confessions

pepük

3. nesil Yazar - - Yazar -

  1. toplam entry 10053
  2. takipçi 0
  3. puan 131672

şeref bey

pepük
tam adı ahmet şerafettin bey. beşiktaş futbol şubesinin kurucusudur. beşiktaş'a stad kazandırmayı çok istemiştir fakat ömrü yetmemiştir görmeye. ölümünden sonra yapılan stadyuma ismi verilerek şeref bey stadı denmiştir.

şenol güneş

pepük
beşiktaş' şampiyondur demesini kimse beklemiyor. takımını da elbette koruyacaktır. ki olması gereken bu.
ama bununda bir adabı vardır.
ergen ergen tavırları da oldukça merak ediyorum. biliççiler de nedir?
ortaokul çocuklarının bir birilerine takma isim takmaları gibi.
geçiniz artık bunları. insanları bir kalıba sığdırmak haklı olmanızı sağlamaz. ertuğrul dediğimiz adamı bizim takımın başında da gördük.
kriz masası kurulmuş. takımın durumu konuşuluyor. isim geçen adam şenol güneş...
şaka gibi.

şenol güneş

pepük
şenol hoca küpe takmaz, gitar çalmaz ama beşiktaş kulübüne giydirmeyi fazlaca sever.
böyle bir hoca yarın teknik direktör olursa; sadece alacağı para içindir. önceden beşiktaş hakkında söylediklerini bir deste para ile çoktan unutur. iki galibiyetle bunları taraftarlara bile unutturur.

iyi bir teknik direktör olabilir fakat beşiktaş'a yakışan bir direktör değildir.

bu hikayenin yarıda kaldığı hissini taşıyor mu

pepük
taşıyor.
bizim taptığımız falan yok. insan hislerini bu kadar kolay kullanamaz. doğruyu ve yanlışı ayırt etmek bu kadar zor olmasa gerek. alınan tavır ve davranıştır beni bu kadar geren. benim gibi bir çok beşiktaşlıyı. başarısız olmasına kimsenin bir şey dediği yok. evet taktik, diziliş, maç çevirme vs. vs. bir çok eksiği vardır, eksiği kadar artısı dahi vardır. Bi dönün öncesine bakın takım haline ondan sonra bu adamı topa tutup orasıyla burasıyla dalga geçin. her şey bir kenara şöyle oturup düşünün ligin bitmesine bir iki hafta kala şampiyon olamazsak bile bu derece aşağılayıcı bir biçimde gitmeyi hak etmedi. altını üstüne de çevirseniz, ağlaklığı bırakın da deseniz, beşiktaş taraftarının içindeki bu duygusallığını si-le-mez-si-niz.
işte tam da burada bir şeyler değişir. belki biz de bünyemizde masa başında maçı bitirecek adamlar ile devam etmemiz gerekecek. ama kimin içine sinecek bu.

bilic'i bu kadar korumak kadar ona hakaret etmeninde değişen bir tarafı yok. yenildiğimiz her karşılaşmada adamın başlığı küfürlerle doldu taştı. o çok sevdiğiniz metin ali feyyaz da gelmiyorsa şayet bir bok vardır ki; gelmiyor. bilic kadar yönetim, yönetim kadar taraftar kabahatlidir. sevinmek için sevmedik ile şampiyon olamadınız allah hepinizin belasını versin demek arasında çok fark var. ve yine bir hatırlatmadır; galatasaray olimpiyatta oynadığı sezondaki durumuna bakalım bir şeyleri daha net görmeye sebeptir.

slaven bilic

pepük
"aksak hırvat" dedikleri, siktir çektikleri, çapsız dedikleri teknik direktör. şu ana kadar beşiktaş maçlarına çıktığı her karşılaşma için kendisine teşekkür ediyorum. hoşçakal bilic diyorum.

bilic'in bu şekilde gitmesi tamamen yönetimin kabahatidir. bu tip durumlarda yeteri kadar profesyonel olamıyoruz. medyaya sakız olduk resmen. lige 2 hafta kala teknik direktör krizi nedir?

not: Yalpalayarak yürüyen Bilić, 1998 FIFA Dünya Kupası’ndaki sakatlığı sırasında oynamak için maçlara sürekli iğneyle çıkmış, bu nedenle çok geç ameliyat olmuştur ve yürüme şekli bozulmuştur.

sergen yalçın

pepük
beşiktaş'a gelmesini elbette istediğim fakat henüz erken olduğunu düşündüğüm kepçe.
sivasspor'da bir kaç sezon daha üst üste geçirirse bir şeylerin daha net farkına varılır. takımı sezon başında alması elbette daha farklı olacaktır.

mircea lucescu

pepük
türkiye'den gittiğinden beridir, beşiktaş, galatasaray ve fenerbahçe gazete manşetlerinde gelip gelip giden kişi.
ne medya yoruldu bu haberi yapmaktan nede bizler yorulduk okumaktan, acaba mı lan demekten.

beşiktaş futbol takımı

pepük
fonda sezen aksu geçer geçer diye haykırıyor. aklıma düşüyor karşılıksız sevdamız.
bende öyle ahmakça, kara kara önümüzdeki sezonun hayalini kuruyorum. yeni stadyum,ambiyans, taraftarların coşkusu...
bu sene yine ayrı bir buruk kapattık sezonu. olmadı işte.
mart ayına kadar uefa'da top koştursak da, son maçlara kadar şampiyonluk şansımız devam etse de bu sene yine havlu atmaktan vazgeçemedik. utanıp sıkıldık mı beşiktaş'tan? elbette hayır. ama dargınım biraz sanki.
2-3 haftasına kadar herşey rüya gibiyken şuan medya'nın kurtları beşiktaş kapısında haber peşinde. slaven bilic gitti, gitmedi. yönetimin bu konudaki tutumu falan filan...
2 maç varken böyle bir ortama ne hacet. ligi bitirsek, sonra herkes dökse eteğindekini, giden gider, kalan kalır. beşiktaş zaten hep orada, inönü'de, seba'da, baba hakkı, şeref bey'de...

sevdamızdan asla vazgeçmeyeceğiz.

200 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol