vincent aboubakar

blackeagle1903
bjk tv canlı yayınına katılan oyuncu.

--alıntı--

"Öncelikle bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Menajerim, Porto ve Beşiktaş'ın gayretleriyle transferim gerçekleşti. Havalimanında karşılama muhteşemdi. Tüylerim diken diken oldu. Taraftarlarımıza da geldikleri için teşekkür ediyorum.
Daha önce buraya gelmemiştim. Tanımıyordum. Araştırdım, bilgiler aldım. Ricardo ile birlikte oynadım. Beşiktaş çok büyük bir kulüp. Kulübün sportif ve idari hedefleri bu tercihi yapmamdaki en büyük etken oldu.
Ricardo'nun ve Talisca'nın varlıkları çok önemli. Benzer kültürlere sahibiz. Takımdaki diğer oyuncuların da alışmamda yardımları olacak.
Daniel Amokachi'yi oyunculuk döneminden pek hatırlamıyorum. Yaşımdan dolayı çok fazla hatırlamıyorum. Taraftarlarımız şuna inansın; en az onun gibi mücadele etmeye çalışacağım.
Şampiyonlar Ligi tecrübesi yaşamış bir oyuncuyum. Şampiyonlar Ligi'nde hazırlık dönemi çok önemli. Ciddi şekilde hazırlanmanız gerekiyor. İşi sıkı tutup iyi hazırlanmamız lazım.
Dinamo Kiev'e attığım goller çok önemliydi. Grup aşamasında ilk maçtı. O goller diğerlerinden daha önemli.
Gol için sayı veremiyorum. Sayı vermem mümkün değil. Ama atabildiğim kadar gol atmak istiyorum.
Kendi futboluma not vermeyeyim. Taraftarlarımız izledikçe onlar kendi kararlarını, notlarını verirler.
Beşiktaş'ta 9 numarayı giyeceğim. Hep 9 giydim. Bir anlamı yok. Burada da 9 numara boş olduğundan tercih ettim.
Ricardo benim çok iyi arkadaşım. Harika bir karakteri, çok iyi bir kalbi var. Futbolculuğu ile ilgili bir şey söylememe gerek yok tam bir fenomen.
İki özelliğimi ön plana çıkarabilirim. Patlama ve forvet olduğumdan dolayı iç güdü özelliğim.
Taraftarın gösterdiği ilgi benim için şaşırtıcı. Karşılamada da gördüm. Kulübe ve oyunculara gösterdikleri ilgi çok güzel. Bu gerçekten şaşırtıcı bir şey.
Bazı insanlar bana anlattılar. Ben takımla antrenman yaptıkça o felsefenin içine katıldıkça katkım daha da artacaktır."

--alıntı--

bu son olsun

avcarlıçürük
bünyede çok acayip etkiler bırakan bir cem karaca şarkısı.

bugün sen çok gençsin yavrum
hayat ümit, neşe dolu
mutlu günler vaat ediyor
sana yıllar ömür boyu
ne yalnızlık ne de yalan
üzmesin seni
doğarken ağladı insan,
bu son olsun bu son...

http://www.youtube.com/watch?v=MvIueByTf3I

adana demirspor

gidiyorum bu
bu toprakların güneyinde teni gökyüzünün lacivertinden yanmış insanlar vardır. bakmayın siz esmerliklerinin çukurova'nın kavurucu sıcağıyla gelişi güzel resmedildiğine. yine en iyi onlar bilir bedenlerini yıkadıkları suyun mavisiyle nasıl alev aldıklarını. işte o yangının bütün kenti sarıp sarmalamasının ancak 1940 yılında adını koyabildikleri bir gerçeği işaret eder adana demirspor.

demirspor'un kuruluş öyküsüne baktığımızda "sivil savunma mükellefiyeti" adı altında çıkarılan kanun uyarınca 500 kişiden fazla işçi çalıştıran kamu kuruluşlarının bir spor kulübü kurma zorunluluğu üzerine ortaya çıktığına şahit oluyoruz. bu çerçevede devlet demiryolları adana'da 1940 yılında bu tip bir girişimde bulunuyor. demiyolu işçilerinin ücretlerinden kesilen aidatlarla kendisini idame ettirmeye çalışan bir takım o zamanlar. bir benzeri de ankara'da ankara demirspor adıyla kuruluyor. aslında dünya geneli incelendiğinde ilk örneklerine 1920'li yıllarda demir perde ülkelerinde rastladığımızı söylemek mümkün. bugün hâlen varlığını sürdüren ve başlarına lokomotiv sıfatını alan ekipler de bu anlayış içerisinde vücut buluyorlar. (vurgula: lokomotiv moskova), (vurgula: lokomotiv sofya ) gibi.

aslında bu parmakların söz konusu realiteyi dile getirebilmesi çok kolay değil. büyük şehirde doğup büyümüş, aidiyet hissettiği coğrafyayı çok sınırlı ve uzun aralıklarla görmüş birisi olarak demirsporu anlatmaya çalışmak kendimi milli mücadele yıllarında pera palas'ın lobisinde pinekleyip de erken cumhuriyet döneminde anadolu köylüsünün faziletleri üzerine denemeler karalayan yarı aydınlar gibi hissetmeme neden oluyor. hüznünü, öfkeni yahut sevincini siyah-beyaz'daki kadar kolay yazıya dökemiyorsun. elbette bunu çeşitli sebeplere dayandırabiliriz.

ancak izninizle önce bir sigara içmeliyim.[ybkz]swh[/ybkz]

bir kere modernite dediğimiz olgu sanıldığı gibi her daim uzağı yakın kılmıyor. zira "ya o - ya o" anlayışı üzerine inşa edilmiş bir süreçten bahsediyoruz. ya sekülersin ya dindar. ya realistsin ya romantik. ya marx'a meyledersin ya weber'e. futbolda da durum çok farklı değil. çocukluğunuzda sizi yanına çağıran bir yetişkinin hakkınızda bir fikir sahibi olabilmek adına yönelttiği en popüler sorulardan birisi de "sen hangi takımı tutuyorsun bakayım?" kalıbında somutlaşmakta. "beşiktaş" deyip hafif bir duraksamadan sonra "ama adana demirspor'u da tutuyorum." yanıtını verirseniz gayet mağrur bir edayla "öyle şey olmaz. birinden birini seçeceksin." karşılığını alıyorsunuz. bu da ister istemez sizi en yakınınızda olanını tercih etmeye zorluyor.

postmodernite olarak adlandırdığımız ve en kaba tarifiyle modernite sonrası süreçte "ya o - ya o" yerini "hem o - hem o" formülüne bırakınca benim gibiler açısından da "hem beşiktaş hem adanademirspor" şeklinde ikili bir sempatiyi koynunda beslemek, tam da zamanın ruhuna uygun olarak hem kaliteli hem hesaplı şeklinde kendisini göstermeye başlıyor. tabii bu durumun beraberinde getirdiği bir takım enteresanlıklar da yok değil. mona lisa rönesans döneminden sonra, ekim 1989'da beşiktaş'ın demirspor'u 10-0 mağlup etmesiyle birlikte bizlerin yüzünde beliriyor. afallıyorsunuz. her beşiktaşlı gibi caka satma imkânınız olmuyor mesela. leonardo da vinci'nin hem beşiktaş'a hem de demirspor'a sempati duyduğunu iddia etmek de var ama beri yandan da anokronizm diye de bir şey mevcut. bir başka maçta beşiktaş 5 ocak stadı'nda 1-0 öndeyken serbest vuruştan yediği golle berabere kalması sonucu küçük bir çocuğun çim sahaya koşarak meşin topu golün atıldığı mesafeye dikip aynısını atmaya çalışmasını kendisini seyredenlere izah edebilmesi de çok olanaklı gözükmüyor. kurgu değil bu. öyle çocuklar vardı. ben hatırlıyorum.[ybkz]swh[/ybkz] üç tanesini sallandır bakalım taksim meydanı'nda bak bir daha yapıyorlar mı.

çok uzatmayalım. çünkü uykum geldi. umarım sizin bunları okurken gelmez. efenim bu toprakların güneyinde teni gökyüzünün lacivertinden yanmış insanlar vardır. demirspor'un üstüne bir de beşiktaş'ı tutuyorlarsa bilin ki yükte hafif yürekte ağırlardır.

çıkış ne taraftaydı?

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol