edouard cisse

gidiyorum bu
2007-2009 yılları arasında beşiktaş forması giymiş senegal asıllı fransız orta saha oyuncusu. asıl yükselişini 2008-2009 sezonunun ikinci yarısında fabian ernst'in takıma dahil olmasıyla gerçekleştirmiş, o sezonun sonunda mustafa denizli yönetimindeki beşiktaş ile hem lig hem de türkiye kupasını kaldırmıştır.
dingoc
beşiktaş tan ayrıldıktan sonra, bir başarı elde etmiş, futbol hayatına göz önünde devam etmiş ender topçulardandır. kendisi takımımızdayken, istenilen oyunu hiç bir zaman gösterememişti, belki de biz öyle sanmıştık yerine alınan michael fink 'i izleyene kadar. adam meğer bizde mücadele etmekten gayri, top dağıtıyor, pas alış verişini sağlıyormuş.

halen akıllarda, soğuk yüzü ve tepkisiz halleri bulunmakta
cengizselcuk
allahım allahım deyip uçan kuşa borcumuz var dedirten kişidir.. [ybkz]swh[/ybkz]

"Eduard Leopold Cisse[/gbkz]'nin 300.000 Euro alacağının 07.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi, 12.293,60.- TL harç ve 32.787,20.-TL vekalet ücretiyle birlikte Beşiktaş AS tarafından ödenmesine, futbolcuya kesilen 10.000 USD ve 100.000 Euro tutarındaki para cezalarının iptaline karar vermiş, karar TFF Tahkim Kurulu tarafından onanmıştır. Mali Tablolarda karşılık ayrılmış ve dosya borcu alacaklı ile yapılan protokol kapsamında ödenmiştir."
gidiyorum bu
--alıntı--

“Beşiktaş'ta transferler için devreye girdiğim dönemde Yıldırım Demirören'in talimatıyla bonservisi olmayan futbolcuları araştırmıştık. Cisse de o sırada bonservis bedeli olmayan futbolculardan biriydi. Menajerler aracılığıyla haber verdikten sonra Paris Saint-Germain kulübüne görüşmeye gittik. Kulüp küçülmeye gidiyordu ve bize Cisse ile birlikte Mario Yepes'i önerdiler.

Ertuğrul Sağlam, Yepes'i istemediği için çok ucuza gelecek olmasına rağmen transferi yapamadık. Cisse için görüşmeye devam ederken Avrupa kulüplerinin Türk kulüplerine itimadı olmadığı için bizden bir teminat mektubu istediler, verdik.

En sonunda menajerler ve kulüple anlaşıp Cisse ile buluştuk. Bize şartlarımızı uyun bulduğunu ama ailesine de kabul ettirmesi gerektiğini söyledi. Avrupalıların eşleri meşhurdur bilirsiniz! İmza atılmadan önce eşi İstanbul'u görmek istediğini söyledi. İstanbul'a geldiklerinde her futbolcuya yaptığımız gibi onlara da Boğaz'da yemek yedirip, Akmerkez'i gösterdik. Bir kadın başka ne ister! Tabii ki çocuklarının okulları, oturacakları ev ve araba konusunda da yardımcı olduk ama bizi rahatsız edecek başka bir isteği olmadı."

--alıntı--






gidiyorum bu
"Beşiktaş'a transferim biraz farklı gerçekleşti. Menajerim, Beşiktaş'tan teklif geldiğini söyledi. Ben de o zaman 29 yaşındaydım ve PSG ile yeni sözleşme uzatmıştım. Türkiye'ye gitme fikrine sıcak değildim. Menajerime, kabul etmeyecekleri bir maaş talep etmesini ve böylece tekliflerini nazikçe geri çevirmesini söyledim. Ailemle akşam yemeğindeyken, menajerim aradı ve isteklerimizi kabul ettiklerini söyledi. Aklıma ilk gelen beni, djibril cisse ile karıştırdıkları oldu.

Daha sonra anladım ki Beşiktaş'ta teknik direktör, Fransa Ligi'ni takip eden biri ve benim kim olduğumu gayet iyi biliyordu. Tesisleri gezdim ve daha önce bu kadar iyi tesis görmemiştim. Dönemin sportif direktörü, eşimin ne sevdiğini sordu. Ben de balık sevdiğini söyledim. Bizim için boğaz kenarında bir balık restoranı kapatmışlardı. Dürüst olmam gerekirse, ekonomik projeden sonra sportif proje de hoşuma gitmişti.

29 yaşında her şeyin bittiğini, artık emekli olduğumu düşünerek Türkiye'ye gittim. Bilgi almak için Nicolas Anelka'yı aradım. Türkiye'nin çok ateşli bir yer olduğunu ve gitme şansım varsa gitmem gerektiğini söyledi. Türkiye'de futbol tutkusu, her yerdeydi. 2-3 hafta sonunda emekli olmadığımı idrak ettim ve iyi bir seviyede kalmam gerektiğini anladım. Beşiktaş'ta Çarşı tribünü inanılmazdı, muhteşemdi. Beşiktaş'a dair yalnızca güzel anılarım var, çok güzel bir deneyimdi."

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol