confessions

hurremsoultan

1. nesil Yazar - - Yazar -

  1. toplam entry 12016
  2. takipçi 0
  3. puan 309313

ayrılık insanı

hurremsoultan
sezen aksu'ya nanik yapacak kişilik.
o demiyor mu ; ben işte bu yüzden kimseden gidemem, ey gidemem... diye...

ulan ne de güzeldir acaba, kalan olabilmek. sonuna kadar dirayet edip, gidene baka kalmak. gideni araştırmak, nere gitti acaba diye tasalanıp, en sonunda kafadan silip atmak...
of anam...
kaderin cilvesimidir, doğum açısı mıdır, onu ben 23 gramlık beynimle bilemem kusura bakma..

lakin, sen ki, o hep geride kalan, o hep arakadan baka kalansan ; kıymetini bil be yavrum...

senin çabalayıp çabalayıp , yaşama adapte olman , o kadar kolay ki..gidene oranla..

o giden eleman, kafa olarak gitmiyor bir kere. bunu çiz çöz kazı kafana. kafa sende. nereye gitse, sen varsın, nereye baksa, allah çarpsın sen varsın, etrafındaki kimseyi görmüyor. gördüklerini tiye alıyor. böbürleniyor bir de, ulan ben kimleri neleri bıraktım, sana mı dönüp bakıcam diye etrafındakileri de hor görüyor.. onlar tarafından da sevgyi reddeyor...

ha değişir mi ?

yok be böreğim, insan değişir mi ?

bir hatıra kalsın isterken hatıra olmak

hurremsoultan
dudaklardan dökülemeyen çaresiz satırların, anlatılamayan endişelerin ; ruha emmeli gömmeli girişmesi.

burdaki tacizi anlatabilecek başka heceler silik kalacaktı üzgünüm.

derken yaz biter, kar yağar, bahar gelir.yapraklar dökülür... mevsimler geçer...

her ayrılık sancılıdır be gülüm.. bilmez misin ?

malesef bilirsin...
aklın uzaklardadır işte.. yakınlara adapte olamamaktır işin özü. belki de merkürün geri hareketi gezegenlerin etkisidir tüm fasafiso..

sebebi mühim değil, sonucu da...

geçmiş olsun.

kartal sözlük

hurremsoultan
iki kelimesini de birleşik olarak tanımlamaktan onur duyacağım oluşum.

2 seneyi geçti sanırım, burdayım. arada -son zamanlarda- bir kesiklik oldu... manevi olarak kesikliği aklına getiren bu diyardan değildir. beni bıçakla yaralamaktan fena eder hatta... neyse işte..
bi gün, 2 sene önce bi gün... müftülüğün orda... elimde plastik bi su bardağı..

gittim erkan'la emrah'ın yanına.. o zamanlar başka arkadaşlarım var maçlardayız... neyse, o günkü maçı beraber izledik.. ardından gelişen osasuna atakları, galatasaray maçını da köyiçinde beraber izlememize veslie oldu.. derken nasıl oldu, biz deplasmana gittik... kayseri... burda kahkahanın allah'ını koparmak zorundayım. lakin normalde küfürü direm direm kullanan ben ; geç kalan bu deplasman partnerlerimin her telefonuna sallıyorum. alkollüyüm evet. ilk deplasmanım. ama insanlara ilk güvensizliğim değil. erken de varmışım beşiktaş'a; sanıyorum ki, bu elemanlar beni ekicek, her şey bir yalandan ibaret. ben de size güvendiğim güne lanet olsun diyip, içmeye devam edicem, ve bir bankta sabahlıcam.

o gecenin sabahını yazmıştım kafamda allah çarpsın.

ki o hızla nasıl içtiysem... saat dokuz daha.. zilzurna, kusuyorum,rezalet. bir baktım, erkan kusmama yardım ediyor.. vay çüş derken... bir baktım, bildiğin v.i.p bir karavanla, neydi lan onun, lüks bir arabaydı işte, biz şehirlerarası seyrediyoruz..


arkadaş.. geceyi mi toparlıyım, gündüzü mü anlamaya çalışayım. bir uyandım, onurun göbeğe uyumuşum...o da kendi bardağıyla içiyor ha hala..erkan da yanı başımda...

ulan ne sabahtı... yemin ederim rüya sandım. allah bin belamı versin ki, ilk etapta kaykaycıların olduğu meydandayım da, üstüm malüm açık, rüya görüyorum sandım...

ardındani emrahlar.. anıtkabir... kayseri maçı... tribün dehşet... çoğu inönü maçında bulamazsın o kıvamı.. 23 kere 3 lü çekmişizdir, en kuvvetlisinden...

bu benim hafızamda... tabi staddaki suçuk kokuları, içilen kuru ama nefis çorba...
dönüş yolu bi güzel.. herkesin her yeri tutulmuş, ama sesi çıkmıyor, öyle tatlı bir yorgunluk...

ben zaten, iş gezisi içeriğinde şileye gitmişim diye çıkmışım yola. yol bitmeye yakın anlaşılmış bizim aile fertleri tarafından. .ötümde değil afedersin. mutluyum. var mı ötesi.
ilk deplasmanım olum. hayatımın o kazınan ilk anlarından...

neyse, ağzıma sıçtı tabi annemler... o tarafları geçiyorum...

sonra dingoç ve sokağı, erkan ve telefonlarım, stef ve ecem, must ve benzerliklerim...

bazen pencereden bakıyorum..gözüme perde iniyor sanki, bi bok göremiyorum...
şu anlar...

lakin önceden öyle değil di.. salak saçma bir mesaj atardım onura, erkan arardı akabinde, stef alırdı, mustla şakalaşırdık... hayat akardı...

değişiyoruz tabi..
yani koşullar değişiyor...

yalnız benim bazen canım; canımı acıtasım geliyor. beşiktaşlıyız ya...

sikerim hesabı, kız başıma...

dalıp gidiyorum, maziye...
çok seviyorum çünkü o maziyi...
bildiğin çok seviyorum....



ha tanım yapayım dur allah'ını seversen...

kartalsözlük mü?

hem kartal hem sözlük mü?

çok sevmek, böyle canını acıtmak istercesi ne....

çok laylaylom gözüküp aşırı duygusal olmak

hurremsoultan
gülen yüzünüzün, kırışan göz kaslarınıza inat, en ufak bir mevzuda, kimseye göstermemeye imtina ederek, yastığa gömülme hali, ağlayarak.

gömülürsün böyle, hıçkırıkların duyulmaz, çok filmsel bir görüntüdür lakin kamera bir tek tanrı'nın objektifindedir. aranızda çekilen, aranızda konuşulan, aranızda tartışılan cinsten...
ağlarsın, düşünürsün, tartarsın ağlarsın, o duvarın en köşesine gözlerin baka kalır... dalıp gidersin gözünde bir damla yaş ile...

bana eskiden, yenildiğimiz akşamların sabahlarında olurdu bu hal... hıçkır hıçkır hıçkır derken bu moda girerdim... şimdilerde yenilmemizi beklemiyorum...
neyse...

ikizler hatunu mu tövbe bismillah.

cezalı maçlara sadece kadın ve çocukların alınması

hurremsoultan
şimdi benzetmek ne kadar doğru bilmiyorum ama,

olur ya, inönü de fener maçları... gençler birliği maçında bestelerle inleyen stad, fener maçına gelince ; bir uğultuyla kaplanır... sorarsın nedenini.. soramassın da.. kapitalizm, ah be medya diye geçiştirirsin, normal kombine sahipleri bile satıverir bu tür derby maçlarında... nitekim ; o maçlar büyük maçlardır dışardan gelen taraftarlar için... e buna da eyvallah.. adam konyadan geliyor. kasımpaşa maçı için gelecek değil ya.. malüm galatasaray maçı için geliyor... geliyor da, ne beste var hafızasında, ne bir bilmişlik...

ondandır ki, tribün hiç oturtamaz besteleri koltuklarına...sevdalı yüreklerde beyaz sürgünler desen, kulakları ilk kez aşina olan bir kitleyle karşı karşıyadır....



o misaldir bu dişi taraftarlarımızın da yoğunluğunun bulunduğu cezai işlemler uygulanan maçlar..

bizim ortakoyden de bir sürü teyze abla gittii.. bir tek siyah beyaz çekmeye aşina... başka bildiği birşey yok... nası adapte edersin o teyzeyi bir maçta trübünsel şova?

olmaz, ne o yola gelir, ne sen ona kızabilirsin...


tavsiyem o dur ki, bu tazr cezai işlemler ; 3,5 kere üst üste olsun, teyzelerim de dışlanmadan ; bestelere vakıf olabilsin.

geberten sıkıntılar içinde olmak

hurremsoultan
beşiktaş formasıyla uyumak için yeterli maneviyatsal hal.

tavsiye gibi oldu ama, işe yarıyor allah çarpsın.

artık o formaya, o çubuklara, o türk bayrağına ne anlamlar yüklediysek...

hepsi birleşip, sabah kadar olan süreçte ; alıp götürüyor kederi elemi..

almasa da, bir gece formayla uyumuş olursunuz abi.. anlatıcak olayınız olur.. nedir yanii..

hasretle yanan gönül

hurremsoultan
evvel yükseklerden uçtuğu sanılan gönül.

o gönüldür ki ; kendini sevenlere adar. bi bakar... halini soranları sorar.
yaralarını saranları arar...

velhasıl, çok be çok sevdiğim bir şarkıdır.

ağlasan, ağlanmaz, gülsen, ne haşa, bağrımı dağlar o ayrı...


bir de diyor ya ;
çaresizlik yolu bağlar...


bir de diyor; yokluğunda öldü gönlüm..

o yalan o.

aklın başta olmaması

hurremsoultan
en üper bahane.
abi birini deli gibi yaralarsın ; kanını içersin sanki ; ...""" aaa aklım başımda değildi""" diye geçiştirirsin...
musmutlu olur, deli dolu şakırsın, ertesi gübü hatırlamaz, mala bağlarsın yine aynı bahane...

cevap vermek de en sıkıntılı anları yaratan modül.
bence en güzeli de... etraf cevap bekler be gülüm ...
283 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol