“Brezilya'ya maça gittik ve tabii Saviola ile Tevez vardı. Bielsa bana, 'Hernan, sağ kanatta oyna' dedi.
Saviola ve Tevez harikaydı, kariyerlerinin başındaydılar; ben ise artık kendini kanıtlamış bir oyuncuydum. Ama bunun bir önemi yoktu. 'Seni kanatta mı istiyorum?' Kanatta oynadım. Maçı 3-1 kaybettik.
Sonra Peru'ya karşı oynadık. Bu kez Carlitos ortada oynadığı için beni sol kanada koydu. Maç 0-0 bitti, berbat bir maçtı. Kafamın içinde fırtınalar kopuyordu; herkese bağırmak istiyordum.
Marcelo yanıma geldi, oturdu ve bir yandan beni över gibi yaparken bir yandan da hakaret etmeye başladı: 'Artık olgun bir adamsın.' Bana saygısızlık etti. Ona baktım, başını eğdi ve uzaklaştı. Duşta, o görevde olduğu sürece milli takıma bir daha dönmemeye karar verdim.
Ertesi gün beni tesislere çağırdılar. Özür dilemek ya da kendini açıklamak yerine daha da ileri gitti. Ona şunu söyledim: 'Bana yaptıkların, bu sürekli saygısızlıklar o kadar ciddi ki, hayatımda başıma gelen en büyük şeyi — milli takımda oynamayı — bırakıyorum. Sen burada olduğun sürece asla geri dönmeyeceğim.'”
neden bekliyorsun?
bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?