evin içinde top oynamak

newcastle
dünyanın bence en eğlenceli işi, farklı varyasyonları mevcut olan aktivite. bunun dökümlemesini bilahare yapacağım ama şu an şunu söyleyebilirim ki, kaç yaşıma gelirsem geleyim ben o duvardan seken topa abanırım aga.[ybkz]swh[/ybkz]
dingoc
lise yıllarımda, aldığım demir çemberli basket potasını odama takmam ile gerçekleştirdiğim eylem. inanılmaz eğlenceli oluyordu fakat gürültüsü yüzünden bu saltanat 2 ay sürebildi.
ssm
Duvardan seken topa yatak üstünde röveşata denemek gibi enterasan anlara şahit edebilecek olay.
genckartal301
çocukluğumda sabahları yorganları salona güzelce serdikten sonra üzerinde ,çorapları iç içe geçirerek yaptığım topla, kardeşimle birlikte gerçekleştirdiğimiz eylemdir.

güzel olur ama ortalık elli altıya gider öyle dağılır.
champion
yusuf şimşek gibi asansörde çalım atacak becerilerin her bireye nasip olmamasından mütevellit , tek vuruş şeklinde holde oynanırsa tadından falan ağzınıza süremeyeceğiniz oyun çeşididir. 3-5-2'ler catenaccio'lar hak getire , küçük kardeşinizi kaleye geçirerek yaradana sığınıp tüm gücünüzle burun kaktığınız vicdan muhasebesidir aynı zamanda.
angela
yeğenin fenerbahçe formasını giyip " hadi sende formanı giy derbi yapalım" demesiyle başlayan ve "çiçeklerime dokunmayın" şeklinde devam eden keyifli anlardı.
huzur tribünde
evin içinde bisiklete binen biri olarak, pek tabi top da oynadım. olay, zangır zangır titreyen, ne olur düşmesin diye dua edilen avizelerle son bulurdu.
newcastle
topsuz bile gerçekleştirilebilir. babaannemlerin evindeki halı ve oda içi hava şartları inanılmaz müsaitti. eski tip evleri bilenler için söylüyorum; oturma odası ve salon birbirinden farklı kullanım sıklığına sahip odalardır. şimdi bile bazı evlerde uygulanıyor bu tarz ama özellikle büyük şehirlerde yer darlığından ötürü pek kalmadı. neyse, salonda ortadaki yemek masasını bir güzel kenara ittirirsin. engel olabilecek tüm ev eşyalarını bertaraf edersin. sonra "kaleye" geçip arif'in manchester'a attığı golü hayal edersin. arif'i değil, peter schmeichel'ı sevdiğin için o top gol olmaz o hayalde. gerçek bir top olmasına gerek yoktur. defalarca tekrarlarsın o pozisyonu:

"arif şuuut... ama şımaykıl başarılı..."
newcastle
bir keresinde direkten dönmeme sebep olmuş hadise.

annemle babam pazara, alışverişe falan çıktığında sakladığım o küçük top yerinden çıkardı. yine ufak çaplı bir operasyonla - #361657 - maç düzeni alıp başlıyordum tüm fantastik numaralarımı sergilemeye. ben mesela evde top oynarken vazo kıranı anlamıyordum hiç o zamanlar. ben çünkü devrilme ihtimali olan nesneleri koltuğa falan diziyordum. içinde çiçek varsa da başka odaya taşıyordum.[ybkz]swh[/ybkz][ybkz]swh[/ybkz] neyse velhasıl o gün öğrendim bu önlemlerin yeterli olmadığını.

küçük topu duvara atıp önüme alıyor, çalımı basıyor ve "tık" köşeye bırakıyordum. kâh shearer oluyordum, kâh metin. ama ertuğrul'un yeni geldiği seneydi galiba, kafaya çıktığımda ertuğrul oluyordum çünkü. neyse, bir top attım duvardan kendime. hani bazen top nefis gelir ya böyle, tüm gelmişinle geçmişinle abanırsın topa. o hazzı anlatmamın imkanı yok. öyle bir top geldi işte sağ diz hizamın biraz altına. abi topa öyle bir kapattım ki, böyle şutu baldırdan çıkardım ama seedorf gibi. o sikindirik "küçük" top gitti, cam büfeyi patlattı la. ama korkudan bayılıcam sandım, o derece. kendimi toparlayıp hayatımda ilk kez yerleri falan süpürdüm. artık neyi kamufle etmeye çalışıyorsam... daha sonra sırtımdan cam ayıkladı annem, öyle patlamış amk büfesi.

direkten dönme kısmı asıl şu: bizimkiler eve geldi. benim hal ve tavrımdan anlıyorlardı zaten bir bokluk olduğunu artık. babam direkt odaları dolaşmaya başladı. salona bir girdi, manzarayı gördü. babamla göz göze geldiğim o anı bugün bile unutmuyorum. içe doğru sıçmak var ya, hah işte... ama dövmedi... ilk baba dayağını yıllar sonra daha basit bir sebepten yiyecektim... dövmekten beter etti ama, o ayrı. bak neredeyse 30'uma yaklaştım, hala yeri geldiğinde bu olayı anlatır:

"adam büfeyi aşşağı indirmiş ya, büfeyi! allah bildiği gibi yapsın..."
ederson
abim ve kuzenimle birlikte farklı bir boyut kazandırdığımız uygulama. efenim şöyle ki, 14-15 yaşlarına gelip eşşek kadar adam olduğumuz günlere dek, evin içinde kısa mesafe koşu yarışmaları ve güreş gibi olmipik sporlardan tutun, futbol ve basketbol olmak üzere envai çeşit toplu spor dallarında faaliyet göstermişliğimiz var. hatta basketbol konusunda işi abartıp smaç ve üçlük yarışmaları bile düzenlemişliğimiz var. [ybkz]swh[/ybkz] ne yazıktır ki bu üç katlı binanın en tepesindeki bu spor aşkı, bu dev potansiyel, alt kat komşumuz olan eli maşalı yenge ve gözleri kan çanağı olmuş amca dışında gereken dikkati çekememiş, ziyadesiyle bizleri hüzünlere gark etmiştir zamanında. halı üzerinde havası inik plastik topu sektire sektire iverson seviyesinde crossover yeteneğine ulaşmış, dönemin nba live smaç yarışmalarındaki imkansız smaçları basmışızdır oysa fileli demir potamıza. [ybkz]swh[/ybkz]
ben öyle bi insan mıyım
kimi zaman, kullanılan top siluetindeki nesnenin aslında bir[ybkz]swh[/ybkz] çift çoraptan ibaret olduğu eylem.

futbola da gider, basketbola da bu bak. hatta basketbola "cuk" oturur; salonun orta yerinde, tavana pek de yakın olmayan bir avize bulunuyorsa hele, (vurgula: dadından yinmez).
e.ç
herhalde arkadaşlarımla top oynamak eyleminden sonra beni en çok mutlu eden ikinci eylemdi çocukluğumda.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol