"simsiyahı çok komik yapan benim" diyerek katkıda bulunmak istediğim önerme.
ilk yarısı itibariyle "sahada bir bayern münih var ama öteki takımı çıkaramadım" diyebileceğim karşılaşma. viktor kassai'nin ikinci yarı performansı nasıl olacak acaba..
vefatından önce hazırladığı son albümü veda & ervah-ı ezelde ismiyle kadırga müzikten çıkmıştır. ilk 25 bin albüm çıktıktan sonra iki saat içinde tükenmiş. baştan sona türkülerden oluşan bir çalışma. türküyle başladı, türküyle bitirdi.
"insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkâra yazmışlar"
http://www.youtube.com/watch?v=ogYrAxakWRU
"insanoğlu gamdan hali değildir
her birini bir efkâra yazmışlar"
http://www.youtube.com/watch?v=ogYrAxakWRU
kutlu olsundur. pepük'ün "akşama ne yemek var acaba?" sorusunu yöneltmeden gönüllü olarak bugün mutfağa girmesini temenni etmekteyim.[ybkz]swh[/ybkz]
--alıntı--
"başkan fikret orman'ı çok seviyorum. beşiktaş kulübü başkanı olduğu için de çok saygı duyuyorum. iyi bir insan ve iyi bir beşiktaşlı olduğunu da biliyorum. son dönemde üst üste gelen şeyler, akhisar belediyespor mağlubiyeti nedeniyle dağılmış, sıkılmış, yorulmuş olabilir. bu da normaldir. ama genel anlamda bu konumlarda bulunan insanların sayın başkanın ve diğer kulüp başkanlarının camialara önderlik eden kişilerin daha uzlaşmacı, diplomasiyi iyi bilen, daha sakin ve dostluklar kuran konumda olmasını bekliyorum. tabii ki kendi tercihleridir ve nasıl isterlerse öyle bir politika izlerler. ancak beşiktaş'a üç kupa kazandıran ergin ataman haksız, iki kupa kazandıran mustafa denizli haksız, rüştü haksız, nihat kahveci haksız, güntekin onay, rıdvan dilmen, sinan engin haksız, bütün herkes haksız, sayın başkan haklı. bu uslüp bence yanlış. herkes mi haksız? böyle bir bakış açısı olmaz ki."
--alıntı--
meseleyi hâlâ kim haklı kim haksız seviyesinde çözmeye çalışmaktadır. hele ki referans gösterdiği isimlere bakınca duruma vâkıf olamadığı anlaşılıyor. ya sayın onay, neden beşiktaş hakkında herkes her aklına eseni istediği üslupla ulu orta konuşma hakkına sahipken, fikret orman'ın payına sürekli centilmenlik misyonu düşüyor? manevi kanaat önderi filan değil kardeşim bu adam, başında bulunduğu oluşumu içine düştüğü durumdan kurtarmak adına stres yüklü bir şekilde elinden geleni yapmaya çalışıyor. yanlışları yok mu? mutlaka var. ama siz karşıtlığınızı yahut eleştirilerinizi samimiyet temeline oturtmadan mugalata yapmaya kalkarsanız elbette kendisinin de "durun, ne oluyoruz?" deme hakkı var.
beşiktaş'ın başkanı mahatma gandhi olmak zorunda değil. önce bunu bir bilin. fikret orman'ın da "benim her yaptığım doğrudur" dediği yok, meseleyi çarpıtmayın.
"başkan fikret orman'ı çok seviyorum. beşiktaş kulübü başkanı olduğu için de çok saygı duyuyorum. iyi bir insan ve iyi bir beşiktaşlı olduğunu da biliyorum. son dönemde üst üste gelen şeyler, akhisar belediyespor mağlubiyeti nedeniyle dağılmış, sıkılmış, yorulmuş olabilir. bu da normaldir. ama genel anlamda bu konumlarda bulunan insanların sayın başkanın ve diğer kulüp başkanlarının camialara önderlik eden kişilerin daha uzlaşmacı, diplomasiyi iyi bilen, daha sakin ve dostluklar kuran konumda olmasını bekliyorum. tabii ki kendi tercihleridir ve nasıl isterlerse öyle bir politika izlerler. ancak beşiktaş'a üç kupa kazandıran ergin ataman haksız, iki kupa kazandıran mustafa denizli haksız, rüştü haksız, nihat kahveci haksız, güntekin onay, rıdvan dilmen, sinan engin haksız, bütün herkes haksız, sayın başkan haklı. bu uslüp bence yanlış. herkes mi haksız? böyle bir bakış açısı olmaz ki."
--alıntı--
meseleyi hâlâ kim haklı kim haksız seviyesinde çözmeye çalışmaktadır. hele ki referans gösterdiği isimlere bakınca duruma vâkıf olamadığı anlaşılıyor. ya sayın onay, neden beşiktaş hakkında herkes her aklına eseni istediği üslupla ulu orta konuşma hakkına sahipken, fikret orman'ın payına sürekli centilmenlik misyonu düşüyor? manevi kanaat önderi filan değil kardeşim bu adam, başında bulunduğu oluşumu içine düştüğü durumdan kurtarmak adına stres yüklü bir şekilde elinden geleni yapmaya çalışıyor. yanlışları yok mu? mutlaka var. ama siz karşıtlığınızı yahut eleştirilerinizi samimiyet temeline oturtmadan mugalata yapmaya kalkarsanız elbette kendisinin de "durun, ne oluyoruz?" deme hakkı var.
beşiktaş'ın başkanı mahatma gandhi olmak zorunda değil. önce bunu bir bilin. fikret orman'ın da "benim her yaptığım doğrudur" dediği yok, meseleyi çarpıtmayın.
laboral'in yöneten hakemlerle ilgili şikayetlerini görüntülü olarak paylaştıkları karşılaşma. hakemlerden birisini tanıdınız mı?[ybkz]swh[/ybkz]
http://www.youtube.com/watch?v=i-UVXHrZk2Q
http://www.youtube.com/watch?v=i-UVXHrZk2Q
zeynep değirmencioğlu'nun pamuk prenses'i canlandırdığı yeşilçam'a uyarlanmış hâlini an itibariyle cine 5'te izlediğim eser. yalnız bir sahnede cücelerden birisi diğerine "aboooo ne kadar da çok çalışmışsın bugün" dedi.
bizim o taraflardan da istihdam etmişler demek ki. o şimdi pamuk prenses'ten akşam yemeğinde gâvurdağı salatası da ister.
bizim o taraflardan da istihdam etmişler demek ki. o şimdi pamuk prenses'ten akşam yemeğinde gâvurdağı salatası da ister.
barcelona regal'in işler zora girdiğinde oldukça soğukkanlı kalabilen iki büyük oyuncusu [ybkz]swh[/ybkz] [ybkz]swh[/ybkz] ile daha önde gözüktüğü karşılaşma. pana'nın savunma direncini her zamankinin daha üzerine çekmesi, sofo'nun erken faul problemine girmemesi, gist'in toparlanması önemli parametreler.
bir de argiris pedoulakis'in gözlerine inanıyorum ben.[ybkz]swh[/ybkz]
bir de argiris pedoulakis'in gözlerine inanıyorum ben.[ybkz]swh[/ybkz]
anadolu efes'te, kadro dışı bırakılan sasha vujacic'in forma giyemeyeceği mücadele. pire barış ve dostluk spor salonu'nun atmosferi bir oaka kadar değil elbette ancak oly taraftarının bu maçta elinden geleni yapacağı aşikâr. tahminimce maç sonuna kadar karşılaşmayı kafa kafaya götüremeyen bir efes, yenilerek veda eder. son saniyeye kadar sayı fark 2-3 civarında gezerse kimin kimini kandıracağı belli olmaz.
eh bir de tabii vassilis spanoulis geçen seneki formundan fersah fersah uzakta olmasa şimdi bunları konuşmazdık.
eh bir de tabii vassilis spanoulis geçen seneki formundan fersah fersah uzakta olmasa şimdi bunları konuşmazdık.
bayern'in son dönemde bilhassa real madrid özelinde avrupa'nın büyük takımlarına kaptırdığı bundesliga'da boy veren yıldızları[ybkz]swh[/ybkz] [ybkz]swh[/ybkz] [ybkz]swh[/ybkz] toplama alışkanlığına yeniden geri döndüğünün nişanesidir. ha bu sefer önceki hamlelerinden farklı olarak uli höness'in mevzularından dolayı "el çabukluğu marifet" düzleminde işi bitirdiler.
dortmund açısından feveran edilecek herhangi bir durum olduğunu düşünmüyorum. yapılanmasını önemli ölçüde tamamlamış, oturmuş ve işleyen bir düzenleri var. bir tek mario götze'nin ayrılışıyla alt üst olacaklarsa şayet, biz başka bir filme bilet almışız demektir.
yoksa bayern aynı bayern..
dortmund açısından feveran edilecek herhangi bir durum olduğunu düşünmüyorum. yapılanmasını önemli ölçüde tamamlamış, oturmuş ve işleyen bir düzenleri var. bir tek mario götze'nin ayrılışıyla alt üst olacaklarsa şayet, biz başka bir filme bilet almışız demektir.
yoksa bayern aynı bayern..
sonrasında caja laboral tribünlerinden ettore messina'nın yardımcısı shakulin'e portakal atılan karşılaşma. sanırım sıkmalık portakal.
http://www.youtube.com/watch?v=whbXotQBkVc
http://www.youtube.com/watch?v=whbXotQBkVc
bu akşam[ybkz]swh[/ybkz] yüzde yüz futbol programına canlı yayında bağlanan fikret orman'ın sağlı sollu salvolarına maruz kalmış futbol yorumcusu. programın bitimine yakın güntekin onay ve ntv yönetimine sitem ederek bilinçli olarak fikret orman'ın canlı yayına alındığını ima etmiştir.
"bunlara ne gerek var, beşiktaş başkanı gelir burada bir gün canlı yayın konuğumuz olur. bizler sorarız, kendisi anlatır. tamam beşiktaş'ın futbolcularına borcu olmadığını, samet aybaba ile aralarında hiçbir sorun olmadığını öğrenmiş olduk. çok güzel. umarım bundan sonra da hiç olmaz." mealinde bir şeyler gevelemiştir.
ahaha üzmeyin rıdo'yu.[ybkz]swh[/ybkz]
"bunlara ne gerek var, beşiktaş başkanı gelir burada bir gün canlı yayın konuğumuz olur. bizler sorarız, kendisi anlatır. tamam beşiktaş'ın futbolcularına borcu olmadığını, samet aybaba ile aralarında hiçbir sorun olmadığını öğrenmiş olduk. çok güzel. umarım bundan sonra da hiç olmaz." mealinde bir şeyler gevelemiştir.
ahaha üzmeyin rıdo'yu.[ybkz]swh[/ybkz]
bu sonuçla birlikte elinde hiç de fena sayılmayacak bir kadro bulunan boluspor teknik direktörü oğuz çetin'in istifa etmesini yahut görevine son verilmesini beklediğim karşılaşma.
anladığım kadarıyla (başından yetişemedim çünkü) yüzde yüz futbol programında rıdvan dilmen merkezli olarak konuşulanlar üzerine bağlanmış ve sert bir şekilde konuşmuştur.
teknik direktörlük olarak uzun dönemli bir strateji belirledikten sonra samet aybaba ile dört yıllık bir sözleşme imzaladıklarını, ancak her ne kadar söylem olarak stratejiler uzun dönemli belirlense de saha içinde alınan skorların bu plânları icraat kısmında hayata geçirmeyi engelleyebildiğini söylemiştir. bu doğrultuda sezon bitiminde tekrar bir araya gelerek samet aybaba'nın durumunu görüşeceklerini, ancak şu aşamada basında çıkan isimlerin yahut bu isimlerle görüşüldüğü iddialarının gerçeği yansıtmadığını açıklamıştır.
beşiktaş'ın profesyonel bir anlayışla yönetilmediğini söyleyenlerin sezon sonunda ne kadar profesyonelce yönetileceğini göreceklerini belirtmiştir.
sinan engin'i kastederek, geçmişte beşiktaş'ta menajer olarak çalışanların kulubü nasıl zarara uğrattıklarını söyleyerek o programları ciddiye almadığından bağlanma ihtiyacı hissetmediğini söylemiştir.
oyunculara hiçbir borçlarının olmadığını, en geç nisan sonu/mayıs ayı içinde stad inşaatına başlayacaklarını ve önümüzdeki sene beşiktaş'ın borçlarını 100'lü, 200'lü rakamlara çekmeyi hedeflediklerini açıklamıştır.
mustafa denizli ile yaşananlar hakkında ise, bir basın mensubunun soruyu o şekilde sorduğunu (sanırım soru "mustafa denizli fatih terim'in karşısına çıkmaya cesaret edemediği için mi beşiktaş'ın teknik direktörlüğünü kabul etmedi?" şeklinde gelmiş), kendisinin de "o mustafa hocanın takdiridir" şeklinde yanıtladığını ve bu cevabın ilgili basın mensubu tarafından twitter'a bilinen şekliyle yansıttığını açıklamıştır.
yalap şap aklımda kalanlar bunlar. tabii programın dökümü internete düşerse daha net bir şekilde paylaşma imkânı olacaktır.
teknik direktörlük olarak uzun dönemli bir strateji belirledikten sonra samet aybaba ile dört yıllık bir sözleşme imzaladıklarını, ancak her ne kadar söylem olarak stratejiler uzun dönemli belirlense de saha içinde alınan skorların bu plânları icraat kısmında hayata geçirmeyi engelleyebildiğini söylemiştir. bu doğrultuda sezon bitiminde tekrar bir araya gelerek samet aybaba'nın durumunu görüşeceklerini, ancak şu aşamada basında çıkan isimlerin yahut bu isimlerle görüşüldüğü iddialarının gerçeği yansıtmadığını açıklamıştır.
beşiktaş'ın profesyonel bir anlayışla yönetilmediğini söyleyenlerin sezon sonunda ne kadar profesyonelce yönetileceğini göreceklerini belirtmiştir.
sinan engin'i kastederek, geçmişte beşiktaş'ta menajer olarak çalışanların kulubü nasıl zarara uğrattıklarını söyleyerek o programları ciddiye almadığından bağlanma ihtiyacı hissetmediğini söylemiştir.
oyunculara hiçbir borçlarının olmadığını, en geç nisan sonu/mayıs ayı içinde stad inşaatına başlayacaklarını ve önümüzdeki sene beşiktaş'ın borçlarını 100'lü, 200'lü rakamlara çekmeyi hedeflediklerini açıklamıştır.
mustafa denizli ile yaşananlar hakkında ise, bir basın mensubunun soruyu o şekilde sorduğunu (sanırım soru "mustafa denizli fatih terim'in karşısına çıkmaya cesaret edemediği için mi beşiktaş'ın teknik direktörlüğünü kabul etmedi?" şeklinde gelmiş), kendisinin de "o mustafa hocanın takdiridir" şeklinde yanıtladığını ve bu cevabın ilgili basın mensubu tarafından twitter'a bilinen şekliyle yansıttığını açıklamıştır.
yalap şap aklımda kalanlar bunlar. tabii programın dökümü internete düşerse daha net bir şekilde paylaşma imkânı olacaktır.
an itibariyle yüzde yüz futbol programında esip gürlemektedir.
beko basketbol liginin 27. haftasında en az sayı yiyen[ybkz]swh[/ybkz] takım olmuştur.
zamanında saba'nın reklam yüzü olarak nasıl değerlendirilmediğine hayıflandığım ali şen döneminin fenerbahçe futbol şubesi sorumlusu. (şadan kalkavan ile ortak yürütüyorlardı galiba)
"saba çok iyi televizyon" mottosu için ondan ideali var mıydı? bir de "tamam mı" eklerdi sonuna, mis..
"saba çok iyi televizyon" mottosu için ondan ideali var mıydı? bir de "tamam mı" eklerdi sonuna, mis..
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?