belki aşkından belki de tüp kafasından, çok sevdiği beşiktaş'ı, aldığı yanlış kararlarla yerle bir eden, yeryüzündeki bütün beşiktaşlılar'ın "yeteeeeeerrr" diye seslendiği ve bunu bildiği halde hala aday olma cesaretini gösterebilen yüzsüz ve iyi bir beşiktaşlı, fakat asla iyi bir başkan olamayacak olan biri.
doğarken kafasının 'oradan' nasıl geçtiği anlaşılamayan kişi. ha tabi bir de temizliği çok seviyormuş.
beşiktaş'ın başkanından başka her şeye benzeyen, küfürle gelen ama bırakın küfürü yumurta ile bile gitmeyen, senetle, sepetle, koltukta kalmaya çalışan, temizlik düşkünü. ayşe teyze'nin kulüp başkanı versiyonu.
kendisine en güzel cevabı taraftarımız vermiştir: "temizlik bize sökmez ulan, dönmeyiz bu aşktan, gidecek bu başkan."
5 senede 11 kupa alarak tarihe geçen (*) nı deplasman tribününde maç seyretmeye davet ederek bana şerefsizliği öğreten ve beşktaşın adına yakışmayan tavırlarla hala görevine devam eden başkan.
beşiktaşın değerlerini yerle bir eden, 'beşiktaşlı duruşu' sözünü ağzına sakız eden ve oturduğu koltuğa yakışmayan, o koltuğu kaldıramayan çapsız insan. şahsen bir beşiktaşlı olarak başkanımın bırakın üniversiteyi; babasının yaptırdığı liseyi zor bitiren biri olması vizyon eksikliğinin, takımın yanlış yönetiminin sebebidir diye düşünüyorum. son kongrede gördük ki herkesin oyunu satın alan çapsız, riyakar ve güzel beşiktaşımız'ın başına yakışmayan, değil bir spor klübünü, bir aileyi bile zor yönetecek şahsiyet.

son kongrede geçen diyaloglar(kulaklarımla duyduklarım-ankara seçmenleri):
*abi nerede kaldınız dün gece
-mövenpick'te kaldım ben. sen nerede kaldın?
*biz de akgün'de kaldık. sizinki yine daha iyiymiş.
-tamer abi çırağan'da kalmış.
*eee tabi kalacak adamın 8 tane oyu var.