Türkiye saati ile 18:30 başlayacak maç.
listemizde 4 .sırayı göztepe- karşıya düşmanlığı alıyor. güzelim izmir`in en kötü tarafı taraftarları dedirten ikili.
fenerbahçe`nin 2-1 kazandığı maç.
süper lig`de 5. haftanın kapanış maçı 5 ocak fatih terim stadında saat 20.00 da başlayacak hakem suat arslanboğa`nın yöneteceği maç.
josef de souza ile 86. dakikada fenerbahçe`nin 2-1 öne geçtiği maç.
emmanuel emenike'nin 22. dakikadaki golü ile fenerbahçe'nin ilk yarıyı 1-0 önde kapattığı, 80. dakikada nabil ghilas'n golü ile gaziantepspor'un eşitliği yakaladığı maç. 85. dakikası 1-1 geçilen maç.
trabzonspor da bitmeyen dertlere yenisini ekleyen isim.
"FIFA'nın, transferi önceki yönetim döneminde gerçekleştirilen Dame N'Doye ve Douglas Franco'nun bonservis bedelleri konusunda geciken ödemeler nedeniyle Trabzonspor Kulübü'ne 2 milyon 300 bin Euro'luk ceza kestiği öğrenildi."
(bkz: douglas franco)
"FIFA'nın, transferi önceki yönetim döneminde gerçekleştirilen Dame N'Doye ve Douglas Franco'nun bonservis bedelleri konusunda geciken ödemeler nedeniyle Trabzonspor Kulübü'ne 2 milyon 300 bin Euro'luk ceza kestiği öğrenildi."
(bkz: douglas franco)
bursaspor`un evinde 1-0 kazandığı maç.
gol:CRISTOBAL ANDRES JORQUERA TORRES,62.dk
gol:CRISTOBAL ANDRES JORQUERA TORRES,62.dk
25 eylül 2016 günü kendi sahalarında oynanan istanbulspor maçı imc televizyonundan canlı yayınlanan takım.
başbakan binali yıldırım'ın evlilikte rahatlığın sırrı olarak açıkladığı uyarı.
"25 eylül’de katıldığı kardeşi eyüp yıldırım’ın kızı emine yıldırım’ın nikah töreninde evlilikte mutluluğun sırrını verdi. geline ve damada yönelik evlilikte mutluluğun formülünün “peki” demek olduğunu savunan yıldırım, damada “evliliğin sırrı nedir biliyor musunuz? itaat et, rahat et.” dedi.
evlenen yeğeni emine yıldırım’a ise şunları söyledi:
“emine, sen de havaya girme. gökhan hiddetlendiğinde ‘peki’ demesini bilmelisin.”
"25 eylül’de katıldığı kardeşi eyüp yıldırım’ın kızı emine yıldırım’ın nikah töreninde evlilikte mutluluğun sırrını verdi. geline ve damada yönelik evlilikte mutluluğun formülünün “peki” demek olduğunu savunan yıldırım, damada “evliliğin sırrı nedir biliyor musunuz? itaat et, rahat et.” dedi.
evlenen yeğeni emine yıldırım’a ise şunları söyledi:
“emine, sen de havaya girme. gökhan hiddetlendiğinde ‘peki’ demesini bilmelisin.”
(bkz: 24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçı) sonrası kendisine mikrofon uzatan beyaz tv spikerinin "ahmet çakar ve sinan engin türkiye'ye hoş geldin diyor" sözüne ''onlar kim, tanımıyorum.'' şeklinde cevap veren futbolcu.
güzel güneşli bir havada çok iyi olmayan bir zeminde az ama coşkulu bir tribün önünde ilk 10 dakikası 0-0 geçilen maç.
(bkz: 24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçı) sonrasında bir açıklama yayınlayan yönetim.
"Yaşanan birkaç münferit hadise dışında sporun ruhuna, fair play ilkesine ve her iki kulübün köklü geçmişiyle büyük taraftarına yakışır bir şekilde sonuçlanan bu derbinin ülkemizin ihtiyaç duyduğu birlik ve beraberlik atmosferine sağladığı katkıdan dolayı memnunuz. Beşiktaş Kulübü yönetimine gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür ediyor, Beşiktaş yönetimini ve taraftarını ligin ikinci yarısında Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'da oynanacak maçta aynı samimi duygularla ağırlamak için hazırlanıyoruz."
"Yaşanan birkaç münferit hadise dışında sporun ruhuna, fair play ilkesine ve her iki kulübün köklü geçmişiyle büyük taraftarına yakışır bir şekilde sonuçlanan bu derbinin ülkemizin ihtiyaç duyduğu birlik ve beraberlik atmosferine sağladığı katkıdan dolayı memnunuz. Beşiktaş Kulübü yönetimine gösterdikleri misafirperverlik için teşekkür ediyor, Beşiktaş yönetimini ve taraftarını ligin ikinci yarısında Ali Sami Yen Spor Kompleksi Türk Telekom Arena'da oynanacak maçta aynı samimi duygularla ağırlamak için hazırlanıyoruz."
2-1 kayseri'nin kazandığı maç. yine boş stad, yine bir avuç kayserili. tek güzel yanı gündüz oynandı, cereyan boşa yanmadı.
her ne kadar sunumlarda "ezeli rakip ebedi dost" olarak gösterilse de ve yine her ne kadar komşu illerin takımları olsalar da, ki bu durumda düşmanlıkları ve saldırganlıkları daha da artıyor; türkiye sınırları içerisinde kardeşlik masalına örnek olmaları açısından öncelikle kendi içlerinde sorunlu tribünlerin dökümüdür aşağıdakiler.
zeytinburnu - karagümrük
zeytinburnu - sakarya
birde amedspor dersimspor gibi takım ve taraftarlarını başta olmak üzere(tersi olmuşsa onları da altay`ın diyarbakır`da başına gelenler gibi)
etnik milliyetçilik temelinde yapılan "kardeşlikler" var onları da yazalım.
zeytinburnu - karagümrük
zeytinburnu - sakarya
birde amedspor dersimspor gibi takım ve taraftarlarını başta olmak üzere(tersi olmuşsa onları da altay`ın diyarbakır`da başına gelenler gibi)
etnik milliyetçilik temelinde yapılan "kardeşlikler" var onları da yazalım.
27 eylül 1967, lagos, nijeryalı millî futbolcu. türk vatandaşlığına geçerek deniz uygar adını almıştır.fenerbahçe ve istanbulspor`da forma giymiş murat şahin tarafından ayağı ebru gündeş tarafından kalbi kırılmıştır.
halihazırdaki iktidar tarafından sürekli dillendirilen, ete kemiğe bürünmesi ise zor görünen adı üstünde "ruh."
24 eylül 2016 günü haziran hareketi üyeleri tarafından dağıtılmak istenen sonucunda polis tarafından aralarında parti genel başkanlarınında bulunduğu 20 kişinin gözaltına alınması ile sonuçlanan bildirinin başlığı .bildirinin tam metni aşağıdaki gibidir.
--alıntı--
Gün, dinciliğin saltanatına karşı laikliği kazanma günüdür!
“Türkiye’yi 14 yıldır din tüccarları, din bezirgânlan yönetiyor. Türkiye’yi on dört yıldır kendi çocuklarına gemicikler alanlar, paraları sıfırlayanlar, saraylarda oturanlar, bunu yaparken de halkın en samimi inançlarını sömürenler yönetiyor.
Türkiye’yi on dört yıldır zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapanlar, halkın sofrasındaki ekmeğe göz koyanlar, sofradaki o ekmekten her gün biraz daha çalanlar, bunu yaparken de sürekli ‘Ezan, kuran, din, iman’ diyenler yönetiyor. Bu din tüccarları, bu kan emiciler, düne kadar Gülen Cemaati ile ortaktılar. ‘Ne istediler de vermedik’ diyorlardı, ‘Alnı secdeye gelen adamdan zarar gelmez’ diyorlardı.
Sınav sorularını birlikte çaldılar, mülakatlarda torpil yaptılar, liyakat esasına göre değil tarikat mensupluğu esasına göre atama yaptılar, devleti kendi kadrolarıyla doldurdular.
‘Kindar ve dindar nesil’ yetiştirmek adına eğitim sistemini hallaç pamuğu gibi attılar, bütün okulları imam-hatipleştirdiler. Müfredatı akla, bilime sığmayan hurafelerle doldurdular, küçücük çocukların zihinlerini ‘değerler eğitimi’ adı altında bulandırdılar, temel bilimlerin yerine din derslerini koydular.
Gelecek nesiller yurttaş değil tebaa olsunlar, kendilerine biat etsin, ses çıkarmasın, haklarını aramasın, hesap sormasın istediler.
Memleketin fabrikalarını, madenlerini, limanlarını, ormanlarını, derelerini sattılar. Memleketi yandaşlarına peşkeş çektiler, işçiye güvencesiz ve taşeron çalışmayı reva gördüler, iş cinayetlerinde binlerce işçinin kanına girdiler. Çalışanların emeğine, alın terine, göz nuruna el koydular, kendileri zevk ü sefa içinde, lüks içinde yaşamaya devam ettiler.
Birbirleriyle girdikleri güç savaşı nedeniyle memleketi 15 Temmuz günü ateşe attılar. Düne kadar ortaklık yaptıkları, her türlü örgütlenmesine göz yumdukları, destek oldukları Cemaat ordudaki örgütlenmesi aracılığıyla askeri darbe yapmaya kalkıştı; onlarca insan yaşamını yitirdi, ülkemiz kardeşin kardeşi, komşunun komşuyu kıracağı bir iç savaşın eşiğinden döndü.
Darbeyi bahane ederek kendi darbelerini yürürlüğe koydular, Olağanüstü Hal ilan ederek hukukun son kırıntılarını da ortadan kaldırdılar, Anayasayı askıya aldılar, Meclis’i fiilen kapattılar. Cemaat temizliğini bahane ederek cadı avına giriştiler, çıkardıkları KHK’larla binlerce insanın ekmeğini elinden aldılar, muhalif sesleri açlıkla, işsizlikle terbiye etmeye çalıştılar.
Din tüccarları, din bezirgânları bu ülkenin sadece parasını çalmadı, zenginliklerini peşkeş çekmedi; memleketin, yurttaşlarımızın, gençlerimizin hem bugününü hem yarınını çaldı, barış içerisinde ve kardeşçe bir arada yaşama umudunu elinden aldı, ülkenin kaderini bir adamın iki dudağının arasına hapsetti, Türkiye’yi bir felaketin eşiğine getirdi.
Bu vahim manzara karşısında çaresiz değiliz. Bu felakete doğru doludizgin gidişe hem bugünlerimiz, hem yarınlarımız, hem kendimiz hem çocuklarımız adına dur demek zorundayız.
Emeği çalınan işçiler olarak, ataması yapılmayan öğretmenler olarak, torpil yüzünden işe giremeyen gençler olarak, çalınan sınav sorularının magduru öğrenciler olarak, ürününü üç kuruşa satan köylüler olarak, namus cinayeti adı altında katledilen kadınlar olarak, inançları istismar edilen yurttaşlar olarak bu gidişata dur demeliyiz. Dinciliğin saltanatına karşı laiklik için mücadele etmeli, laikliği kazanmalıyız.
Gün diktaya karşı omuz omuza, yan yana durma günüdür! Gün emeğin, barışın, kardeşliğin ve özgürlüğün Türkiyesini birlikte kurma günüdür!”
--alıntı--
--alıntı--
Gün, dinciliğin saltanatına karşı laikliği kazanma günüdür!
“Türkiye’yi 14 yıldır din tüccarları, din bezirgânlan yönetiyor. Türkiye’yi on dört yıldır kendi çocuklarına gemicikler alanlar, paraları sıfırlayanlar, saraylarda oturanlar, bunu yaparken de halkın en samimi inançlarını sömürenler yönetiyor.
Türkiye’yi on dört yıldır zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapanlar, halkın sofrasındaki ekmeğe göz koyanlar, sofradaki o ekmekten her gün biraz daha çalanlar, bunu yaparken de sürekli ‘Ezan, kuran, din, iman’ diyenler yönetiyor. Bu din tüccarları, bu kan emiciler, düne kadar Gülen Cemaati ile ortaktılar. ‘Ne istediler de vermedik’ diyorlardı, ‘Alnı secdeye gelen adamdan zarar gelmez’ diyorlardı.
Sınav sorularını birlikte çaldılar, mülakatlarda torpil yaptılar, liyakat esasına göre değil tarikat mensupluğu esasına göre atama yaptılar, devleti kendi kadrolarıyla doldurdular.
‘Kindar ve dindar nesil’ yetiştirmek adına eğitim sistemini hallaç pamuğu gibi attılar, bütün okulları imam-hatipleştirdiler. Müfredatı akla, bilime sığmayan hurafelerle doldurdular, küçücük çocukların zihinlerini ‘değerler eğitimi’ adı altında bulandırdılar, temel bilimlerin yerine din derslerini koydular.
Gelecek nesiller yurttaş değil tebaa olsunlar, kendilerine biat etsin, ses çıkarmasın, haklarını aramasın, hesap sormasın istediler.
Memleketin fabrikalarını, madenlerini, limanlarını, ormanlarını, derelerini sattılar. Memleketi yandaşlarına peşkeş çektiler, işçiye güvencesiz ve taşeron çalışmayı reva gördüler, iş cinayetlerinde binlerce işçinin kanına girdiler. Çalışanların emeğine, alın terine, göz nuruna el koydular, kendileri zevk ü sefa içinde, lüks içinde yaşamaya devam ettiler.
Birbirleriyle girdikleri güç savaşı nedeniyle memleketi 15 Temmuz günü ateşe attılar. Düne kadar ortaklık yaptıkları, her türlü örgütlenmesine göz yumdukları, destek oldukları Cemaat ordudaki örgütlenmesi aracılığıyla askeri darbe yapmaya kalkıştı; onlarca insan yaşamını yitirdi, ülkemiz kardeşin kardeşi, komşunun komşuyu kıracağı bir iç savaşın eşiğinden döndü.
Darbeyi bahane ederek kendi darbelerini yürürlüğe koydular, Olağanüstü Hal ilan ederek hukukun son kırıntılarını da ortadan kaldırdılar, Anayasayı askıya aldılar, Meclis’i fiilen kapattılar. Cemaat temizliğini bahane ederek cadı avına giriştiler, çıkardıkları KHK’larla binlerce insanın ekmeğini elinden aldılar, muhalif sesleri açlıkla, işsizlikle terbiye etmeye çalıştılar.
Din tüccarları, din bezirgânları bu ülkenin sadece parasını çalmadı, zenginliklerini peşkeş çekmedi; memleketin, yurttaşlarımızın, gençlerimizin hem bugününü hem yarınını çaldı, barış içerisinde ve kardeşçe bir arada yaşama umudunu elinden aldı, ülkenin kaderini bir adamın iki dudağının arasına hapsetti, Türkiye’yi bir felaketin eşiğine getirdi.
Bu vahim manzara karşısında çaresiz değiliz. Bu felakete doğru doludizgin gidişe hem bugünlerimiz, hem yarınlarımız, hem kendimiz hem çocuklarımız adına dur demek zorundayız.
Emeği çalınan işçiler olarak, ataması yapılmayan öğretmenler olarak, torpil yüzünden işe giremeyen gençler olarak, çalınan sınav sorularının magduru öğrenciler olarak, ürününü üç kuruşa satan köylüler olarak, namus cinayeti adı altında katledilen kadınlar olarak, inançları istismar edilen yurttaşlar olarak bu gidişata dur demeliyiz. Dinciliğin saltanatına karşı laiklik için mücadele etmeli, laikliği kazanmalıyız.
Gün diktaya karşı omuz omuza, yan yana durma günüdür! Gün emeğin, barışın, kardeşliğin ve özgürlüğün Türkiyesini birlikte kurma günüdür!”
--alıntı--
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?