cumhurbaşkanını stadın açılışında fazlasıyla yalaması ve ensar vakfı davasının olduğu gün olaylara göz yuman vali ve belediye başkanını ziyaretiyle meydana gelen olay. (bkz: çarşı'ya mukavemet)
ege üniversitesinde çıkan çatışma sonucu ölen ülkücü.
11 yılımı ege üniversitesinde ön lisans ve lisans programlarında geçirdim. ve hala yüksek lisans öğrencisi olarak okulla bağım devam ediyor, çok sıkı olmasa da. öncelikle şunu belirteyim ölen çocuğa üzüldüm. yaptığı eylemin karşılığı ölüm olmamalıydı. bu ölümün en büyük sorumlusu ege üniversitesi rektörü candeğer yılmaz'dır. şimdi size olayların bu raddeye gelmesine neden olan süreci anlatayım. tüm çıplaklığıyla ve birebir içinde olarak, gözlerimle gördüğüm olaylarla.
candeğer rektör olarak atanana kadarki dönemde kampüse sol yapılar hakimdi. kimse kimseye karışmaz, polis provoke etmedikçe herhangi bir olay yaşanmazdı. çevik kuvvet okula giremezdi. rektörler burası bilim yuvası burada polisin işi olamaz mantığındaydı, her ne kadar sivil polisler okulun içinde cirit atsa da[ybkz]swh[/ybkz]. ve kimseye satırla bıçakla saldıran yoktu ramazanda yemek yediği için, kız arkadaşıyla el ele gezdiği için vs... 2000'lere girdiğimizde 90'lı yıllardan kalan bu görece demokratik ortam yavaş yavaş dönüşmeye başladı. özellikle 2002'den sonra ege meslek yüksek okulu merkezli olarak ülkücüler bir araya gelmeye başladı ve ufak tefek gerginlikler çıkmaya başladı. daha önce mühendislikte[ybkz]swh[/ybkz] bile bildiri dağıtamayan ülkücüler polisin de fişteklemesi ile yurtlarda ve kimi fırsat buldukları alanlarda, özellikle kürt öğrenciler hedef olmak üzere, solcu öğrencilere tacizlerini arttırmaya başladı. yılını hatırlamıyorum ama polis-ülkücü işbirliğinin en net yaşandığı olay polisin yurt baskınıydı ve iki gün önceki fırat yılmaz çakıroğlu olayında polisin rolü açıkça ifşa olmuştur. neden. çünkü yurt baskını, ülkücülerin ege meslek yüksek okulunda toplandığını ve yurdu basacağını duyan yüzlerce solcunun yurdu savunmak için yurt önünde toplanması üzerine, kampüsün tüm kapılarının birden sivil polislerce sarılmasıyla başladı. yani ülkücülere apaçık polis tarafından verilen görev solcuların bir araya gelmesini sağlamaktı. solcular kampüsün polislerce sarıldığını duyunca bunun kumpas olduğunu anlayıp kampüsü ikişer-üçerli gruplarla terk etmeye başlamıştı. polis başaramayacağını anlayınca panzerlerle yurda kadar girip bir öğrenciyi gözaltına almıştı. kampüste artık hemen hemen herkes ülkücülerin polis tarafından kullanıldığını anlamıştı. iki gün önceki olayda da, ki olayın öncesinde bir vanlı kız ülkücülerin saldırısına uğrayıp darp edilince solcular savunma yapıp ülkücüleri püskürtüyor, gerginlik had safhada olduğu halde ne özel güvenliğin ne de polisin ortalıkta bulunmaması bu duruma iyice afişe etmiştir.
yıllar geçtikçe polis artık elini kolunu sallaya sallaya içeri girmeye, ülkücüler edebiyata bile saldırmaya başladı. her fırsatta stant açıp gazete sattıkları için başta kürt öğrenciler olmak üzere tüm solcu stantlara saldıran ülkücüler artık ege üniversitesi kampüsündeler. bu sürece polisle işbirliği halinde olan candeğer yılmaz izin vermiştir. o yüzden o çocuğun kanı candeğer'in ellerindedir.
ege üniversite tarihinin son 13 yılını birebir yaşayan biri olarak şunu söylemek isterim; ülkücüler ege'ye polis ve idare işbirliğiyle, bir proje olarak, zaman içinde sokulmuştur. asli görevleri edebiyat önü ve hazırlık yabancı diller bölümü önündeki stantlara zaman zaman saldırı düzenleyip huzursuzluk çıkarmak, solcu öğrencilerin örgütlenme süreçlerini sekteye uğratmaktır. iki gün önceki olay da görgü tanıklarından takip ettiğim kadarıyla ülkücülerin 50-60 kişi ile satır ve bıçaklarla saldırması ile başlamıştır. olay sonucunda fırat'ın ölümü dışında biri ağır olmak üzere 7 öğrenci de yaralanmıştır. olay sanki solcuların ülkücülere saldırması gibi algılanıyor ölen ülkücülerden olunca. her gün ders araları ya da sonrasında organize bir şekilde, düzenli olarak stant açıp gazete satan, sohbet eden, türkü söyleyip müzik dinleyen insanları kampüsten geçen herkes mutlaka görür. yıllardır böyle bu. kimseye zararı olmadığı gibi bir ülkenin en üst düzey eğitiminin verildiği, bilimlerin bir arada durduğu yer olan üniversitede bunun görülmesi de gayet doğaldır. kendi görüşünden olmayana her fırsatta saldıran, ona yaşam izni vermeyen zihniyet, kendi gibi olmayana, kendi gibi davranmayana her fırsatta saldırmış ülkücüler, bu ülkede, ali ismail korkmaz, şerzan kurt, bahçelievler'de öldürülen 7 tipli öğrenci gibi yüzlerce kişinin katilidirler. ayrıca maraş'ta çorum'da yaşanan katliamların sorumlusudurlar.
son olarak şunu tekrar etmek isterim; her ne kadar olayın sorumlusunun ülkücüler olduğunu bilsem de, fırat'ın ölmesine üzüldüm. eyleminin sonucu bu olmamalıydı. asıl sorumlu rektör candeğer'dir.
11 yılımı ege üniversitesinde ön lisans ve lisans programlarında geçirdim. ve hala yüksek lisans öğrencisi olarak okulla bağım devam ediyor, çok sıkı olmasa da. öncelikle şunu belirteyim ölen çocuğa üzüldüm. yaptığı eylemin karşılığı ölüm olmamalıydı. bu ölümün en büyük sorumlusu ege üniversitesi rektörü candeğer yılmaz'dır. şimdi size olayların bu raddeye gelmesine neden olan süreci anlatayım. tüm çıplaklığıyla ve birebir içinde olarak, gözlerimle gördüğüm olaylarla.
candeğer rektör olarak atanana kadarki dönemde kampüse sol yapılar hakimdi. kimse kimseye karışmaz, polis provoke etmedikçe herhangi bir olay yaşanmazdı. çevik kuvvet okula giremezdi. rektörler burası bilim yuvası burada polisin işi olamaz mantığındaydı, her ne kadar sivil polisler okulun içinde cirit atsa da[ybkz]swh[/ybkz]. ve kimseye satırla bıçakla saldıran yoktu ramazanda yemek yediği için, kız arkadaşıyla el ele gezdiği için vs... 2000'lere girdiğimizde 90'lı yıllardan kalan bu görece demokratik ortam yavaş yavaş dönüşmeye başladı. özellikle 2002'den sonra ege meslek yüksek okulu merkezli olarak ülkücüler bir araya gelmeye başladı ve ufak tefek gerginlikler çıkmaya başladı. daha önce mühendislikte[ybkz]swh[/ybkz] bile bildiri dağıtamayan ülkücüler polisin de fişteklemesi ile yurtlarda ve kimi fırsat buldukları alanlarda, özellikle kürt öğrenciler hedef olmak üzere, solcu öğrencilere tacizlerini arttırmaya başladı. yılını hatırlamıyorum ama polis-ülkücü işbirliğinin en net yaşandığı olay polisin yurt baskınıydı ve iki gün önceki fırat yılmaz çakıroğlu olayında polisin rolü açıkça ifşa olmuştur. neden. çünkü yurt baskını, ülkücülerin ege meslek yüksek okulunda toplandığını ve yurdu basacağını duyan yüzlerce solcunun yurdu savunmak için yurt önünde toplanması üzerine, kampüsün tüm kapılarının birden sivil polislerce sarılmasıyla başladı. yani ülkücülere apaçık polis tarafından verilen görev solcuların bir araya gelmesini sağlamaktı. solcular kampüsün polislerce sarıldığını duyunca bunun kumpas olduğunu anlayıp kampüsü ikişer-üçerli gruplarla terk etmeye başlamıştı. polis başaramayacağını anlayınca panzerlerle yurda kadar girip bir öğrenciyi gözaltına almıştı. kampüste artık hemen hemen herkes ülkücülerin polis tarafından kullanıldığını anlamıştı. iki gün önceki olayda da, ki olayın öncesinde bir vanlı kız ülkücülerin saldırısına uğrayıp darp edilince solcular savunma yapıp ülkücüleri püskürtüyor, gerginlik had safhada olduğu halde ne özel güvenliğin ne de polisin ortalıkta bulunmaması bu duruma iyice afişe etmiştir.
