galatasaray spor kulübü

7 /
ala rase
ne kadar çok borçları olsa da ellerine geçen para sayesinde borcu döndürebilen kulüptür. ekonominin altın kuralıdır borcu döndürebilmek. bu anlamda size amerika'yı örnek gösterebilrim. dünyanın en borçlu ülkesidir kendileri.

galatasaray'da evet çok borç var ancak para girişinin de çok yükseklerde olduğu yadsınamaz bir gerçek. bu sene sadece kombinelerden 30 milyon tl kadar bir para kazanmışlardır. gs store gelirleri de çok artmıştır.

ekonomik anlamda gelişmelerini de belki şaşırırsınız ama adnan polat döneminde yaşamışlardır. o zamanlarda atılan adımlar bugün meyvelerini vermektedir.
ala rase
beşiktaş'ın her zaman için hor görüldüğünü kanıtlayan hareketler yapan kulüp.

dönem 2010-2011. beşiktaş ibb'nin 2 oyuncusunu transfer etmek istemektedir. oyuncuların menaceri ve kulüp başkanı ile temasa geçer. telefon görüşmeleri kayıt altına alınır savcılık tarafından. ibb ve beşiktaş arasında kupa maçı oynanacaktır. bu iki oyuncu kupada oynar. hatta bir tanesi gol atar ve güzel oynarlar. [ybkz]swh[/ybkz] bu görüşmelerdeki konuşmaları hukuken yanlış bulunur ve teknik direktör, asbaşkan ceza alır.

ileri saralım filmi. dönem 2011-2012. galatasaray manisasporla oynayacaktır. galatasaray yiğit gökoğlan'ı istiyor haberleri ayyuka çıkmaya başladı. yiğit gökoğlan o maçta oynamadı. garip değil mi?

galatasaray antalyaspor'la oynayacaktır. galatasaray necati'yi istemektedir. o maçta necati oynamaz.

galatasaray trabzonspor'la oynayacaktır. burak yılmaz'ı istediğini sağır sultan bile duyar. burak'ın galatasaraylı oyuncularla fotoğrafları çekilir.[ybkz]swh[/ybkz] burak o maçta oynamaz.

gelin bu üç futbolcunun ortak özelliğini bulun?

sonradan hatırlamayla gelen edit : amrabat'ı unutmuşum. görüyor musun? çok temizler değil mi? ak kaşıklar sizi.
gagam koptu sira pencelerimde
şike soruşturmasının ve davasının tamamen kurmaca olduğunu tüm insanlığa kanıtlayan kulüptür. kendilerini buradan tebrik ediyor, teşekkürlerimi sunuyorum.

fenerbahçe'ye yöneltilen en büyük suçlamalardan birkaç tanesi neydi bir hatırlayalım;

emenike'nin 8 mayıs 2011 karabükspor fenerbahçe maçında oynamaması ve sezon sonunda fenerbahçe'ye transfer olması, 22 mayıs 2011 sivasspor fenerbahçe maçında kaleci korcan çelikay'ın yediği hatalı goller ve sezer öztürk'ün fenerbahçe'ye karşı kötü oynaması(!) idi.

beşiktaş'a yöneltilen [ybkz]swh[/ybkz]tek suçlama neydi onu da bir hatırlayalım;

11 mayıs 2011 beşiktaş ibb maçında ibrahim akın'ın ve iskender alın'ın transfer teklifi yapılmak suretiyle kafalarının karıştırıldığı ve bunun da oyuncuların maçtaki performansına etki ettiği idi.

peki 2011 2012 sezonunda ne oldu şöyle bir hatırlayalım[ybkz]swh[/ybkz];

manisaspor maçından önce yiğit gökoğlan ile transfer görüşmesi,
antalyaspor maçından önce necati ateş ile transfer görüşmesi,
kayserispor maçından önce nordin amrabat ile transfer görüşmesi,
28 nisan 2012 trabzonspor galatasaray maçından önce burak yılmaz'ın galatasaray'a transfer olacağı yönündeki haberler, paşamızın sakatlığını bahane ederek maçta oynamayışı, [ybkz]swh[/ybkz]yaklaşık 96 saat sonra sakatlığı geçmiş bir şekilde 2 mayıs 2012 galatasaray trabzonspor maçına çıkması ve bulduğu pozisyonları çok cömert bir şekilde harcaması,
gaziantepspor maçında eski oyuncuları emre güngör'ün yaptığı bariz hatalar(!)...

valla ben mehmet berk gibi bir savcı olsam sırf şu başlıklardan yaklaşık 10 klasör belge, 100-150 sayfalık da bir iddianame çıkarırdım. ama şaşırdık mı? tabii ki hayır!

ne olup ne bittiğini anladığım, yeterli bilgiye sahip olduğum ilk günden beri söylediğim tek şey şuydu ki; (b: "ortada bi sikim yok"). çünkü şike davası adı altında yürütülen insanları karalama kampanyası başından sonuna kadar saçmalık yumağıydı. ortada tek bir kanıt yok ama insanlar hapisteler.

ergenekon, balyoz, andıç, poyrazköy, oda tv, kck gibi davalara tepki gösteren [ybkz]swh[/ybkz]insanların bu şike davasına tepki göstermemesi tek kelimeyle iki yüzlülüktür. ideolojinizi, hayata bakışınızı, adalet duygunuzu, [ybkz]swh[/ybkz]allaha inancınızı sattığınızın farkında mısınız? farkındaysanız zaten sorun yok da farkında değilseniz ve hala yediğiniz bu boku savunuyorsanız geçmiş olsun canlarım. cehenneme kadar yolunuz var ulan! bi bitmediniz amına koyim!

(b: not: içerden babamın sesini duyar gibiyim; "hanım koş bizim oğlan sosyal tespit sıçmış!")
(b: not2: özenmeyip okuyan adamlar varmış lan. çok duygulandım şu an. ağlııciim sanırım.)
e.ç
pazar günü taraftarlarımızın müthiş desteğiyle oyuncularının bacakları tutmayacak duruma geleceği,yüksekten baka baka gelerek şanlı inönü stadında ezilip hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmek zorunda kalacak bir spor kulübü.
simsiyah
spor toto süper ligin açık ara en ahlaksız takımı.

bu ektiği nefret tohumları gün gelipte götünü tırmalayacağı [ybkz]swh[/ybkz] zaman bütün diğer spor kulüpleri düşenede bir tekme biz vurucaz yarışına girerek hırslarını çıkaracaktır. şu an kendilerini dev aynasında görenler biz bize yeteriz hepinizin amuğa koyarız diye aslan kesilen rengi bozuklar, hakları teker teker kasıtlı olarak gaspedilecektir. unutulmasın ki rüzgar eken fırtına biçer. son yıllardaki göt kalkıklığınızın nedeni olan pensilvanya onursal valisi'ninde çok fazla ömrü kalmadığından o ölene kadar elinize geçirdiğiniz her ahlaksızlık fırsatını iyi değerlendirin ve öldüğünde mezarında çok ağlayın belkide ölümsüz olup sizi kurtarmaya size devlet mallarının peşkeş çekilmesine ve kurumlarının kıyak yapmasına diğer taraftanda destek olur.

cümlelerimi kısacık olarak özetlemem gerekirse, yönetim futbolcu taraftar yav şak lar!!
leia
futbol takımında hala hırsızların, emek çalanların bulunduğu kulüptür. yıllar geçti ama değişen hiç bir şey yok galatasaray aynı galatasaray...

her boku anında öğrenen fatih terim maçtan sonra penaltı pozisyonunu görmediğini söyleyip yorum bile yapmayacaktır...

yöneticileri çıkıp futbolda böyle şeyler olur hakem göremeyebilir, yanlış karar verebilir derler.zaten ne bekliyoruz ki? kimden ne bekliyoruz? hiç düşünemedik biz çünkü onlar hala aynı değişen bir şey yok galatasaray aynı galatasaray...

bugün geçmişte yaptığı pisliklerden dolayı arif erdem pişmanım der...
yarın bugün yaptıklarından hatta yapacaklarından dolayı burak yılmaz pişman olacaktır...ve daha nice futbolcularını beklemekteyiz.

taraftarı ise yıllar önceden buldukları videolarla bak sizde de şöyle bir penaltı pozisyonu yapmışsınız? geçmişine dönerler ama biz buna alışığız çünkü onların uefa kupaları da vardı.

yani sorun bizde bence biz hep bir gün değişeceklerini azıcık şeref ve haysiyet kazanacaklarını düşünerek büyüdük. umutlandık insanlık ve galatasaray için oysa ki değişen hiç bir şey yoktu galatasaray hala aynı galatasaray...
rölanti
---------------alıntı---------------
çocukluk yillarim, babamin elinden tutarak maclara gidiyorum...Kombine biletler.....Eskiden kombine biletler kulupler tarafindan degil, beden terbiyesi mudurlugu tarafindan hazirlatilip satilirdi....Sadece numarali tribun kombinesi olurdu... Ve Besiktas-Fenerbahce Galatasaray'in butun maclarinI kapsardi... Butun maclar o zamanki adiyla Dolmabahce stadinda oynanir, bizler de futbol asigi olarak butun maclara giderdik...

1971- 72 -73 yillari Galatasaray 3 sene ust uste sampiyon oluyor...Antrenorleri Ingiliz Brian Birch Aliskin olmadigimiz yumruk showla tanistirmisti tribundekileri... Galatasaray takimi da sahaya cikar, hocalarindan gorduklerini uygular, ayni anda yumruklarini havaya kaldirirlardi... Hircin, sert futbol oynatan bir Ingilizdi... Yasin, Tarik, Bulent, Enver, Muzaffer, Tuncay, B. Mehmet, Cilli Mehmet, Metin Kurt, Gokmen ve digerleri... Sert ve hircin bir futbol oynarlardi... Hocalari sahada fotomuhabiri kovalar, fotograf makinalarini kirarak olay cikartacak,talebeleri bir macta numarali tribune tirmanarak (yanlis hatirlamiyorsam şevki ve Gokmen'di...) seyirci kovalayacak kadar hircindi....

