Bizans’ın tüm gemilerinin Haliç’te inşa edildiğini söyleyen Sezer, bölgede Bizans ve Venediklilerden kalma yapıların pek çoğunun Deniz Kuvvetleri tarafından kullanıldığını belirtiyor.
II. Beyazıd döneminde ıslah edilen tersanelerin, 16. yüzyılda Güzelce Kasım Paşa’nın sadaret kaymakamlığı sırasında Gelibolu Tersanesi’nden getirilen ustalarla takviye edildiğini anlatan Sezer, ‘Kasımpaşa’ semtinin adını bu vezire borçlu olduğuna dikkat çekti.
--alıntı--
http://www.odatv.com/n.php?n=ilk-capulcular-halicten-cikmis-2806131200
--alıntı--
Haliç tersanelerinin Türk denizciliği açısından büyük önemi olduğunu anlatan Sennur Sezer, bu alanın kesinlikle yaşayan bir müzeye dönüştürülmesi gerektiğini söylüyor. Taşkızak Tersanesi’ne adını veren mermerden oyulmuş kızağın mermerinin Manisa Salihli yakınlarındaki ünlü Lidya kenti Sardes’ten getirildiğini anlatan Sezer, tersanedeki havuzun volkanik taşlarının ise İtalya’daki Vezüv yanardağından getirtildiğini ve harç kullanılmadan inşa edildiğini söylüyor.
Haliç bölgesinin ‘ecdadın’ tarihi açısından çok daha önemli olduğunu vurgulayan Sezer, Fatih Sultan Mehmet döneminde kuruluşuna başlanan ve Tersane-i Amire adıyla anılan İstanbul tersanelerinin geçmişinin İstanbul’un fethinden yüzlerce yıl öncesine dayandığını dile getirdi. Bizans’ın tüm gemilerinin Haliç’te inşa edildiğini söyleyen Sezer, bölgede Bizans ve Venediklilerden kalma yapıların pek çoğunun Deniz Kuvvetleri tarafından kullanıldığını belirtiyor.
II. Beyazıd döneminde ıslah edilen tersanelerin, 16. yüzyılda Güzelce Kasım Paşa’nın sadaret kaymakamlığı sırasında Gelibolu Tersanesi’nden getirilen ustalarla takviye edildiğini anlatan Sezer, ‘Kasımpaşa’ semtinin adını bu vezire borçlu olduğuna dikkat çekti.
--alıntı--
http://www.odatv.com/n.php?n=ilk-capulcular-halicten-cikmis-2806131200
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?