yıllar geçtikçe polis artık elini kolunu sallaya sallaya içeri girmeye, ülkücüler edebiyata bile saldırmaya başladı. her fırsatta stant açıp gazete sattıkları için başta kürt öğrenciler olmak üzere tüm solcu stantlara saldıran ülkücüler artık ege üniversitesi kampüsündeler. bu sürece polisle işbirliği halinde olan candeğer yılmaz izin vermiştir. o yüzden o çocuğun kanı candeğer'in ellerindedir.
ege üniversite tarihinin son 13 yılını birebir yaşayan biri olarak şunu söylemek isterim; ülkücüler ege'ye polis ve idare işbirliğiyle, bir proje olarak, zaman içinde sokulmuştur. asli görevleri edebiyat önü ve hazırlık yabancı diller bölümü önündeki stantlara zaman zaman saldırı düzenleyip huzursuzluk çıkarmak, solcu öğrencilerin örgütlenme süreçlerini sekteye uğratmaktır. iki gün önceki olay da görgü tanıklarından takip ettiğim kadarıyla ülkücülerin 50-60 kişi ile satır ve bıçaklarla saldırması ile başlamıştır. olay sonucunda fırat'ın ölümü dışında biri ağır olmak üzere 7 öğrenci de yaralanmıştır. olay sanki solcuların ülkücülere saldırması gibi algılanıyor ölen ülkücülerden olunca. her gün ders araları ya da sonrasında organize bir şekilde, düzenli olarak stant açıp gazete satan, sohbet eden, türkü söyleyip müzik dinleyen insanları kampüsten geçen herkes mutlaka görür. yıllardır böyle bu. kimseye zararı olmadığı gibi bir ülkenin en üst düzey eğitiminin verildiği, bilimlerin bir arada durduğu yer olan üniversitede bunun görülmesi de gayet doğaldır. kendi görüşünden olmayana her fırsatta saldıran, ona yaşam izni vermeyen zihniyet, kendi gibi olmayana, kendi gibi davranmayana her fırsatta saldırmış ülkücüler, bu ülkede, ali ismail korkmaz, şerzan kurt, bahçelievler'de öldürülen 7 tipli öğrenci gibi yüzlerce kişinin katilidirler. ayrıca maraş'ta çorum'da yaşanan katliamların sorumlusudurlar.
son olarak şunu tekrar etmek isterim; her ne kadar olayın sorumlusunun ülkücüler olduğunu bilsem de, fırat'ın ölmesine üzüldüm. eyleminin sonucu bu olmamalıydı. asıl sorumlu rektör candeğer'dir.
(bkz: bsg)
kaçacak bir yerin kalmaması, çözümsüz ve çaresiz kalınması durumlarında kullanılan bir söz
hayatın en güzel anlarından biridir.
barcelonalıların bile hala madrid diyeceği maçtır.[ybkz]swh[/ybkz][ybkz]swh[/ybkz][ybkz]swh[/ybkz]
kulubü uefa ya şikayet edecekmiş.
http://spor.milliyet.com.tr/q7-den-besiktas-a-buyuk-darbe-/spor/spordetay/01.04.2012/1524293/default.htm
http://spor.milliyet.com.tr/q7-den-besiktas-a-buyuk-darbe-/spor/spordetay/01.04.2012/1524293/default.htm
2021-22 sezonunu eski takımı alanyaspor'da kiralık olarak geçirecek olan oyuncu.
zirvedir.
kulübü sassuolo'nun kendisine talip olan türk takımlarından 6 milyon euro bonservis bedeli talep ettiği oyuncu. tff'nin almış olduğu yabancı sınırı kararını bir şekilde fırsata çevirmeye çalışıyorlar normal olarak.
sevgili devletimizin ne kadar iletişim içerisinde olduğunu görmemizi sağlayan başkandır.
sanırım kendisi zehirli elmadan yemişti derin bir uykudaydı. prens de trafikten kurtulup anca öpmüş olacak ki yeni uyanıp halden haberdar olmuş.
o zaman günaydın başgan.
sanırım kendisi zehirli elmadan yemişti derin bir uykudaydı. prens de trafikten kurtulup anca öpmüş olacak ki yeni uyanıp halden haberdar olmuş.
o zaman günaydın başgan.
yakın zamanda tasarımı bitecek olan kartal sözlük ürünü. kısa bir süre sonra 6 lı ve 12 li paket seçenekleri ile karşınızda olacaklar.
alınan son bilgilere göre 24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçına ilk 11'de başlayacak olan kaleci.
1 ocak 2014 itibarı ile 1 yıl boyunca kartal sözlük'e üye olacak yeni yazarlarımız için geçerli olacak nesil şeysi. hayırlı olsun.
sözlük içerisinde bulunan hatunlardır, namık için kavga eder, barışınca namık dinleyerek eğlenirler, şaşkınlıkla takip ediyoruz.
ilk yarı 30-39 bayer münih üstünlüğü ile bitti. çok kısır gidiyor karşılaşma.
kadroya çağırmadığı isimlerle, çıkardığı 11'ler ile, oynanan rezil futbol ile euro 2016 avrupa futbol şampiyonasının en büyük sorumlularındandır.
spor toto süper lig 2016-2017 sezonunda galatasaray'ın başında olmasını o kadar çok istiyorum ki... gerçek commandate şenol güneş reyiz ile aziz yıldırım'ı tokatladık. galatasaray hedefsiz olduğundan pek onlarla uğraşamadık. şimdi cimbomcuğunun başına geçsin de hem ona, hem de galatasaray'a koyma şerefini ve zevkini yaşayalım.
spor toto süper lig 2016-2017 sezonunda galatasaray'ın başında olmasını o kadar çok istiyorum ki... gerçek commandate şenol güneş reyiz ile aziz yıldırım'ı tokatladık. galatasaray hedefsiz olduğundan pek onlarla uğraşamadık. şimdi cimbomcuğunun başına geçsin de hem ona, hem de galatasaray'a koyma şerefini ve zevkini yaşayalım.
9 aralık 1941 istanbul doğumlu köşe yazarı ve haber sunucusudur, trt yi dolandırmaktan 11 ay 20 gün hapis cezası almıştır , lakin trtnin zararını geri ödediği için hapis cezası para cezasına çevrilmiştir. aynı suçtan açılan ikinci bir dava ise zaman aşımından düşmüştür, tv başında ahkam kesen, millete doğru yol gösteren ama kendisinin geldiği yollar pek doğru olmayan, spastik geri zekalı.
dün akşam itibariyle, beşiktaş yabancı futbolcularının ülke milli takımlarına çağrılması konusunda rıdvan dilmenin bence en az suçlu federasyondur lafı üzerine canlı yayında adeta deliren televizyon adamıdır. hocam hiç bir avrupa ülkesinde pazartesi maç oynanmadı, neden türkiye de oynandı sorusu ile rıdvanı göt etmiştir ayrıca
16 şubat 2014 beşiktaş bursaspor maçı'nı katletmeye niyetlenip, niyeti içinde patlayan hakemsi. ersan adem gülüm'e verdiği kırmızı kart sonrası, 2. yarıda bursaspor'un aynı hatta daha fazla tepkisine sadece sarı kart verdi. tabiki son gülen iyi güldü. [ybkz]swh[/ybkz]
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?