(bkz: hoşgeldin hüzün)
banka yada herhangi bir nedenle bir işinizi halletmek için aradığınızda karşınıza yıkan müşteri yetkilisinin aslında hatırlamak bile istemeyeceğiniz kişinin ismini söyleyerek size yardım etmek istemesidir.
- buyrun ben x size nasıl yardımcı olabilirim.
- aha sıçtık ! sen nerden çıktın şimdi töbee töbeee
- buyrun ben x size nasıl yardımcı olabilirim.
- aha sıçtık ! sen nerden çıktın şimdi töbee töbeee
Baş tanrı Zeus, tanrıların ateşini Olympos Dağından çalıp, insanlara götürerek ilk devrimi gerçekleştiren Prometheusu ve ona yardım eden suç ortaklarını (erkekleri) cezalandırmak için binbir kötü düşünceye dalar. Bütün kötülükleri beyin süzgecinden geçirdikten sonra aklına, bu kötülükleri içinde barındıran bir varlık yaratma fikri gelir. Bütün kötülükleri içinde barındıran bu varlığın adı ise kadındır. Tabi bu varlığa kadın demeden önce yaradılış öyküsünü anlatmak yerinde olacaktır.
Baş tanrı Zeus, kadın yaratma fikrini hemen gerçekleştirmek için kolları sıvar. ilk olarak, oğlu olan demirci tanrı (sanatçı olarak da bilinir) Hephaistos a bir parça toprağı suyla karıştırarak bir kadın yapmasını söyler. Hephaistos, Zeusun dediğini anında yapar ve usta becerisiyle kadına şeklini verir. Daha sonra ise bilgeliğin tanrıçası Athena, bu kadına el işlerini, beceriyi (dokuma, el sanatları vs.) öğretir ve süslü kuşağını bu kadının beline sarar.
Sıra kadını kadın yapan özellikleri bu kadına vermeye gelince, devreye aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite girer. Aphrodite, bu kadının yüreğini arzularla doldurur, yüzüne zerafet serper, tutku, heyecan, güzellik, şehvet hepsini bu kadına adeta yükler.
Zeusun kötü olarak nitelendirdiği bu kadına şeytani duyguları, yalanı, düzenbazlığı ise haberci tanrı Hermes verir. Son olarak ise Zeus, bu kadına can versinler diye dört rüzgarın esmesini emreder. Bu rüzgarlar esince kadına can gelir. Böylelikle kadının yaradılışı gerçekleşir. Bu kadın yaratıldıktan sonra sıra onu süslemeye gelir. Bu süsleme görevini ise birbirinden güzel periler üstlenir. Periler onu süslü gerdanlıklarla, kemerlerle ve de çiçeklerle donatırlar. Onu akıllara durgunluk verecek bir güzelliğe büründürürler.
Son olarak sıra bu kadına isim vermeye gelir. Haberci tanrı Hermes ona bütün tanrıların armağanı anlamına gelen PANDORA adını verir.
Zeus Pandoraya can verdikten sonra ve onun bütün kötülüklerle, çirkefliklerle aynı zamanda güzelliklerle donandığını gördükten sonra sıra Prometheustan ve insanlıktan öc almaya gelir. Zeus Pandoranın eline kapalı bir kutu verir ve onu Prometheusun kardeşi Epimetheusa (aklı başına sonradan gelen, geç uyanan anlamına gelir) gönderir.
Olacakları önceden görebilen kahin Prometheus bunun üzerine kardeşi Epimetheusu Zeustan gelecek hiç bir hediyeyi almaması hususunda uyarır. Fakat Epimetheus hediyeyi elinde tutan güzel Pandorayı görünce kardeşinin nasihatlerini unutur ve bunun karşılığında insanlığa en büyük kötülüğü getirir (güya bu kötülük kadındır). Epimetheus, Pandoranın çekiciliğine karşı koyamaz ve yapacağı en son şeyi ilk sıraya koyarak onunla evlenir. O zamana kadar insanlar (erkekler) kötülüğü, hastalığı, sıkıntıyı, yalanı bilmiyorlardır. Yeryüzüne bütün kötülükler Pandora ile birlikte bu kutuyla gönderilmiştir. Tek yapılmaması gereken ise bu kutunun açılmasıdır.
Zeusun eline tutuşturduğu kutuda ne olduğunu merak eden Pandora bu merakına daha fazla dayanamayarak bu kutuyu açar. Bu kutu açılınca ne kadar kötülük, dert, kıskançlıklar, hastalıklar, açlık, yaşlılık, delilik, ahlaksızlık varsa yeryüzüne yayılır. Pandora bu kutunun kapağını kapatmak istese de çok geç olmuştu artık yeryüzü bu kötülüklerle olumsuzluklarla çevrelenmiştir. Buna rağmen Pandora, kutunun kapağını son hamleyle kapatır. Kutunun içinde tek kalan ise insanları bu kadar olumsuzluk karşısında avutan, insanlığın tek ilacı olan UMUT tur.
[ybkz]swh[/ybkz]
[ybkz]swh[/ybkz]
Baş tanrı Zeus, kadın yaratma fikrini hemen gerçekleştirmek için kolları sıvar. ilk olarak, oğlu olan demirci tanrı (sanatçı olarak da bilinir) Hephaistos a bir parça toprağı suyla karıştırarak bir kadın yapmasını söyler. Hephaistos, Zeusun dediğini anında yapar ve usta becerisiyle kadına şeklini verir. Daha sonra ise bilgeliğin tanrıçası Athena, bu kadına el işlerini, beceriyi (dokuma, el sanatları vs.) öğretir ve süslü kuşağını bu kadının beline sarar.
Sıra kadını kadın yapan özellikleri bu kadına vermeye gelince, devreye aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite girer. Aphrodite, bu kadının yüreğini arzularla doldurur, yüzüne zerafet serper, tutku, heyecan, güzellik, şehvet hepsini bu kadına adeta yükler.
Zeusun kötü olarak nitelendirdiği bu kadına şeytani duyguları, yalanı, düzenbazlığı ise haberci tanrı Hermes verir. Son olarak ise Zeus, bu kadına can versinler diye dört rüzgarın esmesini emreder. Bu rüzgarlar esince kadına can gelir. Böylelikle kadının yaradılışı gerçekleşir. Bu kadın yaratıldıktan sonra sıra onu süslemeye gelir. Bu süsleme görevini ise birbirinden güzel periler üstlenir. Periler onu süslü gerdanlıklarla, kemerlerle ve de çiçeklerle donatırlar. Onu akıllara durgunluk verecek bir güzelliğe büründürürler.
Son olarak sıra bu kadına isim vermeye gelir. Haberci tanrı Hermes ona bütün tanrıların armağanı anlamına gelen PANDORA adını verir.
Zeus Pandoraya can verdikten sonra ve onun bütün kötülüklerle, çirkefliklerle aynı zamanda güzelliklerle donandığını gördükten sonra sıra Prometheustan ve insanlıktan öc almaya gelir. Zeus Pandoranın eline kapalı bir kutu verir ve onu Prometheusun kardeşi Epimetheusa (aklı başına sonradan gelen, geç uyanan anlamına gelir) gönderir.
Olacakları önceden görebilen kahin Prometheus bunun üzerine kardeşi Epimetheusu Zeustan gelecek hiç bir hediyeyi almaması hususunda uyarır. Fakat Epimetheus hediyeyi elinde tutan güzel Pandorayı görünce kardeşinin nasihatlerini unutur ve bunun karşılığında insanlığa en büyük kötülüğü getirir (güya bu kötülük kadındır). Epimetheus, Pandoranın çekiciliğine karşı koyamaz ve yapacağı en son şeyi ilk sıraya koyarak onunla evlenir. O zamana kadar insanlar (erkekler) kötülüğü, hastalığı, sıkıntıyı, yalanı bilmiyorlardır. Yeryüzüne bütün kötülükler Pandora ile birlikte bu kutuyla gönderilmiştir. Tek yapılmaması gereken ise bu kutunun açılmasıdır.
Zeusun eline tutuşturduğu kutuda ne olduğunu merak eden Pandora bu merakına daha fazla dayanamayarak bu kutuyu açar. Bu kutu açılınca ne kadar kötülük, dert, kıskançlıklar, hastalıklar, açlık, yaşlılık, delilik, ahlaksızlık varsa yeryüzüne yayılır. Pandora bu kutunun kapağını kapatmak istese de çok geç olmuştu artık yeryüzü bu kötülüklerle olumsuzluklarla çevrelenmiştir. Buna rağmen Pandora, kutunun kapağını son hamleyle kapatır. Kutunun içinde tek kalan ise insanları bu kadar olumsuzluk karşısında avutan, insanlığın tek ilacı olan UMUT tur.
[ybkz]swh[/ybkz]
[ybkz]swh[/ybkz]
otobüs mü bu dedirtecek söz. aptalca bir yeşilçam repliği.
http://www.youtube.com/watch?v=Hx0ch4hKTvs
http://www.youtube.com/watch?v=Hx0ch4hKTvs
türk vatandaşı olması hâlinde "adı da burma olursa tadından yenmez" diye düşündüğüm oyuncu.
futbol plus dergisinin düzenlemiş olduğu ve bu yıl bizim camiadan üç kişinin bu ödüle layık görüldüğü organizasyonu.
rüştü rençber : istikrar ve profesyonellik ödülü
necip uysal : yılın genç yeteneği
tayfur havutçu: yılın çıkış yapan teknik direktörü
bu arada kapak gideceği yere gitti herhalde. yılın teknik direktörü için aykut kocaman diyenler bu rezillik sizin.
http://www.haber1903.com/rustu-ve-necip-oscarlarini-aldi_3_52526
rüştü rençber : istikrar ve profesyonellik ödülü
necip uysal : yılın genç yeteneği
tayfur havutçu: yılın çıkış yapan teknik direktörü
bu arada kapak gideceği yere gitti herhalde. yılın teknik direktörü için aykut kocaman diyenler bu rezillik sizin.
http://www.haber1903.com/rustu-ve-necip-oscarlarini-aldi_3_52526
Günay, Opare, Atınç, Sivok, Motta Sosa, Necip, Tolgay, Olcay, Mustafa Pektemek, Demba Ba
11'i ile çıkacağımız maç. ilginç bir deneme bu kadro. opare ve atınç olumlu necip olumsuz haber gibi duruyor. atiba bu kez yabancı ya takılmış. ah be adam bari değişiklik yapayım dedin cenk tosunu koysaydın ya forvete.
11'i ile çıkacağımız maç. ilginç bir deneme bu kadro. opare ve atınç olumlu necip olumsuz haber gibi duruyor. atiba bu kez yabancı ya takılmış. ah be adam bari değişiklik yapayım dedin cenk tosunu koysaydın ya forvete.
19 mayıs atatürk ü anma gençlik ve spor bayramı protokolünde abdullah gülü gören bir gencin başına gelen duygu yüklemesidir. ben küfür de edebilirdim o kahrından ağlamış. [ybkz]swh[/ybkz]
konyaspor'un 75 dakika 10 kişi oynadığı, emek hırsızı burak yılmaz'ın attığı 2. golün net ofsayt olduğu maç. beter ol trabzon.
yeni açığı toparlamış olan amigo. bu adamın en büyük özelliği 20 kişinin toplam sesi kadar yüksek decibele sahip bir ses gücünün olması. bağırınca tüm açığa sesini duyurabiliyor.
yeni açıkta bir birinden kopuk gençleri bir arada tuttuğunu ve onlara tribün bilinci aşıladığını en iyi gözlemleyenlerden biriyim. tabi bunları yaparken yanında ecevit abiler de vardı yalnız değildi. kendisi sevilsin ya da sevilmesin yeni açık tribüne hayat vermiştir. bunun en güzel örneğini 27 nisan 2013 beşiktaş ordu maçında gördük. kapalı bi ara sustu yeni açığı dinledi.
biraz sevilmemesinin nedenleri olarak;
1- bazı insanlar mustafa abiyi alen abiler gibi tribün lideri konumuna koyamıyorlar, sanki alen abinin yerini alacakmış gibi görüyorlar.
2- yeni açığın maçlarda yükselen performansını görüp kapalının susmasını görenler bunu istemiyor bu sebepten de amigo mustafa sıcak bakmıyorlar.
3-yıllardır yeni açık biraz aile ile sevgili ile gidip maç izleme yeri konumunda olduğu için bu tribünde amigo mustafa'nın " hadi bağırın, biz seyirci değil taraftarız, destek olmaya gelmedik mi stada" demesi tuhaf kaçıyor ve insanlar haliyle tepki gösteriyor.
emin olun şimdi ki tribünde emeklerini vermiş olan tribün büyüklerimizin de zamanında seveni olduğu kadar sevmeyeni de vardı. onların beşiktaşa verdikleri emekler onları bizlerin gözünde değerli yaptı.
ben insanların söylediklerine bakmam arkadaş, ben bu amigo mustafayı ilk gördüğümde yeni açığın sağ alt köşesinde toplasan 15 kişiyle bir şey yapmaya çalışırken çoğu zaman da sadece kendisi "hadi kartallar, hadi abiler hadi kardeşler" diye milleti gaza getirmeye çalışıyordu, o zaman yeni açıkta tribün yoktu sadece maç ve kapalı izleniyordu. şimdi orta tribünde kocaman bir grup oluştu orada ve her maç çok önemli destek veriyorlar takıma ve her maç orada toplanıyor o grup. bir tribün bilinci oluştu orada. kim ne derse desin bunun en büyük mimarı ve daha önemlisi en büyük emektarı amigo mustafadır.
yeni açıkta bir birinden kopuk gençleri bir arada tuttuğunu ve onlara tribün bilinci aşıladığını en iyi gözlemleyenlerden biriyim. tabi bunları yaparken yanında ecevit abiler de vardı yalnız değildi. kendisi sevilsin ya da sevilmesin yeni açık tribüne hayat vermiştir. bunun en güzel örneğini 27 nisan 2013 beşiktaş ordu maçında gördük. kapalı bi ara sustu yeni açığı dinledi.
biraz sevilmemesinin nedenleri olarak;
1- bazı insanlar mustafa abiyi alen abiler gibi tribün lideri konumuna koyamıyorlar, sanki alen abinin yerini alacakmış gibi görüyorlar.
2- yeni açığın maçlarda yükselen performansını görüp kapalının susmasını görenler bunu istemiyor bu sebepten de amigo mustafa sıcak bakmıyorlar.
3-yıllardır yeni açık biraz aile ile sevgili ile gidip maç izleme yeri konumunda olduğu için bu tribünde amigo mustafa'nın " hadi bağırın, biz seyirci değil taraftarız, destek olmaya gelmedik mi stada" demesi tuhaf kaçıyor ve insanlar haliyle tepki gösteriyor.
emin olun şimdi ki tribünde emeklerini vermiş olan tribün büyüklerimizin de zamanında seveni olduğu kadar sevmeyeni de vardı. onların beşiktaşa verdikleri emekler onları bizlerin gözünde değerli yaptı.
ben insanların söylediklerine bakmam arkadaş, ben bu amigo mustafayı ilk gördüğümde yeni açığın sağ alt köşesinde toplasan 15 kişiyle bir şey yapmaya çalışırken çoğu zaman da sadece kendisi "hadi kartallar, hadi abiler hadi kardeşler" diye milleti gaza getirmeye çalışıyordu, o zaman yeni açıkta tribün yoktu sadece maç ve kapalı izleniyordu. şimdi orta tribünde kocaman bir grup oluştu orada ve her maç çok önemli destek veriyorlar takıma ve her maç orada toplanıyor o grup. bir tribün bilinci oluştu orada. kim ne derse desin bunun en büyük mimarı ve daha önemlisi en büyük emektarı amigo mustafadır.
google tarafından verilen sohbet hizmeti,bir nevi messenger görevinde olan uygulama
miyadı dolmuştur
işi gücü şeytanlık. 19 aralık 2020 gaziantep fk fenerbahçe maçı sonrası Marius Sumudica için "ligimizdeki tek yabancı teknik adam" derken, "çaykur rizespor teknik direktörü Stjepan Tomas'ı trakyalı sanıyor herhalde" dediğim, konusuna hiç bir zaman çalışmayan, olaya hakimiyeti hep sorunlu olan sözde yorumcu. ntv'nin demirbaşı.
"Transfer çalışmaları devam ediyor. Etmek zorunda. Birkaç mevkide daha transfer yapmak zorundayız. O konuda bir sıkıntı yok. teknik direktörümüz Fernando Santos ile konuştuk, her oyuncu ile ilgili bilgilendirdik. Bundan sonraki karar tamamen onda. Hocanın vereceği her karara saygılıyız. Kadro dışı kalan oyuncularla ilgili tekliflere de açık olduğumuzu söylemiştik. Teklif gelirse mutlaka değerlendireceğiz."
basına gerektiği değer verilmesiyle alakalı çok doğru yanları ele almasından mütevellit ellerine sağlığı nice medya mensubundan daha çok hakeden bir yazı.
okunması elzem.
okunması elzem.
şarkı söylemenin yanında, söylerken şarkıyı yaşayan ender yorumculardandır. sesi zaten temizler bizi
değil birinci nesil, milattan önce on yüz bin bilmem kaçıncı nesil bile olsa her dem taze kalan, şarap edası ile olgunlaştıkça güzelleşen, bir börek gibi kızardıkça lezzetlenen yazar [ybkz]swh[/ybkz]
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?