"inter'de çalışırken Bir gün yanıma gelip Brezilya'ya gitmek için benden izin istedi. Eğer öylesine 'tamam' dersem, ertesi gün soyunma odasının yarısının sudan bahanelerle aynı şeyi isteyeceğini biliyordum. Bu yüzden ona bir şart koştum: 'Ceza sahası dışında, bire birde tam 10 hücumu savunacaksın. Eğer tek bir gol bile yersen gidemezsin.' Hiç tereddüt etmeden kabul etti.
Vieri'yi, Recoba'yı ve diğer hücumcuları çağırıp onlara şöyle dedim: 'Ona gol atmak için 10 şansınız var. Eğer atamazsanız, yarın 5 kilometre koşarsınız.' Bir anda baskı onun üzerinden tamamen kalkmıştı.
Sonrasında olanlar tek kelimeyle inanılmazdı. Ronaldo adeta bambaşka bir şeye dönüştü: Alanı daraltıyor, hamleleri önceden seziyor ve kimsenin takip edemeyeceği 10 metrelik kısa, patlayıcı dönüşler yapıyordu. Baresi, Costacurta ve Maldini'nin kusursuz bir karışımı gibi görünüyordu. Onu bir kez bile geçemediler. Antrenmanın sonunda her şey çok netti: Ertesi gün forvetler ceza koşusuna çıktı, Ronaldo ise Brezilya uçağına bindi. İşte o böyle biriydi: Sadece bir izin isterken bile, bunu sahada kanıtlamayı tercih ederdi."
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?