havuz seviyesinde türkiye futbolu

artin
alper kaya`nın Evrensel Gazetesinde 25 Kasım 2017 çıkan yazısının başlığı.

Havuz medyası olarak adlandırılan, sermaye ve güç odaklı televizyon kanalları ile gazetelerin son yıllarda bizlere sunduğu magazinsel futbol figürlerinin iflasını seyrediyoruz birkaç aydır. Bu iflas, en sonunda siyahî futbolcular üzerinden yapılan çirkin göndermeleri de aşıp direkt sinkaflı bir söz sarf eden Rasim Ozan Kütahyalı’nın hem televizyon hem de gazeteden kovulmasıyla zirve yaptıysa da; biz bu ırkçılığa çok da yabancı değiliz spor camiasında…
Genelde güleç yüzüyle tanıdığımız Samet Aybaba’yı iyi hatırlamak lazım: Gençlerbirliği’nden gönderildikten sonra takımın Mısırlı savunmacısı El Saka’yı kast ederek “Beni bir Arap’a tercih ettiler” sözleri hâlâ aklımızda!
Neyse ki bu yazının konusu, spor camiasındaki faşist yaklaşımlar değil.
Bundan yıllar evvel, bu programların en azından günümüzdeki muadillerinin “atası” sayılan programı bilirsiniz. Erman Toroğlu ve Şansal Büyüka ikilisinin kâh pastırma fiyatları kâh Ümit Karan’ın gerdek gecesi olmak üzere futbol dışında her şeyi konuştukları ve nasıl başarıyorlarsa sabah dörde kadar sürdürdükleri Maraton programı…
(Ki bu “sabah dörde kadar” sürme durumuna başka bir programda yıllar sonra Gökmen Özdenak “Yahu bu program gibisi mi var, hem sohbet ediyoruz hem para alıyoruz” sözleriyle açıklık getirmişti.)
Maraton’a dönelim…
Tugay Kerimoğlu’nun Blackburn kaptanı olduğu yılları hatırlayanlar, bir ihtimal şu detayı da hatırlar: Bir gazeteci onunla yaptığı röportajda “İngiltere’de futbol oynamak zor mu? İngilizlerin Erman Hocaları seni eleştirmiyor mu?” sorusunu sormuş, Tugay’dan ise “İngiltere’de Erman Hocalar yok, ben de ilk geldiğimde çok şaşırmıştım ama maçları beş dakikalık özetlerle verip geçiyorlar genelde…” cevabı gelmişti.
İngiltere’nin futbol kültürü ile, bizimki hep kıyaslanagelmiştir ama Tugay’ın bu sözleri bence en berrak çerçeveyi oluşturmalı. Onlarda yok da, bizde niye var? Mesela, bilhassa 3 Temmuz Şike Soruşturması sonrası piyasaya yayılan Rasim Ozan Kütahyalı gibi isimler futbolu neden yorumluyor? Niye bu kadar söz sahibi oluyorlar?
Onların sesinin bu kadar gür çıktığı bir ortamda…
Rakibinin doping yaptığı tescil edildiği hâlde şampiyonluğu verilmeyen Muğlaspor, rakiplerinin aldıkları şaibeli sonuçlarla son haftada küme düşen Karsspor, deprem sonrası mağduriyetine bir de TFF damgası vurulan Vanspor, -biraz daha geriye gidersek- organize bir tezgah ile küme “düşürülen” Vefaspor gibi takımların sesleri nasıl duyulabilir ki?
Bunu ne kadar istiyoruz ve hatta hak ediyoruz?
İdman sahasına beton dökülen, maddi olarak ciddi kıskaca alınan, tarihten silinme noktasına gelen İstanbulspor’un yeni yönetimi; geçtiğimiz sezon takımın maç yaptığı stadın yer aldığı Yenibosna’da atık su tesisi açılışı yapan Recep Tayyip Erdoğan’a takım atkısı hediye edip, çekildikleri fotoğrafları boy boy paylaşmışken…
Biz daha neyi tartışacağız?

neden bekliyorsun?


bu sözlük, duygu ve düşüncelerini özgürce paylaştığın bir platform, hislerini tercüme eden özgür bilgi kaynağıdır.
katkıda bulunmak istemez misin?

üye ol