Oynayarak kazanmislardi sampiyonlugu... Kimse gikini cikarmamisti... Eller uzatilmis, tebrik edilmisti sampiyonluklari...O zamanlar numarali tribunde karisik otururdu taraftarlar...Her seye ragmen biraz daha saf, biraz daha spor doluydu Musabakalar... Sonralari uzun yillar sampiyon olamadi (14 yil) Galatasaray...

Onceleri Fenerbahce, sonra Trabzonspor'un altin yillari, ardindan Besiktas...Galatasaray sampiyon olamiyordu.... Bir futbolcu transfer etmislerdi Adanademirspor'dan, 3 yil ust uste sampiyonluklarinin ardindan; Fatih.. Fatih Terim'in gelmesiyle tesaduf mudur, sans midir, ugursuzluk mudur?...bilinmez.. Oynadigi yillar boyunca sampiyonluk yuzu goremedi Galatasaray... Iyi bir defans oyuncusuydu Fatih, ama sevilmezdi.. Bir kabadayi edasiyla oynardi futbolunu... Yanlis hatirlamiyorsam bir Mersinidmanyurdu macinda, Mersin atagina ofsaytkaldirmayan yanhakemin uzerineyurumesini, tartaklamasini, hirsini alamayip bir de hakemin yuzune kocaman bir tukuruk gondermesini unutamiyorum...Simdiki talebeleri Bulent-Vedat karisimi bir seydi yani... (Kiziyoruz ya bizi, tukuren, isiran, dirsek atan futbolcularini korumasi, kendisi futbolcuyken aynilarini yapardi, ona gore normal olmali...!) Son senesinde hakeme fiili saldiridan oyle bir ceza almasi gerekiyordu ki, o cezayi alsaydi, kurallara gore teknik direktor olma hakki yok oluyordu, allem ettiler, kallem ettiler cezasini indirdiler, jubilesini yapti, kurslari bitirdi, calistirici oldu.... 80 yillarin ortalari... Turkiye hizli bir degisime ugruyordu... Hizli ve apar topar bir sekilde liberal ekonomiye gecis, beraberinde degisen deger yargilari ve ahlaki degerleri de getiriyordu... Ve hala Galatasaray sampiyon olamiyordu.... Ama hizla degisiyordu yonetici profilleri, yonetim anlayisi yavas yavas ele geciriyordu sari kirmizili camiayi...Ne kanun taniyordu ne nizam bu anlayis... Ne hak gozetiyordu, ne hukuk... Ariyordu, buluyordu kurallardaki bosluklari... Felsefeleri yavas yavas belirginlesiyordu:"Ben Yaptim Oldu ! Basari icin her yol mubah !..Yapanin yanina kar kalir!" VE TURK SPORUNDA ILKLER PES PESE SIRALANIYOR, PARAM PARCA OLUYOR SPOR AHLAKI, SARI KIRMIZILI CIZMELER ALTINDA....

Mirsad Kovacevic, yabanci kontejaninin dolmasindan dolayi, oynayamiyor Besiktas'ta... Ama bonservisi Besiktas'ta... Amatorluge donuyor Kovacevic,1 hafta icinde Galatasaray PAF takimina transfer oluyor, 1 mac oynuyor gencler liginde, begenilerek (!) A takim kadrosuna aliniyor: Ve ta ta taaa: karsinizda Turk statusunde oynayan Mirsad Gunes... Sonralari bir kac gunde Turklesen Fransiz milli takim oyuncusu, Didier Six, Dundar Siz olarak top kosturuyor Galatasaray'da... Inanilmaz sekilde deliniyor kurallar, kural oyucularin dusunemedikleri seytanliklar, bir bir uygulamaya geciliyor...Yabanci milli takimlarda oynayan cifte pasaportlulari da Turk statusunde oynatmayi basariyorlar sonralari...

O kapiyi da aciyorlar ardina kadar... Isvicre milli takimi oyuncusu Kubilay Turkyilmaz, Turk statusunde oynayiveriyor liglerimizde...(Piskinligi de elden birakmiyorlar bir yandan... Kendi actiklari yolda ilerleyen ve yabanci yasaklarini delen Fenerbahce'yi de elestiriyorlar bir taraftan....Yalandan...yalandan....)

Yil 1987 Galatasaray basketbol takimi... Ligdeki butun takimlar tek yabanci ile oynuyor... Galatasaray'in kadrosunda oynayan dort isim: Iziç , Michael Sceorse, Paul Dawkins , Calvin 1'i haric digerleri Turk vatandasi yapilivermis, basketbol sube sorumlusunca...Yillarca sampiyon olamamislar basketbolde de... Ve her sey ayarlanmis sampiyonluk icin...Kurallar delik desik edilmis... Basketbol federasyonu caresiz...Diger kulupler itiraz ediyor ama, isi kitabina uydurmus seytanlar...Ve caresizlikle bir sonraki sene icin yeni bir kural koyuveriyorlar... (Sahaya cikan 10 kisilik kadroda Turk Milli takiminda oynamaya haiz en az 9 oyuncu bulunma zorunlulugu getiriyorlar...) Omer Buyukaycan ' i taransfer etmis o sezon Galatasaray...Inanilmaz sekilde... Omer Buyukaycan'in transferi mumkun degil... Ancak bir kural var enteresan: "Egitim dolayisiyla "istedigi okulun takimina serbestce transfer olabiliyor oyuncu... O zamanki Galatasaray basketbol sube sorumlusu buluyor yolunu,Ankara'da "Ayse Abla Spor Kulubu"diye bir kulupten lisans cikariyor Buyukaycan, 'Ayse Abla Spor Kulubu"....dalga gecermis gibi futursuzca... Tesaduf bu ya, kisa bir sure sonra, "Ayse Abla Spor Kulubu"olaganustu kongreye gidiyor, ve kongresinde aldigi olaganustu bir kararla, Galatasaray kulubuyle birlesmeyi kararlastiriyor.. Boylece Omer Buyukaycan Galatasarayli oluveriyor... Bak su Allahin isine...!

O sene Besiktas basketbola buyuk yatirim yapmis... Iyi bir kadro kurmus..Efe Aydan, Erman Kunter Besiktas'ta forma giyiyorlar... Ve Besiktas- Galatasaray finale kaliyor sonunda... Gozleri fildir fildir donen, konusurken gerdan kiviran Galatasaray basketbol subesi yoneticisi, isini saglama aliyor..Ve bir kez daha spora ahlaksizligi ve sikeyi bulastiriyor.. Besiktas'in tek ABD lisi James Bullock'a 10 Bin Dolar veriyor, satin aliyor Amerikaliyi... James Bullock aldigi paranin hakkini veriyor, ilk final macinda sahada kavga cikariyor, ama sadece tek mac ceza alacagini biliyor, ne olur ne olmaz diye sahadan atildiktan sonra saga sola saldiriyor ve 2 mac ceza aliyor... Yabancisiz Besiktas, bol Turklestirilmis" yabancili Galatasaray'a boyun egiyor, ve Galatasaray sampiyon oluyor.... (Bu olay daha sonralari butun acikligiyla, Ahmet kurt'un yayin yonetmenligini yaptigi "Basket"dergisinde yayinlanan bir roportajda rahmetli Aydan Siyavus tarafindan anlatiliyor...) Hatirladiniz mi o meshur basketbol subesi yoneticisini? Hatirlayamadiysaniz adi FARUK SUREN.... Baskanlik yapti bir aralar Galatasaray'da!!! O sene sampiyon olan Galatasaray takimi kaptani Turgay Demirel ise su anki Basketbol Federasyon baskanimizdan baskasi degil... Ve 1986-87 futbol sezonu, bir utanc yili, tesvik, doping gibi kavramlarin ayyuka ciktigi, resmen satin alinmis bir sampiyonluk.... Bir kac yildir surdurulen araliksiz calismalar artik meyvesini vermeye baslamis, kose baslarina adamlar yerlestirilmis, ne yapilacak ne edilecek 14 yildir sampiyonluk yuzu gormeyen Galatasaray sampiyon yapilacak.... Federasyon baskani, bos zamanlarinda gidip de Galatasaray antremani seyreden bir baskan: Eski Galatasaray baskani Ali Uras , federasyon baskani olmus.. Merkez hakem komitesi kararlarinda soz gecirilir olmus..Basinda malum sari kirmizili kaskollu yazar ve yandaslari kamuoyu olusturmaya, olaylari kendi gozlukleriyle empoze etme ugrasi icindeler... Buna ragmen, 2 puanlik sistemde oyanan ligde, son 3 haftaya girilirken Besiktas 2 puan onde, buyuk bir avantaj yakalamis durumda.... Malatyaspor'la oynuyor Besiktas o hafta...

VE TURK FUTBOL LITARETURUNE ILK KEZ DUYACAGIMIZ BIR KAVRAM DAHA GIRIYOR: 'TESVIK PRIMI "

Haftanin basi, 19-5-1987 tarihli "Hurriyet " spor sayfasinin manseti: GALATASARAY'IN BUTUN UMUDU MALATYASPOR'DA Hala matematiksel olarak sampiyonluk sansi tasiyan sari- kirmizililarin, Besiktas'i yenmesi durumunda Malatyaspor'lu futbolculara toplam 32 Milyon lira tesvik primi verecegi iddia edildi. Buna gore maci kazandiklari taktirde oynayan ve yedek kulubesinde oturan Malatyaspor'lu futbolcular 2'ser milyon lira alacaklar...Mac gunu, 24-5-1987 tarihli "Cumhuriyet " gazetesinde Hilmi Turkay imzali yazi: KENT BIR GUNLUGUNE GALATASARAYLI Kent bir gunlugune Galatasaray'li oldu. Kaldigimiz iki gun boyunca hep "Para"konusuldu kentte..Simitcisinden kasabina kadar herkes agzinda ayni seyleri mirildaniyordu. Galatasaray'in adam basi 3'er milyon ve bu tesvik pirimine gecenin gec saatlerine dogru birerde Dogan marka otomobil eklendi. Arabalari verecek kisinin Ergun Gursoy oldugu soyleniyor... (Olaylarin daha iyi kavranabilmesi icin bir aciklama getireyim. Malatyaspor yonetiminin o mac icin butun takima vaadettigi galibiyet pirimi toplam 600 Bin liraydi... Galatasaray kulubu iseoyuncu basina, butun takima onerilen pirimin 5 mislini veriyordu.. "Dogan"marka oto, o yillarda otomobil ithalinin kisitli oldugu ulkemizde son derece kiymetliydi...Boyle bir araba sahibi olabilmek icin Tofas'a parasini yatiriyor, 4 ile 6 ay bekledikten sonra otonuzu teslim alabiliyordunuz...) e Turk Futbolunda bir UTANC senaryosu Malatya'da sahneye konuyordu. Malatyaspor'a Derwall tarafindan Almanya'dan ozel olarak getirilen "doping igneleri"nin teslim edildigi basinda alenen yaziliyor, futbol kamuoyunda konusuluyor, ama Ali Uras fedarasyonu olaylari sadece izlemekle yetiniyordu(!!!) Yapilan duyurulara ve sikayetlere federasyon kulaklarini tikiyordu.. ne bir doping kontrolu ne de bir sorusturma yapilmiyordu... Agzindan salyalar akitacak kadar gucune guc katmis Malatyasporlu futbolcular, Besiktas'a 1-0 galip geliyor ve puanlar esitleniyordu... (Ancak Besiktas'in averajla liderligi suruyordu....) Olaylar o kadar cirkin, o kadar UTANC verici ki, basina kolay kolay demec vermeyen baskan Seba bile patliyor: 27-5-1987 tarihli "TERCUMAN"gazetesi, Bulent Kigan imzali haber: "LANET OLSUN BOYLE LIGE !" Sonunda Seba patladi: Turk futbolu bir takim cirkin olaylarla bir seviyeye gelecekse lanet olsun boyle lige! Acikca yapilan cirkef olaylar neden hala telakki edilemiyor? Takim cikarmakta bile gucluk ceken ekipler, bizimle karsilastiklarinda adeta aslan esiliyorlar. Genclerbirligi ile yaptigimiz lig macindan once Genclerbirligi antrenorune (Metin Turel) gelecek sezon Galatasaray'i calistirmasi icin teklifte bulunuldugu ogreniliyor. Sampiyonluk yarisinda bizi celmeyecek takimlara, 'TESVIK"adi altinda super pirimler dagitiliyor. Besiktas'a karsi donen entrikalara artik dur demenin zamani geldi." Yine 27-5-1987 tarihli "GUNES"gazetesinde yazar Faik Gurses, "IGNE, PARA, ARABA. SONRA SAMPIYONLUGA" baslikli yazisinda olaylari bir bir yaziyordu...Ayni gun (27 Mayis 1987) tarihli "HURRIYET " gazetesinde ise Metin Keceli'nin sozleri Onur Belge imzasiyla yayinlaniyordu: 'Bu ne futbol cirkinligidir? Yeter artik, girtlagimiza kadar geldi. Her sey alenen cereyan ediyor..Gazetelerde yaziliyor. Gerekli merciler neden bir sey yapmiyor?"

Gercekten de her sey spor kamuoyunun gozleri onunde ceryan ediyor, Ali Uras fedarasyonu ise kulaklarini tikamis, gozlerini yummus, kilini bile kipirdatmiyordu... Bir sonraki hafta Denizlispor karsilasmasinda da, ayni utanc verici senaryonun ikinci perdesi sergileniyordu...Aradaki tek fark, formul kisaltilmisti, "IGNE + ARABA "olarak uygulanmisti...Bir hafta evvel "Dogan"lar fazla goze batmis olmaliydi... Macin bitimine 5 dakika beraberlik golunu atanDenizlisporlu oyuncularin, mac bitiminde bizlerin şaşkin bakislari arasinda sampiyon olmus gibi sevinmelerini, taklalar atmalarini, oradan oraya kosusturarak birbrlerine sarilmalarini ve butun bu hareketleri yaparken sanki hic mac oynamamis kadar dirilikte (!!!) olmalarini unutamam.... Galatasaray boylece 1 puan one geciyor, ondan sonraki hafta, UTAN senaryosunun son perdesini sahneye koyuyor, Eskisehir'le ASY de yaptigi macta,Prekazi serbest vurus sirasinda sirpca olarak Eskisehir kalecisi Zalad'a topu atacagi koseyi bildiriyor, (bu olay tesadufen Sirpca bilen Eskisehirli gocmen futbolcu tarafindan macin hakemine iletiliyor ama hakem orali bile olmuyordu) Zalad topun gittigi koseye atlamiyor, Eskisehir'i yenen Galatasaray 14 sene sonra Sampiyon oluyordu..... 2 Puanlik sistemde, Galatasaray 1 puan farkla, butun degerleri ve kurallari delik desik ederek, sampiyon oluyordu...Baskanlari Ali Tanriyar TV kameralari karsisinda tam kendisine yakisan lafi ediyordu: "Seni sevmeyen olsun ! " "BASARI ICIN HER YOL MUBAHDIR" ilkesi Galatasaray'in sportif anlayisinda zirveye yerlesiyordu...(Bu arada meshur hakem AHMET AKCAY'dan bahsetmeden edemiyecegim... Akcay o sezon yonettigi Ankaragucu-Besiktas karsilasmasinda, ne isi varsa kale diregine 4 metre mesafede duruyor, 85. dakikada Ankaraguclu oyuncunu cektigi sut tesadufen (!!!) hakemin omuzuna carparak yon degistiriyor ve Besiktas aglariyla bulusuyordu.Maci 1-0 kaybeden Besiktas 1 puani Ankara'da birakiyordu... Ayni hakem Eskisehir- Galatasaray macinda , Yusuf'un kalecinin elindeki topu faulle alip aglara gondermesine gol karari veriyor, televizyon goruntuleri uzerine, "Gozume kar suyu kacti, goremedim ! "seklinde kendini komikce savunuyordu... 1 puan ordan, bir puan burdan, sampiyonu belirleyen hakem olarak tarihe geciyordu....) Artik Turk futbolunda kanunlar kurallar terkedilmis, minareyi calan kilifini hazirlamis, yapanin yanina kar kalir olmustu..1988 senesinde Hile, hurda transfere bile karistirilmis, Besiktas-Fenerbahce kupa finali oncesi, Fenerbahceli Hasan, Ergun Gursoy tarafindan kacirilmis, maclar bitmeden transfer edilen bu oyuncuya, gudumlu federasyon ses cikaramamisti.. 93 sampiyonlugunu ve UTANC verici 8-0 lik maci ise, genc arkadaslar da hatirliyordur herhalde...O yuzden kisaca gecistirecegim..Skor uzerinde anlasarak yapilan sikelerde, en zor gerceklestirilen gollerin yenilecegi dakikalari tespit etmektir...Evet liglerimizde bir cok farkli skorla biten mac oynanmis, ama dikkat ederseniz bu maclarda oyun genellikle 70.dakikadan sonra kopmus, yenik durumda olan takimin direncinin tamamen kirilmasinin ardindan,fark artmistir. Bu yuz karasi macta ise, Zalad denilen ahlaksiz, golleri ne zaman yiyecegini ayarlayamamis, 70.dakikada skor 8-0 oluvermistir... Sonrasi al gulum, ver gulum.... Enteresan tarafi bu macin ardindan Zalad apar topar Turkiye'yi terketmis, bonsevis sahibi Ankaragucu takimi ise kendisinden hic bir sey talep etmemistir...! Satin aldigi sampiyonlugunun ardindan Galatasaray, sampiyonlar ligi elemelerine katilan ilk Turk takimi olma unvanini hakkiyla (!!!) eline gecirmistir. Sonraki yillarda olan olaylari, Vahap Beyazlari, Ahmet Cakar'lari hepimiz hatirliyoruz umarim.... Yalniz traji-komik bir mapeza hadisesi var, hatirlatmadan gecemiyecegim. Galatasaray-Beskitas lig maci ASY'de... Kubilay Turkyilmaz profesyonelce Riza'yi cekistirerek kendini yere birakiyor,hakem Bulent Yavuz pozisyonu yutuyor(!!!)... Penaltiyi kullanan Mapeza, golu attiktan sonra, kapali tribundeki Besiktas seyircisine kosuyor ve yeni aldigi KOL SAATINI gosteriyor....Kapali tribun o macta ilk defa bir demir kafes ile 2 ' ye ayrilmis.3000 civari bilet satilmis Besiktas seyircisine, ancak kasitli olarak 1000 kisilik yer ayrilmis, "TUVALET YOK O KISIMDA, SU VE YIYECEK YOK"...Bir de bunun uzerine Mapeza'nin agir tahriki...... Seyirci cildiriyor....Koltuklari sokup sahaya atiyor...SONUC:· Besiktas'a para ve 1 mac saha kapatma cezasi... Mapeza hakkinda Galatasaray kulubunun, "Oyuncumuz Turkiye'nin yabancisidir. Renkleri karistirmistir. O tribunu Galatasaray tribunu zannetmistir " konulu savunmasi kabul ediliyor...Ve Mapeza'ya ceza verilmiyor...(!!!) Bu arada Merkez hakem komitesi baskanlari, TFF baskanlari birbiri pesin sira, 'Galatasarayli "olduklarini ilan ediyorlar, acikca.... "BASARI ICIN HER YOL MUBAH " Artik Galatasaray'in vazgecilmez yonetim politikasi olmustur... Kose baslarini ele gecirme politikalarinin yani sira, kendilerine rakip olacak, yollarina tas koyacak kisiler ve kurumlar uzerinde de, bilincli bir yipratma politikasi izlenmistir son senelerde... Ertugrul, Alpay, Sergen, Oktay ve digerleri....Hatirlayin bakalim, transferlerine hangi kulup girdi surekli? Hangi kulup surekli zarara ugratti kulubumuzu....? Hangi kulup yukseltti fiyatlari durmaksizin? Sadece bizim transferlerimizi mi? Tabii ki hayir...Fenerbahce'nin alacagi veya sozlesme yenileyecegi futbolcularin da fiyatlarini arttirmadilar mi surekli...? Menfaatlerine aykiri gordukleri rakip kulup baskanlarina, rakip kulup baskan adaylarina medyasiyla, gudumlu yazarlariyla, satilik kalemsorleriyle saldirmadilar mi surekli? Rakip kuluplerin secim kongrelerine burunlarini sokacak kadar ipin ucunu kacirmadilar mi? Doping kullanan oyuncularini, cocuklarin bile Eczanelerden alabildikleri A-ferin ilaci kullandi seklinde komik sekilde savunanlar ve buna inanan safdiller.... Inanabiliyor musunuz sadece A-ferin denilen basit bir ilaci, husn-i niyetiyle bir kullanacak, oyunculari 6 ay ceza alacak ve Galatasaray kulubu bu cezayi olgunlukla kabul edecek... Cenaze marsi cal, klasik muzik caldik diye kendini savun... Doping yap, grip ilaci aldi diye kamuoyunu yanilt... Gecin bunlari...gecin... Komik oluyorsunuz!! Taktik hep ayni... 15 senedir degismedi.... Kendine rakip olabilecekleri, menfaatine engel olanlari, UTANC verici gecmisinle yuzlestireni, KOTULE, SALDIR, hic bir sey yapamazsan IFTIRA AT... nasil olsa hala yaptiklarina seyirci kalabilecek safdiller bulunur bir yerlerden !!! Sarilirsin hemen, "Spor kardesliktir..." "Nedir bu anlamsiz dusmanlik...?" "Hepimiz kardesiz, bizler Turk milletini temsil ediyoruz...!" teranelerine.. YAPTIKLARIN ve YAPACAKLARIN YANINA KAR KALIR.... Centilmenlik anlasmasi yaptilar bu sene diger buyuklerle... Nedense kadrolarindaki futbolcularinin tamamina yakininin sozlesmesinin bittigi ve transfer butcelerinin olmadigi bir zamana rastladi centilmenlesmeleri... Bir yoneticimize sormustum 1-2 hafta evvel, "Bu centilmenlik anlasmasina guveniyor musunuz?" Yoneticimiz: "Siz olsaydiniz guvenir miydiniz? " seklinde soruya soruyla cevap vermisti... Aslinda bu soru icinde anlamini da gizliyordu.... ASY'de rakip takimlara kurduklari kumpas, tekme, tukuruk, cift dalma, dirsek atma, isirma..Ve gecici korluk yasayan hakemlerin talihsizlikleri, istemeden pozisyonlari kacirislari...!

Iste Fatih'in aslanlari.... "Efendim, Fatih hocanin verdigi asiri motivasyonla bazen asiri hareketler yapiyormus aslanciklar...!" Bu asiri MOTIVASYON ne menem bir seydir? Agizdan hap olarak mi alinmaktadir, yoksa damardan siringayla mi? "BASARI ICIN HER YOL MUBAH... AMAC = PARA, DAHA COK PARA...." Spor, esit sartlarda, spor ahlakina bagli kalinarak yapildiginda spordur...Mucadelemiz, kisilerle veya kurumlarla degil, 15 senedir sporumuzda UTANC tablolarini bir biri ardina sergileyen YONETIM ANLAYISI iledir..."Seni de, seni seveni de sevmiyorum ! " diye sehrin en islek caddesine pankart astiracak kadar, rakip camialarda nefret uyandiran YONETIM anlayisi iledir...Bunu anlamak istemeyenler cikacaktir bu rakip camiadan, kafalarini devekuşu gibi kuma gomup, olani biteni basit bir KISKANCLIK olarak algilamaya calisanlar da cikacaktir. Ozelestiri yapmamakta israrci olanlar olacaktir elbet.... Hatta isin icine son parasini mac biletine yatiran gariban taraftari karistirip,ucuz duygu somurusu yapmaya kalkisanlar da olacaktir...

Dusunmeyeceklerdir UTANC dolu gecmislerinde defalarca, o gariban taraftarin COSKUSUNU, SEVINCINI caldiklarini, o gariban taraftarin AKITTIGI GOZ YAşLARINI geri veremeyeceklerini... DUSUNEMIYECEKLERDIR....! Bu arada geçen hafta Galatasaray yoneticileri ve futbolculari Ankara'da gitmedik kapi birakmamislardir. Milletvekilleri, bakanlar, parti baskanlari ve niceleri ... amac UEFA sampiyonu Galatasaray kulübunun odullendirilmesi ve detaylariydi. Hani millete mal olmustu bu kupa, hani ulkemizin reklami yapilmisti.. Eger gerçekten inansalardi bu soylediklerine once Anitkabire gider ATATURK'u ziyaret ederlerdi. Ama oraya gidecek yuzleride yok unutmayalim ki Ataturk'un bize miras biraktigi bu topraklarda yetisecek sporculara soyledigi bir soz var;

Ben sporcunun zeki çevik ayni zamanda AHLAKLISINI severim.
---------------alıntı---------------

http://www.serencebey.com/tr/tab.aspx?tabid=173
gidiyorum bu
önümüzdeki sezonlarda avrupa'da kendilerinin dahil olduğu tüm branşlardaki kura çekimlerinin tanıtımı için (b: yaşar alptekin) ile anlaşma zemini arayan kulüp.
dehneliler
sol bek ihtiyacı için ismail köybaşını düşünen kulüp, taraftarları sözlemesi bitiyor diye yorumlar yapıyor , sezon sonu bedavaya ismail köybaşını transfer etmeye çalışacak muhtemelen, yönetim bir an önce ismail köybaşının sözleşmesini uzatmalı
kont brakula
kendilerini temsil eden renkleri tutturmakta zorlanan kulüp.

---------------www.galatasaray.org---------------

renklerin öyküsü

galatasaray spor kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyaz'dır. bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardır. bu nedenle, sarı-lacivert renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştur. bu renklerin öyküsünü ali sami yen'den dinleyelim:

"birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet bahçekapı'daki şişman yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. sarı-kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. nitekim de öyle oldu." buna karşılık kuruculardan bekir sıtkı, söz konusu renklerin gül baba'nın ıı.beyazıt'a verdiği sarı ve kırmızı güllerden esinlendiğini ileri sürer.

---------------www.galatasaray.org---------------


galatasaray lisesi'nin ilk logosu mavi-kırmızı.
galatasaray spor kulübü 1905'te kuruldu. dediklerine göre renkleri beyaz- kırmızı.
1907 yılında ve 1908'de ingilizler ile yapılan maçta sarı-lacivert formalarla sahaya çıktılar.
2. logosu 1925'te çizildi[ybkz]swh[/ybkz] ve yine cart diye tabir ettikleri sarı-kırmızıdandı.
ıı. beyazıt diye yazılan kişi ıı. bayezid'dir. 1481-1512 yılları arasında yaşamıştır. o seneden beri renkler dönüp dolaşmış, jetonlar nihayet düşünce, vişneli çalımlı koyu sarılı saka kuşu renklerini hatırlayıp, 2004-2005 sezonuna doğru forma renklerini ancak tutturabilmişlerdir.


formalara göz atmak isteyenler için (g: bkz=galatasarayformakoleksiyonu.blogspot.com/2010/02/formalarim-20-sezon-73-forma.html).


renkli olmak da zor be. yazarken daraldım yemin ediyorum.

pantone kodları için (g: bkz=galatasarayformalari.blogspot.com/2010/08/resmi-renkler-kullanalim.html).
ala rase
attıkları gol sonrasında (g: şöyle=tinyurl.com/cze6m8t) bir şarkı çalan beste özürlü takım.

bom çiki çiki çiki cim bom bom ne lan? gerizekalılar. bir iki bestemizi şu renklilere ipotek edelim de bu insanlık dramı bir bitsin. bize de yazık.
systemfailed
dünyanın en yüzsüz taraftarına sahip kluptür.

sen 6 sene şampiyonlar ligine katılama,katıldığında da köy takımlarını zar zor yen,sonra gel beşiktaş sekiz yedi avrupanın en rezil takımısınız gibi şeyler söyle,içinde bulunduğumuz mali krizle dalga geçerken bundan bir kaç sene öncesine kadar televizyonlarda para dilendiğini unut.gerçekten fener taraftarını bile geçtiler bu alanda.
7 /

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol