hüseyin saygun

beşiktaşk
beşiktaşımızın unutulmaz futbolcularından.

---------------alıntı---------------

istanbul beyazıt'ta 1920 yılında doğan hüseyin saygun, futbola kadırga'da başladı. bir süre kurtuluş'ta futbol oynadıktan sonra beşiktaş'a transfer oldu. 1936'dan 1947'ye kadar giydiği siyah-beyazlı formayla çok başarılı maçlar çıkarttı. 1947-48 sezonunda vefa'da oynayan hüseyin, bir yıl sonra beşiktaş'a döndü ve futbolu siyah-beyazlı forma altında bıraktı. orta sahada oyunu yönlendiren ve günümüzde “playmaker” olarak adlandırılan saygun, derbilerde fenerbahçe ve galatasaray'a karşı da 4'er gol kaydetmeyi başardı. 9 kez a milli olan ve “çengel” lakabı ile anılan hüseyin saygun, 1959 yılında teknik direktör remondoni'nin takımı bırakması üzerine beşiktaş'ı çalıştırdı. 1994 yılında da vefat etti.

---------------alıntı---------------

kartal sözlük

antakyalı
beşiktaş veya beşiktaş'a bağlı herhangi bir şey hakkında üzülerek de olsa düzeltilmesi adına yanlış yürütüldüğünü düşündüğünüz bir şeyi yazmanız halinde entrynizin ışık hızıyla eksilenmesine sebep olan yazarlara sahip olan sözlük.

o yüzden 8-0 yenilirsek bile, basketbolda 50 sayı fark yersek bile eleştirmeyin süper oynadık ama işte şanssızlık falan deyin.[ybkz]swh[/ybkz]

edit : şekil a mevcut entry.[ybkz]swh[/ybkz]

darüşşafaka doğuş

şutmesafesişutpozisyonu
hiç bir başarısı olmamasına rağmen, kulübün sahiplerinin iş ilişkileri sayesinde oraya kapak atmıştır. euroleague falan , fazla gözünüzde büyütmeyin bunlar aralarında anlaşamadılar uleb muleb önce bölündüler, tehditler havada uçuştu. belli bir kriterleri yok, kim parayı basarsa veya ilişkileri sağlamsa kapağı atar bu organizasyona.

10 aralık 2011 ankara zirvesi

la bebe
(i: evet, soğuktu, hatta ne soğuğu be buz gibiydi.)
hatta öyle soğuktu ki; camları açsaydık içeriye sıcak hava bile girebilirdi.[ybkz]swh[/ybkz]

(i: evet, merkezden ziyadesiyle uzak bir yerdeydi.)
hatta öyle uzaktı ki; konya yolu'nda az daha ilerlesek konya'da bile zirve yaptık der, havamızı atardık.[ybkz]swh[/ybkz]

(i: evet, elimizdeki gereçler pek çok açıdan kısıtlıydı.)
hatta öyle kısıtlıydı ki; ağaçları kesip mızrak, camları kırıp bıçak, birbirimizi sağıp süt... öhm![ybkz]swh[/ybkz]

Fakat; öyle tatlı, öyle sımsıcak insanlar bir araya gelmişti ki, bir yerden sonra tüm aksilikleri hiçe sayar ve maneviyatlarımızın sıcaklığıyla ihya olur hale gelmiştik.[ybkz]swh[/ybkz] o yüzden iç rahatlığıyla ve en kısa şekliyle tanımlamak gerekirse; "zirvenin hasıydı" demek yerinde olacaktır sanıyorum.

daha önce türlü sebeplerle bulunamadığım zirvelere dair de; kendime, kafayı günde 37 kere duvara vurma şeklinde bir program hazırladım, bir dahaki zirveye kadar aksatmadan uygulamayı düşünüyorum.

zirvede zuhur eden güzel hadiselere dair de spoiler vermicem, vermem.
şimdi gelmeyenler düşünsün. dırırım.

roberto hilbert

forzaquila
kendisi sağ bek değil aslen sağ kanat,forvet arkası[ybkz]swh[/ybkz] ve hatta forvet oyuncusudur.hatırlıyorum almanya'da oynanan ve 1-1 biten stuttgart-barcelona maçında hiç de fena oynamamıştı.
neyse efendim bonservissiz beşiktaş'a geldiğinde çok heyecanlanmıştım,'bu adam iş yapar hacııığ' diye de ümitlenmiştim.
kendisini ilk olarak 16 eylül 2010 cska sofya beşiktaş maçında çıplak gözle izlemiştim.bana saç baş yoldurmuştu sağ açıkta gösterdiği rezalet performansla.'çalım atamıyor yaa çalllıığm atamıyor nasıl sağ açık bu' diye kendimi yırtmıştım da bir iki çalım attığında fenerbahçe taraftarı olan babam 'bak lan senin almana,çalım attı iyi oynuyor' demeye başlamıştı.ikinci yarıda quaresma oyuna girmişti hatta.
schuster de anladı kendisinden etkili bir atak oyuncusu olmayacağını ve onu sağ bek olarak devşirdi.[ybkz]swh[/ybkz]
hilbert belki adam geçemiyordu,öz bir bek oyuncusu değildi,dikkat ederseniz bazen hala rakiplere zamanlama hatasıyla kayarak müdahelelerde bulunup sarı kart görüyor ama ciğerlerinin sağlamlığı,hırsı,takıma bağlılığı onu ligin en iyi beklerinden biri yapıyor.ona kızasım hiç gelmiyor,hata da yapsa 'canın sağolsun laz hilbert' deyip teselli edesim geliyor.
hele bir de official facebook sayfasında maçlardan önce ve sonra almanca&türkçe şeyler yazıyor ya,gerçekten kendisi mi yazıyor bilmiyorum ama bu adamı çok seviyorum.

ha bir de,stoke deplasmanında attığı golle bir inside forward'ın tüm özelliklerini sergilemiştir ve kendisinden zaman zaman[ybkz]swh[/ybkz] hücumda da yararlanmamız gerektiğini göstermiştir.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol