confessions

gidiyorum bu

3. nesil Moderatör - - Moderatör -

  1. toplam entry 41205
  2. takipçi 3
  3. puan 793837

john holland

gidiyorum bu
--alıntı--

"John Holland, kolej kariyerinde Boston Üniversitesi’nin en skorer oyuncusuydu. Repertuarının çok zengin olmasıyla, hem şut özelliğiyle, hem de çembere gidebilmesiyle çok yönlü bir oyuncu olarak sivrilmişti. 3 sezondur Avrupa’da (2 sezon Fransa’da 1 sezon İspanya’da) oynuyordu. Bu Yaz aldığı çeşitli tekliflere karşın NBA rüyasının peşinden gitmeyi seçti ve tüm Yaz’ı San Antonio Spurs kampında geçirdi. Avrupa’dan gelen tekliflerle fazla ilgilenmemişti ve Porto Riko milli takımıyla Dünya Şampiyonası’na katılmayı da istememişti. San Antonio Spurs, John Holland ile bir kısmı garanti olan bir kontrat imzaladı.

Fakat NBA’de şöyle bir şey var, oyuncuların sezon başına kadar kendileriyle birlikte çalışmasını tercih ediyor kulüpler, ve o sırada kadroları 18-20 kişi olabiliyor. Sezon açılırken de bu kadroyu 14’e kadar indirebiliyorlar, yani 4-5 oyuncu artıyor. Bu oyuncularla da yine mukavelelerini sürdürüyorlar, kontratlar devam ediyor ama oyuncular D-League’de, pilot lig diye tabir edebileceğimiz Geliştirme Ligi’nde forma giyiyorlar. Ana kadroda herhangi bir sıkıntı olduğunda bu oyunculardan takviyeler yapılabiliyor. John Holland ile San Antonio Spurs’un yapmış olduğu anlaşma da böyleydi. Büyük ihtimalle de Ekim ayının sonuna doğru sezon açılırken John Holland, Spurs’un Geliştirme Ligi’ndeki takımı olan Austin Toros’a gönderilecekti.

San Antonio takımının geçtiğimiz günlerde İstanbul’a gelmiş olması bizim için iyi bir tesadüf oldu . Onların yöneticileriyle, koçlarıyla olan iyi ilişkilerimiz ve bu sayede yüz yüze görüşebilme şansımızın olması, John Holland’ı onlardan talep edebilmemize fırsat verdi. San Antonio Spurs takımı da oyuncuları Holland’ın Beşiktaş gibi bir takımla Avrupa’da oynamasının, Eurocup’ta mücadele edecek olmasının kendileri için önemli olduğunu söylediler. Gelecek yıl onu tekrar düşündükleri zaman oyuncunun böyle bir rekabetten gelecek olmasının önemli bir artı olacağını düşündüler. Bizim teklifimiz sonucu Holland ile ilgili olan Geliştirme Ligi’nde oynatmak projelerinden vazgeçtiler ve bizim için oyuncuyu serbest bırakmaya, bonservisini vermeye karar verdiler. Oyuncunun kendisi de buna rıza gösterdi. Onun isteği olmasaydı bu transferin olma ihtimali yoktu."

--alıntı--

[ybkz]swh[/ybkz]

emrah bayraktar

gidiyorum bu
15 ekim 2014 beşiktaş integral forex union olimpija maçı öncesinde galatasaraylı olduğu iddiasıyla kulüpten gönderilmesi için akatlar spor salonu'nun otoparkında imza toplanan kişi. bir kere adam beşiktaşlı. ikincisi uğraşılan işlere bak.

ali ece'nin şu yazısını okuyup, okutmakta fayda var.

http://www.aliece.com/2014/10/bjk-altyapisinin-hakiki-gercekleri-aynen-devam-et-emhrah-bayraktar/#more-3060

15 ekim 2014 beşiktaş integral forex union olimpija maçı

gidiyorum bu
üç çeyrek boyunca eldeki kadro yapısıyla örtüşmeyen son derece yavaş ve bir o kadar da kötü basketbolun beşiktaş adına ortaya konulduğu karşılaşma. son çeyrekte ise tamamen bir-iki oyuncunun bireysel performansları üzerinden elde edilen ivme. pick'n roll dışında neredeyse hiçbir doğru düzgün hücum setimizin olmadığını söyleyebilirim.

maçta hem savunmada hem de hücumda ne yaptığını bilen tek isim ryan broekhoff'tu. ondan sonra da biraz jajuan johnson ve chris lofton. kerem tunçeri yaşı gereği çabuk yoruluyor. engin atsür henüz hazır değil. hilton armstrong çok savruk, dağınık. şu haliyle bu sezon laboral kutxa'ya trasnfer olan colton iverson'u fazlasıyla aratır. hele set hücumuna geçildiğinde oldukça sıradan bir oyuncu haline geliyor.

kritik pozisyonlarda çok kötü hakem kararlarının gelmesi kandemir ve ekibini dün akşamlık da kurtardı belki ancak sahada ne hücumda ne de savunmada hiç organize değiliz.

slaven bilic

gidiyorum bu
fenerbahçe ülker san antonio spurs maçına gitmesinde hiçbir sakınca olmayan teknik adam. söylemlerinde, davranışlarında semtiyle, kültürüyle geleneği ile beşiktaş'ı sonuna kadar içselleştirmiş bir profil çizmemesi yeterlidir. mesela o söz konusu maçı izlemeye giden bir çok beşiktaşlı genç taraftar var. ama o çocuklar ha deyince kalkıp at&t center'a gidip bu oyuncuları izleyemez. elbette bu fırsatı değerlendirmek isteyeceklerdir.

ama sayın bilic'in beşiktaş taraftarının zaaf noktalarını kavrayarak o damara çalışmasının yarattığı kutsal(?) algının maliyeti aynı gün beşiktaş maçında olmasından geçer. böyle bir zorunluluğu yoktur. öyleyse davranış kalıplarını sadece işiyle ilgilenen profesyonel bir teknik adam tarzında yeniden düzenleyerek işe başlayabilir. beşiktaş teknik direktörü slaven bilic olsun. beşiktaş taraftarı gibi davranmasına lüzum yok. değil çünkü.

john benjamin toschak, jean tigana, nevio scala, mircea lucescu vb. aynı maçı tribünde izlese hiç yadırgamam. zira bu isimler beşiktaş teknik direktörlüğünü yürütürken bir yandan da beşiktaşlı olma izlenimi yaratmadılar.

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol