confessions

gidiyorum bu

3. nesil Moderatör - - Moderatör -

  1. toplam entry 42757
  2. takipçi 3
  3. puan 822412

9 mart 2013 trabzonspor beşiktaş maçı

gidiyorum bu
kenar yönetiminin futbol takımına da sirayet eden mentalite zayıflığına kurban giden karşılaşmadır. daha sade söyleyecek olursak samet aybaba'nın aklından galibiyetten ziyade berabere kalmayı geçirerek galatasaray'a bir puan daha yaklaşmak amacını güttüğü maçtır. maç saatine kadar ki hâl, hareket, duruş ve tavırlarınızla bunu açığa vurursanız, futbolcu bunun kolaylıkla farkına varır. doğal olarak oyunu ve kendisini de rölantiye alır.

"ya kaybedersem?" endişesiyle karşılaşmaya çıkarak "bir puanı cebine koymak" belki kısa vadede samet aybaba'yı kurtarabilir. ancak bursa, eskişehir, kayseri gibi ligin hatırı sayılır deplasmanlarına çıkacağınızı ve bu maçlardan üç puanla ayrılacağınızın hiçbir garantisi olmadığını -unutmak diyemem- göz ardı etmek pahalıya patlayacaktır.

sahadaki oyuna dönecek olursak hocasının dolaylı yahut doğrudan mesajını almış olan bir beşiktaş vardı sahada. ileride yalnız başına çırpınarak, bölüm bölüm kalitesini ve tecrübesini ortaya koyarak gidişata direnmek isteyen bir mamadou niang izledik. ikinci yarıda 50. dk'da bütünüyle oyundan düşen bir orta sahaya şahit olduk. aybaba'nın necip uysal hamlesi durumu değiştirmedi. bir başka temel sıkıntı ise -ki buna sezonun genelinde rastladığımızı düşünüyorum- sol veya sağ taç çizgisine sıkıştırılmış, beş metrekarede kısa paslaşmalarla kaybedilen toplar söz konusu. oyunu ters kanada doğru geniş alana yaymıyoruz/yayamıyoruz.

ikinci göze çarpan nokta yarı sahamızdan topla çıkarken ibrahim toraman, roberto hilbert gibi oyuncuların - yetenekleri kısıtlı olmalarına rağmen- ince paslar vermeye çalışmaları. oysa basiti oynamak kendilerini küçültmez. boştaki arkadaşınıza en kestirme yoldan topu ulaştıracaksınız bu kadar kolay. ancak bu arkadaşlar dikine milimetrik paslar atmaya çalışarak top kaybına neden oldukları gibi, rakibin hızlı atağa kalkarak defansı dengesiz yakalamalarına neden oluyorlar. atmaya çalıştıkları pasları verecek adamlar bu takımda bellidir. öyleyse yapacağınız şey pozisyon uygunsa bu isimlere topu bir şekilde ulaştırmak yahut, kendisini boşa çıkaran en yakın arkadışınızı bir an önce görmek. boyunuzdan büyük işlere kalkışırsanız, bunu ciddi şekilde cezalandıracak takımlarla maç yapacağınızdan emin olarak bir daha düşünün derim.

neticede üzücü bir iki puan kaybı yaşandı. maç sonrasına baktığımızda anlaşılan o ki bu üzüntünün beşiktaş cephesindeki tek karşılığı beşiktaş taraftarı.

matematik çok zor değil. üzerinizde bulunan kazandığında siz de kazanırsanız fark korunur. rakibiniz kaybettiğinde siz kazanırsanız sıralamada yükselirsiniz. galatasaray'a bir puan daha yaklaşmak belki sizi mutlu edebilir. ancak nelerden uzaklaştırdığını düşünmek için çok zamanınız yok.

önce antrenörünüz kazanmayı isteyecek, sonra takımdan bunun gereklerini bekleyecek. üçüncü sınıf memnuniyetlerle ancak günü kurtarırsınız.

gasper vidmar

gidiyorum bu
bu sene euroleague'te en çok gelişme kaydeden uzunların başında geliyor. fenerbahçe ülker döneminde ağır protestolara ve ıslıklara maruz kalan vasat bir beş numara muamelesi görürken, şimdilerde -abdullah sözer'in yakın zamanda konuk olduğu radyo programında söylediğine göre- avrupa'nın üst sınıf takımlarının takibindeymiş.

bogdan tanjevic'in, (vurgula: neven spajija)'nın beceremediğini erman kunter becerdi. ya da yok ya çok fazla probis yiyorsa gapy, ondan bu seviyeye gelmiştir.

erman kunter

gidiyorum bu
8 mart 2013 beşiktaş caja laboral maçı'nda bitime 10 saniye kala mola alması üzerinden bazı çapsızlarca çirkin spekülasyonlara gidilen beşiktaş erkek basketbol takımı baş antrenörü. oysa maçı izleyen herkes nedenini biliyor: #251449

düşünde gördüğü oynaşını rüya tabiri olarak pazarlamaya kalkanlar ise olaya şu şekilde yaklaşmış:

http://www.basketmerkezi.com/HaberGoster/0000e478-68b8-4216-9021-76f52a167a9e/kunter-neden-mola-aldi-ozel.aspx

neyse ki kartalbasket gerekli yanıtı vermekte gecikmemiş:

http://www.kartalbasket.org/2013/03/09/kartalbasketten-aciklama/#more

zan tabak

gidiyorum bu
8 mart 2013 caja laboral beşiktaş maçı'nda takımı zaten 10 sayı farkla öndeyken ve hücum sırası kendilerindeyken karşılaşmanın bitimine 33 saniye kala son derece saygıysızca bir tavırla molaya gitmiş olan koç. mola dönüşü maciej lampe ile sayı bulup farkı 12'ye çıkardılar. ardından beşiktaş yanılmıyorsam ricky minard ile sayı bulduktan sonra 10 saniye kala bu sefer erman kunter mola alarak "sen abdiağa çayırında keçi otlatırken, ben üst tarafta çobanları güdüyordum" mesajını vermiştir.

nikola mirotic

gidiyorum bu
deplasmanda zalgiris kaunas ile oynadıkları maçta kullandığı 18 serbest atışın tamamını sayıya çevirerek euroleague rekorunu kıran oyuncu. önceki rekor 16/16 ile cibona zagrep'ten (vurgula: davor kus ) ve olympiacos'tan (vurgula: andrija zizic)'e aitti.

8 mart 2013 beşiktaş caja laboral maçı

gidiyorum bu
--alıntı--

"rakibimiz caja laboral dirençli bir takım. iyi bir kadroya sahipler. şu anda grupta bizden üst sıralarda bulunuyorlar ve bizi mağlup etmek isteyeceklerdir. ama bizim henüz galibiyet alamamış olmamız, bu maçın kolay geçeceğini göstermez. iki takım için de sert bir maç olacak. savunmaların ön planda olacağını düşünüyorum."

"evimizdeki maçlarda taraftarımızın desteğiyle daha iyi oyun ortaya koyuyoruz. muhteşem bir taraftarımız var ve artık onlara galibiyet hediye etmek istiyoruz. yarın ki maçı kazanmak için elimizden geleni yapacağız."

--alıntı--[ybkz]swh[/ybkz]

fikret orman başkanlığındaki beşiktaş yönetimi

gidiyorum bu
--alıntı--
beşiktaş'ta fikret orman "enkaz devraldım" demekte haklı da olsa, ödemeleri aynen eski yönetim gibi kabul edilebilir sürelerin üzerinde geciktirmesi, devraldığı kötü alışkanlığı sistemleştirmesi anlamına gelir ki, bu noktada da haklı eleştirilerin hedefi haline gelir. bugün olduğu gibi.

gerek erkek, gerekse kadın takımında oyuncular neredeyse 3 aydır yabancılar da dahil paralarını alamıyor. vaad edilen ödeme ise nisan ayının sonunda. tabii kimse bundan da emin değil.

fıba'daki sabıka dosyalarına bakın. en kabarık olanı beşiktaş. bu kulüpten parasını tahsil edemeyen birçok oyuncu fıba'ya başvurup paralarını faiziyle birlikte aldılar. beşiktaş 10 lira ödemediği için 15 lira ödemek zorunda kaldı. şimdi o dosyalara yenileri eklenmek durumunda.

yerli oyuncuları bir şekilde tutarsınız (yurt içinde transfer süresi geçtiği için) ama yabancılar menajerleri vasıtasıyla fıba başvurularını hazırlamaya başladı bile. yakında ihtarnameler de gelir.

ne farkınız kaldı eski yönetimden? madem feda senesi... dereceyi de feda edersiniz. şampiyonluğa oynamazsınız, daha mütevazi kadrolar kurarsınız. kupa kazanmazsınız ama itibarınızı yeniden kazanırsınız. borç yükünden bir an önce kurtulup, kupa mücadelelerini gelecek sezonlara ertelersiniz.

her şey bir yana... sakın ola ki yönetim basketbolu kambur gibi görmesin. kadın takımı "0" galibiyetli iken gelir-gider hesabı yapmış, kulübe kadın basketbolun kasasından para girdiğini ortaya çıkarmıştık. aynı hesabı erkek basketbolu için de yapsak sonuç büyük olasılıkla değişmeyecektir.

beşiktaş feda yapabilir, beşiktaşlı da yapar. ama buraya para kazanmak için gelen elin yabancısından feda beklemek olsa olsa saflık olur.

umarız sayın fikret orman ve yönetimi, mutsuz edilen oyuncularla başarı gelmeyeceğini görür ve gelecek sezon yorgan - ayak mesafesini ölçerek bütçe gerçeklerine dayalı kadrolar kurar. beşiktaş bir yerden denk bütçe planlamasına başlamak durumunda, ki bir sonraki yönetim enkaz devralmasın... farklıysanız, farkınızı ortaya koyun...

--alıntı--[ybkz]swh[/ybkz]

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol